Copa America’dan: Uruguay ve Brezilya neden elendi?

14 Haziran of 2016

Yazar: Serkan Akkoyun

akkoyunserkan01@gmail.com | twitter.com/serkanakkoyun_

Turnuva başlarken kimse, gerçekçi argümanlar ile Uruguay ve Brezilya’nın grup aşamasında eleneceğini iddia edemezdi. Haydi gerekçeyi mantıklı olarak değiştirelim. Yine de sonuç aynı olacak. Birisi turnuvanın 100. yılı olması nedeniyle tam kadro gelip şampiyonluktan başka bir şey düşünmeyen Uruguay, diğeri turnuvanın Copa America adını aldıktan sonra düzenlenen 14 tanesinin sadece birinde gruptan çıkamamış Brezilya. Bunları bir kenara bıraksak bile Uruguay ve Brezilya takımlarının kadroları, herhangi bir turnuvanın grup aşamasında elenmemeleri gerektiğini işaret ediyordu. Ama gel gelelim evdeki hesap New York’taki çarşıya uymadı. Peki ne oldu da böyle oldu? Bakalım…

Suarez, Muslera, aşırı motivasyon

Uruguay’ın turnuvaya gelirken özellikle forvet hattı tabir yerindeyse alev alev yanıyordu. Cavani, PSG’de 19 gol atıp Fransa Ligi’nin en golcü 3. oyuncusu olarak sezonu kapatmıştı. Luis Suarez belki de Messi’nin Messi olmasından sonra ilk defa onu Barcelona’da ikinci adam durumuna düşürecek derecede müthiş bir sezon geçirmişti. 2015/16 sezonunda 53 maça çıkıp 59 gol atmış 23 de asist yapmıştı. Diğer isimler de Cavani ve Suarez seviyesinde olmasa da formda gelmişlerdi ABD’ye. Stuani, Middlesbrough’nun İngiltere Premier League’ine çıkmasına 11 gollük katkı yaptı. Rolan da sezonu 10 golle tamamladı. Ancak tüm bunlara rağmen Uruguay, ABD’ye geldikten sonra ihtiyacı olan kimyayı yakalayamadı.

Sorunlar ilk olarak Suarez krizi ile patlak verdi. Turnuvaya büyük bir hevesle ancak ufak bir sakatlıkla gelmişti Suarez. Teknik Direktörü Oscar Tabarez ise onun sakatlığının ciddi olduğunu düşünüyordu. Çünkü doktor raporları bu yöndeydi. O da Suarez’i sakatlık nedeniyle hiçbir idmanda A Takımla çalıştırmadı. Oysa Suarez, yılı Copa America’ya da damgasını vurarak kapatmak istiyordu. Zaten sadece Suarez’in değil tüm takımın yaşadığı psikolojik sorun ‘Copa America’nın 100. yılında mutlaka şampiyon olmalıyız’ baskısıydı. Sadece Güney Amerika ülkelerinin katılımı ile 1916 yılında düzenlenmeye başlanan bu turnuvanın ilk şampiyonu da onlar olmuştu çünkü. Uruguay medyası ve hatta hükümet bile onların şampiyon olarak dönmesini bekliyordu. Muslera, ABD’ye ayak basar basmaz, “Buraya tarih yazmaya geldik” dediğinde işlerin ters gideceğini anlamak lazımdı.

suarez

Psikolojisini yeterli seviyede tutamayan isimlerden birisi de Muslera’ydı. Galatasaray’da yeterince gergin bir sezon geçirmişti ve bunun yanında performansı da alıştığımızın uzağındaydı. Copa America maçlarında da kötü gidişini sürdürdü. Bu turnuva özellikle Uruguay ve Brezilya’nın kötü durumu, Venezuela ve Peru’nun yaptığı sürprizlere bakıldığında kaleciler üzerinden okunabilir. Tüm favorilerin elenebilme ihtimalinin olduğu (ki Uruguay ve Brezilya bunu gerçekleştirdi) Copa America’da kaleci sorunu yaşayan takımların başında da Uruguay geldi. Meksika maçında yediği gollerde ya hatalı ya da çaresizdi. Venezuela maçında yediği gol ise bu seviyede bir oyuncunun klasını yakışmayacak cinstendi. Instagram’da futbol videoları paylaşan hesaplara bol bol like malzemesi verdi.

Uruguay’ın sorunu sadece Suarez, Muslera ya da aşırı konsantrasyon değildi tabii ki. En önemlisi hiçbir oyuncu kendini maçlara tam anlamıyla veremedi ve rakiplerinden, bunlardan birisi Venezuela olmasına karşın, üstün bir futbol ortaya. Belki de tatile gitmenin hesapları vardı kafalarında. Ancak şunu söylemek lazım ki bir sonraki büyük turnuvada, belki de Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde, artık yenilenmiş bir Uruguay kadrosu görebiliriz. Maxi Pereira, Arevalo Rios, Alvaro Pereira ve hatta Rolan gibi isimlerin yerlerinin dolma zamanı gelmiş; Copa America 2016 bize bunu gösterdi.

