Beşiktaş’ın çocuğu: Oscar Cordoba

06 Temmuz of 2016

Beşiktaş’tan ayrılık süreci pek hoş olmasa da kendisini “hem Bocalı, hem Beşiktaşlı” olarak tanımlayan Oscar Cordoba’yla Aslı Pelit konuştu.

Röportaj: Aslı Pelit

aslipelit@yahoo.com |twitter.com/brefootcontessa

Aslı Pelit: Sevgili Oscar, seni yıllarca Türkiye’de oynarken televizyondan izledikten sonra burada tanışabilmek gerçekten çok güzel, aynı zamanda da burada tanışmak… Ne kendi ülkendeyiz, ne de benim ülkemde ama bu şehir, Buenos Aires, ikimiz için de uzun bir suredir ev sayılır. Özellikle senin için sanırım…

Oscar Cordoba: Evet, doğru, burada 4,5 sene yaşadım. ve hâlâ kalbimde taşıdığım, taraftarı olduğum o yüce takım ile bu süre içinde güzel başarılar elde ettim. Bu yüzden de bu şehri çok seviyorum.

– Burada Boca’da oynadığın süre, senin dostun, vatandaşın, rakibin ve meslektaşın Faryd Mondragon ile başlayan ve dünyanın ta öbür ucuna kadar süren bir yolculuğun başlangıcı oldu sanırım. Burada da iki rakip takımda karşılıklı oynadınız, Türkiye’de de. Nasıl gelişti bu hikâye?

Aslında rekabet kısmı değişik… Bizim onunla olan dostluğumuz çok eksiye dayanıyor. 12-13 yaşındaydık, daha amatör takımlarda oynarken tanıştık. O zamandan itibaren profesyonel hayata geçişimiz, arkadaşlığımız, buraya Arjantin’e gelişimiz ve sonra Türkiye… Hatta bana Türkiye’den teklif geldiğinde ilk onu aradım, sordum, “Nasıl bir yer orası?” dedim. Bana tavsiye edip etmediğini sordum Faryd’e.

– Ne dedi peki? Onun izlenimleri neydi acaba ülkemiz hakkında, sana nasıl bir tanıtım yaptı?

Bana dedi ki, “Bavulunu topla, ilk uçağa bin ve gel! Burası muhteşem bir ülke!”

– (Gülerek) İstanbul senin de hoşuna gitti mi? Alışabildin mi çabucak bizlere?

Doğruyu söylemek gerekirse harika bir zaman geçirdik orada. Ailem bugün bile Türkiye’ye dönme arzusu taşıyor. Çok eğlendik, çok güzel bir ülkeyi tanıdık ve tabii tarih gördük. Bizim ülkelerimizde olmayan çok eski bir tarihiniz var sizin. Oraya olan uzaklık bu kıtada yaşayan bizler için Türkiye’nin ve Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya tarihinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunun farkına varmamıza engel oluyor. Biz orada yaşarken öğrendik bunları.

– Haklısın, bizim çok uzun bir tarihimiz var gerçekten. Ama senin de öyle, çok uzun ve başarılarla dolu bir kariyerin var ki her anı ilginç hikâyelerle dolu. Peki kaleci olarak hata yapmak nasıl bir duygu? Tabii ben hiçbir zaman senin olduğun yerden maç seyretmedim, nasıl bir şey bilemem ama bazı goller eminim kalecinin olduğu kadar orta sahadan defansa kadar takımın genelinde yapılmış bir hata da olabilir. Öyle değil mi?

Evet ama şöyle bir gerçek var, kaleci pozisyonu itibariyle hata yapma şansı olmayan oyuncudur. Ama hepimiz hata yaparız tahmin edersin ki… Ama bir hata yaptıysan dua edersin ki gol olmasın o hata yüzünden. Ama mesela Julio Cesar seviyesindeki bir kalecinin hata yapması çok sık görülen bir şey olmadığı için gol olduğunda herkes, “Vay, ne oldu ya, nasıl yedi o golü?” diye sorabiliyoruz kendimize.

– Beşiktaş ile de bir rekor kırmıştın yanılmıyorsam?

Tam maç sayısını hatırlamıyorum ama evet, çok iyi sezonlar geçirdim Beşiktaş’ta, özellikle birinci ve ikinci seneler, zaten üçüncü sezonun sonunda döndüm.

cordoba-son

Sergen’i Avrupa tanımalıydı

– O yıllarda Türkiye’de oynarken senin en çok çekindiğin 10 numara kimdi?

