Büyük günahların en güzel bedeli

12 Haziran of 2015

Futbolculuğu döneminde yeteneklerine ihanet eden ve olması gereken yere gelemeyen Yusuf Şimşek, teknik direktörlükte aynı hataları yapmıyor. Saha kenarında bambaşka bir Yusuf Şimşek var ve herkesi şaşırtmaya devam ediyor…

Yazar: Kutay Ersöz

kutayersoz@gmail.com | twitter.com/48kutay

PTT 1.Lig yarı finalinde Adana Demirspor ile Antalyaspor arasında oynanan 90 dakika sona ermiş, karşılaşmayı 2-0 kazanan Adana Demirspor ilk maçı 3-0 kaybettiği için elenmişti. Çıkan sonuca göre Süper Lig’e yükselecek son takımı belirleyen finale, İstanbul’a, Antalyaspor gidecekti. Televizyon başındakiler yavaş yavaş kanal değiştirip yarı final defterini kapatıyordu ki bir anda ortalık karıştı. Tam o anda soyunma odası koridorlarında gerginlik oldu. İki takım futbolcuları gergin geçen maçın ardından birbirine girdi. Türkiye’de futbolu yakından takip edenler için şaşırtıcı olmayan bir durum. Hemen her yüksek stres yüklü maçta yaşanan olaylar. Fakat bir müddet sonra olan biteni izleyenler gözlerine inanamadı. Yusuf Şimşek, rakip futbolcularla kavga etmeye başladı. Hem de ne kavga! Antalyaspor’un 20 yaşındaki futbolcuları, hocalarını tutmakta zorlanıyordu. Şimşek, tutulamıyordu. Onu tanımayanlar, bu halini görünce futbolcuğu döneminde onun yırtıcı bir santrfor olduğunu düşünebilirdi. Böyle 2-3 savunmacıyı sırtında taşıyan güçlü forvetlerden… Veya agresif bir stoper… Ama ikisi de değil. Yusuf Şimşek, zayıf yapısıyla, yürüye yürüye adam geçmesiyle ve kolay kolay sinirlenmemesiyle tanınan bir futbolcuydu.

Onu tribünden izleyenler ona çok çabuk bir şekilde hayran olurdu; sadece topla bir kez buluşması yeterdi.  Fakat bir yandan da, gerçekçi düşüncelere kapılanlar, umutsuz bir yorumu olarak ‘Çok narin be abi’ eklmesini yapardı. Gerçekten de Şimşek hem narin yapısı hem de saha içinde mücadeleden kaçan görüntüsü nedeniyle arzulanan noktalara çıkmadı. Bir de gençlik döneminde yaptığı hatalar ve disiplinden uzak hayat tarzı eklenince… Hikâyeyi zaten biliyorsunuz.  Fakat teknik direktör Yusuf Şimşek bambaşka bir profil çiziyor. Onun takımları, basıyor, mücadele ediyor, kavga ediyor ve disiplinden taviz vermiyor. Galiba futbolcu Yusuf Şimşek, teknik direktör Yusuf Şimşek’ten formayı zor alırdı!

Oysa o da olmadı. Teknik diektör Yusuf Şimşek, futbolcu Yusuf Şimşek’ten olabildiğince faydalandı.  Yusuf Şimşek’in yeni başlayan teknik direktörlük kariyeri başlangıçtan beri oldukça ilginç bir şekilde ilerliyor. Zaten en renkli olanı başlangıçta yaşandı. Gençlik hayallerinden birini gerçekleştiren Şimşek, Turgutluspor’da hem teknik direktör hem futbolcuydu. Her teknik adam, kaç yaşında olursa olsun yanında Yusuf Şimşek gibi bir oyuncusunun olmasını, zor zamanlarda onu oyuna sokabilmeyi ister. O zaman kendisi niye bundan mahrum kalsın? 60. dakikada kendini oyuna alıp 75’te gol attığı Diyarbakır deplasmanı, onun futbol hayatına en çok yakışan anlardan bir tanesiydi. Devrede 0-0’ken oyuna girip bir dakika sonrasında gol attığı Gaziosmanpaşa maçı gibi. Çok kısa sürdü ama izlemesi eğlenceli bir dönemdi. Fakat eğlenceye fazla kapıldığımız için, daha doğrusu Yusuf Şimşek’in futbolunu izlemeye fazla hevesli olduğumuz için bir gerçeği kaçırdı. O Turgutluspor, o sezon play-off oynadı. Ve hatta o Turgutluspor, Şimşek’in görev(ler)i bırakmasından sonra bir daha play-off oynayamadığı gibi bu sezon sonunda da küme düştü.

