Belçika’nın Kızılderilileri

29 Mayıs of 2015

115 yıllık tarihinde ilk kez şampiyonluğa ulaşan KAA Gent, Belçikalıların deyimiyle “inanılmazı başardı”. Hayatım Futbol aksini düşünüyor, Gent’in şampiyonluğu “ben geliyorum” demişti

Yazar: Fırat Topal

firattopal@hayatimfutbol.com | twitter.com/Flyngdtchmn

Gent şehir merkezine indiğinizde, sizi öncelikle Gravensteen Kalesi’nin heybeti karşılar. Orta Çağ’dan kalma bu yapı, ortasından Leie Nehri’nin geçtiği, öğrenci ve festival şehri Gent’i görmeye değer kılan şeylerden bir tanesidir. Temmuz ayının sonunda düzenlenen ve 10 gün süren Gent Festivali, her yıl şehir dışından 2 milyon meraklıyı buraya çeker. Herhalde Gent için kullanılacak en doğru tanımlama “tarihi dokunun ve eğlencenin aynı potada eritildiği şehir”dir. 2014/15 sezonunda tarihinin ilk şampiyonluğunu ilan eden KAA Gent de bu duyguları yaşattı taraftarlarına. Dile kolay 115 yılık bir kulüp ve bu 115 yılın ilk şampiyonluğu. Başkan Ivan De Witte, saha içerisinde teknik direktör Hein Vanhaezebrouck’e sarılırken aklında 15 yıl öncesi vardı. Batmanın eşiğine gelmiş bir kulüp… Bandı biraz geri saralım; aslında hazır tuşa basmışken 19. yüzyılın ortasına kadar gidelim.

18 ayda 4282 bizon avlayarak efsaneleşen Buffalo Bill, öncesinde Kızılderililerle savaşan bir asker, sonrasında da Vahşi Batı şovlarıyla ünlü bir şovmendi. Krallara, prenslere ve devlet başkanlarına yaptığı şovlarla dünya çapında üne kavuştu.

18 ayda 4282 bizon avlayarak efsaneleşen Buffalo Bill, öncesinde Kızılderililerle savaşan bir asker, sonrasında da Vahşi Batı şovlarıyla ünlü bir şovmendi. Krallara, prenslere ve devlet başkanlarına yaptığı şovlarla dünya çapında üne kavuştu.

Buffalo Bill’in kulübü

Yıl 1864. Belçika’nın tümünde Fransızcanın resmi dil olduğu zamanlar. Société Gymnastique la Gantoise kuruluyor şehirde. Gent Jimnastik Kulübü. 20. yüzyıl yaklaştıkça, Gent’teki atletizm kulüpleriyle birleşmeler oluyor ve yeni spor dallarında mücadele etmeye başlıyorlar. Aynı dönemde şehirde futbol da yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. 1900 yılında, Melle Koleji’nin öğrencileri, doktor Hector Priem önderliğinde bir araya gelip La Gantoise isimli futbol şubesini kuruyorlar. Yani futbol kulübünün kuruluşu için 1900 yılını göstersek de spor kulübünün kuruluşu tam 151 yıl önce diyebiliriz. Bugünkü isme kavuşması ise 1971 yılında gerçekleşiyor. Fransızca yerini Flamanca’ya bırakıyor, Koninklijke Atletiek Associatie Gent, yani Kraliyet Atletizm Kulübü Gent. Yeri gelmişken kulübün armasındaki kızılderili figürüne ve lakabı olan “Bufalolar” kavramına açıklık getirelim. 20. yüzyılın başlarında Gent’in antrenman yaptığı ve futbol maçlarını oynadığı stadyumun yakınında Vahşi Batı temalı bir gösteri düzenleniyor. Gösterinin başrolünde ise Amerikan tarihinin önemli kişiliklerinden Buffalo Bill var. 1902-1906 yılları arasında düzenlediği Avrupa turnesi sırasında Gent’e de uğruyor Bill. Maçlar öncesi gösterisini ziyaret eden taraftarlar “Buffalo Buffalo” tezahüratıyla inletiyorlar ortalığı. Aynı tezahürata futbol maçlarında da devam ediyorlar ve bu tezahürat bir şekilde takımla özdeşleşiyor. Böylece “Bufalolar” takımın lakabı olurken armaya da güç ve mücadeleyi simgeleyen bir kızılderili yerleştiriliyor.

