Çöldeki belalı vaha: Al Ain

10 Nisan of 2015

Miroslav Stoch’un sezon sonunda yabancı sınırındaki değişiklikle Fenerbahçe’ye döneceği konuşulurken, takımı Al Ain’in ve arkasındaki karanlık güçlerin ilgi çekici hikayesini Hayatım Futbol için derledik

Yazar: Fırat Topal

firattopal@hayatimfutbol.com | twitter.com/Flyngdtchmn

Miroslav Stoch, 2010 yılında ülke basınına önce Galatasaray’la anlaştığı yönünde iddialarla gündeme gelmişti. Ancak birkaç gün sonra Fenerbahçe’ye transfer oldu. Hatta Fenerbahçe’ye transfer olduğu 10 Haziran tarihinin sabahı gazeteler Slovak futbolcunun Galatasaray’la anlaştığını yazmış, daha sonra rotayı sarı-lacivertlilere çevirmişti. Fenerbahçe kariyeri boyunca ilk 11’deki yeri konusunda hep diken üstündeydi Stoch. Özellikle Aykut Kocaman’ın oyuncu tercihlerinde zaman zaman yedek kulübesine hatta tribüne mahkum olan futbolcu, Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi’nde Borussia Mönchengladbach ile evinde oynadığı ve 3-0 kaybettiği maçta oyundan alınırken tepkisini dışa vurmuş ve Kocaman da onu maç sonrası basın toplantısında alenen eleştirmişti. Yıldızının hiçbir zaman tam olarak barışmadığı Kocaman’la kaderi aynı oldu Stoch’un ve hocası 2012/13 sezonunun sonunda, kendisi de izleyen sezon başlamadan kulüpten ayrıldı. PAOK’ta kiralık olarak geçirdiği bir sezonda işler fena gitmedi, hatta Fenerbahçe ile sözleşme bile yeniledi. Ama devam eden yabancı kuralı ona İsmail Kartal’ın takımında da yer açmayacaktı. Stoch Birleşik Arap Emirlikleri Ligi’ne, Al Ain takımına kiralandı. Gelecek sezondan itibaren yürürlüğe girecek yeni yabancı düzenlemeleriyle onun İstanbul’a döneceğini düşünüyoruz. Stoch’un takımındaki performansına yazının sonunda değineceğiz, ama gelelim yazının asıl konusuna. Arap yarımadasının kanunsuz adamlarının futbol takımına.

Al Ain, Birleşik Arap Emirlikleri’nin doğusunda, Umman sınırının hemen yakınında, sahip olduğu bitki örtüsü sebebiyle Bahçeler Şehri olarak adlandırılan bir şehir. Dubai ve Abu Dabi’ye 130’ar kilometre uzaklıkta ve bu üç şehir kendi aralarında bir üçgen oluşturuyorlar. Denize kıyısı olmayan ve diğer iki şehre kıyasla en fazla yerli nüfusun bulunduğu yer olan Al Ain buna rağmen turizmde onlardan daha geride. Bu anlamda dünyaca üne sahip Dubai ve Abu Dabi’nin gerisinde kalan şehir, futbol sahasında ise ülkenin lideri durumunda.

Mohammed bin Zayed Al Nahyan

Mohammed bin Zayed Al Nahyan

Devlet erkanının takımı

Öncelikle izleyen satırlardaki kısmı okumadan önce kafanızı biraz boşaltmanızı öneririm. Zira karmaşık aile ilişkilerinden bahsedeceğiz. Birleşik Arap Emirlikleri 1971 yılında İngiltere’den bağımsızlığını kazandı. 1946’da henüz 28 yaşında Abu Dabi’nin doğusunun valisi olarak atanan ve Al Ain’deki Muwaiji kalesinde ikamet eden Zayed bin Sultan Al Nahyan, 1966’da arkasına İngiliz desteğini de alarak emrine verilen Umman ordusunun da yardımıyla bir yönetim darbesi yaptı. Şiddet olayları yaşanmadan yapılan bu darbe sonucunda emirlikten indirdiği kişi, öz kardeşi Shakhbut bin Sultan Al Nahyan’dan başkası değildi. Darbenin kansız yapılmasının sebeplerinden birisi kardeşlerin annesi Sheikha Salma bin Butti’nin oğulları arasında kavga olmaması yönündeki vasiyetiydi. Zayed, 2004 yılındaki vefatına kadar, halkın büyük desteğiyle devlet başkanlığı görevini yürüttü. Ölümü ardından görevi en büyük oğlu Khalifa bin Zayed Al Nahyan (Şeyh Halife) aldı. Bugün dünyanın en yüksek yapısı olan Burj Khalifa onun adını almıştı.

