Bu hikâyenin fazla içindeyiz

24 Ağustos of 2015

24 Ağustos 1977’de Almanya’nın doğusunda Jena’da başlayan ve 10 Kasım 2009’da kızının mezarının 200 metre ötesinde sona eren ve bizim fazlasıyla içinde olduğumuz bir hayat hikâyesi Robert Enke’ninki…

Yazar: Mert Sarıbaş
mertsaribas@hayatimfutbol.com | twitter.com/mertsrbs

11 Kasım 1995’te Hannover 96 karşısında ilk defa A takım forması giyen Enke bundan 14 yıl sonra son maçına yine Hannover 96 forması ile çıkmıştı. Arada geçen 14 yılda Robert Enke pek çok şey yaşadı ama onun peşini bırakmayan tek şey depresyon oldu.

Borussia Mönchengladbach’taki performansıyla formayı Uwe Kamps’tan kaptı ve bu başarısı onu Benfica’ya götürdü. Portekiz’de Benfica’nın belki de en başarısız sezonunu geçirmesine rağmen gösterdiği başarılı performans ile Avrupa’nın devlerinin listesine girdi ve Enke’ye bu dev takımlar arasından seçim yapmak kaldı. Onun seçimi Louis van Gaal yönetimindeki Barcelona’ydı. Böylece dünya üzerindeki pek çok futbolcunun hedefine o henüz 25 yaşında ulaşmış oldu. En üst seviyeye ulaştıktan sonra başarılar ile dolu bir kariyer yazmak belki çok daha kolaydı ama öyle olmadı.

Goalkeeper Robert Enke, left, of Germany, holds up his new F.C. Barcelona shirt alongside Barcelona coach Louis Van Gaal of The Netherlands after Enke signed for this Catalonian soccer club  in Barcelona, Spain Wednesday July 10 2002. (AP Photo/Cesar Rangel)

Barcelona kariyerine İspanya Kupası’nda 3. Lig ekiplerinden Novelda karşısında oynanan maç ile başladı. 3-2’lik mağlubiyetin ardından Katalan ekibinin tecrübeli oyuncusu Frank de Boer mağlubiyetin sebebi olarak takımın yeni transferi Robert Enke’yi gösterdi. Daha sonra Enke Fenerbahçe’ye gidecekken, Frank de Boer da Galatasaray’ın yolunu tutacaktı. Kupa maçının ardından günah keçisi ilan edilen Alman kaleci için zor günler başlamıştı. Barcelona’da o sezon ligde sadece 20 dakika forma giyebildi. Bu 20 dakika aynı zamanda Enke’nin La Liga kariyerini de oluşturdu. Şampiyonlar Ligi’nde ise Club Brugge ve Galatasaray galibiyetlerinde Katalan ekibinin kalesini korudu.

Enke için kötü geçen sezonun ardından 2003/04 sezonu öncesinde göreve gelen Frank Rijkaard’ın ilk icraatlarından biri Rüştü Reçber’i transfer etmek oldu. 2002 Dünya Kupası’nın yıldızı Rüştü de Barcelona’da dikiş tutturamayacaktı ama Rüştü’nün transferi Enke’nin Barcelona kariyerinin sona erdiği anlamına geliyordu.

İstanbul sen mi büyüksün ben mi?

enke-daum

Enke’nin imdadına Daum yetişti, en azından öyle duruyordu. “Artık oynamak istiyorum. Kulübede oturmaktan sıkıldım” diyen Alman kaleci Daum’ın ısrarı sonucunda kiralık olarak İstanbul’un, Fenerbahçe’nin yolunu tuttu.
Fenerbahçe sezonun ilk maçında İstanbulspor’u ağırlarken kalede Enke vardı. Yeni takım, yeni şehir, yeni bir hayat… Hepsi 90 dakika sürdü. Balili’nin aşırtması ile başlayan maç Yordanov’un golü ile 3-0’a geldikten sonra tribünler Enke’nin tuttuğu her topta Alman kaleci ile dalga geçmeye başladı. Maçın ardından Daum ile görüşen Enke’nin geleceği için iki taraf da hemfikirdi: Ayrılık… 90 dakika süren maceranın ardından Enke ülkeden ayrılırken geride ise spor gazetelerinin attığı “Enke’lek”, “Enke’k kaleci” gibi manşetler kaldı.