Gent, Belçika Ligi’nin oynanmaya başlamasının ardından sadece birkaç sezon dışında hep en üst seviyedeydi ve 1990 yılından sonra da bir daha düşmemek üzere 1. Lig’de mücadele etmeye başladı. 1998 yılında 1. Lig’in adı ünlü bira firması Jupiler’in sponsorluğundan dolayı Jupiler League olarak değiştirildi. Bugün de halen Jupiler Pro League olarak düzenleniyor. 2000 yılına gelindiğinde kulüp için tablo pek parlak görünmüyordu. 10 yıldır başkanlık koltuğunda oturan Jean van Milders’în, takımı mali krizden çıkarma politikaları artık cevap vermiyordu. Aslında Milders, o koltuğu zaten sorunlu devralmıştı, zira 1988’de başkan olduğunda takım küme düşmüş şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyordu. Sahibi olduğu bira fabrikasından aldığı güçle takımı hemen 1. Lig’e döndürmeyi başarmıştı.  Ancak 10 yılın sonunda muhasebe defteri 23 milyonluk bir borç gösteriyordu. İnsan kaynakları alanında uzun yıllar yöneticilik ve firma patronlukları yapmış Ivan de Witte görevi devraldı. Yanına da 90’lı yılların başında takım ligde şampiyonluğu oynarken yönetici olarak görev yapan eski yüzücü  Michel Louwagie’yi oturttu. Bu ikili adım adım takımı bir üst seviyeye taşıma politikasını hayata geçirdiler. Bir yandan kasada işler iyi giderken sportif anlamda da sürekli Avrupa kupalarına oynayan bir kadro oluşturuldu. Bryan Ruiz’i Kosta Rika’da, Roberto Rosales’i Venezuela’da bulup Avrupa’ya getiren Louwagie’nin ta kendisiydi. Bu arada 2007 yılında bir başka gelişme oldu ve kulüp başkanı De Witte, Pro League başkanlığına seçildi. Göreve geldikten sonraki ilk icraatlerinden birisi play-off sistemini hayata geçirmek oldu. 2009/10 sezonundan itibaren takım sayısı 18’den 16’ya indirildi ve lig bitiminde ilk 6 sırayı alan takımın puanlarının ikiye bölünerek yer alacakları ve çift devreli olarak birbirleriyle karşılaşacakları bir sisteme geçildi. Bundan 1 yıl sonra da De Witte Pro League başkanlık koltuğunu telekomünikasyon sektöründe kariyer yapmış Ronny Verhelst’e devretti ve tekrar tüm mesaisini kulübü için harcamaya başladı. Onun yarattığı play-off sisteminde Genk ve Anderlecht birer kez normal sezonu lider bitirmemelerine rağmen play-off sırasında geriden gelip şampiyon oldular. 2013 yılı ocak ayında Michel Louwagie kulübün hiçbir borcunun kalmadığını ve 15 yıl içinde 50 milyondan fazla gelir sağlayarak 23 milyonluk borcu kapattıklarını açıkladı. Sadece 6 ay sonra takım yeni stadyumuna geçtiğinde yükseliş ivmesi başlamıştı.

Moses Simon

Moses Simon

Şampiyonluk

Gent’in bu sezonki şampiyonluğu, bütün bileşenlerin birbiriyle müthiş bir uyum içerisinde fonksiyonlarını yerine getirdiği bir progresif rock şarkısına benzetilebilir. Dire Straits’in Private Investigations’da sessiz ve derinden gidip sonunda patlamayı yapması gibi Gent de sezon boyunca zirveyi hep geriden takip edip play-off aşamasının son dört maçında sprinte kalktı. Normal sezonda hiç lider olmadılar ve kâh Anderlecht’i kâh Club Brugge’u geriden takip ettiler. Teknik direktör Hein Vanhaezebrouck Kortrijk doğumlu, Kortrijk’ta futbol oynamış ve 7 yıl boyunca kulübün teknik direktörlüğünü yapmış bir isim. 2010-2014 arasında yücelttiği Kortrijk, bu sezon şampiyonluk play-off’una kalmayı başardı. O ise ilk sezonunda şampiyonluk yaşayacağı Gent’in yolunu 2014 mayıs ayında tutmuştu. Takım play-off dönemindeki 10 maçta 6 galibiyet 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet alarak zirveye tırmandı. Özellikle bitime iki hafta kala Brugge deplasmanında aldıkları 3-2’lik galibiyet bir anlamda onlara şampiyonluğu getirdi diyebiliriz. Bu şampiyonlukta önemli pay sahibi olan kaptan Sven Kums başta olmak üzere, takımın en çok gol atan oyuncusu, Vanhaezebrouck’un geçtiğimiz sezon Kortrijk’ta da öğrencisi olan Laurent Depoitre, Brezilyalı orta saha oyuncusu Renato Neto ve 20 yaşındaki Nijeryalı Moses Simon’dan bahsetmek gerekiyor. Takıma ocak ayında Slovakya takımı AS Trenčín’den katılan Moses Simon ulusal takım forması da giymeye başladı. 90 dakika oynadığı ilk maçta Lokeren ağlarına 3 gol bırakmıştı. Toplamda oynadığı 17 maçta 7 gol kaydeden Simon, gelecek yıl tam bir sezon geçirdiğinde kaç gol sayısına ulaşacak merakla bekliyoruz. Sadece merakla bekleyen biz değiliz, şimdiden Premier League kulüpleri onu merceklerine aldılar bile.

