Büyük başkan: Pinto da Costa

12 Eylül of 2012

Porto’nun bir Pele’si, bir Maradona’sı veya bir Cruyff’u olmayabilir ama Portekiz kulübünü bir dünya devi haline getiren 30 yıllık başkan Pinto da Costa, Portolular için bu efsaneler kadar büyük bir isim… Fakat diğer Portekizlilerin onun hakkındaki görüşleri epey farklı!

“Jorge Nuno Pinto da Costa gerçekten istisnai bir adam (…) O büyük imparatorluklar kuran o seçkin gruptan, az sayıdaki üstün vasıflı yöneticilerden biri. O ileride Santiago Bernabeu, Angelo Moratti gibi isimlerle birlikte anılacak.”

100. yılını geçiren Porto’da 50 yıldır yöneticilik görevi üstlenen, 30 yıldır ise başkanlık yapan Pinto da Costa’nın 2005’te yayınlanan otobiyografisinde yayınlanan önsözden bu cümleler. Dönemin FIFA Başkanı Lennart Johansson tarafından kaleme alınan yazı Pinto da Costa’nın Porto için ne kadar önemli bir figür olduğunu da gözler önüne seriyor.

Çekirdekten yetişti

Kolej eğitiminin ardından 19 yaşında Porto’ya dönüp bir bankada çalışmaya başlayan Pinto’nun futbola merak sarmasında en önemli etken amcasıydı. Famalicao kulübünde başkanlık yapan amcası Armando Pinto, hem ona bir rol model oluşturmuş, hem de onun futbola ilgi duymasını sağlamış isim. Porto’ya döndükten sonra 16 yaşında üye olduğu kulübün özellikle futbol ve hokey maçlarını kaçırmayan Pinto da Costa, 1962’de ilk kez kulübün hokeyle ilgili bölümünde görev aldıktan sonra çeşitli aralıklarla 1982’ye kadar boks, amatör şubeler sorumluluğu üstlendi.

Americo de Sa başkanlığındaki yönetimde futbol direktörlüğüne getirildiği 1977/78 sezonunda Porto’nun 19 yıllık şampiyonluk hasretine son veren ekipte yer almıştı. 1980’de ayrıldığı bu görevin ardından ise 17 Nisan 1982’de ısrarlarla tek aday olarak başkanlık koltuğuna oturduğunda ise Porto kulübünün tarihi değişecekti. Seçim konuşmasında ise başkanlık döneminin özetini geçiyordu adeta: “Takımı yeniden yapılandırmalı ve güçlü kılmalıyız. Böylece her zaman şampiyonluk için yarışıyor olacağız.”

30 yıl, 19 şampiyonluk

Pinto da Costa başkanlığa geldiğinde Portekiz futbolunun mutlak hakimi olan Benfica’nın 24, Sporting’in 16, Porto’nun ise sadece 7 şampiyonluğu bulunuyordu. Aradan geçen 30 yılda ise 19 şampiyonluğu müzesine götüren ve Benfica’dan Portekiz futbolunun liderliğini almış bir Porto var. Portoluların adeta bir kahraman olarak gördüğü Pinto da Costa, başarısının sırrını ise başkanlık döneminden önce kulübü gözlemleme fırsatı bulduğu senelere ve basit bir sistem değişikliğine bağlıyor: “Başarı tamamen bir dizi kurallar bütünüdür. Porto’daki en büyük şansım amatör branşlarda görev yapmam oldu. İçeride yaşamak nelerin yanlış olduğunu fark etmemi sağladı. Öyle anlar oluyordu ki bisiklet ve masa tenisi yöneticisi bir futbolcunun kulüpte kalıp kalmayacağına karar veriyor! Bugün ise kuralları belli: Hocayı ben seçerim, hoca da futbolcularını… Bu döngüye sadece başkan ve futbol direktörü dahil olur, o kadar. Geleneğimiz böyle.”

pankart

Seveni çok, nefret edeni daha çok

Elbette 30 senedir iktidarı elinde tutan her erk gibi Pinto da Costa’nın hikayesi de toz pembe bir başarı öyküsünden ibaret değil. Döneminin en başarılı teknik adamı Jose Mourinho gibi keskin bir karaktere sahip olan başkanı çok sevilen ve bir o kadar da nefret edilen bir isim.  Yayın gelirleri düşük, ekonomik sınırları belli bir ligden Avrupa’nın sayılı takımlarından birini yaratan ticari zekasının büyük takdir görüyor görmesine ama sivri açıklamaları ve onun Portekiz genelinde futbolun karanlık tarafına geçmiş bir sima olarak görülmesi işin ayrı bir boyutu. Özellikle Porto taraftarları dışındaki neredeyse tüm Portekizli futbolseverler onu bir ‘şer odağı’ olarak görüyor. Portekiz Futbol Federasyonu üzerindeki etkisi üzerinde hemen herkes hemfikirken, 2004’te patlayan Apito Dourado (Altın Düdük) skandalındaki rolü eleştirilerin en büyük dayanak noktası. Portekiz polisinin düzenlediği operasyonla hakemlerin, federasyon başkan ve görevlilerinin de içinde bulunduğu bir grup yargı önüne çıktı. Porto başkanı Pinto da Costa’nın hakem atamalarına doğrudan müdahil olduğu, hakemlere rakiplerinin puan kaybetmesine yönelik telkinlerde bulunduğu ses kayıtlarıyla ortaya çıktı ancak mahkeme ses kayıtlarını delil kabul edemeyeceğini açıkladı.

Porto başkanının eski metresi Carolina Salgado’nun 2006’da çıkardığı “Eu, Carolina” isimli kitapta Pinto da Costa’ya yönelttiği ciddi itham ve iddialar da bir başka daha konusu. Salgado’nun o dönem büyük yankı uyandıran kitapta yer alan şike, hakem ayartma gibi iddialarını temel alan dava tekrar açıldı ve sürmekte. Öte yandan bu kitabın yazılmasını finanse eden kişinin Benfica başkanı Luis Filipe Vieira olduğu da Portekiz’de konuşulmuştu.

Kısıtlı bir bütçeyle dünya futboluna yıldızlar sunan bir deha, aynı zamanda yerelde imajı şike, hakem ayarlama gibi ithamlarla lekelenmiş bir güç odağı… Şakacı, bir anda ciddi bir açıklamanın ortasında kafasından şiir patlatabilecek birikime sahip, enteresan bir kişilik olan Pinto da Costa’nın Portekiz futbol tarihini değiştirmiş, mevcut Avrupa futbol düzenine başarılı bir düzen sunmuş bir isim olduğu ise bir gerçek.

kapak-gutendorf kimono

Previous:

Gutendorf ile yörelerimiz yemeklerimiz

vahid halilhodzic kapak

Next:

Bir savaş kahramanı: Vahid Halilhodzic

You may also like

Yorum Yap