Dinamo Tiflis

13 Aralık of 2011

Önünüze bir Avrupa haritası alıp, Avrupa kupası kaldırmış tüm şehirleri işaretlediğinizde en doğudaki şehir Gürcistan’ın başkenti Tiflis’tir. Bu hikâyeyi yaratan Dinamo Tiflis, Hayatım Futbol’da her ay bir parçasını okuyacağınız yeni serinin ilk yolcusu.

 

Yazar: Fırat Topal

firattopal@hayatimfutbol.com | twitter.com/flyngdtchmn | 13 Aralık 2011

 

1981 yılında Dinamo Tiflis, Almanya’da, Düsseldorf’taki Rheinstadion’da, Doğu Almanya temsilcisi Carl Zeiss Jena’yı 2-1 mağlup ettiğinde Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı kaldırmış ve Sovyetler Birliği tarihinin, Dinamo Kiev’den sonra uluslararası kupasını kazanmış ikinci takımı olmuştu. Aslında Tiflis’in ve Gürcistan’ın gururunun Avrupa arenasında zirveye çıktığı ilk an bu değildi. 1962 yılında, kulübün basketbol şubesi de finalde Real Madrid’i 90-83 mağlup ederek Avrupa şampiyonu olmuştu ve o yıllarda Sovyet basketbolunun lokomotiflerindendi. 1950’li ve 60’lı yıllarda kulübün gurur kaynağı olan basketbolun yerini yavaş yavaş futbol almaya başladı. Takım 1964’te Sovyetler Birliği Top Ligi’nin şampiyonluğunu kazandı. Bu öyle büyük bir başarıydı ki, 1936’da başlayan ve savaşlar sebebiyle kesintiye uğrayan ligde o güne kadar 1961’deki Dinamo Kiev şampiyonluğu dışında sürekli Moskova takımları şampiyon oluyordu. Tiflis ilk kez şampiyonluğu bu derece güneye indirdi.

Bir sene önce, 1960 yılında Sovyetler Birliği Avrupa şampiyonluğunu kazanırken kadroda Moskova takımlarından sonra en çok oyuncu bulunduran takım Dinamo Tiflis’ti (3). Özellikle bu oyunculardan Mikheil Meskhi, 1962, 1966 ve 1970 Dünya Kupası’nda forma giydi ve 1998’de ülkede yapılan bir oylama ile Gürcistan tarihinin en büyük oyuncusu seçildi. 1964’teki şampiyonlukta attığı 12 golle önemli rol oynayan Slava Metreveli, Sovyetler Birliği tarihinde milli takım kaptanlığını yapmış iki oyuncudan birisi olan defans oyuncusu Murtez Khurtsilava, yine 1960 şampiyonluğunda defansın değişmez isimlerinden olan Givi Chokheli Dinamo Tiflis çıkışlı oyunculardı ve ilk lig şampiyonluğunda büyük pay sahibi olmuşlardı. Hatta Metreveli, ülkeyi Avrupa’nın zirvesine çıkaran final maçında, Yugoslavya karşısında maçı uzatmaya götüren golü atan adam olmuştu.

80’ler kuşağı ve büyüme

1976 yılında, kulüpte menajer olarak görev yapan ve daha önce Lokomotif Tiflis’i çalıştırmış Nodar Akhalkatsi takımın başına geçti. 1977’de dünya futbol tarihinin en büyük düşünürlerinden Valeriy Lobanovskiy’nin tüm Avrupa’yı ve ülkenin devlerini dize getiren Dinamo Kiev’i fırtına gibi eserken ve bu makinevari takım Moskova takımları ile Sovyet futbolunun önderliği için çekişirken, Akhalkatsi önce 1977’de takımı Kiev’in arkasından lig ikincisi yaptı. Ardından da 1978’de kulüp tarihinin ikinci (ve dağılmaya kadar olan son) şampiyonluğunu kazandırdı. Bu başarıda, oynadığı hücuma yönelik futbolla tüm ülkeyi kendisine hayran bırakan takımın başındaki hoca kadar, oluşan takımın da büyük payı vardı. Ramaz Shengalia, Vakhtang Koridze, David Kipiani, Vitaly Daraselia, Tengiz Sulakvalidze, Aleksandr Chivadze bu kadronun en önde gelen adamlarıydı. Öyle ki 1977-1981 yılları arasındaki beş Sovyetler Birliği Yılın Futbolcusu Ödülü’nün dördünü Dinamo Tiflisli oyuncular kapmıştı. 1979-80 sezonunda Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nın ilk turunda karşılarına Dalghlish’li, Souness’lı Mc Dermott’lı Liverpool çıkmıştı. Tarihinin en şaşaalı dönemini geçiren İngiliz temsilcisi 2-1 kazandığı maçın Tiflis’teki rövanşında 90 bin kişi önünde 3-0 ile bozguna uğradı. Takım sonradan final oynayacak Hamburg’a mağlup oldu.

Düsseldorf’taki devrim

Kimse 1980-81 Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nın finalini Gürcü ve Doğu Almanya takımlarının oynayacağını tahmin etmiyordu. Zira Roma, Valencia, Benfica, Feyenoord, Celtic ve ev sahibi olacak Fortuna Düsseldorf gibi takımlar en büyük favoriler olarak gösteriliyordu.  Ama bu iki ekip, Komünizmin şekillendirdiği iki ülkeden çıkarak finale kadar geldiler. Bu o kadar beklenmeyen bir finaldi ki, Düsseldorf’taki maç günü tribünlere 9 bin civarında seyirci gelmişti. Tabii bunda Demir Perde’nin doğusunda kalan ülkeden gelen insanların Berlin Duvarı’nın batısına geçme konusunda birçok yasakla karşılaşmasıydı. Özellikle Jenalı taraftarlar, sadece 350 kilometre ötedeki stadyuma bu yüzden iştirak edemediler ve 56 bin kişilik stadyum nerede ise bomboş kaldı.

Maçın 63.dakikasında Gerhard Hoppe’nin golüyle 1-0 mağlup duruma düşen Sovyet temsilcisi önce Vladimir Gutsaev, sonra da Daraselia’nın golüyle (ikinci gol bitime 3 dakika kala gelmişti) kupayı kucakladı. Bu başarı takımın yollardır devam eden çizgisi, 1982 Dünya Kupası’nda dört Dinamo Tiflisli oyuncunun kadroya alınmasını sağladı ve Nodar Akhalkatsi, milli takım hocası Konstantin Beskov’un teknik ekibinde yer aldı. Her efsane hikâyenin arkasında bir hüznün yatmasını kanıtlar şekilde, Vitaly Daraselia, Aralık ayında geçirdiği bir trafik kazasında, daha 25 yaşındayken hayatını kaybetti. Sovyet defansının sigortaları Sulakvalidze ve Chivadze ile iki kez yılın oyuncusu ödülünü alan Shengalia, 80’lerin sonuna kadar kulüpte kalıp futbolu bıraktılar. Akhalkatsi 1986 yılında görevi bıraktı ve 1998 yılında kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Dinamo Tiflis o finalden sonra daimi bir düşüş içerisine girdi ve 1990’daki bölünmeden sonra da Gürcistan’ın hakimi olmaya devam etti ama Avrupa kulüplerine oyuncu yetiştirmek dışında hiçbir misyonu olamadı. Perestroika ve Glasnostla beraber onlar da şaşaalı günlerini geride bıraktılar. Birçok Demir Perde efsanesi gibi…

 
magdeburg

Next:

FC Magdeburg

You may also like

Yorum Yap