Ege’de sular ısınıyor

27 Mart of 2015

Bir zamanların Süper Lig’deki  3 Ege ekibi Bucaspor, Denizlispor ve Manisaspor şimdilerde PTT 1. Lig’de düşmeme mücadelesi veriyor. Durumları hiç de iç açıcı değil!

Yazar: Burak Sağlam

buraksaglam17@gmail.com | twitter.com/burakcee | 27.03.2015

Ege’de sular bu kez it dalaşı için değil, Birinci Lig’den düşme korkusu nedeniyle ısınıyor. Üç sezon art arda Süper Lig’e veda eden üç Ege takımı Bucaspor, Manisaspor ve Denizlispor 25’inci haftasını geride bıraktığımız PTT 1. Lig’de, ligin dibine demir atan Orduspor’un üstünde 15’inci, 16’ncı ve 17’nci sırada yer alıyor. Son dokuz hafta öncesi Orduspor ile oynayacakları maç dışında hiçbir maça favori olarak çıkmayacak olan üç ekibin yakasını bırakmayan yönetimsel beceriksizlikler ve maddi sıkıntılar, bu sezon onları nakavt etmeye çok yaklaştı.  Peki kulüpler bu duruma nasıl geldi?

Denizlispor 

genkov

Tzvetan Genkov attığı 8 golle takımını kümede tutmaya çalışıyor. Denizlispor’un diğer oyuncularından 3 gole ulaşan bile yok.

Denizlispor taraftarlarının söylediği popüler bestelerden biri “Simsiyah gecenin ardından yemyeşil umutlarım doğar” cümlesiyle başlıyor. Süper Lig’den düşmek için istikrarlı bir şekilde olumsuz performans çizen Denizlispor, aynı sahneyi PTT 1. Lig’de de sergiledi. Ligdeki ilk dört sezonunda olduğu gibi, bu sezon da taraftarlarına güzel günler geçirtemeyen Horozlar, karanlığa doğru gitmeye devam ediyor. Yeşil-siyah tablonun yeşili tükenmek üzere, siyaha direnmeye çalışıyor.

Biraz eskiye dönelim. 1999/2000 sezonunda Ersun Yanal ile Süper Lig’e çıkan yeşil-siyahlılar, 2002-2003 sezonunda UEFA Kupası’nda önemli ekipleri eleyerek dördüncü tura kadar yükselmişti. 2005’e kadar her şeyin güzel gittiği Denizlispor, 2005-2010 arası ise bir sezon dışında kötü sezonlar geçirdi. Kötü geçen senelerde Denizli adına en güzel şeyi belki de Kratochvil’di. Süper Lig’de 2008/09 sezonunun devre arasında gazetelerde yer alan bir haberde, “Denizlispor’un teknik direktör Ümit Kayıhan’ın almak istediği yabancılara kontenjan açmak için Roman Kratochvil’in sözleşmesini feshettiği” yazıyordu. Birçok maçta kurtarıcı olan, kaptanlığa kadar yükselip oyuncular yetiştiren ve Türkiye’de pek rastlamadığımız bir durum olarak yaklaşık sekiz sene giydiği Denizli formasıyla 200 üzeri maça çıkan Slovak oyuncu komik bir nedenle takımdan gönderilmişti. O sezon takım üçlü averajla ligde tutunmayı başarmıştı. Devre arasında takımdan gönderilen ve Konyaspor’a imza Kratochvil’in, sezonun ilk yarısında Konya deplasmanında yeşil-siyahlı formayla 85’te skoru 1-1’ getiren golü; sezon sonunda eski takımı Denizlispor’u ligde tutmuş, yeni takımı Konyaspor’u ise küme düşürmüştü. Onu takımdan gönderen Ümit Kayıhan ise sezonun ikinci yarısında oynadığı ilk iki maç sonrası çoktan görevden alınmıştı bile…

Ertesi sezon Denizlispor berbat bir ilk yarı performansı sergiledi. Devre arası bazı transferler yapıldı. Bu transferlerden biri de Youla’ydı. Denizlispor tarihinin en önemli olayı olan UEFA Kupası’nda elde edilen başarının mimarı Rıza Çalımbay’a “sahtekar” dediği için mahkeme tarafından cezaya çarptırılan Youla, Denizlispor’a kurtarıcı olarak gelmişti. Takım o sezon küme düştü. Kratochvil ve Youla olayı gibi vefasızlıkların yanında birçok yanlış karara imza atan yönetimin uzun uğraşları sonucu Denizlispor küme düşmüştü.

Denizlispor, Birinci Lig’de oynadığı her sezon bir önceki sezondan daha geriye gitti. Sezon başlarında Süper Lig hedefinden daha çok mali problemler kulübün gündeminde oldu. Horozlar, 2012/13 sezonunun son dört haftasında aldığı 10 puanla ligde kalmayı başarmıştı fakat ligin bitiminin ardından sıkıntılar gün yüzüne çıktı. Basın toplantısı düzenleyen futbolcular yönetimden alacaklarını isterken; o sezon teknik ekipte yer alan eski futbolculardan Levent Kartop, yönetimin takımın taktik düzenine dahi karıştığından bahsediyordu.

