Görüşmek üzere güzel adam…

24 Nisan of 2015

Onunkisi bir Yeşilçam hikâyesi gibiydi. Yırtık kotlu, kirli sakallı, abartılı gülüşlü Alman, takım elbiseli meslektaşlarına kök söktürdü. Şimdiyse ayrılık vakti geldi, arkasında birçok güzellikler bırakarak, yeni ufuklara yelken açarak…

 

Yazar: Bülent Değerli

bulent.degerli@sabah.com.tr | twitter.com/degerlibulent

Yırtık kot ve kirli sakal… Her şeyi, Borussia Dortmund’un, Hamburg’un hatta Bundesliga’nın kaderini değiştiren, bir yırtık kot ve kirli sakaldı.

Bundesliga’nın “dinozoru” Hamburg, 2008’de Mainz’ın başında yıldızı parlayan Jürgen Klopp’la anlaşmaktan “Antrenmanlara kirli sakallarla gidiyor. Bizimle görüşmeye de utanmadan yırtık kotla geldi” diye son anda vazgeçmese, Alman hatta dünya futbolunda kartlar başka türlü karılacaktı…

Kader gene ağlarını ördü ve aynı isimleri bugünlerde bir kez daha aynı denklemin içine oturttu.

Klopp, 7 yıl önce Borussia Dortmund’un (BVB) yolunu tuttu. O Dortmund ki, çok değil Klopp gelmeden sadece üç sene önce, borcu 100 milyon euro’yu aşmış, iflasın eşiğine gelmiş ve resmi olarak iflasını ilan etmekten, bir mart günü 444 yatırımcıyı ikna ederek son anda kurtulmuştu.

Sarı-siyahlar, Klopp önderliğinde sadece birkaç sezonda Avrupa’nın devlerinden biri haline geldi. Hoca ve talebeleri, bu oyundaki en büyülü, en sıradışı peri masallarından birine imza attı.

Jürgen Klopp’un sakalına, kotuna takılan Hamburg ise şimdilerde, geçen sezon play-off maçıyla son anda tutundukları ligde kalma savaşı veriyor. Birkaç gün önce teklif götürüp ret cevabını aldıkları Tuchel ise gelecek sezondan itibaren Klopp’un BVB’deki mirasını devralmaya hazırlanıyor.

Hazırlanıyor zira BVB’de geçirdiği yedi yıla, ikisi lig toplam beş kupa ve son dakika golüyle kaybedilen bir Şampiyonlar Ligi finali sığdıran, köklü kulübün küllerinden doğmasının baş mimarı Klopp, sezon sonu yuvadan uçuyor.

CCplqfuVEAEW9TW

Bir Yeşilçam hikâyesi sanki

Vizyoner Alman, altyapıdan ve alt liglerden gençleri ya da bir Mercedes fiyatına Japonya’dan Kagawa gibi yetenekleri keşfedip onları işleyerek, kasası boşalmış BVB’ye hayat öpücüğü verdi. Kulübü, büyük paralara oyuncu almadan da “yarışmacı” düzeye geri yükseltti. Onları zirveye taşıyan, para babası, Yeşilçam filmlerinin “acımasız fabrikatörü” kılıklı Bayern Münih’e meydan okuyup, ellerinden üst üste iki lig şampiyonluğu bir de kupa almalarını sağlayan Klopp patentli taktiksel inovasyon “Gegenpress”in ekmeğini, en az onlar kadar Bayern ve Almanya Milli Takımı da yedi. Ve yolun sonu Bayern Münih için iki yıl önce üç kupalı tarihi bir sezona, Almanya içinse dünya şampiyonluğuna çıktı.

Müthiş bir enerji ve kılı kırk yaran bir organizasyona dayalı presle rakiplerine sahayı dar eden, aç kurtlar gibi saldırıp geri kazandıkları topu yıldırım hızıyla rakip kaleye taşıyarak doğrudan hasmının boğazına saldıran BVB, Barcelona, Arsenal gibi top mülkiyeti felsefesiyle yoğrulmuş devlerle baş etme yolunda da, dünyanın dört bir yanında irili ufaklı takımlara efektif bir reçete sundu. Dahası, BVB dünyanın en sempatik, en popüler kulüplerinden birine evrildi.

Fakat bu sezonun daha ilk maçında, Bayer Leverkusenlı Bellarabi’nin dokuzuncu saniyede BVB filelerine yolladığı Bundesliga tarihinin en erken golü, bir şeylerin ters gideceğinin de işareti gibiydi. Nitekim takvimin ilk yarısı bittiğinde Klopp’un takımı, ligin dibine demir atmıştı.

İkinci devreyle birlikte tırmanışa geçip güvenli limanlara ulaştılar belki. Ancak Klopp kendi ifadesiyle “Bu takım için artık en ideal teknik direktör” olamayacağına karar verdi ve geçen hafta, sezon sonu itibariyle vedasını açıkladı.

