Akıllarda yer eden 10 milli maç

02 Ekim of 2011

Yazar: Fırat Topal

firattopal@hayatimfutbol.com | twitter.com/ | 02.10.2011

Nasıl, Mustafa Denizli Neuchatel maçı için “Kafalardakinin değişmesi için bir takımın bunu yapması gerekiyordu” diyerek o meşhur 5-0’lık maçın psikolojik önemini ortaya koyuyorsa, Türk Milli Takımı’nın 7 Ekim 1994 tarihinde Budapeşte’de oynadığı, Euro 96 elemelerindeki ilk grup maçının önemini de ortaya koymak gerekir. O maç Dünya Kupası üçüncülüğüne kadar giden yolculuğun ilk güçlü halkasıdır, zira milli takım ilk yarıyı Kiprich ve Halmai’nin golleriyle yenik kapatmış ve herkes yine hüsran dolu bir eleme grubu beklentisine girmişti. Ancak ikinci yarıda Hakan Şükür ve Bülent Korkmaz’ın golleriyle takım 1 puanı almış, o yolculuk 42 yıl sonra bir uluslararası turnuvaya gitme hikayesinin başlangıcı olmuştu. Kafalardakinin değişmesine sunulabilecek en güzel kanıt da, çok değil 5 yıl önce beraberlik almaya dahi zorlandığımız İzlanda’nın sonraki maçta 5-0 mağlup edilmesidir. Aşağıda modern futbol tarihimize geçen 10 milli maç ve hikayesi var.


1-İngiltere ve 8’ler
: Dünya basınının en gereksiz yayın organlarından The Sun gazetesinin 30 yıldır sürdürdüğü hindi muhabbetlerinin kaynağı, ilki 14 Kasım 1984’te 1986 Dünya Kupası elemelerinde, ikincisi de 14 Ekim 1987’de Euro 88 elemelerinde 8-0 sonuçlanan iki İngiltere maçıdır.  Bryan Robson ve Gary Lineker’in birer hat-trick ile bizi selamladıkları bu maçlar aynı zamanda Yaşar Duran ve Fatih Uraz’ın torunlarına anlatacakları bir dolu anıya da vesile olmuştur. Bunların en ünlüsü Rıdvan Dilmen’in “9 kere topa değdim, çünkü 9 kere santra yaptık” lafıdır.

2-İsveç 2-2 Türkiye (15 Kasım 1995): Macaristan yolculuğu ile başlayan Euro 96 eleme grubu macerasının son halkası. Bir başka sevince boğan 2-2’lik sonuç. Grubumuzda İsviçre son maçlar öncesi gruptan çıkmayı garantilemiştir. Türkiye ise işini şansa bırakmamak için İsveç deplasmanından mutlaka puan almak zorundadır. Önce Alexandersson’la, daha sonra Hakan Şükür’le beraberliği yakalamamızdan 1 dakika sonra Petersson’la İsveç 2 kez öne geçer. Patrik Andersson’un kendi kalesine attığı gol Türkiye’yi 54 yıl sonra bir uluslararası turnuvaya götürür. Terimizm ekolünün ilk başladığı günler…

12462183-Türkiye 0-1 Hırvatistan (11 Haziran 1996): Yukarıdaki İsveç maçının ardından gittiğimiz Euro 96’daki ilk grup maçımız. Nottingham’ın City Ground stadyumundaki o maçın 86. dakikası geldiğinde turnuvaya puanla başlamak üzereydik. Ama olmadı. 87’de korner kazanırız, tüm takımın ileri çıktığını gören Fatih Terim “2 kişi daha geriye gelsin” diye bağırır. Kimse tınlamaz, kornerden top döner, Asanoviç mükemmel bir pasla defansımızı oyundan düşürür, Vlaovic, onu düşürmemek için ekstra çaba gösteren Alpay’ın önünden geçer, Alpay fair-play ödülüne, Hırvat oyuncu ise gole gider. O moral bozukluğu ile takım gol atamadan turnuvaya veda eder.

4-Türkiye 1-0 Hollanda (2 Nisan 1997): Bursa’da devrilen 2 devden ilki. 1998 Dünya Kupası elemeleri. İlker Yağcıoğlu’nun futbol kariyerinde yaptığı en iyi orta olduğu iddia edilen pasına ceza sahasında Jaap Stam’ın arkasından yükselen Hakan Şükür, topu Edwin van der Sar’ın koruduğu kalenin uzak köşesine asmış ve maç da bu skorla bitmişti. Clarence Seedorf’un kronikleştiği üzere kaçırdığı penaltının da bu galibiyette payı olmuş ancak Türkiye grup maçları sonunda Hollanda ve Belçika’nın arkasında kalarak finallere gidememişti.