Bu sezon başında da kulüpte öncelikli konu maddi sıkıntılardı. Baştan aşağı değişen takımla girilen sezona Özcan Bizati ile başlayan Horozlar, ilk yarıda 16 maçta 16 puan topladı. Devre arası Engin İpekoğlu başa geldi. İpekoğlu çıktığı dört maçta da puanla tanışamayınca yerine Mehmet Altıparmak getirildi.  Buraları oynamayı iyi bilen Altıparmak çıktığı ilk beş maçta dört puan toplamış olsa da Denizli’nin zayıf bir kadrosu olduğunu düşündüğümüzde, küme düşmeme yarışında takımın en çok güveneceği isim yine o olacak. İki hafta önce Boluspor’u yenerek sezonun ilk deplasman galibiyetine imza atan Denizlispor’un kalan dokuz haftada lige tutunmak için daha fazlasına ihtiyacı olacak.

Manisaspor 

Subasic

Sezon başında Orduspor’dan transfer edilen Branimir Subasic 25 maçın 24’ünde sahada olmasına karşın sadece 3 golde kalarak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. Subasic, gol atamadığı dönemde yönetimle konuşup “performansından memnun olmadığını” söylemiş ve aldığı peşinatı geri vermek istemişti.

Süper Lig’de 2011/12 sezonuna Kemal Özdeş ile fırtına gibi giren Tarzanlar, ligin başlarında yakaladığı galibiyet serisiyle 3. sıraya kadar yükseldi. Takım daha sonra inişli-çıkışlı grafik sergilese de ilk yarıyı 24 puanla kapadı. İkinci yarının başındaki maçlarda alınan istenmeyen sonuçların ardından teknik direktörlük koltuğunda Kemal Özdeş-Ümit Özat değişikliği oldu. Takımın başında sadece 6 maça çıkan Özat, beş mağlubiyet yüzü görünce takım dipleri gördü. Ümit Özat 28. hafta sonunda “kovulmadan teknik direktör olamazsın” diyerek takıma, Manisaspor da 32. hafta sonunda lige veda etti.

PTT 1. Lig’deki ilk sezonuna, Süper Lig kadrosunun önemli bölümünü koruyarak başlayan Manisaspor sezon sonunda 5. sırada yer aldı. Play-off finalinde Konya’ya karşı kaybedip Süper Lig’in kapısından dönen ekip, 2013-14 sezonunda da yedinci basamakta yer aldı. Geçen sezon kulüpte ekonomik sıkıntı baş gösterdi. Borç yarası, önemli futbolcuların satışıyla kapatılmaya çalışıldı. Altyapıdan Hikmet Balioğlu’nun satışından gelen parayla aylardır parasını alamayan kulüp personelinin maaşları ödendi. Sıkıntılı bir sezon geçirileceğinin sinyalleri verilmişti.

Temmuz’da sezon hazırlıklarına başlayan Manisa’nın ilk antrenmanında 27 futbolcu bulunurken, bu futbolcuların 21’i altyapıdandı. Teknik direktör Tahir Karapınar “zor bir sezon geçireceklerini” söylerken, kulüp başkanı Abdullah Mergen aynı gün mikrofonlara şu açıklamayı yapıyordu: “15-16 futbolcu transfer yapmayı düşünüyoruz. Hedefimiz Süper Lig.” Başkanın açıklamasının gerçekçilikten uzak olduğu maçlar başladıkça ortaya çıktı. Takım Nenad Milijas ve Nikolai Dimitrov ile ayakta kalmaya çalışsa da, ikilinin çabaları yeterli olmuyordu. İlk yarının sonunda takım 17 puanla düşme potasının hemen üzerinde yer aldı. Devre arasında Çağdaş Atan gibi bazı önemli takviyeler olsa da, Milijas’ın Çin’e satılması Manisaspor için büyük kayıp oldu. Başkan “Geri kalan haftalarda Nenad’ı arayacağımızı düşünmüyorum” dese de, hala açık ara takımın skora en çok etki eden önemli bir parçasının devre dışı kalması büyük sıkıntılara neden oldu.

25.hafta geride kalırken Manisaspor 23 puanla düşme potasında yer alıyor. Takımın sürekli değişen kadrosu nedeniyle istikrar bir türlü sağlanamıyor. Gol yedikten sonra demoralize olup, çok çabuk teslim oluyorlar. Büyük umutlarla alınan forvet Branimir Subasic birçok maçta sahada olmasına rağmen şu ana kadar sadece 3 gol atabilmiş durumda. Son iki haftada oynanan Karşıyaka ve Şanlıurfaspor maçlarında futbolcular arasındaki büyük bir kopukluk vardı ve mağlubiyetler kaçınılmaz oldu. Bir diğer kopukluk da taraftar ile takım arasında. Karşıyaka mağlubiyeti sonrası takımı tesislerde protesto eden taraftarın baskısı kalan haftalarda futbolcuların üzerinde olacak. Orduspor maçı ile rahat bir nefes almayı uman Manisaspor’u sancılı bir dönem bekliyor.