Al Ain’in kuruluşu ise bağımsızlıktan üç yıl önceye rastlıyor. Arap Emirlikleri’ndeki Sudanlı azınlık ve Bahreynli bir grup değişim öğrencisinin bir araya gelerek oluşturduğu kulüp kısa bir süre sonra, o yıllarda devlet başkanı babası Zayed tarafından Savunma Bakanı olarak atanan ve bakanlığın resmi varisi olarak ilan edilen Şeyh Halife’nin de desteğiyle ülkenin önde gelen kulüplerinden birisi olmaya başladı. İlk desteklerden birisi, kulüp yöneticilerinin rahat seyahat etmesi için tahsis edilen bir Land Rover’dı. 1974’te Şeyh Halife kulübün onursal başkanı ilan edildi. 1976/77 sezonunda ilk şampiyonluklarına ulaştılar. Şeyh Halife, kulübün kuruluşundan 1980’lerin ortasına kadar, tesislerin geliştirilmesi ve yeni stadyum inşaatı için 100 milyon dolara yakın para harcadı. Tabii pratikte işin “onursal” tarafı da kalmamış, Al Nahyan ailesinin üyeleri doğrudan kulüp başkanlığı koltuğuna oturmaya başlamıştı. 1975’te, Zayed’in ikinci karısından olan oğlu, Şeyh Halife’nin kardeşi Sultan bin Zayed bin Sultan Al Nahyan (Şeyh Sultan), kulüp başkanlığına seçildi. 19 Ocak 1979’da koltuğu Mohammed bin Zayed Al Nahyan aldı ki o sırada henüz 18 yaşını doldurmasına iki ay vardı. Mohammed, babası Zayed’in üçüncü karısı, sonradan ülkenin gelişmesinde büyük rol oynayan devlet adamlarını yetiştirdiği için “Şeyhlerin Annesi” lakabını alacak olan  Fatima bint Mubarak Al Ketbi’nin en büyük oğluydu. Başkanlık koltuğuna oturmasından iki yıl sonra Al Ain ikinci ülke şampiyonluğunu kazandı.

1997-2004 yılları arasında Al Ain yedi sezonun beşinde şampiyonluk elde etti. 2001-2004 yılları arasında üç kez üst üste şampiyon olarak da lig tarihinde bir ilki gerçekleştirdiler. 2003 yılında kulüp, başarılarına bir yenisini daha ekledi ve Asya Şampiyonlar Ligi finalinde, Tayland’ın Tero Sasana takımını iki maç sonunda mağlup ederek bu kupayı kazanan ilk BAE takımı oldu. Onlara bu dönemde ligde üst üste şampiyonluklar ve Asya şampiyonluğunu kazandıran hoca, 2013 Ekim ayında aramızdan ayrılan Fransız Bruno Metsu’ydu. 2003 yılında kulüp başkanı Mohammed bin Zayed Al Nahyan, babası Zayed tarafından tahtın ikinci sıradaki varisi ilan edildi. Bir yıl sonra Zayed’in ölümü üzerine abisi Şeyh Halife devlet başkanlığı görevini üstlenirken, kendisi de BAE Silahlı Kuvvetleri’nin kumandanlığına getirildi.

Mohammed bin Zayed Al Nahyan’ın kardeşi Mansour bin Zayed Al Nahyan (ortadaki) Manchester City’in sahibi. Solda ise Manchester City’nin başkanı Khaldoon Khalifa Al Mubarak var.

Mohammed bin Zayed Al Nahyan’ın kardeşi Mansour bin Zayed Al Nahyan (ortadaki) Manchester City’in sahibi. Solda ise Manchester City’nin başkanı Khaldoon Khalifa Al Mubarak var.

