Bilmediğiniz Lefter

17 Ocak of 2012

Lefter unutulmayacak futbol destanları yazarken, kendisi ve çevresi çok büyük korkular ve acılar da yaşadı. O asla anlatmadı ve yaşadıklarını toprağa götürdü ama içinde insanlık barındıranların o yaşananları anlatması, gerçeğiyle yüzleşmesi ve özür dilemesi lazım

Yazar: Alper Öcal

alperocal@gmail.com | twitter.com/alperocal

Pek çok akranım, gençler ve hatta yaşça kemale ermiş olanlar bile Lefter’in futbol topuyla yapabildiklerinden ve Fenerbahçe gibi bir kulübün gelmiş geçmiş en büyük efsanesi olmasından ötürü dikensiz gül bahçesinde, rahat, el üstünde ve zengin bir hayat sürdüğünü sanıyor.

Lefter hayatı boyunca elbette çok büyük sevgi ve saygı gördü ama unutulmayacak futbol destanları yazarken, kendisi ve çevresi çok büyük korkular ve acılar da yaşadı. O asla anlatmadı ve yaşadıklarını toprağa götürdü ama içinde insanlık barındıranların o yaşananları anlatması, gerçeğiyle yüzleşmesi ve özür dilemesi lazım.

Lefter ancak o zaman ismi ile müsemma olduğu üzere ‘özgür’ olabilir.

Filmi başa saralım

***

Tarih, 11 Kasım 1942.

Fenerbahçe’nin stadına isim babalığı yapan, dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu’nun öncülük ettiği 4305 sayılı yasa teklifi mecliste tartışılmadan kabul edilir.

Varlık vergisi olarak tarihe geçen yasa Şükrü Saracoğlu’nun belirttiği üzere “bu memleket tarafından gösterilen misafirperverlikten faydalanarak zengin oldukları halde, ona karşı bu nazik anda vazifelerini yapmaktan kaçınacak kimseler” için çıkarıldı. Amacı da yine Saracoğlu tarafından “piyasaya egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vermek” olarak resmen ilan edildi.

T.C. kimliği taşıyan ama Türk ve müslüman olmayan insanlar ayıklanarak mal varlıkları oranında, hiçbir mantıklı hesaba dayanmayan, çok kısa sürede ödemeleri gereken ve itiraza açık olmayan çok ağır vergilere tabi tutuldular. Ödeyemeyenler ya Aşkale’ye çalışma kampına yollandılar ya da malları haczedildiği için yıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kaldı.

Lefter’in futbola adım atması tam da bu zamana denk geliyor.

lefter6

Lefter ve ailesi kömür ve ilaç dahi alamayacak kadar fakir olmasaydı, belki de tıpkı devletin çağ dışı zihniyetiyle koyduğu varlık vergisi yüzünden doğup büyüdükleri ve kendilerini ait hissettikleri ülkeyi terk etmek zorunda kalan akrabaları ve arkadaşlarıyla aynı kaderi paylaşacaktı; ama yurdunda kalmayı başararak Taksim kulübünde futbol oynamaya devam edebildi.

Varlık vergisi kıyımından kurtulan Lefter askerlik dönüşü imza attığı Fenerbahçe’de 4 yıl içinde İstanbul Ligi ve Milli Küme şampiyonlukları kazandı.

Türkiye Milli Takımı için de davet aldı. İlk maçını da ne ironiktir atalarının yaşadığı ve eski arkadaşlarının göç etmek zorunda kaldığı Yunanistan karşısında oynadı. Fakat ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi. Yunanlar tarafından hainlikle suçlanırken, Şükrü Saracoğlu ve mantalitesindekilerin misafir algısını kırmak için de maçın ardından sürekli Türklük vurgusu yapmak zorunda kaldı.

O gelenek şimdi hâlâ devam ediyor. Sevenleri bu kötü geleneği farkında olmadan sürdürüyor. Lefter anlatılırken yine olduğu gibi değil, o dönemlerde görüldüğü gibi yine dönemin milliyetçi gözlüğüyle anlatılıyor.

