Futbolun aktörleri

03 Kasım of 2017

“Futbolcu olmak, bir çocuğun gökyüzüne fısıldadığı sessiz duasının ya da ilkokulda yazdığı kompozisyonlarda, öğretmenleriyle paylaştığı sırrının ilk yarısıdır. İkincisi ise oymamak istediği takımın adıdır.”

ANDREA PİRLO

Yazar: Emre Morgil

emre_morgil_1984@hotmail.com | twitter.com/MorgilEmre

Kazanan bir takım olmak için kulüplerin iyi bir teknik direktöre, teknik direktörlerin ise iyi futbolculara ihtiyacı vardır. Buna ek olarak, takım içerisindeki teknik direktör ve futbolcular arasındaki iletişim, saygı ve uyum, başarının kilit noktalarıdır. Sonraki evrelerin oluşturulması ise daha kolay ve basittir.

Oyuncular, teknik direktörlerini benimsememiş ve teknik direktör oyucularının saygısını kazanmamış ise kulüp ve teknik direktör için tehlike çanları çalıyor demektir. Bu çekişmelerin sonucunda kaybeden kulüp, üzülen ise taraftarlar olacaktır. Bu çekişmelerin yerini saygı ve sevgi gibi önemli insani değerler almışsa başarısız olma ihtimali bir o kadar düşüktür.

Bir önce ki analizimizin konusu olan teknik direktörlük konusundan sonra şimdi sıra bu sihirli oyunun, başrol oyuncuları, futbolcularda.

A.Pirlo’nun “Futbolcu olmak, bir çocuğun gökyüzüne fısıldadığı sessiz duasının ya da ilkokulda yazdığı kompozisyonlarda, öğretmenleriyle paylaştığı sırrının ilk yarısıdır. İkincisi ise oymamak istediği takımın adıdır” dediği gibi, ben de bir erkek çocuğunun gece başını yastığına koyup uykusuna bu hayaller eşliğinde daldığına inananlardanım ama bilinmelidir ki, hayaller uykusundan uyanıp o amaç uğrunda çalışan ve emek verenler tarafından gerçeğe dönüştürülebilir. Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez.

cengiz-under

Eğitim

Futbolcu olma hedefine giden yollar ise bir o kadar zor ve caydırıcı engellere sahiptir. Bu yolda zorlukların üstesinden gelemeyip hayallerinden vazgeçenler, bu yoldan geri dönenler, hayallerini gerçeğe dönüştürebilenlerden çok daha fazladır. Zengin ve varlıklı ailelerin çocuklarının bu zor sporu tercih etmemelerinin başlıca nedeni futbolun içinde saklı olan zorlu şartlarıdır.

Saatler süren birbirinden zorlu antrenmanlar, sakatlıklar, formsuzluklar, hava ve iklim şartları, kaybedilen maçların ve sezonların sebep olduğu travmalar, antrenör ve yönetimsel problemler bu yolculuğun erkenden bitirilmesine neden olan başlıca faktörlerdir.

Bir futbolcu için bu yolculuk serüveni altyapılarda başlar ve altyapılarda alınan futbol eğitimi son derece önemlidir. Kaliteli bir futbol eğitimine, yaptırılan doğru antrenmanlara ve uygulanan, öğretilen teknik ve taktik çalışmalara tabi olan genç oyuncular ile sıradan bir altyapı eğitimi almış oyuncular arasında ki fark, büyük boyutlarda olacaktır.

Ülkemiz de bu konuda örnek yatırımlar yapan Altınordu kulübünden yetişen ve şu anda ülkemizi yurt dışında temsil eden Cengiz Ünder ve Çağlar Söyüncü örneğinde olduğu gibi, genç yaşlarda olmalarına rağmen göstermiş oldukları futbol olgunlukları yaşlarının üzerindedir. Hepsi altyapılarda almış oldukları doğru ve kaliteli eğitimin, performanslarına ve kalitelerine doğru orantıda yansımalarının bir sonucudur.

Böyle kaliteli bir alt yapı eğitimine sahip oyuncuları, kulüp bünyesinde bulundurmak ve böyle oyunculara sahip olmak hem kulüp adına, hem de teknik direktör adına çok önemli bir avantajdır ki üst düzey takımların teknik direktörleri gelişimlerini tamamlamış, hazır oyuncular ile çalışmak isterler.

