Futbol penceresinden Alpay Erdem

07 Şubat of 2012

Uykusuz müdavimlerinin yakından tanıdığı yazar, karikatürist ve komedyen Alpay Erdem, Hayatım Futbol’la başta futbol olmak üzere sporu, bisikleti ve günlük hayatını konuştu.

YAZAR: Uğur Karakullukçu

ugurk@hayatimfutbol.com | twitter.com/ukarakullukcu

Uğur Karakullukçu: İnsanlar seni Uykusuz’daki köşenden ve stand­up gösterinden tanıyorlar ama bugün farklı bir yönünü konuşalım dedik. Bilmeyenler için kafadan soruyorum, hangi takımlısın? Fişleyelim seni.

Alpay Erdem: Galatasaray! (gülüyor)

Hem dergi, hem stand­up derken tempon yoğun, Galatasaray’ı ve futbolu ne kadar takip edebiliyorsun?

Futbola haftada bir zaman ayırabiliyorum, oynuyorum çünkü! Fakat Galatasaray’ın maçlarına çok zaman ayıramıyorum, en azından Türk Telekom Arena’ya gidemiyorum. Puan durumunu, maçları, skorları ise takip ediyorum. Zaman zaman da ayrıntılarına bakıyorum tabii, golleri izliyorum, ne olmuş, ne bitmiş… Bir de keşke Mecidiyeköy’de kalsaydık diyenlerdenim, biraz romantik taraftayım o açıdan.

Galatasaraylılığın nereden geliyor?

Benim babam Fenerbahçeliydi ama bizi pek işleyemedi o konuda. Benim kuzenim Galatasaraylıydı ama o güzel işledi, iyi yatırım yaptı! Benle erkek kardeşimi maçlara götürürdü, biz de ondan Galatasaraylı olduk. Zaten renkleri de çok güzel! Herhangi biri üzerimde etkili olmasaydı da Galatasaraylı olurdum gibi geliyor bana.

Sırf o golü görmek için…
Bir Galatasaraylı olarak en çok ne zaman heyecan duymuştun?

Monaco ve Neuchatel Xamax maçları efsane maçlardı, o dönemler çok heyecanlanmıştım. VHS kasetler vardı, kuzenim maçı kaydetmişti. Kasetten defalarca o maçı izledim, Tanju’nun, Uğur’un gollerini ezbere bilirim. Bana iyi ki Galatasaraylı olmuşum dedirten gol ise Prekazi’nin Monaco’ya attığı gol. Sırf o golü görmek için bile bu dünyaya gelinirmiş. O muhteşem bir şeydi. Düşündüm de Galatasaray bizi çok mutlu etti, önüne geleni harcadı.

Bir mizahçı olarak futbolumuzun son dönemi kara mizaha çok uygun aslında. Soruşturma sürecini takip edebildin mi, neler söyleyeceksin?

Burada açıkçası mizahçı kimliğimden ayrılmayı isterim. Ben aslında güzel şeyler hakkında mizah yapmayı seviyorum, kişiler, olaylar… Bu sene yaşananlarla ilgili söylenecek çok şey bulamıyorum. Keyif almıyorum, Galatasaray lidermiş, bu bile umrumda değil. Bir an önce ne olacaksa olsun istiyorum.

DSC05610

Şampiyonluk için Trabzon’a`gittim
Takibin kısıtlı diyorsun ama aslında epey bilgilisin. MTV’deki Ünlü Harfler programında Forlan’dan Trabzonspor’a, Yazarlar Futbol Takımı’na kadar saymıştın.

