#cometoDİJİTAL

30 Ağustos of 2017

İnsanoğlunun futbola olan ilgisi ve sevgisi endüstriyi büyütmeye devam ediyor.  Bugün oyunun paraya çevrilebilen içerikleri 90 dakikaları aşmış durumda. Oyunu arsada sevdiğimizi yineleyeduralım ancak oyunla birlikte bizler de çoktan bu borsanın içerisinde yer alıyoruz. Hatta nakdin değerini bizler yaratıyoruz demek yanlış olmaz.

Yazar: Aslı Koç

twitter.com/asasinoykusu

Bilişim çağıyla birlikte internetin hayatımıza girmesi, bu çağın en büyük argümanları akıllı telefonlar, bilgisayar ve tabletler ile mobil durumda dahi bilgiye erişme imkânımız mevcut. Yeni çağın etkisi şüphesiz ki spor tüketicisinde de gözlemlenebilmekte. Taraftarlar tuttukları takımlardan, takımlarının oyuncularından, hayranı oldukları futbolculardan kesintisiz olarak haber almak istiyorlar.snapshot

Hootsuite ve We are Global platformlarının ortak çalışması ile dijitalin globaldeki rakamlarının ölçüldüğü çalışmanın 2017 yılı 3. Çeyrek raporu yayımlandı. 7.5 milyarı aşan Dünya nüfusu içerisinde internet kullanıcılarının sayısı 4 milyara yaklaşmış durumda. 5 milyarı aşan telefon sahipliğinde ise internet kullanımı ile de birlikte aktif sosyal medya kullanıcı sayısı 3 milyar kişiyi aşmış durumda. Aynı raporun verilerinde yer aldığı üzere bir önceki yılın aynı çeyreğine oranla masaüstü, notebook ve tabletlerden internet erişimi tercih oranı düşerken akıllı telefonlar, konsol oyunları ve dijital platformlardan internet erişimi oranı hızla artmakta. Son verilere göre mobil kullanıcıların %54ü internete akıllı telefonlarından bağlanıyor. En çok kullanılan sosyal platformlarda ise zirvede ilk iki Facebook ve Youtube.

Peki bunların futbol ile ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz; çok var. İnsanoğlunun futbola olan ilgisi ve sevgisi endüstriyi büyütmeye devam ediyor.  Bugün oyunun paraya çevrilebilen içerikleri 90 dakikaları aşmış durumda. Oyunu arsada sevdiğimizi yineleyeduralım; ancak, oyunla birlikte bizler de çoktan bu borsanın içerisinde yer alıyoruz. Hatta nakdin değerini bizler yaratıyoruz demek yanlış olmaz. Globalleşme stratejileri çok önce başlamış ve Dünya genelinde milyonlarca taraftara ulaşmış takımlar için dijital, hem Dünyanın her yerindeki taraftarlarına her an ulaşmada hem de paylaşılan içerikleri yeni bir gelir kapısı olarak değerlendirmek adına fırsat. Kulüplerin pazarlama stratejileri içerisinde dijital stratejilere ayrılan bütçeler her gün daha da büyüyor. Çünkü erişimi geleneksel medya olarak adlandırdığımız TV, gazete, radyo, dergi gibi mecralara göre çok daha büyük. Bugün bir futbol maçını TV den izleyemeyen bir spor tüketicisi dijital üzerinde canlı takip edebiliyor; aynı anda oyunla ilgili fikir ve düşüncelerini de geri bildirim olarak paylaşabiliyor. Son dönemde kulüplerin transfer açıklamak için en çok kullandıkları mecra da dijital. Beşiktaş’ın “come to Beşiktaş” videolarının değerini henüz rakam olarak görmüş değiliz ancak izlenme ve taklit edilme oranları kulübün bilinirliğini, doğrudan da marka değerini arttırmış vaziyette. Domino etkisi sponsorlara kadar da ulaşıyor.  Bu durum kulüplerin dijitali, paketler içerisinden çıkarıp, artık ayrı bir sponsorluk kalemi olarak görmelerini sağlamış durumda. Eski bir deyişle, maymun gözünü açmış vaziyette. Markalar içinse yeni bir mecrada kendilerini gösterebilmek adına avantaj, ancak ek ve oldukça hatırı sayılır bütçeler gerektiren yeni bir yatırım olarak da dezavantaj gibi değerlendirilebilir. Yine de özellikle büyük kulüplerin resmi App’leri içerisinde markalar kendilerine yer bulmak için yarışır hale gelmiş vaziyetteler.