Bucaspor

zafer

Bucaspor ile hem Süper Lig’e çıkma sevinci hem de Süper Lig’den düşme üzüntüsü yaşayan kaptan Zafer Çevik’e kalan haftalarda çok iş düşüyor.

Üç takım arasında eleştiriyi en az hak eden takım Bucaspor. Son 10 yıla baktığımızda İzmir’in tartışmasız en başarılı kulübü olan Bucaspor kentten hak ettiği ilgiyi göremedi. 1997’de başkanlığı bırakıp, altyapı ve tesisleşmenin başına geçen Seyit Mehmet Özkan’ın önderliğinde kulüp her geçen yıl büyüdü. İki yıl sonra görevinden ayrılıp 2007’de tekrar kulübe dönen Özkan, aynı yıl Bucaspor Futbol Akademisi’ni kurdu. 2008/09’da 2. Lig şampiyonluğu yaşayan Bucaspor, 2009/10 sezonunda o zamanki ismiyle Bank Asya 1. Lig’de mücadele ettiği ilk yılında mütevazı kadrosuyla sezonu ikinci tamamlayarak tarihinde ilk kez adını Süper Lig’e yazdırmayı başardı. Başarılı hamlelerin sonunda gelinen yerler Bucaspor’a parlak bir gelecek vaad ediyordu. Ama öyle olmadı…

Süper Lig’e çıktıktan sonra teknik direktörlüğe Bülent Uygun’un getirilmesi, 87 yıllık Bucaspor tarihinin en önemli hatalarından biri oldu. 22 futbolcu gönderen Bucaspor onların yerine 23 futbolcu transfer ediyordu. Yedinci haftada kulübü yüzüstü bırakan Uygun, kulübün hala sıkıntısını çektiği borçlarla Bucaspor’u baş başa bıraktı. Yönetimdeki herkes gibi bunda hatası olan Özkan bu durumu “Gökdelen inşa etmek için yola çıktık ancak müteahhit işi apartman yaptık” şeklinde özetliyordu. Sağlam temellerini yok sayan Bucaspor geldiği gibi Süper Lig’e veda etti. Hem de cebindeki borçlarla birlikte…

Neyse ki altyapı devredeydi.  O sezonu 12. bitiren Bucaspor, sezon bitiminde borçlar yüzünden Salih Uçan gibi yetiştirdiği bazı oyuncuları göndermek zorunda kaldı. Salih’in transferinden gelen paranın bir kısmının altyapıya aktarılmaması nedeniyle S.Mehmet Özkan ile Bucaspor Başkanı Mehmet Bektur’un arası açıldı ve Özkan kulüpten ayrıldı. Eski oyunculardan Mehmet Batdal’ın da geri geldiği 2012/13 sezonunu beşinci tamamlayan Bucaspor, play-offlarda Süper Lig hedefine ulaşamadı. Geçtiğimiz sezonda düşme korkusunun uzağında orta sıralarda kapatan sarı-lacivertliler, Süper Lig sonrası bodoslama düşüş yaşayan bazı takımlar gibi olmamıştı fakat bu sezon öncesi kötü haberlerle takım sarsıldı. Bülent Uygun transferlerinden Dady’nin alacakları yüzünden, Fırtına’ya FIFA tarafından iki yıl süreyle transfer yasağı konuldu. Diğer yabancı oyuncuların dosyalarıyla da kulübün ileriki sezonlarda küme düşürülme tehlikesi yaşayacağı haberleri gündeme yansıdı. Arka arkaya gelen kötü haberler, saha içine de yansıdı. Sait Karafırtınalar yönetimindeki Bucaspor sezonun ilk yarısında sadece 15 puan toplayabildi.

İkinci yarıya Mustafa Bahadır ile başlayan İzmir ekibi 25 hafta sonunda 24 puanla düşme hattının bir puan üzerinde bulunuyor. Atılan 27 golün 14’ünde İskender Alın’ın imzası var. Bucaspor ikinci bir skorer bulmakta zorlanıyor. Ömer Kahveci ve Çağlar Şahin Akbaba gibi genç ama ligin iyi iki kalecisine sahipler fakat defans hatları yeterli seviyede değil. Önümüzdeki beş hafta Bucaspor’un çıkartabileceği kadar puan çıkartması gerek çünkü son üç haftada Süper Lig hedefindeki Samsunspor, Adana Demirspor ve Osmanlıspor ile karşılaşacaklar. Sarı-lacivertlileri hem bu sezon hem de kategorisi ne olursa olsun gelecek sezon parlak bir tablo beklemiyor.

konak

Previous:

Tribünden sahaya: Kadın futbolu

norvec

Next:

Tippeligaen 2015

You may also like

Yorum Yap