Bir teknik direktörün kovulması için ideal zaman nedir?

19 Haziran of 2015

Dünyanın her yerinde teknik direktör değişimleri artış gösteriyor. Buna ana sebep olarak ortaya konulan hedefin artık mevcut teknik adamla ulaşılamayacağı ve bunun sonucunda gerçekleşecek ekonomik kayıplar olarak gösterebiliriz. Peki bir teknik direktörü ne zaman kovmamız gerekiyor?

 

Yazar: Çağrı Siretli

cagrisiretli@gmail.com

 

Organizasyonlarda liderliğin değişmesi, doğal sürecin en önemli aşamalarından birisidir. Seçim yenilgisi almış bir parti başkanı, şirketini başarıyla idare edemeyen bir yönetici ya da kulübü istediği sonuçları alamayan bir teknik direktör değişimin en çok yaşandığı liderliklerin başında gelir. Futbolda teknik direktör değişikliği, sezonun çeşitli evrelerinde gerçekleşebilirken bu, birden çok sebebe dayanabilir. Bazı kulüpler yeni gelen teknik adama takımı tanıması ve kendi felsefesini onlara aşılaması için değişikliği sezon sonuna bırakırken; birçok kulüp sezon içinde, baştaki planları dışında teknik adamlarıyla yollarını ayırabilir.

Futbolda başarısızlığın faturası en çok teknik adamlara kesilmekte. Tabii ki başarı kriterleri, takımdan takıma değişiklik gösteriyor. Bir kulüp için ligi 2. bitirmek büyük bir hayal kırıklığı olabilirken bir başka kulüp için ligde kalmak önemli bir başarıdır. Bu noktada önemli olan, kulüp yönetiminin başarıyı ne zaman ve ne şekilde analiz ettiğidir. Özellikle büyük kulüpler, teknik adamlarına sezon sonuna dek şans verse de ligde tutunmayı amaçlayan kulüplerde sezon içinde daha fazla teknik adam değişikliğine rastlıyoruz. Bu konuda yapılan akademik çalışmalar gösteriyor ki; sezon içinde gerçekleşen teknik direktör değişikliklerinin en önemli sebepleri, kulübün içinde bulunduğu ligden düşme tehlikesi ve üst üste alınan kötü sonuçlardır.

Southampton’da Futbol Geliştirme Başkanlığı yapan Les Reed, Shaw, Lambert, Lallana, Chambers, Chamberlein gibi yıldızları satmanın yanı sıra teknik adam olarak Mauricio Pochettino’yu da parlatmayı başardı.

Southampton’da Futbol Geliştirme Başkanlığı yapan Les Reed, Shaw, Lambert, Lallana, Chambers, Chamberlain gibi yıldızları satmanın yanı sıra teknik adam olarak Mauricio Pochettino’yu da parlatmayı başardı.

Teknik direktör değişikliklerinin gizli sebeplerinden birisi de, doğru isimlerin seçilmemesi olabilir. Bu açıdan bakıldığında, teknik adamı göreve almakla onu görevinden uzaklaştırmak arasında son derece yakın bir ilgi olduğu görülüyor. Teknik adamın görevden ayrılmasıyla sonlanan süreç, aslında yanlış bir tercih olarak takımın başına getirilmesiyle başlıyor. Bu noktada kulüp yönetimlerinin durumu çok iyi analiz etmesi ve uzun vadeli bir plana sahip olması gerekir. Ancak bu, oldukça zor bir görev. Örnek vermek gerekirse; son 25 yılda Premier League’de en başarılı hoca olan Alex Ferguson, kendinden sonra Manchester United’ın başına geçecek isim konusunda David Moyes’ı önermişti. Ancak Moyes’in yeni kulübünde geçirdiği sezon, büyük bir hayal kırıklığı olmuştu. Öte yandan, Southampton yöneticisi Les Reed, yönetimlerin bu konuda neler yapabileceğini ve ne kadar başarılı olabileceğini göreve geldiği günden bu yana kanıtlamaya devam ediyor. Reed’e göre kulüplerin çok sayıda teknik adam değişikliği yapmasının sebebi, bu konuda iyi bir politika benimsememiş olmalarıdır; “Özellikle sezon içinde yapılan değişiklikler, çok hızlı bir kararla uygulanmakta ve bu da kulüplerin plansız olmalarından kaynaklanmaktadır” diyor Reed. 2010 yılında takım henüz 1. ligdeyken göreve gelen Reed, şu anda Premier Legaue’in en iyi takımlarından birisine yöneticilik yapmakta. Bu dönemde sadece 3 menajerle (Nigel Adkins, Mauricio Pochettino ve Ronald Koeman) çalışan Southampton, başarılı teknik adam seçimleriyle iyi performansını sürdürmeye devam ediyor. Bir başarısızlık örneği olarak ise, göreve geldiği 2001 yılından beri yaklaşık 10 farklı menajerle çalışan başkan Daniel Levy’nin Tottenham’ına bakabiliriz. 2007 yılında Sevilla ile önemli başarılar kazanmış olan Juande Ramos’u göreve getiren Londra ekibinde o dönemki futbol direktörü Damien Comolli de bu tercihin bir hata olduğunu kabul etmekte; “O gelmeden önce, Sevilla’da çok iyi günler geçirmiş bir hocanın iki ayrı kültür arasında bu kadar zorlanacağını tahmin edemedim. O, İngiliz kültürüne, futboluna ve özellikle futbolculara uyum sağlamakta başarısız oldu.”