2008 yılında verdiği röportajda Fenerbahçe dönemini “İstanbul’da yaşadıklarım ve o dönem benim hayatımın kırılma noktasıdır. İki yıl önceki kızımın ölümü gibi.. Artık futbol benim hayatımda eskisi gibi bir anlama sahip değil yine şu an için futbol hayatımın merkezinde ama kesinlikle her şeyin üzerinde değil. Yine maç kaybettiğimizde sinirleniyorum, kızıyorum fakat eskiden bu bir hafta sürerdi şimdi sadece bir-iki gün..” şeklinde anlatırken eşi Teresa ise bu süreci yıllar sonra “İstanbul ve Barcelona dönemleri bizim için çok zordu” cümlesiyle özetledi.

Rüştü ise Enke’nin Türkiye’den ayrılmasının ardından yaptığı açıklamada “Enke ile bir hafta idmana çıktım. Nasıl bir kaleci olduğunu gördüm. Oynamadığı için kendisine güveni kalmamış formsuzlukta ve motivasyonsuzlukta idi. Fenerbahçe, Enke’yi transfer etmeden üç gün önce Murat ağabeyle (Murat Özaydınlı) telefonda bir konuyu görüşüyordum, O’na kaleci alıp almayacaklarını sordum. Almayacaklarını söyledi. Bende bir Fenerbahçeli olarak alınacaksa Bonano alınabilinir, gayet iyi kaleci dedim. Kaleci transferi yapmayacaklarını yineledi. Ancak, üç gün sonra Enke’nin transferini gazetelerden öğrenince çok şaşırdım. Ben, Fenerbahçeliyim ve Barcelona’da oynasam da Fenerbahçe’nin elçisiyim. Keşke benim de fikrimi alsalardı.” ifadelerini kullandı.

“Sevgiyle her şeyi başarabiliriz dedik ama olmadı”

246565974-enke-lara-1v09

Robert Enke iki sezon önce Barcelona’ya imza attığı günden çok uzak bir noktadaydı artık. Bu noktada geri çeviremeyeceği teklif Hannover 96’dan geldi. Sessiz sakin bir şekilde Almanya’ya döndü, Hannover 96 ile yeniden yükselişe geçeceği bir sezona başlarken Lara adında bir kız çocuğu sahibi de oldu. Bu gelişme Enke’yi sıkı sıkı hayatta tutacak bir dal olabilirdi ama olmadı. Kalp problemi ile doğan minik Lara’nın sürekli operasyonlar geçirmesi gerekiyordu. Enke ise bu süreci hastane ile antrenman arasında geçirdi. Her şeye rağmen Enke harika bir performans sergiliyordu hatta Almanya’da yılın kalecisi ödülüne de layık görüldü. 17 Eylül 2006 sabahında ise Lara daha fazla hayata tutunamadı. Bu Enke’nin en kuvvetli dayanağının da artık olmadığı anlamına geliyordu. Altı gün sonra Hannover 96 formasını sırtına geçirip sahadaki yerini aldı, kendini tamamen futbola verdi. Etrafındaki insanlar Enke’nin çok farklı bir psikolojide olduğunun farkındaydı ama ellerinden bir şey gelmiyordu. Enke Alman Milli Takımı’na kadar yükseldi, bu süreçte teklifler aldı ama Hannover 96’dan ayrılmadı.

B2FHfhmCMAAXQqk

10 Kasım 2009’da takımının sabah idmanına katıldıktan sonra önce kızının mezarını ziyaret etti ardından 200 metre ötedeki raylara gitti ve ‘benden bu kadar’ dedi. Ardında ise eşinden özür dilediği bir intihar notu bıraktı.
Enke’nin vefatının ardından eşi ve doktoru düzenlenen basın toplantısında Enke’nin uzun süredir depresyonla başa çıkmaya çalıştığını belirttiler ve güçlükle konuşan eşi şu cümleleri kaydetti:
İstanbul ve Barcelona dönemleri bizim için çok zordu. Her şeyi geride bırakıp başarabileceğimizi inandık fakat kızımızı kaybettik, daha çok kenetlendik. Sevgiyle her şeyi başarabiliriz dedik ama olmadı

Biz bu hikâyenin fazlasıyla içindeydik…

Hungary's Nyilasi (middle) makes his way past the two El Salvador players Ventura (no 6) and Rivas (no 13) during the 1982 FIFA World Cup match Hungary vs El Salvador on June 14th 1982 in Elche. The Central Americans lost almost every tackle against the Magyars. Hungary won big-time with 10:1.

Previous:

Macarların Platini’si

8684a9cf8cc34bbda64be0fffdeb13b9

Next:

Yeni Agüero: Correa

You may also like

Yorum Yap