Hagi’yi Hagi yapan 10 maç

06 Şubat of 2015

Yazar: Sinan Yılmaz

sinan_h.a-y@hotmail.com | twitter.com/sinanyyilmaz

1-Ve İngilizler genç Hagi’yle tanışır

İngiltere 1-1 Romanya | 11 Eylül 1985

Hagi’nin potansiyelini gösterdiği ilk maçlardan biri… Wembley’de İngiltere karşısına çıkan henüz 20 yaşındaki gencin ilk 45 dakikada iki şutu direkten döner. İlk şutu, ‘balık sırtı’ dediğimiz klasik bir Hagi şutudur. Top yükselir ve hızla alçalarak inişe geçtiğinde üst direkte patlar. İngilizlerden çıkan hayranlık sesi, üst direğin çınlama sesiyle birbirine karışır. İlerleyen dakikalarda Hagi’nin bir aşırtması da yine üst direkten auta gider. Devre arası İngiliz kanalındaki spiker ve yorumcu maçı bırakıp Hagi’yi konuşur. Kenarda Romanya Milli Takımı’nın genç teknik direktörü Lucescu vardır. 70’lerin efsane Romen futbolcusu Lucescu, Hagi’ye bu maçtan sadece bir ay sonra 16 Ekim 1985’de Dünya Kupası baraj maçında Kuzey İrlanda karşısında kaptanlığı verir! Romanya bu maçı tek kale oynamasına rağmen bir kontra atak golüyle yenilir ve Dünya Kupasına gidemez. Lucescu’nun böyle önemli bir maç öncesinde Hagi’ye verdiği kaptanlık çok eleştirilmiştir ve kendisi de kısa bir süre sonra görevinden alınmıştır. Hagi de 1990’a (25 yaşına) kadar teknik kaptanlık alamaz. Lucescu yıllar sonra bir röportajında konuyla ilgili kendisini şöyle savunur: “Evet, normalde ben de 20 yaşında birini kaptan yapmam ama Hagi normal biri değildi!”

 2-Maradona mı? Hagi mi?

Arjantin-Romanya | 1990 ve 1994 Dünya Kupaları maçları

1985-1990 arasında Hagi oynadığı kulüplerde, Sportul ve Steaua Bükreş ile Avrupa’da rüşdünü ispat ediyor. Artık o Karpatların Maradona’sı oluyor ve 1990’da son Dünya Şampiyonu Maradona ve arkadaşlarıyla karşılaşıyorlar. Maç bölüm bölüm, Romanya-Arjantin maçı olmaktan çıkıp, Hagi-Maradona kapışmasına dönüşüyor. Sert ve biraz da sıkıcı bir maç sonrasında bu ikili yenişemiyor ve mücadele 1-1 bitiyor. Birbirlerini çalımladıkları bazı pozisyonları aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Bu ikili aslında birbirine çok benzer çocukluk ve gençlik dönemleri yaşıyorlar. İkisi de çocuk yaşta çok büyük sorumluluklar üstleniyorlar. Belki de çocukluklarını bu kadar yaşayamayıp bir halk kahramanına dönüştürüldükleri için biraz sinirliler. Herkesle kavga ederler ama takımlarındaki herkes, onların üstünlüğünü kayıtsız şartsız kabullenir. Mutlak komutandırlar.

Bu mücadeleden 4 yıl sonra Romanya yine Dünya Kupası’nda, bu kez son 16 maçında Arjantin ile eşleşiyor. Fakat Hagi’nin karşısında bu sefer Maradona olmuyor. Grup mücadelelerinde kanında yasaklı madde rastlanan Maradona oyunlardan men ediliyor ve Maradona’sız Arjantin’i Hagi önderliğindeki Romanya yerle bir ediyor. Hagi’nin 3-2 biten bu maçtaki asisti hala Dünya Kupaları tarihinin en iyi asistlerinden biri olarak kabul ediliyor. Hagi, iki kez art arda dört kişi arasından Dimutrescu’ya verdiği pasla adeta Arjantin savunmasıyla dalga geçiyor. Dimutrescu’yu iki kez tutamayan oyuncu ise çok tanıdık bir isim Simeone! İlginç benzerliklerden biri de şu. Simeone’yi ilk olarak 1990’da İtalya’nın Pisa takımına transfer eden ve Avrupa Futboluna kazandıran isim de yine bir Romen ve tabi ki Lucescu. İşte o harika asist.

