Avrupa futbolu ve futbol Avrupası

21 Aralık of 2012

Avrupa’nın sekiz farklı ülkesinden gelen ve futbolun öneminin farkında olan bir grup akademisyen dört yıldır futbol üzerinden Avrupa’nın çalışılmasının yollarını aramaktaydık. Nihayet on üniversitenin de bir araya gelmesi ve Avrupa Birliği araştırma fonları desteği ile 2012 yılının başında ‘Football Research in an Enlarged Europe-FREE’ projesini başlatmış bulunuyoruz

 

Yazar: Özgehan Şenyuva
senyuva@metu.edu.tr | twitter.com/FREE_project_eu | 21.12.2012

Amerika’nın “yumuşak gücü” Hollywood ve tüm dünyaya Amerikan rüyasını pazarlayan filmleri ise, Avrupa kıtasının en başarılı küresel ürünü de futbol olmuştur. 1960’lardan itibaren tüm kıtaların en iyi oyuncularının yolları Avrupa kıtasına çıkarken, Soğuk Savaş döneminde Doğu-Batı arasında düzenli devam eden futbol turnuvaları ve karşılaşmalar Avrupa’nın bölünmüşlüğünü bir nebze de olsa unutturmuş ve Demir Perde’nin arkasında da yaşayanların insani yüzünü hatırlatmışlardır. İletişim kanallarının artması ve futbolun küresel ekonomik dengelerin önemli bir parçası olması ile de kâr amacıyla olsa da futbolun uluslararası boyutu artmış ve gene özellikle Avrupa futbolu tüm dünya tarafından bilinen ve takip edilen bir olgu haline dönüşmüştür. Şampiyonlar Ligi maçlarının tüm dünyada yayınlanması, Avrupa liglerinde oynayan küresel oyuncu sayısının hızla artması ve takımların birer markaya dönüşmesi ile futbolun pusulası şaşmaz bir şekilde Avrupa’yı kuzey bellemiştir.

Avrupa Kıtası’nın tüm dünya için futbol cazibe merkezi olmasının sosyal, kültürel, iktisadi ve siyasi birçok yansıması ve etkisi olmuştur. En başta siyasi, kültürel ve coğrafi açıdan üstünde çokça tartışılan Avrupalılık kimliği açısından hiç bir alanda görülmeyen ölçüde geniş, kapsayıcı ve kabul gören bir yaklaşım sadece futbol alanında yaşanmaktadır. Avrupa Birliği üyeliği konusunda ‘Türkiye, Avrupa mıdır?’ sorusunun konu futbol olduğu zaman rafa kalktığı ve Türkiye’nin üyeliğine şiddetle karşı çıkan bir İngilizin, Türkiye Milli Takımı’nın 2008 Avrupa Şampiyonası’nda göstermiş olduğu performans hakkında dakikalarca övgüyle konuştuğuna bizzat şahit olmuş biri olarak, Avrupa’nın futbol sınırlarının siyasetten daha uzak ve daha kucak açıcı olduğuna kefil olabilirim. Derslerimde hep sorduğum bir soru vardır, “Avrupa haritasını logosunda kullanan tek Avrupa kurumu nedir?” Avrupa Birliği’nden Avrupa Parlamentosu’na kadar farklı cevaplar uçuşur, ama hemen hiç bir kişinin aklına UEFA gelmez. Avrupa neresidir tartışılırken, Futbol Avrupası’nın coğrafyası Azerbaycan’dan Kazakistan’a kadar uzanır. (Bir de İsrail’in 1994’den itibaren Avrupa Şampiyonaları’na katılması durumu var, ama bunun Avrupa’nın kapsayıcılığından öte, İsrail’in normal üyesi olması gereken Asya Futbol Federasyonu’nun diğer üyelerinin çoğunluğu tarafından istenmemesinden ötürüdür ama neyse, konumuz Avrupa).

'Politikacılar soruyor, sporcular cevaplıyor' Chenez (L'Equipe) 50. Avrupa Şampiyonası özel sayısında yayınlanan bir karikatür

‘Politikacılar soruyor, sporcular cevaplıyor’ Chenez (L’Equipe) 50. Avrupa Şampiyonası özel sayısında yayınlanan bir karikatür