İyi bir altyapı eğitimi almamış olmak, varılmak istenilen hedef için bir dezavantaj olarak görülse de bu handikabı kendi emekleri ve adanmışlıkları ile nihayete erdirmiş bir çok futbolcu mevcuttur. Didier Drogba bu durumu “Adanmışlık”  adlı otobiyografisinde şu şekilde özetlemiştir: Elimde koca bir eksiyle başladım, dolayısıyla bugün sahip olduğum her şey koca bir artıdır.

Maldini

Profesyonellik

Kelime anlamı kazanç üzerine kurulu sistem olsa da her futbolcunun içerisinde amatör bir ruh ve heyecan mevcuttur. Amatör ruh ile birlikte heyecan, futbol kariyerinin son anına kadar devam eder ama o ruh ve heyecan kaybolduğunda içinizdeki futbolcu çoktan ölmüş demektir.

Ben yeteneğin doğuştan geldiğine, yeteneğin de sadece çalışarak geliştirilebileceğine inananlardanım. Çalışmayan ve kendini geliştirmek için çaba sarf etmeyen bir oyuncunun sahip olduğu özellikleri bile aynı seviyede tutamayacağını, zamanla sahip olduğu temel özellikleri bile kaybedeceğini düşünüyorum.

Oyuncuyu geliştirecek olan, takımı ile yaptığı grup antrenmanları değil, kendi yapacağı ekstra ve özel çalışmalardır. Futbolcu vücuduna ne verirse, neye çalışırsa futbol da karşılığında onu verecektir ve kesinlikle nankör değildir.

Ben çalışarak gelişme göstermeyen, değerine değer katmayan bir oyuncuya rastlamadım. Ama çalışmayan, antrenmanda terlemeyen ve sonucunda kaybolup giden bir çok yetenek tanıdım, var olan yetenekleri bile, onları sahip oldukları seviyelerde tutamadı.

Ronaldinho dünyanın gelmiş geçmiş en yetenekli oyuncularından birisiydi ama kaybettiği çalışma disiplini, iş ahlakı ve fiziksel özellikleri onu ilk olarak Barcelona’dan, sonrasında ise futbol dünyasından kopardı. Futbolun en acımasız yanı budur işte. Futbolda dün yoktur sadece sonsuz bir şimdi vardır ve hiç kimse sizi dününüzle, geçmiş kariyerinizle değerlendirmez, bu gününüzle ve sahada yaptıklarınızla değerlendirilirsiniz.

Gerçek profesyonellik Paolo Maldini olmaktır. Kulübüne duymuş olduğu sonsuz sadakat ve adanmışlık ile yaşam tarzı da, saha içerisinde  göstermiş olduğu liderlik ve performanslar örnek profesyonelliğin bir özetidir. Saha içinde olduğu gibi saha dışında da örnek bir profesyoneldir Maldini. Takımının antrenmanlarına sadece takım elbisesi ile gidip, gelmesi bile onun işine ve kulübüne duyduğu sonsuz saygının ve kültürün bir yansımasıdır. Bu durumu tuhaf karşılayan ve bir gün kendisine bu soruyu soran Marcell Desailly’ye cevabı ise; “Burası Milan ve ben bu büyük kulübün kaptanıyım” olmuştur.

Andrea Pirlo, büyük kaptanı şu şekilde anlatıyor: Genel olarak oynadığım en iyi oyuncu Paolo Maldini ‘ydi. Dünyanın en iyi savunma oyuncusudur. Hem fiziksel, hem de mental açıdan gerekli her özelliğe sahipti. Milan’da kapıdan girdiği ilk andan, futbolu bıraktığı kırk yaşına dek oyundan hep keyif aldı. Onun tutkusu benim için örnek ve ilham kaynağı oldu.

