Avrupa Dünya Kupası’na hazır

06 Haziran of 2014

Yazar: Özgehan Şenyuva
senyuva@gmail.com | twitter.com/FREE_project_eu | 06.06.2014

Genişlemiş Avrupa’da Futbol Araştırması (Football Research in an Enlarged Europe) – FREE projesi iki yıla yakın bir süredir Avrupa’da futbolun siyaseti, antropolojisi, tarihi ve sosyolojisini araştırmakta. Yaklaşan 2014 Dünya Kupası öncesi, Avrupa’da dokuz ülkede kapsamlı bir kamuoyu araştırmasını tamamlamış ve sonuçların analizini yapmış durumdayız.

Bu özel sayıda sizlerle bulgularımızın bazılarını paylaşmak isterim. Açıkçası toplanan veri o kadar geniş ve zengin ki, birkaç sayıya yaymak en doğrusu olacak. Bu yazıda, Dünya Kupası ile ilgili bazı temel göstergelerin üzerinden gidelim, kalan konuları önümüzdeki sayılarda gene bu köşeden paylaşırız.

Avrupa kamuoyunda futbol anketi: Teknik bilgiler

Ülkemizde her türlü kamuoyu çalışmasının üzerinde gezen genel şüphe bulutunu da dikkate alarak, bir bilimsel çalışmanın olmazsa olmazı teknik bilgiler ile başlayalım. Avrupa Kamuoyunda Futbol Anketi, 2013 yılının Aralık ayında, Avusturya, Almanya, Danimarka, Fransa, Polonya, İtalya, İspanya, Türkiye ve Büyük Britanya’da rasgele yöntemle seçilen ve temsiliyeti yüksek örneklem gruplarıyla telefon aracılığı ile yapıldı. Bu kapsamda, Türkiye’den 816 kişi ile görüşüldü. Seçilen örneklemin temsiliyetinin yüksek olması için yaş ve cinsiyet kotaları uygulandı.

Bütün bu teknik detayların meali ise, bu çalışmanın sonuçlarının sadece futbol meraklılarının görüşlerini değil, her yaş ve cinsiyetten toplumun tüm bireylerinin düşüncelerini yansıttığıdır.

Saha çalışmasını, FREE projesi adına Türkiye’de Barem Araştırma (Ayşe Barutçu) yürüttü. Tüm Avrupa’da saha çalışmasının koordinasyonunu ise Fransız BVA araştırma adına Céline Bracq üstlendi.

Bu teknik detaylardan sonra, bulgulara geçelim.

Beraber Yürüdük bu yollarda: Taraftar uyuma, Takımı yalnız bırakma

Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan ülkelerin kamuoyları, Dünya Kupası’na doğal olarak büyük ilgi duymaktalar ve saat farkından ortaya çıkan garip programa rağmen 2014 Dünya Kupası maçlarını takip edeceklerini beyan etmekteler. Şampiyonluk için iddialı takımlardan olan Almanya’nın taraftarları ise Dünya Kupası’nı dört gözle bekleyenlerin başında gelmekte: Almanların %82’si Dünya Kupası’nı seyredeceğini belirtirken, İtalyanların ilgisi çok daha az: %54. Gerçi bu durum, İtalya’da 2006’da  yaşanan şike skandalı sonrası ülkenin futbola küsmesi ile doğru orantılı, 2006’dan beri İtalya’da futbol izleyici sayıları genelde Avrupa ortalamasının altında seyrediyor. Brezilya bileti alan diğer ülkelerde ise (İngiltere, İspanya ve Fransa) her 10 kişiden yedisi Haziran ve Temmuz aylarını uykusuz geçirecek gibi gözüküyor.

tablo1

Ülkem olmadan asla!