***

Lefter’in attığı ve attırdığı gollerin Fenerbahçe’nin o dönemki başarılarında payının çok büyük olduğu, ve üstelik tabelayı değiştirmenin dışında sahadaki futbolunun da teknik ve estetik olarak benzeri görülmemiş olduğu söylenir.

Fiorentina’nın bile gözünü alacak kadar…

Fakat İtalya ve sonrasında Fransa’da da yeteneği takdir edilmesine rağmen istediği kadar başarılı olamadı ve 2 yıl süren Fiorentina ve Nice maceralarından sonra tekrar Fenerbahçe’sine döndü.

Türkiye o dönem varlık vergisini kaldırmıştı ama bu kez çok daha büyük ve uluslararası etnik bir sorunun içindeydi.

Kıbrıs meselesi.

Lefter futboluyla rakiplerine aman vermezken ve ülkenin en büyük futbol figürüyken, İngiltere eliyle yaratılan Kıbrıs sorunu da Türkiye’de yaşayan Rum insanlara hayata zindan ediyordu.

13 yıl öncesinden farklı olarak kastedilen bu defa malları değil canlarıydı. Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığı uydurmasıyla tezgâhlanan ve Büyükada ve Beyoğlu’ndakiler başta olmak üzere azınlıklara yönelik vahşice, utanç verici bu yağma ve katliam hareketi elbette Lefter’in evine dek uzandı.

Lefter olayların olduğu 6-7 Eylül 1955 tarihleri sırasında evine gelen ve “vurun gâvura” diyenlere karşı silahını alıp beklemeye başladığı ana dair bugüne kadar hiç konuşmadı. Tıpkı varlık vergisinde kendisinin ve ailesinin yaşadıkları hakkında konuşmadığı gibi. Eh, o dönem tanıdığı halde kapısına gelenleri ihbar etmeyen bir karakterden başka bir tavır da beklenmezdi.

Lefter’in o dönem yaşadıklarını yaşam öyküsünü belgeselleştiren Nebil Özgentürk ile konuşup, 2 gün önce kaleme Can Dündar sayesinde öğrendik. Tahmini çok zor değildi elbette ama babasının çektiklerini, malına ve canına kastedenleri silahla kapı arkasında beklediğini ve olaylar bittikten sonra bile günlerce ağladığını o yazı olmasa bilemeyecektik. Burada politik kepazeliklere bir virgül koyarak, sportif muadiline kısa bir parantez açmakta fayda var.

Lefter’in ölümünden sonra her tanıtım yazısında bahsedilen o meşhur, 50 kez milli formayı terletmenin nişanı olarak verilen, daha doğrusu önce hak kazanmaması için bin dereden su getirilen, hak kazanmasının ardından da teslimi 8 ayı bulan, madalyayla ilgili süreç de tam bir yüz karasıdır.

49 kez milli olmuş bir efsane neredeyse 1 yıl boyunca sırf o madalyayı almasın diye kadroya davet edilmedi. Gerekçe olarak da genellikle 39 yaşında olması gösteriliyordu. Oysa yaşına rağmen şampiyon takımın en iyisiydi. Bu çirkin tavra karşı basın ve halk da artık tepki vermeye başlamış ve Lefter nihayet 9 Ekim 1963 tarihinde oynanacak Romanya maçının kadrosuna davet edilmişti.

Lefter bu kararı havalara uçarak karşılamadı, tam aksine “bunu tecrübeli bir futbolcu olarak bir lütuf kabul etmeme imkân yok” diye tepki verdi.

Ve maçın ardından sezon sonunda futbolu bırakacağını açıkladı.

Kararının gerekçesi olarak sahada aciz duruma düşmekten korkmasını gösterse de, 1 sene önce 39. doğum gününde “Hayat 40’ından sonra başlar ama futbol bazen 40’ında bitmez” demiş biri için aslında sebebin saha içinden çok saha dışındaki ortam ve yöneticilerden gördüğü muamele olduğu açıktı.

lefter39

Lefter, sezon sonu geldiğinde AEK formasıyla top oynamaya kısa süre de olsa devam etti.

Bıraktığı futbol değil Türkiye’ydi.

Futbol ortamının yanı sıra sosyal ortam da can sıkıcıydı. Varlık vergisi, 6-7 Eylül olayları derken ülkedeki azınlıkla sistematik olarak budanmıştı ve sayıları zaten neredeyse yarı yarıya azalmıştı.