Sadece çekindiğim değil, aynı zamanda gerek tekniği gerekse kabiliyeti ile beni çok şaşırtan bir oyuncu, Sergen oldu. O kalibrede bir oyuncunun uluslararası anlamda tanınamamış olması üzücü. Kesinlikle Avrupa liglerinde oynayacak oyuncuydu, çok iyiydi. Hep Türkiye’de oynadı, halbuki İtalya’da, İspanya’da, Fransa’da hatta İngiltere’de oynayabilirdi, o kadar iyiydi. Keşke oynasaydı ve o zaman o ülkeler Türkiye’nin ne kadar yetenekli oyuncuları olduğunu görebilirlerdi.

– Siz beraber çok iyi oynadınız! Hatta senin Chelsea maçında ona verdiğin bir pas vardı ki Sergen o pası gole çevirdi. Seyircilerimizden birisi ben twitter’dan seninle buluşacağımı yazdığımda bana mutlaka sana o golü sormamı istedi! Lütfen bize o golü kendi ağzından anlatır mısın?

O gol şöyle gerçekleşti:  Sergen benim topa sert vurduğumu ve uzağa gönderdiğimi biliyordu. O anda Chelsea defansı geride kaldı ve Sergen benim topuma yetişti. Yavaş yavaş ilerledi, defansı şaşırttı ve muhteşem bir gol attı.

– Senin Türkiye’de geçirdiğin o harika yıllar ve anlar maalesef bir Galatasaray maçı sonrasında çok tatsız bitti ve sen üzgün ayrıldın ülkemizde. Seni şike yapmakla suçladılar ama sen hep masum olduğunu savundun ve giderken çok üzgündün. Taraftarlar da öyle. Biraz bahseder misin neler olduğundan?

Hayatımdaki en üzücü olaylardan birisi diyebilirim. Benim karakterimde böyle bir şey yok, benim aklıma bile gelmezdi başıma böyle bir suçlama geleceği. Ben her oynadığım takımdan başı dik ayrıldım, Türkiye’den de öyle ayrılmak istedim.  Maalesef Galatasaray maçındaki o gol sonrasında karşıma suçlamalar ile geldiler.

– Gol nasıl oldu?

O güne geri dönersem maçın son dakikalarıydı, ben her maça kazanmak için çıkarım. Neyse durum 0-0 miydi 1-1 miydi, tam hatırlamıyorum. Topu yakaladım, geri gönderdim, Galatasaray defansından bir oyuncu göğsüyle indirdi topu, orta sahaya gönderdi. Top Hakan Şükür’e geldi, o da kafa ile pas verdi. Oradan kime gitti hatırlamıyorum ama o oyuncu topu 90’a taktı.

– Kimdi o, Hagi mi?

Yok yok, Hagi değildi ama Hagi ile de karşı karşıya geldiğim önemli bir gol var Dünya Kupası’nda, anlatırım.

– Tabii, doğru ya…

Bana bu gol atan bir Türk’tü (Hasan Kabze), Galatasaraylı öyle bir vurdu ki tam 90’a girdi, ben atladım ama yetişemedim, imkan yoktu. Bunun üzerine çok adi bir suçtan itham edilmek beni çok çok üzdü. Hayatımda aklımdan geçmemiştir şike yapmak ve vicdanım rahat. Beşiktaş için de aynı şey geçerli. Yarın dönerim ve oradaki herkesin yüzüne bakabilirim. İçim rahat o yüzden.

– Anladığım kadarıyla sen hâlâ kendini bir Beşiktaşlı sayıyorsun, dün konuştuğunda “Hem Bocalıyım, hem Beşiktaşlıyım” dedin.

Aynen öyle, tüm olan bitene rağmen ben hâlâ Beşiktaşlıyım ve öyle kalacağım. Onlar ne düşünürlerse düşünsünler, benim vicdanım rahat.

– Türkiye’ye döndün, Antalyaspor’da oynadın. Beşiktaş kadar büyük bir takım değil ama sanırım çok ilginç ve tutkulu bir taraftar grubuna sahip. Oradaki günlerini anlatır mısın?

Özel bir zamanda, ilk önce ailemden ayrılmak zorunda kaldım. Monica ile çocuklar İstanbul’da kaldılar, bense Antalya’daydım. Yine de çok güzel bir sene geçirdik, Türkiye’nin tanımadığım yerlerini görme öğrenme şansım oldu. Antalya, Alanya, tüm Akdeniz, Pamukkale, bir sürü yeri gezdim, gördüm. Döndükten sonra konuşabildiğim herkese Türkiye’ye gitmelerini tavsiye ediyorum, inanılmaz bir ülkeniz var. Sadece turizm için değil, oyunculara da tavsiye ediyorum. Mesela Bataglia düşünüyordu, aradım dedim ki “Mutlaka git, hiç düşünme bile!”

– Biraz konuyu değiştireceğim ama, seyircilerden gelen bir sorumuz daha var: Küçükken idolün kimdi?