3-Favori Kolombiya’yı yok eden adam. İnanılmaz performans!

Romanya-Kolombiya  / 1994 Dünya Kupası

1994 Dünya Kupasının favorilerinden biri Kolombiya idi. Son Copa Amerika’yı kazanmışlar ve Dünya Kupası öncesinde Buenos Aires’te Arjantin’i 5-0 yenmişlerdi! Pele bu Kolombiya için “Dünya Kupası’nda favorim ne Brezilya ne de Arjantin. Favorim Kolombiya” demişti. Kadrolarında Valderrama ve Asprilla gibi iki süper yıldız bulunuyordu ama Hagi maçı tek başına almıştı. Bir inanılmaz gol ve iki şahane asist sonucu Kolombiya kalecisi, eski Beşiktaşlı Cordoba neye uğradığını şaşırmıştı. Maça hükmeden Hagi, uzun yıllar unutulmayacak bir performans göstermiş ve adeta çimleri yakmıştı.

4-Hagi çıktı, şampiyonluk kaçtı!

Tenerife-Real Madrid | 7 Haziran 1992

Genel kanı Hagi’nin Real Madrid’te başarısız olduğunudur ama Hagi’nin Real Madrid’teki gol ve asist istatistikleri aslında Zidane’la aşağı yukarı aynıdır. O yıllarda İspanya’da sadece 2 yabancı kuralı vardır ve Real Madrid bu iki kişilik şansını Hagi ile Brezilyalı savunmacı Rocha’dan yana kullanmıştır. O dönemde Hagi’nin Real Madrid’ten ayrılış nedeni performanstan ziyade kulübün tarihinde yaşadığı en büyük travmalardan birine denk gelmesidir. Son 10 sezonda üç kez son haftada şampiyonluğu kaçırmış Fenerbahçe’yi bile kıskandıracak bu travma şöyle olmuştu; 1991/92 sezonunda Real Madrid tam 30 hafta, son maça kadar liderliği korumuştur. Barcelona ise her geçen hafta rakibine yaklaşmış ve son haftaya kafa kafaya girmişlerdir. Son maçlar öncesinde Real Madrid rakibinin bir puan önündedir ve Tenerife’den mutlak galibiyetle ayrılmaları gerekir. Hagi sorumluluk alır ve maça harika bir başlangıç yapar. Sağ kanattan onunla özdeşleşen çalımı atıp arka direğe ortayı keser ve Hierro topu filelere gönderir. Ardından maçın 24. dakikasında Tenerife kalecisi sakatlanır ve Hagi sadece 4 dakika sonra henüz maça ısınamayan yedek kaleciyi yaklaşık 35 metreden frikik golüyle avlar: 0-2. Fakat ilk yarı bitmeden durum 2-1 olmuştur. İkinci devrede uzun süre bu skor korunmasına rağmen 73. dakikada Hagi yerini Lasa’ya bırakır ve olanlar bundan sonra olur. 77. ve 78. dakikalarda art arda golleri yiyen Real Madrid neye uğradığını şaşırarak şampiyonluğu vermiştir. Bu travmadan sonra adeta dağılan Real Madrid’te Hagi’de durmak istemez ve kendisine kucak açan Lucescu’yla, İtalya’da buluşur, Brescia’ya imza atar.

5-Havada, karada ve siste, her yerde, her yerden Hagi!