Türkiye’de bazı kesimlerin sıkça dile getirdiği “Biz futbolu değil, tuttuğumuz takımı seviyoruz” önermesi, en azından Dünya Kupası için doğrulanmış gözükmekte. Türkiye kamuoyunun sadece % 41’i Dünya Kupası’nı takip edeceğini beyan etmekte. Ama bu Türkiye’ye özgü bir durum değil, Danimarka hariç araştırmamızdaki ülkelerde, kendi ülkeleri yoksa duyulan ilgi hep % 40 civarında. Danimarkalıların ise neredeyse % 70’i, Danimarka Brezilya’ya gidememiş olsa da Dünya Kupası’nı izlemeyi planlıyor.

Dünya Kupası her ne kadar dünyanın en çok izlenen spor olayı olsa da, taraftarların takım seçmeleri ve milli takımlarının katılıp katılmamasının izleyici oranlarına bu kadar etki etmesi önemli bir bulgu. Özellikle ticarileşmiş futbol çerçevesinde, kalabalık ve zengin ülkelerin katılımı, Dünya Kupası’nın pazarlanması ve karlılığı açısından büyük önem taşımakta. Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya gibi ülkelerin katılıma hak kazanması, taraftarları kadar yatırımcıları da mutlu etmiş olmalı. Bugüne kadar, milli takımın katılımının etki yaptığı tahmin ediliyordu, ancak ülkenin varlığının/yokluğunun bu kadar büyük bir fark yarattığı ilk defa verisel olarak ortaya çıktı.

Yenilsen de Yensen de (mi?)

Milli takımların her zaman taraftarlarının gözünde çok daha özel bir yer tuttuğu ve milliyetçilik ateşi ile harlanan taraftarların her milli takım maçına ölüm-kalım muamelesi yaptığı yaygın kabul gören bir görüştür. Ancak, çalışmamızın ilk sonuçları bizlere bu durumun her durum ve ülke için geçerli olmadığını, temelde taraftarların üç gruba ayrıldıklarını göstermekte.

İlk grup daha duygusal ve milli takım maçlarının sonuçlarını en derinden hisseden, galibiyet ve mağlubiyeti sonuna kadar yaşayan ülkeler grubu. Türkiye, sürpriz olmayan bir şekilde bu grubun lideri. Türkiye Milli Takımı’nın galibiyetinden taraftarların % 87’si gurur duyarken, mağlubiyet durumunda ise yarıdan biraz fazlası (% 56) üzgün ve mutsuz olduğunu söylüyor. Türkiye gibi galibiyet ve mağlubiyetleri uçta yaşan diğer iki ülke ise İspanya ve Danimarka. Milli takımın sonuçlarından duygusal olarak bu kadar etkilenen ülkelerde, milli takımın katılıp katılmamasının izleme oranlarını güçlü bir biçimde etkilemesi ise çok doğal. Bir başka deyişle, eğer Türkiye bu Dünya Kupasına katılabilseydi, Türkiye’nin izleme oranlarında rekor kırması beklenebilirdi.

Milli takımın oynadığı maçların sonuçlarından duygusal anlamda etkilenme konusunda ikinci grup ise, daha makul ve dengeliler grubu. İngiltere ve Fransa kamuoylarının oluşturduğu bu grup, milli takımın aldığı sonuçları önemsemekle beraber, daha sakin kalabilmekte. Galibiyet durumunda gurur duyanların oranı %60 civarında ve mağlubiyet durumunda üzüntü yaşayanlar ise %43 olarak ortaya çıkmakta.