Bize yol gösterdi, nasıl davranmamız gerektiğini, kazanmayı ve kaybetmeyi, yedek kalmayı, acı çekmeyi, kutlamayı, örnek olmayı, nasıl sessiz kalacağımı, nasıl konuşacağımı, nasıl karar vereceğimi, kime güveneceğimi, kendi başıma nasıl ayakta kalacağımı, diğerlerine nasıl kollarımı açacağımı, nasıl kaptanlık ve liderlik edeceğimi ondan öğrendim.”

totti

Adanmışlık

İnsanın bir hedefe doğru bütün duygu ve düşünceleri ile yoğunlaşması ve o hedefi yaşamının en önemli hedefi olarak görmesidir, adanmışlık. Bu içsel disipline sahip olmak, hayatın her anında karşılaşılacak en güzel armağanların başlangıç evresidir.

Tam adanmışlık gösteren birinin, hayatta başaramayacağı, üstesinden gelemeyeceği hiç bir zorluk yoktur ve bu futbol konusunda da geçerlidir. Kendisini kulübüne ve kulübünün başarısına adamış futbolculara sahip olmak, bu duyguya sahip oyuncuları kulüp bünyesinde bulundurmak başarı kapısını aralayacaktır.

Frencesco Totti bu konuda futbol dünyasına mükemmel bir örnek olmuştur. Kendisini kulübüne ve kulübünün başarısına adamış örnek bir futbolculuk hikâyesidir, Totti’nin Roma şehrine ve Roma futbol kulübüne adanmış hayatı. Almış olduğu astronomik transfer teklifleri bile onun hedeflerine engel olamadı ve büyük destansı bir kariyer mirası bıraktı futbol dünyasına. Bu adanmışlığını şu sözleri ile bizlere özetliyor Totti: Bir gecede 6 kızla dışarı çıktım, hepsini birbirleriyle aldattım ama Roma’yı asla aldatmadım.

drogba

Karakter

Her oyuncunun kendisine özgü ayrı bir duruşu, egosu, düşünce biçimi ve davranış şekli vardır. Bu davranışlar ve birbirinden farklı karakterler, takım olgusunu ve takım kimyasını oluşturur. Birbiriyle uyumlu karakterler ve takım bütünlüğü oluşturmak, bir ahenk yakalayabilmek ise son derece zordur. Takım içerisinde ki karakter çatışmaları ve ego savaşları futbolun içerisinde yer alan ve bilinen gerçeklerdir. Bunun üstesinden gelecek olan ise teknik direktörlerdir. Uygulayacağı yöntemler ile sorunları çözüme kavuşturması gerekir ki bu problemler çözüme kavuşturulamazlarsa, daha büyük problemlere dönüşüp geri dönülmez sonuçlara neden olabilecekledir.

Yetenek futbol da çok önemli bir kriterdir fakat karakter en önemlisidir. Karakter sahibi profesyonel bir futbolcuyu, performans olarak ileri seviyelere taşıyabilirsiniz ama karakter sahibi olmayan yetenekli bir oyuncuya hiçbir şey veremezsiniz. Bu mantaliteye sahip oyuncular sayesinde ilk olarak takımdaşlık ve takım bütünlüğü kaybedilir, sonra maçlar, en sonunda ise koca bir sezon. Böyle nahoş olaylar silsilesi ile karşılaşmamak için, takım bünyesinde yer alması düşünülen oyuncuların iyi bir şekilde referans analizlerinin yapılması gereklidir ki bu referans araştırmaları güven duyulan kişiler sayesinde son derece ufak ve belli sınırlar içerisinde olan futbol camiasında son derece kolay ve sonuca yöneliktir.

Bu önemli değerlere sahip futbolcular, kazanan bir kulüp olmayı amaçlayan takımların ve teknik direktörlerin sahip olmak için birbirleriyle yarışacağı isimler olacaktır ve amaçlanan hedeflerin gerçeğe dönüştürülmesinde önemli roller oynayacaklardır.

Unutulmamalıdır ki; bu gibi önemli insani değerlere sahip futbolcular olmak, futbolcuya sadece maçlar ve şampiyonluklar kazandırmayacaktır. Futbol gibi belirli yıllara ve zamanlara sıkışan kısa süreli kariyerler elbet bir gün son bulacaktır fakat arkalarında bıraktıkları silinmez izler ve hatıralar baki kalacaktır.

pep-guardiola-manchester-city_16k6u4s7jq1pu1ahmdk07b3sod

Previous:

Kim kazanır?

You may also like

Yorum Yap