Neymar, Dunga, kimliksiz Brezilya

Uruguay’ın rahat çözülebilir sorunları var ama Brezilya’nın işi o kadar kolay değil. 2007’de Brezilya’ya Copa America şampiyonluğu yaşatan Dunga bu sefer son 15 turnuvada 2. kez takımın grup aşamasında elenmesine neden oldu. Evet, tam olarak buna Dunga neden oldu. Elinde çok iyi malzemeler olmasına rağmen doğru karşımı yapamayınca lezzetsiz bir yemek sunan aşçı gibiydi Dunga. Neymar’ı olimpiyatlara saklamak, Kaka’nın sakatlanması ile tatilden kadroya dâhil eden Lucas Moura’nın derbeder sakalları ile sahada hayatında ilk defa top görmüş futbolcu gibi gezmesi onun suçu değildi belki. Ama Brezilya’yı Brezilya yapan o futbol kimliğinden uzaklaşmaya engel olmalıydı. “İki yıldır yeni bir yapılanma içindeyiz. Diğer takımların neredeyse tamamı bizden daha eskiye dayanan bir süredir beraber oynuyorlar” demişti Dunga. Ama ilginç bir ironi olacak ki birçoğu ilk defa büyük turnuva oynayan futbolculardan kurulu Peru’ya yenilerek turnuvaya veda etti. O Peru’da Pizarro, Vargas, Ascues, Advincula, Zambrona ve Farfan gibi oyuncuların kadroda olmadığını da hatırlatalım. Hangi dizilişle oynarsa oynasın, hangi oyuncular kadroda olursa olsun Brezilya’nın bir futbol kimliği vardı. En kapalı oynayan rakipleri bile, bir noktada mutlaka çözebilirdi. Bireysel yetenekleri ile sadece milli takımda değil dünya futbolunda fark yaratan oyuncuları inisiyatif alır ve hiç beklenmedik bir anda skoru değiştirirdi. Kalesi her zaman güven verirdi. Oysa bu turnuvada bunların hiçbirini göremedik. Brezilya’nın ‘yeniden yapılanma’ sürecinde yaşadığı 3 büyük sancı vardı ve sonunda iflas etti. Taffarel’le başlayan, Dunga ve Julio Cesar’la devam eden başarılı kaleci akımının gerisini getiremediler. Ta Pele’ye kadar dayanan o ‘porçöz’ 10 numarayı bulamadılar. Ronaldinho, Rivaldo, Kaka gibi bir beyinden yoksun kaldılar. En önemlisi de Ronaldo’nun, Romario’nun, Bebeto’nun yaptıklarını yapacak gerçek bir bitirici forvet çıkmadı Brezilya’dan. Ayrıca Çin’e giden oyuncuların nasıl irtifa kaybettiklerini ve bu seviyeyi kaldıramadıklarını da gördük. Belki bilinçli bir tercih değildi ama son yıllarda Brezilya hep transfer için futbolcu üretti. Bu da birbirine benzeyen, milli seviyede ise birbirlerinin ikamesi olan futbolcular çıkması sonucunu doğurdu. Neymar, Coutinho, Lucas, Firmino dörtlüsünün performans dışında birbirlerinden ne kadar uzak olduğunu söyleyebiliriz?

brazil

Kaybedilen kimlik aynı zamanda takım için oynamayı da yok etti. Çok derin analize gerek yok; Brezilya, Copa America’dan elenirken Neymar aynı ülkede bir havuz partisinde eğleniyordu. Instagramdan arkadaşlarına destek veren bir paylaşım yaparak vicdanını rahatlattı ve ardından kendini kızların kucağına bıraktı. Oysa 1998 yılındaki Dünya Kupası finaline hasta hasta çıkan Ronaldo’nun, kaybedilen maç sonrası yüzündeki o ifade bugün bile gözümüzün önünden gitmiyor. Brezilya kadrosunun geldiği nokta oldukça düşündürücü. Ekvador ve Peru’ya gol dahi atamayan Brezilya, kimin Brezilya’sı biz emin olamadık…

Sürprizler…

Peru: Kadrodaki yenileme aşısı tuttu. Pizarro, Vargas, Ascues, Advincula, Zambrona ve Farfan’ın turnuva kadrosunda olmaması çok tartışıldı ancak ortaya konan futbol gelecek adına umut verici.

Venezuela: Dünya Kupası Grup Elemeleri’nde yokları oynuyorlar. Bunun verdiği rahatlık ve turnuvadaki hedefsizlik futbollarına yansıdı. Rahatlar ve istediklerini alabiliyorlar.

İlginç…

Veneuzela 2013 yılından bu yana oynadığı resmi maçların sadece 8 tanesinde 2 ve daha fazla gol attı. 2016 yılında oynadığı 8 resmi maçta ise sadece 1 defa 2 gol attı. Kalan 7 maçın 1 tanesinde gol atamadı; 6 tanesinde ise 1 gol attı. Copa America’da da oynadıkları ilk 2 maçı 1-0 kazanıp bir üst tura yükseldiler.

Dikkat çekenler…

Kolombiya’dan Edwin Cardona, Panama’dan Blas Perez, Meksika’dan Jesus Corona, Ekvador’dan Enner Valencia

Spanish League match between Sporting Gijon and UD Las Palmas. In this picture, Sanabria celebrates one of their three goals. xTUERO-ARIASx PUBLICATIONxINxGERxAUTxHUNxONLY

Spanish League Match between Sporting Gijon and UD Las Palmas in This Picture Sanabria Celebrates One of their Three Goals xTUERO ARIASx PUBLICATIONxINxGERxAUTxHUNxONLY

Previous:

Copa America’da dikkat edilmesi gereken 5 genç

105034453-mourinho-ibra-sport-large_trans++haQcnQgX1lblZ3yiN-_RsFgQYydLoD49TznpdCvx63E

Next:

Kırmızı Şeytanlar artık anka kuşu!

You may also like

Yorum Yap