Üçüncü grup ise, milli takım ile çok daha az tutkulu bir ilişki kuran ve duygusal açıdan çok bağlanmayan ülkeler grubu. İtalya, Avusturya, Almanya ve Polonya’dan oluşan bu grupta nüfusun sadece yarısı galibiyetler ile gururlanırken, milli takımın aldığı mağlubiyet sonrası üzülenlerin oranı ise ortalama %35 civarlarında. Alman taraftar ise bu konuda en az duygusal olanlar olarak ortaya çıkmaktalar, yenilmeyi iyi biliyorlar ve mağlubiyet durumunda üzülenlerin oranı sadece %12 (hatırlatalım, Türkiye kamuoyunda bu oran %56, yani 4.5 katı!).

tablo2

Büyük umutlar: Bu sefer kupa bizim

İspanyol, Alman ve İtalyan taraftarların takımlarının Dünya şampiyonu olacağına olan inançları tam. Almanların %72’si, takımlarının en azından yarı final göreceğini ve %42’si Almanya’nın adını finale yazdıracağına inanmaktalar. Son şampiyon İspanya’nın taraftarları da gene iddialı: İspanyolların yarıya yakını, yaşlanan takımlarına rağmen İspanya’nın final göreceğine emin. İtalyanların %47’si de kupanın İtalya’ya geleceğine inanıyor. İtalyanların bu güvenlerinin ardında son iki turnuvadaki güçlü performanslarının da etkisi olabilir, Euro 2012’de final ve 2013 Konfederasyon kupasında yarı final oynadılar ve bileklerini sadece İspanya bükebildi.

tablo3

Karamsarlar: Bu iş olmaz

Almanların, İspanyolların ve İtalyanların bu güven ve umutlarına karşın, Fransızlar ve İngilizler takımlarının performansı konusunda en olumsuz düşünenler olarak ortaya çıkmakta. Fransa’da, milli takımlarının en azından yarı finale çıkacağına inananların oranı sadece %22 iken her beş kişiden sadece biri Fransa’nın kupayı alacağına inanıyor.

Fransızların karamsarlığı pek de boşuna değil. Her ne kadar 2006’da final oynasalar da, Fransız milli takımı 2002’den beri düşüşte. 2008 ve 2010’da ilk turda elenmelerinin yanısıra, Güney Afrika’daki Dünya Kupasında Fransa Milli Takımı’nda yaşanan futbolcu grevi gibi olumsuz olaylar da taraftarı karamsarlığa itmiş gözükmekte. 2012 Avrupa Şampiyonası’nda ikinci tura çıkmaları ve Pogba, Varane ve Sakho gibi gelecek vadeden yıldız adaylarına sahip olmaları gibi olumlu gelişmeler olmasına rağmen evsahipliği yapacağı 2016 Avrupa Şampiyonası’na kadar Fransız taraftarların beklentilerini düşük tutmaları daha mantıklı gözükmekte.

İngiltere’de de karamsarlık hakim: her 10 kişiden sadece biri İngiltere’nin kupayı kazanacağına inanıyor. Açıkçası bu karamsarlığın dayandığı bir tarih de mevzubahis. 1966’da Dünya Kupası’nı kazandıktan sonra İngiltere’nin karnesi oldukça başarısız. Kayda değer tek parıltı 1990 yılında yarı final oynamaları oldu. Beckham ve Owen gibi çok ümit bağladıkları nesil başarısız olarak sahneden çekildi, Rooney ve Walcott gibi mevcut yıldızları da milli takımlar düzeyinde bir türlü beklenen patlamayı yapamıyor. İngilizler neredeyse Dünya Kupası’na katılmış olmayı başarı sayacak kadar beklentilerini düşürmüş durumdalar, özellikle 2008 Avrupa Şampiyonası’na katılamadıklarını hatırladıkça.

tablo4

Brezilya garanti, Almanya plase: Aslanım Brezilya, aynı Beşiktaş

2014 Dünya Kupası’nın favorisi Brezilya. En azından Avrupa kamuoyuna göre öyle. Avusturya dışında çalışmanın yapıldığı tüm Avrupa ülkelerinde Brezilya Dünya Kupası’nı almaya en yakın ülke olarak görülmekte. Ankete katılanların %36’sı Brezilya kupayı alır derken, İspanya %16 ile ikinci favori ve Almanya yakın takipte: %14. İşin matrak kısmı ise, Alman ve İspanyol taraftarların da %40 civarı da Brezilya’yı favori görmesi. Almanları favori üç takım arasına koymayan tek ülke ise İtalya. İtalyanlar, Dünya Kupası’nın en favori üç takımının Brezilya, İspanya ve tabii ki kendi ülkeleri olduğu kanaatindeler.