Wenger-v-Klopp

Antitezinin antitezine yenildi

Futbol, asla yerinde saymıyor. Paradigmalar sürekli değişiyor. Alman takımları da BVB’ye zaman içinde çözümler üretmeyi başardı. “Karşı pres”e karşı “bağışıklık” geliştirdiler. Kimisi topu onlara bırakıp geriye gömülerek ve Klopp’un süratli adamlarına alan bırakmayarak, ‘‘Gegenpres’’i etkisiz hale getirdi. Zira sarı-siyahlı oyuncular, top kendi ayaklarında olunca, baskı yapıp top kazanabilecekleri bir rakip, öldürücü kontralar için de zaman ve mekân bulamıyordu.

Kimi takımlar da, BVB’nin en gerideki oyun aklı, bundan bir 25 yıl önce Almanya Milli Takımı’nda oyun kurucu olabilecek çaptaki stoper Hummels’e baskı yapıp BVB’nin oyun şekillendirmesini önledi.

BVB’deki fetret devrinin tek sebebi bu değildi elbette. Önce alan yaratma ustası, Alman Messi’si Götze’yi Bayern Münih’e kaptırdılar. Sonraki sezon da üstelik Bosman kuralı gereği tek kuruş kazanmadan Lewandowski’yi… O sahadayken her başı sıkıştığında uzun vurup, topu Polonyalı santraforda repo yapan takım, bu lüksten mahrum kaldı.

Onun yerine gelen İtalyan gol kralı Immobile ve Kolombiyalı Ramos ise aranan kan olmaktan çok uzaktı. Götze’nin boşluğunu doldurması için getirilen, kulüp tarihinin en pahalı transferi Mkhitaryan ise tüm yeteneklerine rağmen genç Alman’ın sönen yıldızlar misali ardında bıraktığı kara deliği yamayacak yeni yıldız olamadı. Velhasıl takımın kriz anlarında problem çözme becerisi köreldi.

Sakatlıklar tuzu biberi oldu

Kadro kalitesindeki düşüş yetmez gibi, sistemin vazgeçilmezi olan parçalar bir bir sakatlık pençesine düştü. İlkay Gündoğan, tam 430 gün sahalardan uzak kaldı. Hummels, son Dünya Kupası sonrası sakatlıktan hazırlık kampını kaçırdı. Takımın bir numaralı yıldızı Reus ise bizatihi turnuvanın kendisini ıskaladı. Sol bek Schmelzer, Nuri ve daha bir dizi isim daha revirin gediklilerine katıldı.

Çok yüksek adale gücü ve nefes gerektiren sistem, oyuncuların sakatlıklara bağlı yaşadığı fizik düşüş sonucu hata verdi. Sakatlıktan yeni dönenler, dinlendirilmeleri gerekirken çaresizlikten daha ilk maçtan sahaya sürüldü. Puan kayıpları birbirini izledi. Özgüven örselendi. Takım saha içinde çok acemice hatalarla kolay gol yiyen ama zor atan bir kısır döngüye kapıldı.

Bütün bunlara Klopp’un bir “B planı” geliştirmeme inadı da eklenince BVB maç kazanma ritmini kaybetti. İlk akla gelen daha reaktif, bekleyerek dolayısıyla da daha az efor gerektiren bir model yerine, bildiği yolda gitmekte ısrar etti.

Üstelik ilk yıllarda başarıya aç ve kendini kanıtlama motivasyonuyla topu adeta ısıran gençler, artık dünya şampiyonluğu apoletine sahip “yıldız”lar haline gelmişti. Oyuncuların en azından bir kısmının kafa ve ruh yapısı da eski koşulsuz adanmışlık ve iştah düzeyinde değildi.

Bu tablonun psikolojik ve ekonomik yansımaları da cabası. Klopp 2008’de klişe tabirle ama gerçekten de enkaz halde aldığı, önceki sezonu 13’üncü bitirmiş takımı ilk sezonunda altıncılığa taşımış, Avrupa Ligi biletini ise son maçta kıl payı kaçırmıştı. Ve BVB o günden sonra ilk kez bu sezon Avrupa rekabetinden uzak kalma riskiyle karşı karşıya. Bu da gelir ve prestij kaybı demek. Hem eldeki yıldızları kadroda tutmanın hem de yenilerini ikna etmenin çok zorlaşması demek.

Sözün özü, modern zamanların en heyecan verici futbol projelerinden biri artık “doğal sınırlarına” ulaşmış, sona gelmişti. Kan değişimi kaçınılmazdı. Klopp da bunu gördü ve hayatının belki de en zor kararını aldı. Ancak kesin olan, o ve talebelerinin başardıkları, “boyundan büyük” hayaller kuran tüm takımlara ilham kaynağı olacağı…

tatouage-Entraineur-Dortmund-Juergen-Klopp-Wolfgang-Rattay

Başka umutlara yelkenler fora

Klopp, büyük ihtimalle şansını İngiltere’de deneyecek gelecek sezon. Yeni takımında ne yapacak bilinmez. Fakat nereye giderse gitsin, hangi takımı devralırsa alsın, bu sıradışı figürün futbol oyununa kattığı renk ve tat her daim canlı kalacak. Bıraktığı izler kolay kolay silinmeyecek.

