12 Mart 2004, Kamışlı

26 Temmuz of 2013

Suriye’de futbol maçları oynanmaya devam ediyor, ama hiçbir şey eskisi gibi değil. Dokuz yıl öncesinin mirası artık savaş meydanlarında görülüyor

Yazar: Salih Demirci

salihdemirci@hayatimfutbol.com | twitter.com/noatsamisa

Muhaliflerin rejim güçlerinin yanı sıra kendi aralarında da savaştıkları, safların sürekli yeniden kurulduğu Suriye İç Savaşı, olanca şiddeti ile devam ediyor. Barışçıl gösterilerin kalabalıklaştığı 2011 Mart’ından önce küçük çaplı yürüyüşlerle başlayan intifada, şimdilerde rejimin direncini büyük ölçüde muhafaza ettiği iç savaş durumunu sürdürüyor. Bununla birlikte aradan geçen zamanda güç merkezlerinin değişmesiyle tek taraflı savaş görüntüsü kaybolmuş vaziyette. Savaş tecrübesi, dış yardım ve lojistik imkânları yüksek, adanmışça savaşan Selefi gruplar, bir süredir yükselişte.

Son olarak Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgesinde yer alan Resulayn/Serekaniye kasabasını kontrol eden PYD güçleri ile Nusret Cephesi arasında çatışma patlak verdi. Daha önce Özgür Suriye Ordusu ve ona kısmen bağlı gruplar ile Halep’te ve ülkenin kuzeybatısındaki Kürt bölgesinde çıkan çatışmalar sulh yoluyla hallolmuştu. Fakat bu sefer şiddetin boyutunun arttığından ve sonuçlarının daha farklı gelişebileceğinden bahsediliyor. Ayrıca geçmişteki bir futbol karşılaşmasına da atıf yapılıyor ki, böylece bizim de olan-biten hakkında bir şeyler söyleme ehliyetimiz oluşuyor.

Saddam’dan sonra

12 Mart 2004 günü, Suriye Ligi’nde bir maç oynanacaktı. Ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Kamışlı şehrinin takımı El-Cihad, Suriye’nin doğusunun merkez şehri Deyrizor’un (Deir ez-Zor) temsilcisi El-Futwa ile karşılaşacaktı. Sonrasını Ayşe Karabat özetliyor:

“Kamışlı’daki maç daha başlamadan El-Futwa seyircilerinden bazıları, birdenbire bulunması o kadar da kolay olmayan Saddam Hüseyin posterleri açtı. Belli ki bu eylem önceden planlanmıştı. El-Cihad tribünleri de buna, yine bulunması o kadar kolay olmayan Amerikan bayrakları sallayarak karşılık verdi. Maç başlayamadan taraftarlar birbirlerine taş ve bıçaklarla saldırdı. Araya silah sesleri de girdi ve bütün şehir ayaklandı.”

Pek çok haber metninde “Bir futbol maçı sonrası başlayan olaylar…” şeklinde geçen hadisenin arka planına dair bugüne dek elle tutulur bilgiye rastlayamamıştım. İşin aslı, bu maçın oynanacağı vakitlerde Saddam Hüseyin yakalanalı birkaç ay oluyordu ve Irak işgal altındaydı. Maça taraf şehirlerden deplasmancı Deyrizor, yoğunluğunu Arap aşiretlerinin oluşturduğu bir şehirdi ve politik düzlemde Sünni Araplar, Irak’ın işgalinden en fazla rahatsız olan gruptu. İşbirlikçilikle suçladıkları Kürtler ise bilhassa Halepçe Katliamı’nın toplumsal hafızaya kazınmasıyla Saddam Hüseyin’den nefret ediyorlar. Böyle bir ortamda tribünlerde çakan kıvılcım, sonrasında tüm Suriye Kürt bölgesine ve Halep ile Şam’a da sıçrayarak Kamışlı Ayaklanması olarak tarihe yazıldı. İlk gün 9 kişi öldü, sonrasında rejimin gösterileri bildik metotlarıyla bastırmaya çalışmasıyla en az 25 kişi hayatını kaybetti. Bu süreçte yüzlerce gösterici de rejimin işkencehanelerine gönderildi.

Şimdilerde Suriye’ye dair bazı haberler ve fikir yazılarında sürekli atıf yapılan bu olaylar dizisi, iddialara göre Kürtler’in Suriye intifadasındaki pozisyonlarının katılaşmasına neden oldu. Yine Ayşe Karabat’tan alıntıyla ve en kaba tasvirle, mevcut rejimin yerine kurulacak yeni yönetimin Arap milliyetçiliğinin dozajı hakkında Kürtlerin tereddütleri vardı. Buna karşılık Kamışlı Ayaklanması’nın gerçekleştiği 2004 yılında Kürtler rejimin değişmesini en gür sesle talep eden grup iken, Suriye’nin çoğunluğu o günlerde bir dizi reformun iyimserliğini taşıyordu. Fakat ülkenin nispeten sessiz günler geçirdiği zamanlarda yaşanan bu hadise, ancak intifada iç savaşa dönüştüğünde açık bir anlam ifade eder oldu. Şimdilerde Selefiler olarak ifade edilen gruplarla çatışırlarken bu anlam daha yoğun yaşanıyor olabilir.

EOhcTGR

Mısır’dan Suriye’ye

Tıpkı geçen yıl Mısır’ın Port Said Stadyumu’nda yaşanan ve 79 kişinin ölümüne neden olan olaylar gibi 2004 yılında Kamışlı’da oynanması planlanan maçta da tribünlerinde yaşananların futbol ile herhangi bir ilgisi yok. Herkesi cezbeden oyun futbol, bilhassa büyük şehirlerde insanlara toplanma ve gür sesle kendini (özellikle radikal şekilde) ifade etme fırsatı sunuyor. Eğer tribünler kurgulanmamışsa, arka planda ne yaşanıyorsa bir şekilde tribünlere yansıyor; belki de yeri geldiğinde bir futbol maçı vesilesiyle tarih şekilleniyor.

Söz konusu iki takım, El-Cihad ve El-Futwa aradan geçen 9 yılın ardından bu yılki Suriye Ligi’ne katılamadılar. Ligdeki 18 takımın 16’sı normal sezon maçlarını oynarken, ki bunda pek çoğunun Lazkiye, Halep ve Şam merkezli olmasının payı var, iç savaştan yoğun şekilde etkilenen Kamışlı ve Deyrizor’un takımları ligden çekildiler. Geçen yılın şampiyonu El-Şorta ise bu sezon da kendi grubunu lider bitirdi ve söylenene göre Ağustos ayında oynanması planlanan play-off’ların favorisi.

Notlar:

  • Bu sezon Kasımpaşa forması giyecek olan Suriyeli golcü Sanharib Malki Sabah da Kamışlı doğumlu.
  • Fenerbahçe’nin 2007 yılında Şam’da karşılaştığı Halep ekibi El-İttihad ise intifadan önce, 2010 yılında AFC Cup’ı, yani Asya’nın UEFA Kupası’nı kazanmıştı.
  • Gazeteci Ayşe Karabat’ın 2013 Şubat’ına dek Suriye’de olan-biteni anlattığı “Suriye Savaşları” isimli kitabı, meraklısına tavsiye.
 
kapak

Next:

Çöldeki belalı vaha: Al Ain

You may also like

Yorum Yap