Pedro Zape, Kolombiya Milli Takımı’nın kalecisiydi, ayni zamanda da Deportivo Cali’deydi ki ben futbol hayatıma orada başladım, daha çocuktum.

kapak

Hagi benim için özel bir oyuncu

– İdollerden bahsederken şunu sormak istiyorum: Bizim programımızın ismi 10’ların Kıtası, aslında hep 10 numaralar ve forvetlerle konuşuyoruz, hatta sen şu ana kadar röportaj yaptığımız ilk kalecisin!

– Sence şu ana kadar oynadığın ya da seyrettiğin en iyi 10 numaralar kim?

Benim için Hagi özel bir yer taşıyor. Dünya futbol tarihine geçmiş bir gol atmıştı bana. ABD 1994 Dünya Kupası’nda 3-1 kaybettiğimiz maçtaydı. Yediğim için sonrasında da çok üzüldüğüm bir goldü. Diğer bir 10 numara Maradona, Boca’ya geldiğimde Maradona’nın son iki maçında beraber oynama şansım oldu. İnanılmaz bir oyuncu, dünyanın en iyi 10 numaralarından birisi. Ayrıca Sergen var, tekrar ediyorum çok iyi bir oyuncuydu. Hem şaşırmıştım, hem de onunla oynamış olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Çok akıllı bir oyuncuydu ve takımı idare edişi, karşı takımın taktiğini bozması, çok büyük oyuncudur.

– Senin gol yememe rekorundan bahsettik ama ondan yıllar önce bir maç varmış ki Millionarios de Santa Fe takımında maçın sonunda sanırım senin için büyük bir olay haline gelmiş. Bize o olayı anlatır mısın?

Evet, 1991 yılındaydı. Aslında kızmak değil, ben de o zaman çok küçüktüm, 21 yaşındaydım. Kariyerime yeni başlıyordum. Bir derbi maçıydı, aynı zamanda sezonun da ilk maçıydı. Kamp çok iyi geçmişti, Ekvador’da kamp yapmıştı takım.  Maça önde başladık, ilk dakikalarda 1-0 oldu ama sonra bizim defansın bir hatası yüzünden gol yedim. Sonra da gerisi geldi zaten: 2-1, 3-1, 4-1, 5-1, 6-1, 7-1….

– Aman Tanrım!

Bir felaketti o gün kariyerimde. Türkiye’dekilere, Beşiktaşlılara özellikle söylüyorum. İnternetten bakasınlar, Millionairos diye. Sonra bana diyebilirler “Oscar bu golü de mi yedin yaaa!” Hayatımdaki en kötü günlerden birisiydi diyebilirim, forvetin vurduğu her topu yedim. Maç bittiğinde ilk uçağa atlayıp Kuzey Kutbu’na taşınmayı düşünmüştüm. Bir de benim Besiktaş’taki ilk maçım vardır. Yunanistan’da oynuyoruz, ilk yarıda 5-0 yeniliyorduk. Allah’tan bir dostluk maçıydı!

– Peki hayatinin en iyi performansını hangi maçta göstermiştin? Arjantin’i 5-0 yendiğiniz final maçı olabilir mi?

Evet, o kesinlikle. Kariyerimin doruk noktalarından birisiydi ama maç zaferle sonuçlanınca ve top bizim yarı sahamıza hiç geçmediği için o maçı benim iyi bir maçım olarak düşünmüyorlardır! Ama şaka bir yana o maçtaki performansım çok iyiydi. Ama bence en iyi performansım Kolombiya’da 2002 Dünya Kupası finallerindeydi. Japonya/Güney Kore’de çok iyi oynadığımı düşünüyorum ama maalesef gruptan çıkamadık. O dönemde Boca’da da çok iyiydim zaten.

– Hiç unutamadığın bir gol var mı, yediğin ve yerken “Bunu yedim ama çok güzel bir goldü” dediğin? Hagi’nin golü diyebilir miyiz?

Hagi’nin golü için herkes bana “Nasıl yedin oğlum 30 metreden gelen golü” dedi ama benim cevabım şu: Hagi bana bir tane daha atsa, yine yerim. Yemin ederim. Çünkü Hagi topa öyle bir vurdu ki, top bir sağa bir sola dalga dalga dönerek geldi ve yanımdan geçerek gol oldu.

– Çok az insanda öyle bir yetenek olsa gerek.

Ama onun ki özeldir, bir sonraki maçta ayni golü Arjantin’e de atmıştı. Kaleci Islas idi, Hagi topa vurdu, top açıldı, Islas topa doğru giderken top son saniyede döndü ve gol oldu. Hagi’nin o golü bana attığının tekrarıydı. Aynı gol, iki değişik maç ve iki değişik kaleciye… İnanilmazdı ama tekrar ediyorum, tekrar olsa yine o golü yerim herhalde.

1463235938_DSC02475

Previous:

Cenk Tosun: Milli forma çocukluk hayalimdi

You may also like

Yorum Yap