Günümüz futbolunda üst ligde oynamak, kulübe önemli maddi gelir sağlamaktadır. Tek hedefi ligde kalmak olan bir kulüp, özellikle yayın haklarından gelecek geliri kaybetmek istemezken; ligin zirvesindeki takımlar da onlardan farklı olarak Avrupa kupalarına giderek önemli maddi kazançlar elde etmeyi amaçlar. Bu koşullar altında kulüp yönetimleri, ister şampiyonluk, ister ligde kalma mücadelesi versin, bekledikleri performansı göremediklerinde, sezonun hangi aşaması olursa olsun teknik direktör değiştirmeye sıcak bakıyor. Küçük takımların büyüklere nazaran daha cesurca teknik adam değişikliğine gitmesinin temel sebebi ise, kötü giden performansın, küçük kulüpleri daha fazla etkilediğidir. Manchester United ya da Arsenal gibi kulüpler, başarısız geçen sezonlara rağmen hocalarının (Alex Ferguson ve Arsene Wenger) arkasında durmayı bildi. Ancak bu durum, 1. Lig veya 2. lig takımlarından birisi için geçerli olamaz. Bu liglerde takımlar başarısız bir performans gösterdiğinde, turnikelerden sahaya girecek taraftar sayısı ve dolayısıyla gelirler büyük ölçüde azalacağından, kulüplerin başarısızlığı kabullenme eğilimi, büyüklere oranla çok daha zayıf hale geliyor. Bir başka çalışmanın vardığı sonuca göre, geçmişten bugüne teknik adamların görevini kaybetme oranı artmakta. Bu da, günümüz futbolunda ekonomik gerekçelerin daha güçlü olmasından kaynaklanıyor.

La Liga için yapılan bir analiz, sezon içinde yapılan teknik direktör değişikliklerinin, 38 maçlık sezonda ortalama 25. ya da 26. haftasına denk geldiğini gösteriyor. Bundaki amaç, yeni gelen teknik adama takımı toparlayabilmesi için biraz zaman tanıyabilmek. İngiltere ligleri için yapılan bir çalışmada da, görevini kaybetmeye en yakın teknik adamlar, daha yaşlı ve daha az tecrübeli olanlar olarak belirtilmiş. Buradan çıkarılan sonuç; tecrübesi ve potansiyeli olan teknik adamlara tanınan kredinin daha yüksek olduğu.