Barcelona-Celta Vigo | 11 Aralık 1994

1994 Dünya Kupası performansının ardından, kendisine hayran kalan Cruyff tarafından Barcelona’ya gelen Hagi, Katalan ekibinde istediği performansı gösteremese de, Barcelona tarihinin en güzel gollerinden birini atmıştır. Katalanların 4-2 kazandığı Celta Vigo – Barcelona maçında yoğun sis vardır. Celta Viga 86. dakikada skoru 3-1’e getiren golü atar. Bu golün santrasında ise şut çekmek Hagi’nin aklına gelmiştir. Celta Vigo kalecisi o siste gelen topu göremediği için gole engel olamamış ve Hagi, zekası sayesinde bu akıl dolu golü atmıştır. Geçtiğimiz yıllarda Barcelona taraftarları arasında yapılan ankette bu gol %40.9 oy alarak Barcelona tarihinin gelmiş geçmiş en iyi golü seçilmişti. Barcelona’yı bilemeyiz ama Hagi’nin bundan daha güzel en az 10 golü vardır.

 6-Kaptan Hagi

Romanya-Paraguay / 3 Haziran 1998

Aslında bu sıradan bir hazırlık mücadelesi fakat maçtan sonra yaşananlar uzun yıllar unutulmuyor. Hagi bu karşılaşmadan sonra basın toplantısında sinirlerine hâkim olamıyor ve gazetecilerle sertçe tartışıyor. Sebebi de kaleci Stelea’ya haksızlık yapıldığını düşünmesi. Yıl 1998 ve Hagi’li Romanya Dünya Kupası eleme gruplarından namağlup çıkıyor, Fransa’ya gitmeye hak kazanıyor. Bu, altın neslin art arda 3. Dünya Kupası oluyor, ki Romanya 1998’den sonra da Dünya Kupası vizesi alamıyor. Ayrıca Romanya Hagi’den önce (90’dan önce) sadece 1934, 1938 ve en son 1970’te Dünya Kupası’na katılmış. Avrupa Şampiyonası’na da sadece 1984’da katılabilmiş.

1998’te Romen Milli Takımı altın çağın zirvesinde olmasına rağmen, Romen ligi karanlık kişilerin elinde çok kötü durumda ve milli takım oyuncuları buna isyan ediyor. Aynı zamanda çoğu yurt dışında oynayan takımın yıldızları ülkelerine yatırım yapmak için hükumetten destek istiyor. Ayrıcalık değil sadece adil şartlar istiyorlar ve ligin durumunu protesto etmek için artık Romanya için oynamamakla federasyonu ve hükumeti tehdit ediyorlar. Buna karşı bazı basın mensupları olayları çarpıtıp, oyuncuları ‘artık şımardılar’ diye eleştiriyor.

Bu maç sırasında bir dönem Samsunspor forması da giymiş kaleci Stelea, hatalı bir gol yedikten sonra kale arkası tribünleri tarafından maç boyunca ıslıklanıyor. Tribünlerin bilmediği şey Stelea’nın ciddi ameliyat geçirmesine rağmen maça sakat sakat çıkmış olması…

Maç sonrası basın toplantısında Hagi yanındaki antrenörü Iordanescu’nun sakinleştirme çabalarına rağmen kendini tutamıyor:

“Olamaz, sizin yüzünden, basının yüzünden bütün bunlar. Tribünlerin yaptığı sizin yüzünden… Artık Bükreş’te oynayamıyoruz… Nerede oynayalım? Biz Romanya için oynuyoruz… Romanya için oyunuyoruz, ulan!”

“Romanya’da hiçbirşey yok, futbolumuz yok oluyor! Romen takımları ne yaptı? Bir tane başarıları bile yok… Söyleyin var mı? Bizi rahat bırakın!”

“Bunu haketmiyoruz biz! Bizim son 10 yılda, buradaki duruma rağmen ekonomik, sosyal vs. yaptıklarımız için… Biz bunu haketmiyoruz.”

“Romanya’da futbol bitecek. Bitecek, size bunu söylüyorum. Sıfır. 2-3 yıl sonra sıfır..!”

Hagi’nin bir takım arkadaşı için böyle sinirlenmesi ilk değil. Galatasaray’da oynadığı bir maçta takım arkadaşı Arif Erdem, taraftarlar tarafından ıslıklanır. Aynı maçta Hagi için de “I love you Hagi” sesleri yükselmiştir. Fakat Hagi, kendisinden önce takım arkadaşını düşünür ve taraftara şöyle sitem eder!