Futbol Avrupası’nın coğrafi genişliğinden de öte, Avrupalılar arasında başka hiç bir alanda bulamadığımız bir ortak dil, tarih ve kültür yaratması durumu da söz konusudur. Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden inşası sırasında temel amaçlanan, yarım yüzyıl içinde iki kez dünya savaşı çıkaracak kadar yoğun çatışma ve rekabetin hüküm sürdüğü bu yaşlı kıtada yeni bir savaşı fiziksel olarak ihtimal dışı bırakmaktı. Bu hedef her ne kadar sağlanan ekonomik refah ve ortak politikalar ile Avrupa’nın batısı için kısmen başarıya ulaşmış olsa da (Nobel Barış ödülünün Avrupa Birliği’ne verilmesinin temel nedeni de bu barış dönemidir) Avrupalıları kültürel açıdan bir araya getirecek ve ortak bir kimlik yaratacak politikalar her zaman eksik ve yetersiz kalmışlardır. Avrupa bayrakları ve Beethoven’in 9. Senfonisinden hareketle bir Avrupa marşı insanlara çekici gelmemiş, suni ve metazori uygulamalar olarak kitleler tarafından bir kenara itilmişlerdir. Hatta bir dönem Eurovision şarkı yarışmasını Avrupa’nın kültürel çatısı olarak pazarlamaya kalkışanlar bile ortaya çıkmıştır. Bütün bu suni çabaların arka planında ise futbol etrafında sessiz ve derinden bir Avrupa ortak tarih ve kültürü doğal bir biçimde gelişmiştir. Herhangi iki Avrupalının bir araya geldiklerinde gerek birbirlerinin ülkelerinden gerekse ortak hafızadan rahatlıkla konuşup etkileşime girebilecekleri bir alan olan futbol, Avrupalılar arasındaki iletişim kanallarından en güçlülerinden biri haline gelmiş ve belki de ortak Avrupa kültürünün ilk ve en güçlü parçası olmuştur. Uluslararası ve kulüpler arası organizasyonların artması, oyuncu hareketliliği ve farklı liglerden birçok müsabakanın değişik medya kanalları vasıtasıyla geniş kitlelere ulaşmasıyla, insanların ilgi ve bilgi düzeyleri katlanarak artmıştır. Avrupalılar, turizm veya başka nedenlerle hayatta ilgilenmeyecekleri, haritada yerini bile bulmakta zorlanacakları şehir ve ülkelerin ismini bilir ve hatta deplasmanlar için seyahat eder olmuşlardır (özellikle tüm Avrupa’yı kapsayan ucuz havayolları ağları vasıtası ile başka ülkelere deplasmana ve uluslararası turnuvalara giden seyirci sayısı son 15 yıl içerisinde muazzam bir artış göstermiştir). Birçok insan Avrupa haritasını, şehir isimlerini ve o ülkeler ile ilgili genel bilgilerini tuttukları takım o ülkeden bir takım ile maç yapacağı zaman duymuş ve öğrenmişlerdir. Bu duruma çarpıcı bir örnek ülkemizden verilebilir. 2007 yılında Beşiktaş ve 2009 yılında Fenerbahçe’nin Moldova’nın Sheriff Tiraspol takımı ile eşleşmeleri sonucu o güne kadar kamuoyunun ilgisini çekmeyen ayrılıkçı Transnistria bölgesi sorunu gazetelerin en olmayacak yeri olan spor sayfalarına taşınmış ve ortalama futbol okuyucuları Moldova Cumhuriyeti’nden ayrılmak isteyen bu bölge hakkında temel bilgileri, en azından ayrılıkçı Tiraspol şehrinde kalmamaları ve maçtan sonra Kişinev’e dönmeleri gerektiğini öğrenmişlerdir. Coğrafyaya ek olarak, bazı isimler, yerler, olaylar ve hatta kurumlar da Avrupalıların hafızalarına futbol vesilesi ile kazınmıştır. Gene örneğin Türkiye’de bir tane Polonyalı yazar, politikacı veya şarkıcı adı bile bilmeyenler, yıllarca Türkiye’de oynaması vesilesi ile Dobrowski ismini neredeyse bir dönem gündelik konuşmada kullanılan (sağolasın Mehmet Ali Bey) bir kelime haline dönüştürmüşlerdir. Takımda canla başla oynayan yabancı oyuncular sayesinde o ülkeye sempati duyanlardan tutun da Türkiye gibi milliyetçi refleksleri güçlü ve bayrağını kutsal gören bir toplumda bile maçlarda o oyunculara jest olsun diye yabancı ülke bayrağı açmak, takımında çok sevdiği oyuncu da oynuyor diye (Türkiye’ye karşı oynuyor olmamak koşulu ile tabii ki) onun ülkesinin milli takımını tutmak gibi farklı davranış biçimleri de artık sıradan hale geldi. (Hele Alex sayesinde Fenerbahçe taraftarlarının neredeyse tamamının birer gönüllü Brezilya elçisi haline gelmesini atlayamayız, ama neyse, konumuz Avrupa).

