FIFA, Birleşmiş Milletler ve Kosova Cumhuriyeti

04 Ocak of 2013

Devleti olmayan ya da devleti olup da diğer dünya devletlerinin tanımadığı milletlerin futbol aleminde yerleri var mıdır? Uluslararası futbolun kayıp çocuklarına, FIFA dışında kalanlara bir selam çakalım ve bu unutulmuş kitabın sayfalarından Kosova’ya şöyle bir bakalım

Yazar: Özgehan Şenyuva
senyuva@metu.edu.tr | twitter.com/ozgehansenyuva | 04.01.2013

Uluslararası İlişkiler bölümünde bir akademisyen olarak daha ilk yıllarından itibaren öğrencilere “uluslararası ilişkiler” terimi ile ilgili bir tanım sorunu olduğunu ve modern anlamda kullanılan terimin daha çok “devletlerarası ilişkilere” denk geldiğini anlatıyorum. Birleşmiş Milletler bile isminin aksine, dünya üzerinde yaşayan milletlerin temsilcilerinin bir araya geldiği bir platform değil, resmi olarak diğer devletler tarafından tanınan devletlerin bir araya geldiği bir yapıdır. Yani bir anlamda Birleşmiş Devletler yapısıdır. Devleti olmayan Millet’in orada işi yoktur. Bağımsızlığını elde edip, işleyen bağımsız bir devlet kurmak da BM üyeliği için yeterli olmayacaktır. Hepimizin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nedeniyle iyi bildiğimiz üzere, siyasi ve uluslararası dengeler temel belirleyici unsur olmakta ve tanınırlık sorunu bu devletlerin meşru var oluşlarına büyük bir engel teşkil etmektedir.

Peki devleti olmayan ya da devleti olup da diğer dünya devletlerinin tanımadığı milletlerin futbol aleminde yerleri var mıdır? Bu yazı, uluslararası futbolun kayıp çocuklarına, FIFA dışında kalanlara bir selam çakma ve bu unutulmuş kitabın sayfalarından Kosova’ya şöyle bir bakma niyetindedir.

Uluslararası futbolun patronu olan FIFA, 209 üye futbol federasyonu nedeniyle, resmi internet sayfasında kendini “Futbol’un Birleşmiş Milletler’i” olarak tanımlamaktadır. FIFA üyesi futbol federasyonları, FIFA’nın izni ve onayı olmadan FIFA üyesi olmayan federasyonların milli veya kulüp takımları ile özel maç bile yapamazlar. Bu nedenle, 1923’te kurulan Türkiye Futbol Federasyonu, 1924 ve 1925 yıllarında FIFA üyesi olmayan Sovyetler Birliği ile yapacağı dostluk maçları için FIFA’dan özel izin almak zorunda kalmıştır. Gene FIFA kuralları nedeniyle, sadece Türkiye’nin tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milli takımı veya herhangi bir KKTC takımı ile Türkiye’den bir takım dostluk ve kardeşlik maçı bile yapamamaktadır.

Kosova neden FIFA’da değil?

