Beşiktaş’ın ilk yarı reçetesi

04 Ocak of 2016

Sezonun ilk yarısını geride bıraktık. Sezona şampiyonluk parolasıyla giren Beşiktaş, yeni teknik direktörü Şenol Güneş’le beraber beklentileri boşa çıkarmadı. İlk yarıyı 41 puanla lider bitiren siyah beyazlı ekip, ikinci yarı öncesi son rötuşlarını tamamlamak üzere hazırlıklarına başlıyor.

 

Yazar Bahadır Bozkurt

bahadirbozkurt85@gmail.com | twitter.com/luyisfanhaal

Sezonun ilk haftalarında defans kurgusunda sıkıntılar yaşayan Beşiktaş’ta, Tosic’in yedek kulübesine çekilmesi ve yerine İsmail Köybaşı’nın monte edilmesiyle zaaflar en asgariye indirilmiş oldu.  Ersan-Rholdofo ikilisi ilk haftalarda ağır bir görüntü verse de özellikle Ersan’ın kaçırdığı maçlarda yaşanan puan kayıpları ve 3 gol yediği Kasımpaşa deplasmanı eldeki kadro içerisinde bu ikilinin vazgeçilmez olduğunu gözler önüne seriyor. Şenol Güneş’in defans kurgusunu oluşturan oyuncuların alternatifsizliği, bu alanda kadro derinliğinin olmaması en büyük sorun olarak göze çarpıyor. Sezon planlamasının artık dışında kalan Pedro Franco, Milosevic gibi stoperlerle yol ayrımına gidecek olan ekibin, bu noktada elindeki iki stoperden daha hızlı ve daha atletik bir ismi kadroya katması şart.  Şenol Güneş de Konyaspor maçı sonrasında bu bölgeye yapılacak transfer çalışmalarından açıkça bahsetti.

Tek bilinmeyenli denklem olarak kaleci sorunu

Sezon içerisinde en büyük krizi kaleci mevkiinde yaşayan Beşiktaş’ın, bu bölge için de arayışları olduğu biliniyor. Uzun süredir istediği kaleciyi bulamayan siyah-beyazlı ekibin yapacağı transferin, baskıyı en fazla üzerinde hissedecek oyuncu olacağını söylemek mümkün. Beşiktaş’ın travmatik sezonlarının günah keçisi hep kalecileri olmuştur. Fevzi’nin ıskaladığı geri pas, Cordoba’nın Galatasaray derbisindeki hatalı degajı, Runje’nin ceza sahası dışından yediği kafa golü… Bu durum, aşılması gereken tarihsel bir sorun haline geliyor. Hatalı gol yemekten daha fazlası olarak; hatanın sezonun özeti haline gelmesi aşılması gereken mental problemlerden bir tanesi. Bu sezon da her şey iyi giderken Tolga’nın Sporting Lizbon deplasmanında yediği hatalı gollerin sonucu sadece Avrupa Ligi’nden elenmek değildi. Geçen sezon Club Brugge maçında yediği hatalı gol sonrasında takımın tepetaklak olmasının sorumlularının başında gösterildi. Üstüne oynanan Galatasaray derbisinde Günay’ın yediği hatalı gol, krizi tetiklerken, Mario Gomez’in anında skora verdiği reaksiyon sezonu kurtaran en önemli hamle olarak kayıtlara geçti. Beşiktaş derbi maçını 1-0 geride bitirse oynanan futbola rağmen bugün kulüp farklı bir sezon tartışması içerisinde olabilirdi. Yeni gelecek olan kalecinin bu tarihsel hafızanın üzerine gelecek ve bu baskıyı kaldırıp, kaldıramayacağı sezonun geri kalanındaki en önemli soru olarak göze çarpıyor. Aynı sorunu Lehmann sonrası dönemde yaşayan Arsenal menajeri Arsene Wenger, çok tecrübeli bir isim olan Cech’i transfer ederek bu sorunu aşmayı başarabildi. Bu teori üzerinden hareket edildiğinde kendini ispat edecek bir kaleci yerine, kendini ispatlamış bir kaleci ile yola devam etmek en iyi tercih olarak belirginleşiyor.

tolga zengin

Hücum matematiği

17 maçta 41 gol atmış bir takımın ofansif anlamda problemi olabilir mi? Tablonun çok az karanlık kısmına bakarsak cevap; evet. Mario Gomez’in ve Cenk Tosun’un fırtına gibi girdikleri sezonda gol yollarında ligin en etkili takımı Beşiktaş’ta skor yükünü paylaşan birçok oyuncu mevcut. Sezonun ilk haftalarında formsuz olarak göze çarpan Jose Sosa’nın son haftalarda yaptıklarına bakarsak gol-asist beklediği isimlerden neredeyse kusursuz performans alınıyor. Kulübenin X faktörü Kerim Frei Süper Lig’de toplam 194 dakikada 3 gol 1 asistlik katkı verirken, Cenk Tosun’da görev aldığı 363 dakikada 5 gol 3 asistlik bir performans sergiledi. Bu performanslar kulübenin skora etkisini gösteren önemli detayların başında geliyor. Fakat başta hafızalarda taze olan Akhisarspor maçı olmak üzere, Gençlerbirliği maçlarında gol girişimi olarak sezonun en yüksek rakamlarına ulaşsa da siyah beyazlılar gol atmakta zorlandı.  Devre arası çalışmalarından sonra Beşiktaş kaleyi bulan şut sayısını arttırabilirse sezonun ikinci yarısında 41 golden daha fazla gol atması mümkün. İstatistiklere baktığımızda da bunu destekleyen bir argüman ortaya çıkıyor. Beşiktaş 2 gol ve daha fazlası attığı 12 maçtan sadece Kasımpaşa ile berabere kalarak puan kaybetti. Bu maçın yazının ilk kısmında belirttiğim gibi Ersan’ın oynamadığı ilk maç olduğunun altını tekrar çizelim.

İkinci yarı reçetesi

Beşiktaş 90’lı yıllardan sonra istediği istikrarı bir türlü sağlayamadı. Her sene başı “olabilir” diye başlayan fikirler, sezon ortasından itibaren “seneye” umutları ile sonlanıyor. Geçtiğimiz sezon finişe en yakın takımken, bir anda kendini 3. basamakta bulması özellikle rakip taraftarlar açısından hiç şaşırtıcı olmadı. Kabul etmek gerekir ki takımın “winner” ruhu eksik kalıyor. Bu sezon Şenol Güneş geldiğinden bu yana ofansif anlamda büyük değişikliklerle özlenen Beşiktaş’ı sahada gördük. Beşiktaş’ın eksileriyle artılarını bir yana koyduğumuzda tablo gayet parlak gözüküyor. Yapılacak transferler özellikle savunma hattında kadro derinliğini yakalayabilirse, Veli ve Tolgay’ın dönüşüyle beraber orta sahadaki zenginliği düşündüğümüzde liderin kaldığı yerden devam etmesi hiç şaşırtıcı olmayacak. Bu kadar üstün performansla geçilen ilk yarıdan sonra ikinci yarıda yollar daha çetin, virajların daha keskin olacağı kesin. Küçük dokunuşlarla sezonu mutlu bitirebilecek iki büyük adayın Telekom Arena deplasmanları foto finişin son karesini belirleyecek gibi duruyor.

mustafa denizli

Previous:

Galatasaray’ın ilk yarı reçetesi

mersin idman yurdu

Next:

Mersin İdman Yurdu’nun ilk yarı reçetesi

You may also like

Yorum Yap