1964 yılında Kıbrıs adasındaki çatışmaların şiddetlenmesi ve siyasi akıl oyunları budamada bir başka boyut açtı. Olaylarla hiç alakası olmayan ama T.C. kimliğine sahip Rumlarla evli olan Yunan vatandaşları sınır dışı edilmeye başlandı. Ailelerini bir arada ve güvende tutmak isteyen pek çok Rum bu dönemde kanuna tabi olmasalar da gönüllü olarak Türkiye’den ayrılmayı tercih etti. Yağma bu kaçışların elbette ki vazgeçilmez seramonisi yağma.

Lefter’i tükenmişliğe iten; önce Yunanistan’a ardından Güney Afrika’ya kadar götüren ve o çok sevdiği Türkiye’sinden, Büyükada’sından bir süreliğine koparan bunlardı.

guney afrika

Fenerbahçe tarihinden en büyük parçası olduğu halde futbolu bıraktıktan sonra yıllarca kulübe üye yapılmamasını, 1986 Nisan ayına kadar bekletildiğini de unutmamak gerekir.

Lefter üyeliği aldıktan sonra şöyle diyordu.

Hatırlanmak çok güzel birşey. Bundan önceki yöneticiler beni hiç düşünmedi, bunun ezikliğini yıllarca yaşadım. Yıllarca bu takıma kaptanlık yaptım. Bu forma ile 800’e yakın gol attım ama bu jesti ömrüm boyunca unutmayacağım

Fenerbahçe taraftarı o zaman da şimdi de memleketi yönetenlerin Rumlara yaptığı berbat komşuluğu Lefter nezdinde telafi etmek, özür dilemek için çok çaba gösterdi. Ölümünden sonra daha da büyüyen bir sevgi ve bağlılıkla üstelik.

Lefter son yolculuğuna, haksızlığa uğradığını düşündüğü başkanı dışında huzurlu gitti.

Yapılması gereken artık tek birşey kaldı.

Lefter’in anlatmadıklarının müsebbiblerinden biri olan Şükrü Saracoğlu isminin stadyumda yerini gerçek sahibinin alması.

Lefteris Andonyadis.

Toprağın bol, ruhun şad olsun.

FENERBAHCE VE TURK FUTBOLUNUN ''ORDINARYUS'' FUTBOLCUSU LEFTER KUCUKANDONYADIS ICIN FENERBAHCE SUKRU SARACOGLU STADI'NDA TOREN DUZENLENDI. KUCUKANDONYADIS'IN NAASINI FENERBAHCE FUTBOL TAKIMI OYUNCULARI TASIDI. (ANADOLU AJANSI - BURAK AKBULUT) (20120115)

EU-EE-Tallinn-LAS-Mustakivi_and_Laagna

Previous:

Durduramıyoruz efendim, atıyorlar!

1

Next:

İlkler daima kazanmaz

You may also like

  • lefter5
    17 Oca

    Bilmediğiniz Lefter

    Genel

    Lefter unutulmayacak futbol destanları yazarken, kendisi ve çevresi çok büyük korkular ve acılar da yaşadı. ...

  • 9
    01 May

    İnleyen gaydalar ruhumu sardı #2

    Genel

    Yazının ilkinde Hibs-Hearts maçını izleyen Fırat Topal, bu kez Falkirk ile Hibernian arasındaki kupa mücadelesine ...

  • Sene-1973-film-Yalanci-Yarim-Tarik-Akan-24Kemal-Sunal-29-Metin-Cekmez-28-yasinda..Kizlari-bilemedik
    08 Tem

    Senden başka

    Genel

      Yazar: Serkan Akkoyun serkanakkoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/sakkoyun_ Ferdi elinde yarısı içilmiş sigarası ile hayran hayran ...

  • EU-EE-Tallinn-LAS-Mustakivi_and_Laagna
    06 Ara

    Durduramıyoruz efendim, atıyorlar!

    Genel

    Estonya Ligi’ndeki üstün başarısıyla (!) dikkat çeken Ajax Lasnamae’nin yaşadıkları profesyonel futbol için bu kadarı ...

Yorum Yap