Hollandalı ekonomist Ter Weel’e göre, sezon içinde teknik adamı değiştirmek, kısa vadede sonuçların düzelmesini sağlayabilir. “Ancak, bu bizi yanıltıyor çünkü teknik adam değişmeseydi de aynı sonuçlar alınabilirdi” diyor Weel. Eredivisie’de 1986-2004 yılları arasındaki sezonları analiz eden Veel, teknik adamını değiştiren ve değiştirmeyen takımların benzer bir performans sergilediğini ortaya koymuş.

tablo

Figür 1. Hollanda liginde 1986-2004 arası teknik adam değişikliğinden önce ve sonra takımların performansı (Turuncu: Teknik adamın gönüllü ayrılışı; Yeşil: Teknik adamın kovulması; Mor: Teknik adamın devam etmesi)

Figür 1’de  x ekseninde teknik adamın göreve başladığı tarih t, öncesi t- ve sonrası t+ olarak gösterilmekte. Y ekseninde ise, 4 maçlık ortalama puanların tüm sezon ortalamasına bölümüyle elde edilen veriler gösterilmekte. O ana kadar kötü bir performans sergileyen takımlar, sonuçlara göre teknik adamını değiştirse de, değiştirmese de benzer bir yükseliş göstermekte. Weel, bu durumun sadece Hollanda ligine özgü olmadığını da ifade ediyor.

Weel’in değindiği noktada, Premier League çok iyi bir örnek sunuyor. 2012/13 sezonunda Sunderland teknik adam değişikliğine gitmiş ve göreve Paolo Di Canio’yu getirmişti. Aynı dönem, Aston Villa da 17. sırada ve düşmeme mücadelesi veriyordu. Di Canio’nun gelişiyle birlikte oynadıkları 5 maça baktığımızda, her iki ekibin de aynı sonuçları aldığını görüyoruz (2 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 yenilgi). Elbette her değişiklik, Di Canio’nun gelişine benzer bir etki yaratmıyor. Sunderland’in aksine, Nigel Adkins’le anlaşan Reading, kötü sonuçlar (2 beraberlik ve 3 yenilgi) almaya devam etmiş ve ligden düşmüştü. 2012 Mart’ında görevinden alınan Villas-Boas’dan sonra, Chelsea, lig performansını geliştirmeyi başaramamıştı (Yeni gelen teknik adam Roberto Di Matteo ile Chelsea Şampiyonlar ligini kazanmıştı ancak Weel’in çalışmaları sadece ligi kapsıyordu.)

Andre Villas-Boas’ın ardından Chelsea’nin başına geçen Roberto Di Matteo, takımının ligdeki konumunu düzeltememişti ve Mavililer sezonu 6. sırada tamamlamıştı. Buna karşın sezon sonu Şampiyonlar Ligi kupasını müzelerine götürmeyi başardılar.

Andre Villas-Boas’ın ardından Chelsea’nin başına geçen Roberto Di Matteo, takımının ligdeki konumunu düzeltememişti ve Mavililer sezonu 6. sırada tamamlamıştı. Buna karşın sezon sonu Şampiyonlar Ligi kupasını müzelerine götürmeyi başardılar.

Weel’in çalışmasına parallellik gösteren başka araştırmalar da mevcut. İspanya ve Hollanda liglerine dair yapılan bir başka analize göre; teknik adamı değişen kulüpler, kısa vadede, iç saha maçlarında gelişim göstermiş. Bu sonuç, spor dallarındaki iç saha avantajını da doğrular nitelikte. Bunun en önemli sebepleri; yeni gelen teknik adamla birlikte, mutsuz durumdaki taraftarların öfkesinin az da olsa yatışması, kulübe yeniden destek vermesi ve medya baskısının azalması olarak gösterilebilir. Taraftar ve medya baskısı, teknik direktörün üzerindeki stresi belirleyen önemli unsurlardandır. Yeni gelen isim, oluşan pozitif havayı arkasına alarak özellikle iç saha maçlarında başarılı olabilir. Ancak, aynı başarı, deplasman maçlarında görülmemiş. Arjantin liglerinde ise, ne iç saha maçlarında, ne de deplasmanda başarılı sonuçlar gözlemlenmiş. Yeni gelen teknik adamın takımıyla oynadığı ilk 8 maç ele alındığında, takımın kötü performansını sürdürdüğü tespit edilmiş. İngiltere liglerinde de benzer sonuçlara ulaşılmış. Ligin alt sıralarında yer alan takımlardaki değişiklikler, lig sıralamasına az da olsa katkıda bulunsa da, üst sıralardaki değişikliklerin önemli bir katkısı olmamış. Tüm bu liglerde görülen ortak sonuç ise, kısmen başarılı olan takımların bile uzun vadede başarısını sürdüremiyor olmasıdır.

