Asla yalnız yürümeyecek

20 Şubat of 2015

Bu yazıyı okumaya karar verdiyseniz, biraz sonra bir futbol takımının mottosu ile bir hayata yeniden dönüş hikâyesinin nasıl buluştuğuna şahit olacaksınız. Hoşgeldiniz!

Yazar: Serkan Akkoyun

serkanakkoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/azadgarazli

 

İngilizleri, futbollarının dışında iyi müzikleri ve iyi filmleri ile anıyorum her zaman. Alternatif müzikler ya da yaratıcı mizah benim için hep Ada’dan çıkıyor. Yaşımın yetmediği dönemlerde de bu böyleymiş. Örneğin 1960’lar. Şöyle bir zamanı geriye saralım…

LIVERPOOL, 1963.

plakYıl 1963. İngiltere’de Liverpool kenti. Beat müzik, Liverpool’da 60’ların başında Merseybeat ile veriyor coşkuyu. Beatles esiyor, Undertakers iyi işler çıkarıyor, Remo Four kaliteyi yükseltiyor. Bir de Gerry and the Pacemakers var içlerinde. Liverpool’un delikanlılarından Gerry (Marsden) kardeşi Fred ile birlikte 60’a girildiği yıl Les (Chadwick) ve Arthur (McMahon)’u da kafalayarak grubu kuruyor. Önce gruplarına Gerry Marsden and the Mars Bars adını veriyorlar ama sonra aynı adlı çikolata fabrikası ile ters düşünce adlarını değiştiriyorlar. 60’ın ilk yıllarını müziği öğrenerek geçirdikten sonra ‘How Do You Do It?’ geliyor. Ardından ‘From Me to You’yu kaydediyorlar. Ve 1963 senesinde grup, ilk defa 1945 yılında sahnelenmiş Rodgers & Hammerstein’in Brodway müzikalinde söylenen bir şarkıyı cover yapma kararı alıyor. İşte bu karar, Liverpool kentinin, Liverpool’un kırmızı futbol âşıklarının ve ilerleyen satırlarda tanışacağımız bu yazının kahramanının kaderini de belirleyecek bir karar oluyor. ‘You Will Never Walk Alone’ şarkısı, böylece Liverpool semalarında yankılanmaya başlıyor.

Grubun söylediği bu şarkının kaydı kısa süre içerisinde listelerde üst sıralara çıkıyor. Aynı yıl Liverpool maçlarından önce hazırlanan şarkı listesinde de yer alıyor. Taraftarlar sözlerindeki anlam karşısında büyük hayranlık duyuyor ve ne zaman çalsa eşlik etmeye başlıyorlar. ‘Asla yalnız yürümeyeceksin’ diyorlar taraftarı oldukları takıma doğru. Bir süre sonra şarkı çalmamaya başlar ama sözler Anfield’da yankılanmaya devam eder. Yıllar geçer, ne şarkı ne de sözler eskimez. Her seferinde sanki birkaç gün önce Gerry ve arkadaşlarının elinden çıkmışçasına tazeymiş gibi söylenir. Her minik Liverpool taraftarına öğretilir. Ünü sınırları aşar. Dünyanın neresinde olursa olsun; bir futbolsever ‘Liverpool’ dendiği zaman ‘You Will Never Walk Alone’ der istemsizce. Tıpkı onlardan birisi olan; Andy Grant gibi…

LIVERPOOL, 1989.

Andy Grant, 1989 yılında İngiltere’de Liverpool’da dünyaya geldi. Liman şehrinin her çocuğu gibi ya Everton’lı ya da Liverpool’lu olması gerekiyordu. O, Gerry’nin sesine kulak verdi ve Liverpool taraftarı oldu. Kolay bir hayat yaşamadı. Henüz 12 yaşındayken annesini kan kanseri nedeniyle kaybetti. Ölüm anını gözleri ile gördü bunu asla unutmadı. 20 yaşına girdiğinde askerlik görevi için orduya teslim oldu. Ve film bu andan itibaren Andy Grant için kopmaya başladı…

AFGANİSTAN, 2009.