5-Türkiye 1-0 Almanya (10 Ekim 1998): Bursa’da devrilen diğer dev. Hakan Şükür’ün 70. dakikada, Oktay Derelioğlu’yla beraber karıştırdığı ceza sahasında Oliver Kahn golü yemek için özel bir çaba göstermiş, Hakan’ın bir boğa gibi süstüğü ve direkten dönen kötü kafa vuruşunu içeri almıştır. Gol sonrası, kameralar tekrarı bitirdiğinde Türk halkı Tayfun Korkut’un karambolde kırmızı gördüğünü öğrenmiş, maç Rüştü’nün kaleye gelen her topa kedi gibi atlamasıyla lehimize sonuçlanmıştır.Ancak grup maçları sonunda bizi mağlup edemeyen Almanya Euro 2000’e doğrudan giderken Türk milli takımı play-off’a razı olmuştur.

782157-13327991-640-3606-Türkiye 0-0 İrlanda (17 Kasım 1999): Bursa üçlemesinin son ayağı. O kaldığımız play-off’tan Euro 2000 vizesı aldığımız maç. Daha maçın başında, şortu yırtılan Roy Keane’in, saha içinde şortunu değiştirmesi sebebiyle milyonların İrlandalının namahrem yerlerini görme tehlikesi geçirdiği müsabakanın sonunda Mustafa Denizli “bize eleştiri yapan İçimizdeki İrlandalıların topunu…..” diye cümleye girmiş gerisini tamamlamadan uzaklaşmıştır. İçimizdeki İrlandalılar lafı literatüre girmiş, maç sonrası, rivayete göre, takım otobüsünden Hıncal Uluç aranmış ve meşin yuvarlak temalı şarkılar söylenmiştir.

7-Senegal 0-1 Türkiye (22 Haziran 2002): Milli takım tarihinin en üst noktası. 2002 Dünya Kupası çeyrek final mücadelesi. Turnuva boyunca çok kötü oynayan, özellikle o maçta da birçok fırsatı harcayan ve Şenol Güneş’in gereğinden fazla sabrettiği Hakan Şükür 67. dakikada oyundan çıkıp, yerini İlhan Mansız aldığında peri masalı başlamıştır zaten. Uzatmaların hemen başında Ümit sağdan ortalar, İlhan mükemmel bir vuruşla topu uzak köşeye kepçeler. İlhan buna rağmen sonraki maça da yedek başlamıştır.

8-Türkiye 4-2 İsviçre (16 Kasım 2005): 2006 Dünya Kupası elemeleri play-off mücadelesi..Modern Türk futbolunun kara günlerinden bir tanesi. Aslında bakıldığında eleme grubunda mağlubiyet almamış ve grupta 7 gol yemiş İsviçre’ye tek maçta 4 gol attığımız bir maçtı ama bu maçın acaip atmosferinden kaynaklanıyordu. Alpay Özalan’ın milli marş okunurkenki saykopat hali ve yaptırdığı penaltı henüz 2. dakikada bizi 4 gol atmaya mahkum etti. Attık da ama 1 tane daha yiyerek. Sonunda olanların en masum ifadesi ise meydan dayağı.

153138_gallery9-Hırvatistan 1-1 Türkiye (20 Haziran 2008): Spikerlerce İngilizcede “That is Absolutely Unbelievable”, Arapçada “El Muciza”, Türkçede ise “Semiiiiiiiii, Semiiiiii, Semiiiiii” diye özetlenebilecek Euro 2008 çeyrek final mücadelesi. Nesini anlatalım ki? Slaven Bilic’in bu maç sonrası çöküntüden 2 ay eline gitar almadığı, Joachim Löw’ün yarı finalde karşımıza çıkmadan önce Alman oyuncularına “sakın ilk golü atmayın, sonumuz kötü olur” dediği rivayet edilir.

10-San Marino 0-0 Türkiye (10 Mart 1993): Ya sabır…

 
beşiktaş fenerbahçe forma

Next:

Fenerbahçe-Beşiktaş derbilerinin unutulmuş kahramanları

You may also like

Yorum Yap