ANTALYASPOR, TEKNIK DIREKTOR YUSUF SIMSEK GOZETIMINDE CUMARTESI GUNU OYNANACAK MANISASPOR MACININ TEKNIK VE TAKTIK CALISMALARINA BASLADI.(FOTO:ANTALYA-DHA)

Yusuf Şimşek, Turgutlu’dan ayrıldıktan sonra hem Fenerbahçe hem Beşiktaş’ta beraber çalıştığı Mustafa Denizli’nin yanına geldi ve Ç.Rizespor’u Süper Lig’e çıkardılar. Çok faydalı bir staj dönemi olduğunu Şimşek’in Karşıyaka ve Antalyaspor görevlerinden görüyoruz. Mustafa Denizli’yi anlatan en net iki özelliği artık Yusuf Şimşek’in takımlarında da görebiliyoruz: Cesaret ve hücum futbolu… Diarra, Emrah Başsan, Gökhan Karadeniz, Erman Kılıç gibi oyuncuların bulunduğu Antalyaspor’da hücum futbolunu ortaya koyması çok da şaşırtıcı değil. Fakat Karşıyaka gibi, yıllardır gol sorunu çeken ve yetersiz kadrolarla mücadele etmek zorunda kalan bir takıma bambaşka bir kimlik kazandırdı. Takımın başında çıktığı 39 maçın sadece 7 tanesinde gol üretemedi. Üstelik bu 7 maçın 3 tanesi de 0-0 sona erdi. Yani o çok bilinen kuralı biraz değiştirerek ‘atamıyorsan yenilme’ ye çevirdi.

Benzer cümleleri daha önceki Denizlispor dönemi için söylemek pek mümkün değil. Şimşek’iin parladığı camia olan Denizlispor, teknik direktörlük döneminde uğurlu gelmedi. Macera kısa sürdü. Bunda kulübün yaşadığı buhranın payı daha büyük. Büyük ihtimalle onlar da o krizi, camiayı yakından biriyle atlatmayı düşünmüştü. Fakat çok ilginç bir şekilde kan uyuşmadı. Karşıyaka gibi sabırsız ve tutkulu bir yerde ise ortak noktalar daha çok kesişti. Belki de yeşil-kırmızılı taraftarların son dönemde en güçlü bağ kurdukları teknik direktörlerden biri hâline geldi.

Şimşek sadece taraftarlarla değil, futbolcularla da bağ kuran bir teknik adam. Onun umut vadeden ışıltısının altında biraz da bu yatıyor. Anormal değil; Şimşek henüz 39 yaşında. Futbolculuk dönemi çok taze. Futbolcuların ne hissettiğini hatırlayabilecek konumda. Üstelik, çok büyük bir avantaja daha sahip: futbolculuğu boyunca çok fazla hata yaptı. O dönemin hataları, şu an cebinde ve ona iyi bir yol gösterici olma yolunda bir avantaj olarak geri dönüyor. Öğrencileri ondan, standart bir teknik adama göre çok daha fazlasını öğrenebilir.

yusuf-simsek-maglubiyeti-ustlendi-39313-590

Fakat Şimşek’in Karşıyaka tribünü ile kurduğu bağ çok çabuk ve beklenmedik bir şekilde koptu. Taraftar ahalisinin gözünde ‘yapılmaması gereken’i yaptı. Sezon içinde, bir anda takımdan ayrıldı ve Antalyaspor’un başına geçti. Anlaşılması zor bir karar olabilirdi fakat Şimşek’i bu noktada hoş görecek, anlayışla karşılayabileceğimiz özel bir durumu var. O Antalya’da doğup büyümüştü ve seneler sonra Antalya’da çalışacaktı. Çocukluğunda Antalya’nın köylerinde top oynayarak büyüyen, daha sonra Demrespor ve Kemerspor’da  ilk defa parlayan Şimşek seneler sonra, teknik direktör olarak şehrine geri döndü.