(Gülüyor) Aslında böyle düşününce kendime haksızlık etmişim! Geçen sene sezonun başından sonuna Trabzonspor’u destekledim. Ligin ikinci haftasıydı, Twitter’a yazdım: “Galatasaray’dan ümidi kestim, Trabzon’un şampiyonluğunu gönülden diliyorum” diye. Daha sonra gerçekten çok iyi gittiler. Destek de olmak lazım diye düşünüp çok acayip bir şey yaptım, içerideki son maçları olan İstanbul Belediye maçı için uçağa atlayıp Trabzon’a gittim. Orada Genç Trabzonsporlular diye bir grup var, onlarla arkadaş oldum. Bana tek maçlık da olsa kombine hediye ettiler! Çok eğlenceliydi, çok güzeldi. Sonuçta 27 senelik bir özlem var, olur da denk getirirsek onu da görmek isterdim. Sonuçta yine horonlar tepildi ama, kolbastılar oynandı. Kaçmazdı o.

Yazarlar Futbol Takımı demişken Gazoz Ligi’ne gelelim. Geçen yıl başlayan Gazoz Ligi’nde top koşturuyorsun, o sahanın içinde olmak nasıl bir şey, sana bir bakış açısı kattı mı?

Aslında Ayazma çok önemli bir oluşum. Bundan iki sene önce beni Bağış Erten aradığında birden gelişti durum ama benim hayatıma büyük güzellik kattı. Sadece benim de değil, tüm arkadaşlar için. Almanya’ya gittik, orada maç yaptık, sonra burada devam ettik falan ama bunlar hep işin bahanesi oldu. Biz her hafta toplanıp maçlar yapmaya başladık ve arkadaş olduk. Gazoz Ligi ondan sonra kuruldu, resmiyet kazandırdı. Keyfi de başka tabii puan muan, güzel işler! Oyunumda da Ayazma’ya baya anlatıyorum, futbol olmasaydı bu stand­up eksik kalırdı. İyi ki oldu.

Çocuk ruhlu adamlarız
Peki Ayazma’ya biraz daha eğilirsek… Takımın yıldız isimleri kimler, soyunma odasında Bağış Erten nasıl biri? Biraz takım dedikodusu alalım!

Açıkçası burada sanatçı arkadaşlarımızın ne kadar çocuk ruhlu olduğu ortaya çıktı. Bir erkeğin karakteri sahada ortaya çıkıyor bence. Koca koca yönetmenler, oyuncular, müzisyenler, ben de dahil olmak üzere. Pas vermediğimiz için atışmalar. Bağış Erten bence muhteşem bir teknik direktör, çok iyi motive ediyor. Soyunma odasında hikâyeler anlatıyor. Almanya’da maça çıkmadan önceki anlar hâlâ gözümün önündedir. Kültürel bir organizasyon, futbol ikinci planda derken o konuşmayı dinleyip “Bu maçı alıcaz!” diye soyunma odasından çıkmıştık.

Bağış abiyi de biliyorsun, yazılarında teknik oyun, total futbol, Barcelona muhteşem der ama kulübede bi’ Fatih Terim’e dönüşüyor yani?

Tabii, baya baya Fatih Terim hareketleri gördüm onda. Bir keresinde saha kenarında su şişesini fırlatmıştı. Fatih Terim demişken, onlarla da bir halı saha maçı yapmıştık. Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin, Metin Tekin, Var mısın yok musun Hamdi! Ayazma olmasa bu oyuncularla nasıl maç yapacaktık mesela, bunun kıymetini bilmek lazım.

Hayalim Maradona olmaktı ama…
Aslında sporcu bir kimliğin var, özellikle bisiklet tutkun malum. Daha önce futbol oynamış mıydın peki?

Galataspor’da 6 sene lisanslı futbol oynadım. Minik takımda başladım, üniversiteyi kazanınca bıraktım. Aslında çok da güzel başlayan Maradona olma hayallerim “Ya benden bi’ şey olmaz” diyerek bıraktığım bir şey oldu futbol. Ama şunu da diyorum hep. Futbolu bırakmasaydım şimdi Ayazma’da oynayamazdım!

Peki bisiklet… Bu tutku nasıl başladı, nasıl bu hale geldi?