Tüm bu gelişmeler akademinin de gözünden kaçmadı tabii ki. Avrupa’nın sekiz farklı ülkesinden gelen ve futbolun öneminin farkında olan bir grup akademisyen olarak son dört yıldır futbol üzerinden Avrupa’nın çalışılmasının yollarını aramaktaydık. Nihayet on üniversitenin de bir araya gelmesi ve Avrupa Birliği araştırma fonları desteği ile 2012 yılının başında ‘Football Research in an Enlarged Europe-FREE’ projesini başlatmış bulunuyoruz. Türkiye’den Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden iki araştırmacı olarak dahil olduğumuz bu üç yıllık proje, futbol Avrupası’nı dört farklı araştırma disiplininden hareketle detaylı olarak inceleme amacında: Siyaset Bilimi, Antropoloji, Tarih ve Sosyoloji. Kadın futbolundan UEFA-FIFA-Avrupa Birliği arasında futbol yönetişimine, taraftar tutum ve davranışlarından Avrupa’nın futbol tarihine geniş bir alanda futbol üzerinden Avrupa’yı araştıran bu projede amaçlanan, futbolun sadece milyonlarca liranın döndüğü ve şiddet bağımlısı bir grup fanatiğe hizmet eden kirli bir oyundan öte bir gerçeklik olduğu ve insanları sadece bölüp kavga ettiren değil, aksine milyonları bir araya getiren bir sosyal-kültürel bir alan olduğunu göstermek.

FREE projesi kapsamında arşiv çalışmaları, tüm Avrupa çapında taraftar anketleri, internet araştırmaları, stadyumlarda gözlem ve mülakatlar, odak gruplar ve basın yayın taramaları ile toplanacak verilerden yapılacak analizler ve ortaya çıkan bulgular önümüzdeki üç yıl içinde farklı ülkelerde düzenlenecek seminer, atölye çalışmaları ve konferanslar ile toplum ve paydaşlarla paylaşılacaktır. Bu plan çerçevesinde 28-29 Eylül 2012 tarihlerinde Fransa’da Avrupa’da futbol tarihi konulu ilk konferans gerçekleşmiş ve yirmiden fazla araştırmacı farklı konularda çalışmalarını sunmuşlardır. Bu toplantıda Özgehan Şenyuva ve Türkiye’nin önemli futbol tarihçilerinden biri olmaya aday Sevecen Tunç (Trabzon’da Futbolun Toplumsal Tarihi Mektepliler, Münevverler, Meraklılar kitabı İletişim yayınlarından 2011 yılında yayınlandı) ortaklaşa hazırladıkları ‘Bir Dış Politika Aracı Olarak Futbol: Asya ve Avrupa arasında Türkiye Futbolu (1923-1955)’ çalışmalarını sunmuşlardır. Bu konferansların bir sonraki ayağı ise Şubat 2013’de Almanya’da yapılacak ve tarihsel olarak futbol ve medya ilişkisi tartışılacaktır. Bu konferanslar herkesin katılımına açık olup, ilgili konularda akademik düzeyde araştırma yapan herkes için de çalışmalarını sunma fırsatı verilmektedir. Konferans programlarına, sunuş videolarına ve başvuru çağrılarına FREE projesi internet sayfasından ulaşılabilinir: http://www.free-project.eu/events/Pages/Events.aspx

Bu proje ile yaptığımız çalışmaları, araştırma ekibinin Futbol Avrupası üzerine ve bazen sadece futbol üzerine yazı ve düşüncelerini, projenin genel bulgularını ve proje hakkındaki haberleri Türkiye’de futbol üzerine en kaliteli ve kapsamlı yayın olan Hayatım Futbol dergisinde iki haftada bir yayınlanacak olan F.R.E.E.-Kick köşesinde takip edebileceksiniz. Proje hakkında daha detaylı bilgiye proje sayfasından (www.free-project.eu) ulaşabilir, projedeki gelişmeleri twitter (@Free_project_eu) ve facebook (FreeFootballResearchInAnEnlargedEurope) üzerinden takip edebilirsiniz.

Yapılan konferanslar

20 Nisan 2012 – Kick Off Angers (Fransa)
28-29 Eylül 2012 – Competitions Besançon (Fransa)

Yapılacak Konferanslar
22-23 Şubat 2013 – Memory Stuttgart (Almanya)
21 Haziran 2013 – Feminisation Kopenhag (Danimarka)
25-26 Ekim 2013 – Identities Viyana (Avusturya)
Nisan 2014 – Public Sphere Ankara (Türkiye)
23-25 Ekim 2014 – Governance Loughborough (İngiltere)
Mart 2015 – Conclusion Brüksel (Belçika)

Detaylı bilgi: http://www.free-project.eu/events/Pages/Events.aspx

 

 
kosova-kapak

Next:

FIFA, Birleşmiş Milletler ve Kosova Cumhuriyeti

You may also like

Yorum Yap