Çölün derinindeki devlet

2009 yılında Al Ain kulübü ve Al Nahyan ailesi çok ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Zayed’in beşinci karısı Amna bint Salah Al Darmaki’nin oğlu,  Mohammed’in kardeşi Issa bin Zayed Al Nahyan’ın Afgan iş adamı Mohammed Shah Poor’a çölün ortasında yaptığı işkencenin görüntüleri dünya kamuoyuna bomba gibi düştü. Issa bin Zayed, Afgan iş adamının kendisini kazıkladığını düşündüğü için onu çölün ortasına getirmiş, polislerin de yardımıyla ellerini ve ayaklarını bağladığı talihsiz adamın çok yakınına ateş ederek onu korkutmak, dövmek ve cinsel organlarına zarar verici eylemlerde bulunmak suretiyle bir dolu dehşet verici görüntüye imza atmıştı. Videoyu ortaya çıkaran, Al Nahyan ailesine bir süre boyunca danışmanlık yapan Bassam Nabulsi’ydi. 2005 yılında kaydedilen bu video sebebiyle Birleşik Amerika Genel Sekreteri Hillary Clinton oldukça sert açıklamalar yaptı ve Issa bin Zayed’in bütün vizelerini iptal ettiklerini açıkladı. Aynı yıl BAE yetkilileri videodaki görüntülerde açık bir insan hakları ihlali olduğunu, ancak olayın Issa’nın kendi kişisel planı sonucunda gerçekleştiğini ve Şeyh Halife’nin bundan haberi olmadığını açıkladılar. Üstelik olayı ortaya çıkaran Nabulsi elinde benzer işkencelerin yapıldığı 25 farklı kişiye ait farklı videoların olduğunu öne sürerek durumun vehametini ortaya koymuştu. Aralık 2009’da görülen dava sonucunda Issa beraat ederken videoyu ortaya çıkaran Bassam Nabulsi ve kardeşi Ghassan izinsiz olarak kaydedilen görüntüleri şantaj yapmak için kullanma suçundan beşer yıla mahkum oldular. Tabii hatırlatalım, dava Birleşik Arap Emirlikleri’nde görülmüştü. Yargıçları da elinde tutan Al Nahyan ailesi, mahkemeden “olay sırasında uyuşturucu etkisinde olan masum kardeş Issa’ya komplo kurulduğu sonucu”na ulaşmıştı. Amerika cephesinden mahkeme kararı ile ilgili eleştiri dolu açıklamalar geldi, ancak elbette koskoca br ülkeyi elinde tutan Al Nahyan ailesinin kanunlar önünde diğer vatandaşlarla eşit seviyede tutulacağını ummak hayaldi.

Kimin eli kimin cebinde

Al Ain, 2014 yılında Şeyh Muhammed’in öz kardeşi, Ulusal Güvenlik Danışmanı Hazza bin Zayed bin Sultan Al Nahyan’ın adını alan Hazza Bin Zayed Stadyumu’nu hizmete açtı. Orta Doğu’nun en modern stadyumlarından birisi olarak gösterilen stadyum toplam 170 milyon dolar’a mal olmuştu. Bu arada kulüp başkanı Şeyh Muhammed de dünya politikasında giderek sivrilen bir figür haline gelmiş dünya liderleriyle ilişkiyi ilerletmiş bir adama dönüşmüştü. Ha unutmadan Şeyh Muhammed’in annesi Fatima bin Mubarak Al Ketbi’nin beşinci çocuğu Mansour bin Zayed Al Nahyan, nam-ı diğer Şeyh Mansur… Evet doğru tahmin ediyorsunuz, Manchester City’nin sahibi durumunda olan Abu Dhabi United Grubu’nun başındaki isim. Manchester City’nin başkanı durumundaki Khaldoon Khalifa Al Mubarak, yatırım firması Mubadala Grubu’nun CEO’su. Bu grubun yönetim kurulu başkanı kim peki? Şeyh Muhammed’den başkası değil. Kısacası bütün ilişkiler birbirine bir şekilde bağlı. Şeyh Mansur aynı zamanda New York City FC ve yine BAE takımlarından Al Jazira’nın sahibi.

1004669_620x310

Al Ain bitimine beş hafta kalmış olan BAE Ligi’nde en yakın rakibi, Şeyh Mansur’un takımı, Eric Gerets’in çalıştırdığı Al Jazira’nın 4 puan önünde. Asya Şampiyonlar Ligi’nde de üç maç sonunda grupta lider durumdalar. Miroslav Stoch bu sezon 8 gol ve 7 asistle oynuyor. Hırvat teknik adam Zlatko Dalić’in en çok güvendiği isimlerden bir tanesi. Takım yoluna devam ededursun, hanedanın insan hakları ihlallerinin de ardı arkası kesilmiyor. Son olarak Filistin asıllı Türkiye vatandaşı Doktor  Amer Al Shawa, İstanbul’dan Abu Dabi’ye ayak bastığında havalimanında göz altına alınmış, 135 gün hapishanede işkence görmüş ve ailesiyle konuşması yasaklanmıştı. 135 günün sonunda Türkiye’ye gönderildiğinde tutuklanma sebebi olarak hiçbir açıklama yapılmamıştı ama iddialar Şeyh Muhammed’in bu işte parmağı olduğunu ileri sürüyordu.

Miroslav Stoch Al Ain’i geride bırakıp Türkiye’ye döndüğünde ne hissedecek bilmiyoruz ama kendisinin karanlık bir coğrafyadan kurtaracağını söylemek abartı olmaz.

kapak

Previous:

12 Mart 2004, Kamışlı

You may also like

Yorum Yap