football digital leauge

Şekilde de görüldüğü üzere dijitalde Dünyanın en çok takip edilen ilk 3 kulübü FC Barcelona, Real Madrid FC ve Manchester United. Bu rakamların büyük olmasında sportif başarının etkisi doğaldır ki yadsınamaz ancak başarılı olmadıkları dönemlerde sosyal komünitelerinin büyümelerinin asıl sebebi her birinin Dünya çapında bir marka olmaları ve o şekilde yönetilmeleri.  Tam da bu noktada, pazarlama 3.0 dönemi içerisinde spor tüketicisinin beklentileri birer marka olan bu kulüpler için içeriğin önemini arttırmış durumda.  Real Madrid FC Global Dijital Stratejiler Yöneticisi Rafael De los Santos bu durumu şöyle özetliyor: “Günün sonunda biz bir futbol kulübüyüz, çalışmalarımız futbol odaklı. Ancak gerçekte biz içerik üreten büyük bir şirketiz.”  Taraftarlar 90 dakikayı izleyip, öne çıkan noktaları tekrar tekrar değerlendirebiliyorlar. Onların beklentisi geri kalan 22.5 saat. Pogba’nın bir maça nasıl hazırlandığı, Christiano Ronaldo’nun hangi yemeği yediği, Mesut Özil’in giydiği ayakkabılar ya da Lewandowski’nin “babalık” zamanlarını nasıl geçirdiği.. Ya da Juventus’un Amerika seyahatinde saha dışında neler yaptığı, takipçilerin bilmek istedikleri bunlar. En basitinden bir göğüs sponsoru için 90 dakika ya da 24 saatlik görünürlüğün eş değerinin ne kadar farklı olabileceğini tahmin edebiliriz. Bu nedenle hem birer marka olarak kulüpler,  hem de kulüplerin partnerliğini yapan markalar için dijital önemli bir “bilinirlik” aseti.

Futbolcular özelinde ise sosyal medya genelde sponsor odaklı kullanılıyor. Christiano Ronaldo’nun sponsoru olan markanın ayakkabıları ile paylaştığı fotoğraf sponsorluk paketinin bir parçası durumunda ve bunun karşılığını fazlası ile alıyor. Sponsor da Ronaldo gibi giyinmek ve o ayakkabılarla aynı şekilde “cool” görünebileceğine inanan tüketicilerden bunun karşılığını fazlasıyla alıyor. Kazan-kazan,  bu iş birliğini kusursuz kılan ideal durum.

3a27efe4-848c-489e-92a3-635780ef8f0b-original

Şekilde Avrupa’da oynayan oyuncuların dijitaldeki takipçi sayıları ayrıntılı olarak görülmekte. Bu oyuncuların partnerleri de oyuncunun popülerliğinden oldukça fayda sağlamakta. Burada Mediacom Ajansı Spor ve Eğlence’den sorumlu başkan yardımcısı Misha Sherin ilginç bir değerlendirmesi mevcut. Bizi de oyunu başka yönleriyle düşünmeye sevk ediyor aslında.  Sher’e göre  122.224.916 kişi aslında Ronaldo hayranları değil, sadece Facebook kullanıcılarıdır. Bu kişiler Facebook takipçileridir ve Facebook Ronaldo’nun bu kitlesine reklam satarak para kazanmaktadır. Yani içeriği üreten bir kişi ancak kazanan başka biri. İdeal olmayan iş birliğine bir örnek.

Madem bu benim makalem, kişisel fikrimi söylemek ayıp olmazJ Dugout ‘un kurulma amaçlarından önemli bir tanesi de bu durum olabilir. Dugout’u duydunuz mu?