1904’de kurulan FIFA’nın halihazırda 209 üyesi bulunmaktadır. Özellikle 1975 ve 2002 arasında bağımsızlık mücadeleleri ve Soğuk Savaşın sona ermesi gibi küresel siyasi gelişmeler nedeni ile üye sayısında bir patlama yaşanmış ve bu dönemde 60’dan fazla yeni üye FIFA’ya katılmıştır. 2003’te yeniden düzenlenen üyelik koşulları, üyelik için başvuran yeni futbol federasyonlarının öncelikle kendi bölgesel konfederasyonuna tam üye olması önkoşulunu getirmiştir. FIFA bünyesinde bulunan altı farklı konfederasyon, FIFA’dan çok sonra kurulmuşlardır ve aralarında dengeli bir ilişki bulunmamaktadır. Bu altı bölgesel konfederasyonun güç dengesi Avrupa konfederasyonu olan UEFA ve Güney Amerika konfederasyonu CONMEBOL lehine bulunmaktadır. Zaten bugüne kadar bu iki konfederasyon üyeleri dışında hiçbir ülkenin Dünya Kupası’nı kazanmayı bırakın, finale bile çıkamamış olması da bu konfederasyonların gücünün bir emaresidir. CONMEBOL’un geçmişi 1916’ya kadar giderken, UEFA çok daha sonra, 1954 yılında sahneye çıkmıştır. Asya konfederasyonu AFC 1954’te, Afrika konfederasyonu CAF ise 1957’de kurulmuştur. Asya konfederasyonu AFC, 2002 Dünya Kupası’nda ev sahibi ülkelerden Güney Kore’nin yarı final oynaması nedeniyle tarihi bir başarıya imza atmıştır. AFC ile ilgili bir diğer önemli husus ise 2005 yılında Avustralya’nın Okyanusya konfederasyonundan OFF (1966 yılında kurulmuş olan) çıkıp, Asya konfederasyonuna transfer olmasıdır. Bu transfer, Avustralyalıların birden kendilerini Asyalı hissetmeye başlamalarından değil, hem Okyanusya’nın düşük futbol rekabetinden kaçmak (2001 yılında Avustralya – Amerikan Samoası Dünya Kupası eleme maçının 31-0 bitmiş olduğunu hatırlayalım) hem de Okyanusya eleme grubu birincisinin Güney Amerika veya Asya grubundan bir ülke ile eleme maçı oynaması zorunluluğundan kaynaklı pragmatist bir yaklaşımdan dolayıdır. Altıncı konfederasyon ise 1961 yılında kurulmuş olan ve Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler konfederasyonu olan CONCACAF’tır. Şu anki durumda yeni bir futbol federasyonu FIFA’ya üye olmak istiyorsa önce bu altı konfederasyondan birinin tam üyesi olmak zorundadır.

Dikkatli bir araştırmacı, FIFA’nın üye sayısı ile (209), FIFA’nın öykündüğü Birleşmiş Milletler’in üye sayısı (193) arasında 16 üyelik bir fark olduğunu fark edecektir. Bu fark, FIFA’nın üye olacak futbol federasyonlarının temsil ettikleri ülkeler konusunda BM’den daha farklı prensipler uygulamasından kaynaklanmaktadır. Ancak, bu prensiplerin adilane ve eşit uygulandığını söylemek de mümkün değildir. FIFA tüzüğü 10. madde 1. paragrafa göre, bir ülkedeki futbolu organize ve kontrol eden her federasyon, FIFA üyesi olabilir. Gene aynı maddede, “ülke” tanımının “uluslararası toplum tarafından tanınan bağımsız bir yapı” olduğu belirtilir. Yani, FIFA’nın “ülke” tanımı BM’den daha kapsayıcıdır, ama “uluslararası toplum tarafından tanınma” net olmadığı için yoruma ve siyasi manipülasyonlara da açık bir kapıdır. UEFA ise üyelik koşulları konusunda daha keskin bir tutum takınmıştır. UEFA tüzüğünde üyeliği düzenleyen 5. maddenin 1. paragrafı, ülke tanımını Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız bir ülke olarak tanınmış olma koşuluna bağlamaktadır. Bu bilgiler ışığında, Avrupa’da bağımsızlığını ilan etmiş, ancak Birleşmiş Milletler tarafından bağımsızlığı tanınmamış bir ülkenin futbol federasyonu UEFA üyesi olamayacaktır. Bu durumda, UEFA üyesi olmayan bir federasyon, otomatik olarak FIFA üyesi de olamayacağından uluslararası futbolun dışında kalmış olacaktır. Bu noktada akla gelebilecek ilk soru FIFA üye sayısı ve BM üye sayısındaki farkın sebebi olacaktır. Bu durumun iki farklı kaynağı bulunmaktadır. İlki, UEFA ülke tanımında BM kriteri ararken, diğer beş konfederasyonun böyle bir kriteri uygulamaması ve dolayısı ile BM üyesi olmayan bazı ülkelerin bölgesel konfederasyonlara üye olarak FIFA üyeliğini kazanmalarıdır. Örneğin, Cayman Adaları Futbol Federasyonu FIFA’ya üye iken, Cayman Adaları bağımsız bir ülke bile değildir, dolayısı ile BM üyesi de değildir. Cayman Adaları’nın üyesi olduğu CONCACAF tanınmış ülke olmayan üyeler konusunda lider durumdadır. Bermuda, Turks & Caicos adaları ve Anguilla gibi bağımsız ülke ve dolayısı ile BM üyesi olmayan yapılar, CONCACAF ve FIFA üyesi olabilmişlerdir.