grant 22009 yılında Andy askerlik görevini yapmak için Kraliyet Deniz Kuvvetlerinde komando olarak önce Irak’a gitti. Oradaki görevinin ardından Afganistan’a geçti. Afganistan’da 45 komando ile yapılan bir operasyon sırasında 2 adet mayın patladı. Bunlardan birisi Andy’yi çok ciddi bir şekilde yaraladı. Arkadaşları tarafından patlama bölgesinden anında uzaklaştırılan Andy’nin durumu ağırdı ve hızla ambulans helikopter ile Bastion kampına getirildi. Vücudunun 27 ayrı yerinden yara almıştı ve bilinci kapalıydı. Andy süratle İngiltere’ye ulaştırıldı ve Birmingham’da yer alan Selly Oak hastanesine yerleştirildi. İki hafta komada kalan genç asker mucizevi bir şekilde hayata dönmüştü. Ancak hastaneden çıkması 3 ayı buldu. 20 yaşında; annesinin ölümünü izlemiş, Irak ve Afganistan’a savaşa gitmiş, mayın patlaması sonucu 27 ayrı yerinden yaralanmış ve 2 hafta komada kalmıştı. Yine de tüm bunlar olurken asla yalnız yürümemişti.

Bu arada Liverpool Rafael Benitez yönetiminde çok iyi işler çıkarıyordu. Şampiyonluk yarışını son haftalara kadar sürdürmesine karşın sadece 4 puanlık farkla Manchester United’a geçiliyor ve ligi 2. tamamlıyordu. Liverpool da Andy gibi zirveyi zorlasa da ancak kıyısından kenarından tutunabiliyordu.

BIRMINGHAM, 2010.

Andy hastaneden çıktıktan sonraki 18 ay boyunca sağ bacağındaki ciddi hasarın düzelmesi için fizik tedaviye gitti. Aynı zamanda yaşadıklarını atlatabilmesi için psikolojik destek de aldı. Bu arada Liverpool’u da takip etmeyi sürdürüyordu. 2010 yılının Kasım ayında ise kendisi için çok zor bir karar vermesi gerekti; sağ bacağının iyileşme ihtimali yoktu ve artık kullanamayacaktı. Cesur komando kararını verdi; ameliyat olacak ve sağ bacağı dizinden aşağısı olmak üzere kesilecekti!

grant 3Ve hayat bir kez daha Andy ile dalgasını geçti…

Andy’nın sağ bacağının tam diz bölgesinde fanatik taraftarı olduğu Liverpool’un mottosu; ‘You Will Never Walk Alone’ sözü dövme olarak yazılıydı. Bir de o küllerinden doğan Anka kuşu vardı. Ameliyata girdi ve sonucunda sağ bacağının yarısı artık yoktu. Andy ameliyatın etkisinden kurtulduktan sonra bacağının yeni halini merak etti ve bakmak istedi. Baktı… Gördüğü karşısında çok şaşırdı. Normal şartlar altında bacağı kesilen bir insanın hüzünlenmesi, ağlaması ya da benzeri isyan duygularını dışa vurucu ifadeler takınması gerekirken Andy gülüyordu! Çünkü bacağındaki ‘You Will Never Walk Alone’ yani ‘Asla Yalnız Yürümeyeceksin’ yazılı dövmesinin bir bölümü ameliyat sırasında kesilen parça ile kendisinden kopmuştu. Kalan kısım da ise şu yazıyordu: ‘You Will Never Walk’ yani ‘Asla Yürüyemeyeceksin’

GÜNÜMÜZ…

Grant 4Andy yürüdü. Yürümekle de kalmadı, yaşadığı bu olayı kendisine verilmiş çok önemli bir mesaj olarak algılayarak insanlara umut ışığı olmaya karar verdi. “Bu durum biraz ironikti. Bacağım bana asla yürüyemeyeceğimi söylerken ben şu anda 10 kilometreyi 40 dakikada koşuyorum. Bu dünya rekorundan sadece iki dakika az” diyor Andy. Genç adam, bacağının kesilmesinin ardından hem dünyanın çeşitli ülkelerini gezerek insanlara hikâyesini anlatıyor hem de ampute bir atlet olarak yarışlara katılıyor: Invictus Oyunlarında 400 metre ve 1,500 metrede altın madalyaların sahibi!

Genç Liverpool taraftarı Andy, yaşadıklarına rağmen kendini insanlığa adamış olmasını ise şu basit ama aslında derin anlamlı sözlerle anlatıyor: “Olaylara iyi tarafından bakıyorum

Andy Grant, 25 yaşında, Liverpool taraftarı. Hayatı boyunca yalnız yürümeyecek.

kapak

Previous:

Joyeux Noel

kapak 1

Next:

Ölür insan, Yaşar Kemal!

You may also like

Yorum Yap