2016 yılında Chelsea, Arsenal ve FC Barcelona tarafından kurulan, şu anda 54 kulüp üyesi olan bir exclusive içerik platformu. 2017 sonuna kadar kulüp sayısının 150 olması bekleniyor. Sadece kulüp değil, sporcu ve ülke federasyonları ile de anlaşmaları olan ayrıca medya kısmında da Sky Sport ile partnerlik yapan hali hazırda günlük kişi bazında 10 milyon ziyaretçiyi aşan büyük bir futbol platformu. Yapılan iş basit; anlaşması olan takımların takipçilerine bu takımlarla ilgili başka yerlerde bulamayacakları exclusive içerikleri sağlamak. Amaç bu içeriğin para olarak hem şirkete hem de kulüplere geri dönmesi. En büyük gelir kaynağı ise alınan reklamlar. Reklamlardan sağlanan gelir kulüplerle yarı yarıya paylaşılıyor. Ayrıca daha profesyonel bir içerik ve sosyal medya yönetimi hizmeti sağlıyor. Burada engel oluşturabilecek tek durum ise kulüplerin kendi partnerleri ile platforma reklam veren markaların çatışması olabilir. Oldukça hassas ve iyi yönetilmesi gereken bir durum.  Dugout bu anlamda ilginç ve karlı bir oluşum gibi görünüyor, takip etmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Sosyal medyanın ve içeriğin gücünü fark eden futbolcular da kişisel hesaplarını sadece sponsor odaklı kullanmamaya başladılar. Tam da yeni dönem tüketicinin görmek istediği şekilde saha dışında nasıl yaşadıklarını bizlerle paylaşmaktan çekinmiyorlar. Özellikle yardımsever yönlerini öne çıkardıkları sosyal işlerde kesinlikle takipçilerinin duygusunu yakaladıklarını söyleyebiliriz. Bu da kendi markalarını yaratmakta attıkları en önemli adım. Son dönemde bunun en güzel örneği ise Juan Mata’nın maaşının yüzde 1 ini 80 ülkede 120 hayır kurumunu içeren bir harekete bağışlayacağını söylediği “Common Goal” akımı. Akabinde Matt Hummels ve herkesin konuştuğu transferin gerçekleşmesinden sonra Neymar da bu akıma katıldığını açıklayarak sadece takipçilerini değil, tüm insanlığın beğenisi toplamış durumdalar.

Konusu açılmışken Neymar’ın transferi ile ilgili olarak 1-7 Ağustos tarihleri arasında Facebook, Instagram ve Twitter mecralarında oluşan etkileşim dijitalin geldiği boyutları göz önüne sermekte.

neymar transferi

neymar 2

Tüm bu platformlarda PSG’den daha fazla hayran ve takipçisi olan Neymar’ın hem kulüp hem de Fransa ligi için pazarlanabilir bir aset olduğu tartışılmaz. Transferin açıklandığı 3 Ağustos’ta Twitter ve PSG’ye imza attığı 4 Ağustos’ta ise Facebook ve Instagram etkileşimlerinin zirveye ulaştığı bu olayın, hali hazırda Katar’dan büyük bir finansal desteği olan kulübe yeni iş birlikleri kapısını açması şaşırtıcı olmaz. Neymar’ın Çin’de en popüler 3. Futbolu olması şimdiden kulübün bu pazara girişini gündeme getirmiş vaziyette.

Dijital dünyada her kulüp, her oyuncu birer içerik sağlayıcıdır. İyi planlanmış bir dijital strateji ise,  kulüplerin hem maddi anlamda hem de taraftar sayısı olarak büyümesine katkı verecektir. Şimdiden yaklaşan Dünya Kupası ve burada iletişim yapacak olan markalar için de dijital stratejilerin ne olacağı merak ve heyecan konusu.

Kaynaklar:

http://www.sbibarcelona.com

https://digiday.com

https://www.dreamteamfc.com

http://result-sports.com/

https://www.slideshare.net

4900

Previous:

Partiden sonra Rio: Olimpik Hangover

milli

Next:

Yabancı sınırı gerçekleri

You may also like

Yorum Yap