Bir teknik adamdan çok bir rock yıldızı gibi. “Yıldız ışığı” var adamda. Dozunda bir deli. Hiperaktif biraz da. Hele de saha kenarında… Maçları öylesine yaşıyor, kendini bazen öylesine kaybediyor ki, saha kenarında etli butlu bir koşu mesafesi tutturuyor. Geçmişte kısa süreliğine kiralık olarak öğrencisi olmuş Boateng, Schalke ile anlaştığında, ezeli rakiplerine gitmesini yediremeyip “Neden Schalke” diye mesaj çekip sonuna da tam 8 soru işareti koyacak kadar genlerine işlemiş artık BVB ruhu.

Bu deli dolu adama, futbolu seven herkes çok şeyler borçlu. Klopp özel bir adam zira…

Mourinho, Guardiola gibi takım elbiseyle doğmuş gibi duran günümüz “premium” teknik adamlarının aksine karizmayı bir eşorfmana ve “kirli sakala” sığdırabilen…

Kazanmak için var gücüyle savaşan ama kaybetmeyi de en az kazanmak kadar becerebilen…

Kazanmak için bir başka yol daha gösteren, kaybederken de kazanmanın mümkün olduğunu kanıtlayan…

Kendiyle dalga geçebilen…

Futbolda romantizme hâlâ bir yer olduğunu ispatlayan…

Tüm o karizmasına ve şöhretine rağmen, Şampiyonlar Ligi’nde Juventus’a elendiği akşam, bir başına stattan ayrılıp, elleri arkasında yürüyerek karanlığın içinde yavaşça kaybolacak kadar “sade”, kendisiyle ve hayatla barışık bir adam.

Futbola nasıl baktığınız, aslında hayata karşı duruşunuzun da aynasıdır. Ve güce değil ilkelere tapan, önce değerler diyebilen azınlığa mensupsanız, bilin ki Klopp yeşil sahadaki yansımanızdır.

Ona bakınca bir nebze olsun kendinizi, hayallerinizi, kelimelerinizi, sevgilerinizi, tutkularınızı, duygularınızı görüyorsanız, siz de bu hayatta biraz Jürgen Klopp’sunuz demektir.

Ne mutlu size…

2638031_m1t1w800q75v32191_xio-fcmsimage-20130809143838-006094-5204e2ce23ede-.photo_1376037581833-2-HD

Previous:

Tahtın yeni varisi

guardiola 2

Next:

Mes Que Un Entrenador*

You may also like

  • Bildnummer: 10600527  Datum: 17.05.2012  Copyright: imago/Christian Schroedter
Kevin Pannewitz (VFL Wolfsburg) - Testspiel VFL Wolfsburg vs. Blau Weiss Neuenhofe auf dem Sportplatz Neuenhofe - Einzelbild,Aktion,17.05.2012,Deutschland,Fußball,Mann,Määnner ; Fussball Ger Testspiel 2011 2012 xdp x0x 2012 quer Test Fußball VFL Wolfsburg Mann Männer Neuenhofe 

Image number 10600527 date 17 05 2012 Copyright imago Christian Schroedter Kevin Panne joke VfL Wolfsburg try out VfL Wolfsburg vs Blue White  on the Sports field  Single Action shot 17 05 2012 Germany Football Man  Football ger try out 2011 2012  x0x 2012 horizontal trial Football VfL Wolfsburg Man Men
    04 Ağu

    Çöpe giden yetenek

    Profil

    Yaşıtları okul takımında olmanın havasını atarken o Hansa Rostock’a transfer olmuştu. Magath’ın bile göbeğini eritemediği Kevin Pannewitz, ...

  • GOZTEPE - MKE ANKARAGUCU MACINI GOZTEPE 2 - 1 KAZANDI. MAC SONUNDA BUYUK SEVINC YASADI. (FOTOGRAF: MUSTAFA KOPRULU / IZMIR DHA)
    08 May

    Tİ-MUR KOSOVALIII

    Profil

    Sezon başlar, 34 maç oynanır, galibiyetler, mağlubiyetler, şampiyon olursun, küme düşersin tüm bunlar olurken bazı ...

  • amerika
    09 Nis

    Freddy Adu’nun tuhaf hikâyesi

    Profil

    Futbol dünyası her daim ‘veliaht’ arayışında oldu. Bunun en bilineni kuşkusuz ‘Yeni Pele’ yakıştırmaları. Parlayan ...

  • 13/06/2011 Monchi, Subidrector Deportivo Del Sevilla .

El subdirector general deportivo del Sevilla, Ramón Rodríguez Verdejo, 'Monchi', ha admitido que "no ha existido contacto directo" por parte del Málaga para interesarse por el posible fichaje del defensa blanquirrojo Sergio Sánchez.

ANDALUCÍA DEPORTES ESPAÑA EUROPA
    15 May

    Oyuncular gelir geçer…

    Profil

    1946’daki La Liga şampiyonluğu? 2006, 2007 ve 2014’te kazanılan Avrupa Ligi? Sonuncusu 2010’da gelen 5 ...

Yorum Yap