Brezilya ev sahibi olmanın avantajının yanı sıra, savunmadan hücuma her hatta dünya çapında yıldızları ile de göz kamaştırmakta. Brezilyalı oyuncuların neredeyse tamamının Avrupa’nın büyük takımlarda oynaması da onları Avrupalı taraftarların gözünde daha da yakın ve sempatik yapmakta.

Avusturya kamuoyu ise diğer ülkelerden farklı  bir konumda. Almanya’nın kazanma ihtimalinin Brezilya’dan daha fazla görüldüğü tek ülke olan Avusturya’da her dört kişiden biri kupayı büyük komşularının kazanacağına inanıyor.

Gönüllerin şampiyonu Brezilya: İşte bu Avrupa’nın ayak sesleri

Türkler bu turnuvada kendi ülkelerinin takımını destekleyemeyecekler. Ama yerine gönüllerin takımı Brezilya çıkmakta, ankete Türkiye’den katılan her beş kişiden biri bu turnuvada Brezilya’yı destekleyeceğini söylüyor. Brezilya’yı %16 ile Almanya takip etmekte (Mesut’un takımı ne de olsa). Türkiye’de en çok desteklenen üçüncü takım ise %12 ile İspanya.

Messi’li Arjantin’in Avrupa’da favori olarak görülmemesi ve taraftarının olmaması ise ilginç bir husus olarak göze çarpmakta. Bu arada Türkiye gibi turnuvaya katılma hakkı olmayan Avusturya, Polonya ve Danimarka’da ise, Avrupacılık hakim. Bu üç ülkede en çok desteklenen ülkeler hep Avrupalı. Avusturyalılar, Almanya’yı tutarken, Danimarka ve Polonya’da İspanya en popüler takım.

tablo5

Dünya Kupası başlasın artık!

Ligler bitti, bağımlı bünyelerde ciddi bir futbol eksikliği gözlenmekte. Zaten 3 Temmuz’dan beridir ağız tadımız yok. Çiğnedikçe büyüyen bir lokma gibi ağzımızda Süper Lig. Kimse memnun değil. Medya deseniz çok uzun süre önce kredisini tüketti, geçmiş yazlardaki gibi sallamasyon transfer haberlerini eğlenmek için bile okumaya içimiz el vermiyor. Ülke olarak bölünmüş siyaset ortamı, yaşanan acılar vs. derken halimiz hiç iyi değil ve toplumun elinden futbol da gitmiş durumda. Keyifsiziz anlayacağınız.

Bu sevimsiz ortamda Dünya Kupası izlemek açık büfe etkisi yaratacak gibi. Saatler abes de olsa bir yolu bulunacak ve bir aylığına tekrar futbol konuşabileceğiz. Umarım bu karamsar ve gergin günlerde içimizi az da olsa rahatlatıp, bu dünyada yalnız olmadığımızı ve herşeyin bizimle ilgili olmadığını hatırlarız.

LogoFreeFondCouleur

Football Research in an Enlarged Europe – FREE, Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı tarafından desteklenen bir Avrupa araştırma projesidir. 8 ülkeden 9 üniversitenin yürüttüğü FREE projesine Türkiye’den ODTÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi’nden (www.ces.metu.edu.tr) Doç.Dr. Özgehan Şenyuva ve Y. Doç. Dr. Başak Z. Alpan katılmaktadır. Proje hakkında daha fazla bilgiye www.free-project.eu sayfasından ve @Free_project_eu twitter hesabından ulaşabilirsiniz.

LogoFreeFonfCouleur

Previous:

İyi, daha iyi ve en iyi: Futbol taraftarları ve kimlik inşaası

You may also like

Yorum Yap