İkinci neden ise, Avrupa’nın her alanda karşımıza çıkan çifte standartlarıdır. UEFA’nın BM üyelik koşulu koyulduğu tarihten geriye işletilmemektedir. Bu nedenle, BM üyesi olmayan ve Danimarka idaresi altında bulunan özerk Faroe Adaları UEFA ve FIFA üyesi olarak uluslararası futbol müsabakalarına ve turnuvalarına katılırken, başvurmakta çok geciken ama Faroe adaları ile aynı statüde olan Grönland’ın üyeliği bloke edilebilmektedir. Gene futbol tarihinde özel bir yeri olan ancak bağımsız birer ülke olmayan İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda (bu ülkeler bir araya gelip Birleşik Krallık’ı – United Kingdom- oluştururlar, BM üyesi olan ve uluslararası tanınan Birleşik Krallık’tır) sanki birer bağımsız ülkeymiş gibi UEFA ve FIFA üyeliklerini yürütmekte ve Şampiyonlar Ligi’nden Dünya Kupası’na kadar tüm müsabakalarda kulüp ve milli takım bazında temsil edilmektedirler. İngiliz, Galler, İskoç ve Kuzey İrlanda milli takımları kendi bayrakları ve marşları ile özel ve resmi maçlar oynarlar, Birleşik Krallık milli takımı diye bir şey yoktur. Bu ülkeler, Olimpiyatlarda ise farklı bir tutum takınmışlardır ve Birleşik Krallık üyesi bu dört ülke ayrı ayrı değil, Britanya bayrağı altında birlikte yarışmaktadırlar. Birleşik Krallık (United Kingdom) ve daha geniş olan ve kolonileri de içeren Büyük Britanya (Great Britain) konuları kafa karıştırıcı olduğundan, genel kamuoyu bu meseleye futbol siyaseti açısından yaklaşır ve bu dört ülkeden bağımsız birer ülke olarak bahseder. Siz hiç “Birleşik Krallık’a” dil kursuna giden duydunuz mu?

Bugünlerde bağımsızlığını yeni kazanmış bir ülke bu konuda ezberleri zorlamakta ve konuyla ilgilenenlere zorlu bir sınav verdirmektedir: Kosova Cumhuriyeti. 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova, resmi olarak 98 BM üyesi ülke tarafından (Aralık 2012 itibari ile) tanınmış ve IMF ve Dünya Bankası üyesi olmuştur. Ancak, BM Daimi Güvenlik Konseyi’nin veto hakkına sahip beş üyesi bu konuda bölünmüş olduklarından (ABD, Fransa ve Birleşik Krallık tanımış, Çin çekimser kalmış ve Rusya bağımsız Kosova’yı yasadışı ilan etmiştir) Kosova’nın olası bir BM üyeliği yakın ve orta vadede mümkün gözükmemektedir. Peki, Kosova futbolu bu bilinmezlik ortamında nereye oturmaktadır?

Kosova Platini’ye takılıyor

Kosova futbolu konusunda Fransa’nın Lille Üniversitesi’nde doktorasını yapmakta olan ve FREE projesinin sıkı bir takipçisi olan Loic Tregoures’in bu konudaki çalışmaları hayli aydınlatıcıdır. Kendisinin çalışmaları henüz yayın aşamasında olmasına rağmen bu yazı için kendisi ile görüştüğümde bazı bilgi ve fikirlerini bizlerle paylaştı. Kendisine buradan şükranlarımızı iletirim.