Aslında bisiklet çocukluğumda yaptıklarımın devamı gibi. Futbol da öyle, karikatür de. Aslında çocukluğumu yaşıyorum diyebilirim. Çocukluğumda amatör bir durum vardı ama son senelerde daha profesyonel oldu bu. En azından daha profesyonel bisikletere biniyorum. 2011 senesinde 8040 km yol yapmışım mesela, inanılır gibi değil. Buradan Artvin’e 15 günde gittim toplamda. Her sene de planlarım var, şimdi de Akdeniz olacak, kuzeyden güneye Karadeniz’den başlayıp Akdeniz’i görmek istiyorum. Türkiye dışında da gezmiyorum, bana başka yerler çekici gelmiyor.

alpay-erdem-bisiklet

Türkiye’de uzun mesafeli bisiklet kullanmak anıları da beraberinde getiriyordur kesin. Gel abi, götürelim diyen oluyor mu?

Götürelim mi” oluyor. Şey vardı mesela. Artvin’den çıktım yola, Çoruh nehrini geçip Cankurtaran geçidine çıktım. Orada çay içeceğim. Orada sormuşlardı, “otobüsle gitsen daha iyi olmaz mı” diye. O anlamıyor ama Artvin’den çıkıp Ağlayan Kayalar’ın orada bisiklet kullanabilmek müthiş bir şey, tarifsiz bir mutluluk. Motosikletle gitseydin diyen var. Arabayı anlıyorum bir nebze falan ama…

“Bindiğin atın huyunu bileceksin”
Başına gelen en absürt şey neydi bisikletle?

Sonra Uşak’tan Muğla’ya gittim, 312 kilometre. Muğla civarında artık ölmüşüm, sol gözüm falan şişmiş o derece. Benzincide dört­beş tane abi vardı. Baktılar bana böyle, bana “Gariban mısın” dediler. Ama bilmiyor ki benim bisiklet onun arabasının iki katı ediyor. Bakış açısı bu ama galiba ben de bu yüzden çok seviyorum. O an dedim ki garibanım ben herhalde, kendimi sorguladım! (gülüyor) Benim için de müthiş bir malzeme, yazıyorum, konuşuyorum, anlatıyorum. Bir de kimsenin gitmediği yerlere gidiyorum, bisikletçilerin belli güzergahlarını var, onlara hiç bakmam. Biliyorum ki her yerde kahveler var, orada çay içilecek adamlar var. İşin mekaniğine de hakimim, bir bisikletimi tamamen söküp 6 ay üzerinde çalışarak tekrar birleştirdim. Vidayı beğenmezsem onu kullanmıyorum. Bindiğin atın huyunu suyunu bileceksin!

Stand­up gösterilerin de çok ilgi görüyor. İlk çıkmaya başladığın dönemde de daha sonra da gelmiştim. Bir futbol klişesiyle “Alpay Erdem kendini çok geliştirdi” diyebilir miyiz?

Ben piyasada Alpay Erdem gibi mizahçı olsa onun gösterisine kesinlikle giderdim, yılda 5­6 kez hatta. Zaten yapanlardan da var, hatta abartıp 30­40 oyunuma da gelen insanlar var. Galatasaraylı bir arkadaş vardı,”Abi, bir Galatasaray’a bir de sana takığım ama Galatasaray maçlarına bile bu kadar sık gitmiyorum” demişti. Yalansız samimi bir adam, komik de! Benim için kıstas eğlenmek. Bana oyun nasıldı diye gelenler oluyor, “ben eğlendim” diyorum.

corap

SPOR TOTO SUPER LIGDE MERSIN IDMANYURDU, GENCLERBIRLIGI ILE KARSILASTI. GENCLERBIRLIGI TEKNIK DIREKTORU FUAT CAPA. (ANADOLU AJANSI - VELI GURGAH) (20111031)

Previous:

“En büyük transfer: Takım oyunu”

DSCN0485

Next:

Kartal’ın Panzeri: Roberto Hilbert

You may also like

Yorum Yap