Peki şimdi ne olacak? Takımın ligin son haftasında Anderlecht ile deplasmanda oynadığı maç Ghelamcostadion’daki dev ekranlardan yayınlandı ve bu organizasyonun tüm biletleri satıldı. Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılım dolayısıyla kasaya girecek 12 milyon euro’luk gelir, geçtiğimiz yılları borç temizlemekle geçiren kulüp için bir piyango niteliğinde. Gent’in şu andaki bütçesi 35 milyon euro. Yani bütçenin üçte birlik kısmını şimdiden elde etmiş durumdalar. Başkan Ivan de Witte  buna rağmen temkinli. “Hâlâ Club Brugge veya Anderlecht seviyesinde bir kulüp değiliz. Bu seviyeye belki 2-3 sene içerisinde ulaşabiliriz. Gent her sezon şampiyonluğa oynayan bir kulüp olmayacak, ama büyüklerin başını ağrıtmaya devam edeceğiz” diyor. Anlaşılan o ki geçmişte yaşanan tatsız tecrübelerden ders almışa benziyorlar ve yere sağlam basıyorlar.

Ghelamco

Çevre dostu stadyum

Gent’in çıkışı sadece futbol sahasındaki değişimle açıklanamaz aslında. Takımın köklü tarihindeki ilk şampiyonluğunu henüz iki sene önce hizmete açtığı stadyumunda yaşamasını bir tesadüf olarak adlandırmak zor. 1920 ile 2013 arasında, nerede ise 100 yıllık bir dönemde ‘‘Bufalolar’’ maçlarını emektar Jules Ottenstadion’da oynuyorlardı. 2003 yılında Gent valisi Daniël Termont, dört yıl sonra takımın yeni bir stadyuma kavuşacağının müjdesini verdi. Stadyumun adı şehrin tarihinde çok büyük yeri olan Flaman devlet adamı Jacob van Artevelde’ye bir saygı duruşu olarak Arteveldestadion olacaktı. Ancak gerek stadyum inşaatı için gerekli izinlerin gecikmesi gerekse de ortaya çıkan maddi problemler sebebiyle proje birkaç kez ertelendi. Nihayet 2010 yılında gayrimenkul firması Ghelamco ile stadyum inşaat için anlaşıldı ve yapılan ihale sonrası çalışmalar başladı. 17  Temmuz 2013’te VfB Stuttgart ile oynanan hazırlık maçı ile açılan Ghelamcostadion’un kapasitesi 20 bin ve maliyeti toplamda 76 milyon euro. 40 yılı aşkın bir süre zarfında Belçika’da temelden inşa edilen ilk futbol stadyumu olan yapı aynı zamanda Benelux bölgesinin ilk ekostadyumu. Işıklandırma için gerekli enerjiyi 13 bin metrekareye yayılmış güneş panellerinden sağlayan Ghelamcostadion, bünyesinde süpermarket, Michelin yıldızlı restoran ve eğlence merkezini de bulunduruyor. Stadyumlar için önemli bir veri tabanı olan Polonya merkezli stadiumdb.com sitesi Ghelamcostadion’u 2013 yılının en iyi stadyumu seçmişti. Eğer Hollanda ve Belçika’nın 2018 Dünya Kupası’nı ortak düzenleme teklifi kabul edilseydi, stadyum kapasitesi 40 bine yükseltilecekti, ancak bu haliyle de uzun süredir modern bir stadyumun eksikliğini çeken şehir ve kulüp için müthiş bir itici güç olduğunu söylemek mümkün.

carpi sehir

Previous:

Carpi Diem

Chelsea's head coach Jose Mourinho lies on the ground as he celebrates in front of his team after they won the English League Cup final soccer match between Chelsea and Tottenham at Wembley stadium in London, Sunday, March 1, 2015. Cheslea won the game 2-0. (AP Photo/Kirsty Wigglesworth)

Next:

Kupaları kazanmak ne kadar sıkıcı olabilir?

You may also like

  • 855765-1
    17 Nis

    Sana söz yine baharlar gelecek

    Analiz

    2004 senesinden bu yana şampiyonluk hasreti çeken Arsenal, bu sezonun ikinci yarısında gösterdiği performansla gelecek ...

  • kapak
    03 Nis

    Büyük Buhran

    Analiz

    2014 sonunda adeta Yenilmez Armada’ya dönüşen Real Madrid, Ocak ayının başından bu yana bir anda ...

  • c grubu -
    26 May

    Copa America 2016: C Grubu

    Analiz

    Normal şartlar altında finale kadar yürümesi beklenen Uruguay, 2015 Copa America’da Şili’ye elenmişti. Ancak o ...

  • ozan
    13 Ağu

    Josef de Souza neden alındı?

    Analiz

    Yazar: İlker Yılmaz ilkeryilmaz@hayatimfutbol.com | twitter.com/ilkeryilmazz Geçtiğimiz sezonun mental yorgunu Fenerbahçe, sözleşmesi sona eren tüm ...

Yorum Yap