Tablo 1. Ortalama Kazanma Oranı (Teknik adam değişikliğinden öncesi ve sonrası)
  6 maç önce 6 maç sonra 12 maç önce 12 maç sonra 18 maç önce 18 maç sonra
Değişiklik yapan takımlar 0.37 0.44 0.40 0.45 0.42 0.46
Değişiklik yapmayan takımlar 0.37 0.48 0.40 0.48 0.42 0.49

 

Richard Audas ve arkadaşlarının İngiltere Premier League için yaptığı bir analizde, tablo 1’de gözüken sonuçlar elde edilmiş. Buradan da anlaşılacağı gibi, teknik direktör değiştirmenin, takımın performansına önemli bir etkisi yok.

Tüm bu sonuçlara rağmen, futbol tarihi istisnalarla doludur. Yakına baktığımızda, geride bıraktığımız sezon Cesare Prandelli’nin Galatasaray’dan ayrılışı ve Hamza Hamzaoğlu’nun başa geçmesi, sarı-kırmızılı kulübe şampiyonluğu getirdi. Öte yandan, sezona başladığı isimle sezonu bitiren Fenerbahçe ise ikincilikte kaldı. Prandelli, Avrupa’da iyi sonuçlar almasa da ligde çok çekişmeli bir yarışın içinde yerini almıştı. Yapılan çalışmalar, Galatasaray’ın yaptığı gibi bir değişikliğin risk olduğunu kabul etmekle birlikte, böyle bir başarıyı ön görmek için yetersiz kalıyor. Teknik-taktik idarenin dışında, başarının birçok faktöre bağlı olduğunu, Galatasaray’ın son şampiyonluğunda görebiliyoruz. Takımla yakından ilgilenen yöneticiler, oluşan olumsuz havayı ortadan kaldırmış ve onun yerine takım ruhunu yeniden sağlamıştı. Bunun dışında, Avrupa’da alınan kötü sonuçlar, gelenekleri olan bir kulübün teknik adam değişikliğiyle birlikte yeni bir sayfa açmasına ve üzerindeki baskıyı önemli bir güce çevirmesine neden olmuştu. Buradan çıkan sonuç; futbolda başarının sadece teknik ya da taktik düzeydeki değişikliklere bağlı olmadığıdır.

Teknik adamla yollarını ayırmadan önce, kulüp yönetimlerinin içinde bulundukları durumu çok iyi analiz etmesi gerekmekte. Kulüpler, geçmişten gelen gelenekleri de göz önünde bulundurarak, geleceği iyi gören planlar yapmalı ve bunları doğru zamanda uygulamaya geçirmelidir. Elde edilen sonuçlar, sezon içindeki değişikliklerin büyük oranda takıma olumlu yansımadığını gösteriyor. Teknik direktör değişikliğinden önce takımların üzerinde çalışması gereken başka noktalar da mevcut (altyapı, oyuncu kalitesi, takım ruhu vb). Eğer teknik adamı değiştirmenin şart olduğuna kanaat getirilmişse, bu değişikliğin sezon sonunda olmasının uzun vadede daha olumlu sonuçlanacağı bir gerçek.

Kaynaklar

Ter Weel, B.,”Does manager turnover improve firm performance? Evidence from Dutch soccer, 1986-2004“, CPB Discussion Paper 166 (2011).

Forest, D., ve Tena, J. D., “Within-season dismissal of football coaches: Statistical analysis of causes and consequences“, European Journal of Operational Research, (2007), 181, 362-373

Arjantin ligi üzerine: Tena, J. .D., Forrest, D., ve Flores, R., “Decision taking under pressure: Evidence on football manager dismissals in Argentina and their consequences“, European Journal of Operational Research, (2012), 222, 653-662

Tablonun kaynağı: Audas, R., Dobson, S., ve Goddard, J., “Team performance and managerial change in the English Football League“, Economic Affairs, (1997),17, 30-36

http://www.bbc.com/news/magazine-23724517

http://www.bbc.com/sport/0/football/32549408

kapak-2

Previous:

Her yerde eli olan adam: Kokkalis

social-media-tools

Next:

Sadakat.com

You may also like

Yorum Yap