Kosova futbol federasyonu 1946 yılında Yugoslavya futbol federasyonunun bir üyesi olarak kurulmuş ve o tarihten bu yana varlığını ve çalışmalarını sürdürmüştür. Futbolun gücü 1990’larda kendisini göstermiş ve Sırplar Kosova’nın her türlü özerkliğini askıya almalarına rağmen, Kosova futbol federasyonuna dokunmamışlardır. 2008’deki bağımsızlık ilanından beri de Kosova futbol federasyonu uluslararası tanınırlık mücadelesi vermektedir. (Kosova futbol federasyonu başkanlığını da 1980’lerde bir Partizan oyuncusu olan ve Yugoslav milli takımında da oynamış olan Fadil Vokrri yapmaktadır.) Bu tanınma mücadelesi, masa tenisi ve bir kaç spor dalı dışında başarısız olmuş, futbol alanında ise tam anlamıyla bir çıkmaza girmiştir. UEFA 5. madde ve FIFA 10. maddeler nedeni ile UEFA ve FIFA üyeliği imkansız gözüken Kosova taktik değiştirmek zorunda kalmış ve bugüne kadar pek de rağbet görmeyen FIFA üyeleri ile özel maçlar oynayabilmek için izin alma sürecine girmişlerdir. Bu konudaki çalışmaları ve FIFA üyesi dost ülkelerin lobisi sayesinde 21 Mayıs 2012 tarihinde FIFA yürütme kurulu, FIFA tüzüğü 79. maddeye dayanarak Kosova’nın FIFA üyesi ülkeler ile özel maçlar oynamasına izin vermiştir. Bu kararın alınmasında ise çok değişik bir durum ortaya çıkmış ve UEFA’nın çifte standartları bir kez daha görülmüştür. Bu karara karşı kullanılan 8 “hayır” oyunu aralarında Kosova’yı tanımış olan ülkelerin de bulunduğu UEFA üyeleri kullanmıştır. 16 “evet” oyu ise diğer konfederasyonlardan ve hatta aralarında Kosova’nın bağımsızlığını tanımamış ülkelerden gelmiştir. UEFA başkanı Michel Platini’nin Kosova’nın özel de olsa uluslararası maçlar oynamasına Avrupa içi dengeleri ve diğer olası sorunlu bölgeleri düşünerek kişisel olarak karşı çıktığı ve UEFA içinde büyük ağırlığı olan Sırbistan, Rusya ve Yunanistan gibi ülke federasyonlarını karşısına almak istemediği de bir sır değil. Kosova’nın böyle bir izni koparması durumunda, siyasi durumu belirsiz olan diğer Avrupa devletlerinin de (örneğin KKTC) bu yolu kullanmak isteyecekleri ve bunun UEFA üyesi federasyonlar arasında büyük krizlere yol açabileceğini düşünen Platini, bu kapının hiç açılmamasından yana tutum almakta. Bu nedenle, Michel Platini, FIFA’nın kararını askıya aldırmayı ve iznin uygulanmasını maçların nasıl, nerede, kime karşı oynanacağının belirlenmesi gibi bürokratik engellerle yavaşlatmayı başarmış gözükmekte.

13 Aralık 2012 tarihinde yapılan son FIFA yönetim kurulu toplantısında ise, Kosova meselesi gene gündeme gelmiş ve özel maçların gençler, amatör, kadın ve kulüp düzeyinde derhal uygulamaya geçirilmesi kararlaştırılmıştır. Ancak, Kosova milli takımı bir kenara ayrılmıştır ve Kosova’nın FIFA üyesi bir ülke ile özel bir milli maç oynaması hala mümkün değildir. Kosova meselesi UEFA ve FIFA arasında devam eden soğuk savaşta açılan yeni bir cephe gibi gözükmekte. Kosova konusundaki gelişmeleri takip etmek, geleceğin Avrupa futbol coğrafyasının nasıl şekilleneceğini anlamak için büyük önem taşımaktadır.

LogoFreeFondCouleur

Football Research in an Enlarged Europe – FREE, Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı tarafından desteklenen bir Avrupa araştırma projesidir. 8 ülkeden 10 üniversitenin yürüttüğü FREE projesine Türkiye’den ODTÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi’nden (www.ces.metu.edu.tr) Y.Doç.Dr. Özgehan Şenyuva ve Y. Doç. Dr. Başak Z. Alpan katılmaktadır. Proje hakkında daha fazla bilgiye www.free-project.eu sayfasından ve @Free_project_eu twitter hesabından ulaşabilirsiniz.

LogoFreeFonfCouleur

Previous:

Avrupa futbolu ve futbol Avrupası

8-higuita-getty

Next:

Kalecilere bir övgü: Oyunbozanlar

You may also like

Yorum Yap