Şimşek’in, farklı bir profilde olduğu Antalyaspor’daki ilk antrenmandan belli oldu. Oyuncularına 15 pas kuralı koyan Şimşek, belirttiği pas sayısından önce top kaptıran futbolcularına şınav çektirdi. İlk günden böyle bir tanışma; acaba futbolcular neler hissetmiştir? O futbolcuların çoğu genç, takımın yaş ortalaması düşük… Şimşek’in futbol anlayışını uygulayabilmek için de genç olmak gerekiyor. Mücadele edecek ve hızlı oyuncular lazım. Sağlam ciğerler gerekiyor. Dünya futbolunu etkisi altına alan, hücuma hızlı çıkış felsefesini benimsiyor. Topa sahip olduğunda dikine giden bir takım yaratıyor. Karşıyaka’da da böyleydi, Diarra, Emrah ve Gökhan’ın bulunduğu Antalyaspor’da da böyle. Fakat aynı zamanda savunmada alanı iyi kapatan, mücadele eden bir takıma ihtiyaç var. 23 yaşındaki Sakıb, Zeki ve Osman Çelik, 21 yaşındaki Ömer, 20 yaşındaki Oğuz gibi isimler bu görevi yapıyor. Play-off yarı finalinde Adana Demirspor’u 3-0 yenen maçta oyuna girenler de dahil forma giyen 14 kişiden sadece 4 tanesi 24 yaş üzerindeydi. Futbolcu Yusuf Şimşek’in bu Antalyaspor’da yer bulması bu açıdan zor olabilirdi. İşin ilginç noktası, bazı teknik direktörler futbolcu Yusuf için bu anlayışlarından taviz verebilirdi. Fakat antrenör Şimşek’in böyle bir yapısı pek gözükmüyor. O sistemin dışına çıkmayı pek istemiyor. Hatta bu nedenle, özellikle Karşıyaka döneminde oyun planına ve oyuncu tercihlerine fazla sadık olduğu için eleştiriler de aldı.

Sonuç olarak, 39 yaşında kupa kaldırmış bir teknik direktör var karşımızda. Kazanan her zaman haklı olmasa da bu tip konularda haklıdır. Fakat bir kez kazanmış olmak, teknik direktörlük için çok da yeterli bir durum değil.

Şimşek için asıl sınavlardan biri şimdi başlıyor. Ne de olsa, – kendisinin de belirttiği gibi- bu kadroyu kuran Engin Korukır’dı. Genç teknik adam, eline aldığı hamurdan şekilli bir kupa çıkardı. Fakat şimdi hem bir ‘Süper Lig hocası’ olacak hem de kendi kurduğu kadro ile yola çıkacak. Teknik direktörlük meziyetlerinin değerlendirileceği kısımlardan biri de burası olacak. Futbolcu Yusuf Şimşek’i hatırlayınca, bu zorlu sınavın altından kalkabileceğini tahmin ediyoruz. O dibe vurmuş bir kariyeri 30 yaşından sonra zirveye çıkararak, muhteşem bir geri dönüşe imza atmıştı. Futbolcuyken pek fazla yansıtmadığı hırsı gördüğümüzde ise onun başarılı olacağına tamamen inanır hale geliyoruz. En azından bunun için tüm şartları zorlayacağına eminiz. Kafayı kurcalayan ve cevabını bulamayacağımız tek bir soru var: Acaba futbolcu Yusuf Şimşek, 20’li yaşlarının başında teknik direktör Yusuf Şimşek’in eline düşseydi ne olurdu?

yusuf-simsek_51940436055698e6ab8dc9

hurma 3

Previous:

Fırtına Hurma’nın aklına emanet

kapak-2

Next:

Her yerde eli olan adam: Kokkalis

You may also like

  • SGS_102
    24 Kas

    Cesur

    Profil

    Türkiye’de bir forma altında en uzun süre forma giyen oyuncu, en çok şampiyonluk gören oyuncu, ...

  • Yoshinori-Muto
    21 Tem

    Alman usulü Japon transferi

    Profil

    Bundesliga’nın orta halli kulübü Mainz 05, transfer sezonunda önemli bir işe imza attı. Japonya Milli ...

  • Andre Schubert kapak
    02 Ara

    Andre Schubert’in beslediği canavar

    Profil

    Borussia Mönchengladbach’ta Lucien Favre’nin istifasıyla, geçici teknik direktör olarak işe başlayan , aldığı galibiyetlerle lige ...

  • kapak
    01 May

    Bingöl’den Namibya’ya

    Profil

    Bingöl’de dünyaya geldikten 30 sene sonra Namibya’da bir futbol takımı çalıştıracaksın deselerdi herhalde o da ...

Yorum Yap