“Buna hakkınız yok, ben beş senedir burada, o 15 senedir burada!” 

7-“Ülken için geri dön! Annen baban yaşasaydı oynamaz mıydın?”

Romanya-Macaristan / 5 Haziran 1999

Yukarıda anlattığımız hikâyeden kısa süre sonra Hagi’li Romanya 1998 Dünya Kupası’nda da başarılı olur, İngiltere’yi yenerler ve Hagi Romanya Milli Takımı’nı bırakma kararı alır. Fakat Euro 2000 öncesinde Hagi’siz Romanya pek iyi gitmemektedir ve gruptan çıkamama ihtimaliyle yüzleşmişlerdir. Ölüm kalım maçlarından birini de ezeli rakipleri Macaristan’a karşı oynayacaklardır. Bu maç öncesi 33’lük Hagi’ye ihtiyaç duyarlar.

O dönemlerde ülkede milliyetçilik akımı hakimdir ve Romenler Macarlardan nefret ederler. Osmanlı da, tarih boyunca uzun yıllar Romanya’da hüküm sürse de, Romenlerin dinine karışmadığı için Macarlar gibi Türklere karşı bir antipati beslenmez. Fakat Macarlar hüküm sürdükleri dönemlerde fazlasıyla baskıcı bir tutum sergilemiş ve Romenleri mezheplerini değiştirmeye zorlamışlardır.

Dahası 1999’a kadar Romenler futbolda Macaristan’ı hiç yenememişler! Geçmişte Macaristan’ın iyi olduğu dönemlerde karşılaşmışlar ve Puşkaş’ın şov yaptığı maçlarda Romenler ağır mağlubiyetler yaşamışlar. Bu mağlubiyetlerden biri de 9-0’la sonuçlanmış.

Nihayetinde Hagi’yi geri döndürme çabalarına ünlü bir Romen şair de katılır. Hagi için bir şiir yazar ve şiirin içinde şu cümleler geçer!

“Türkler için oynuyorsun. Onları bizden çok mu seviyorsun? Dön artık! Ülkenin sana ihtiyacı var. Annen, baban yaşasaydı oynamaz mıydın? Onları gururlandır! Dön ve bu gururu birlikte yaşayalım vs vs.”

Ve Hagi döner. Maça yıldırım gibi başlarlar. İlk yarıda Macarları sahadan silerler. Hagi iki kişinin arasından geçtiği bir pozisyonda sert bir faulle durdurulur ve omuzundan sakatlanıp oyundan çıkar. Ancak Macarlar onu sakatlayana kadar maç 2-0 olmuştur ve bu sonuçla tamamlanır. Macarları ezip geçmişlerdir!

8-Avrupa’nın zirvesinde!

Galatasaray – Arsenal / 17 Mayıs 2000

Hagi, Barcelona serüveninin ardından Meksika’ya transfer olacakken, son anda devreye giren Galatasaray’ın teklifiyle karar değiştirip sarı-kırmızılı kulübe gelir. Zira Hagi, ‘yapamadı, olmadı, o yüzden Meksika’ya gidiyor’ yorumlarıyla karşılaşmak istememektedir. Galatasaray’ın teklifi, onun tekrar üstünlüğünü kanıtlaması için adeta bulunmaz bir nimettir. Komutan, Galatasaray ile sözleşmesine şöyle bir madde yazdırır “Avrupa’da kupa kazanırsak, … kadar prim istiyorum” Galatasaray yöneticileri bu teklife güler geçer. Türklerin Avrupa’da kupa kazanmayı bırakın, Çeyrek Final bile gördüğü yoktur ki yıllardır!

Fakat Hagi ve arkadaşları yükselişe geçmiştir. 4 sene sonrasında Avrupa’nın zirvesine çıkma yolundadırlar. Yarı final, final ve süper final çok gergin geçmiştir. Bugün bile bu maçları izlediğimizde hâlâ geriliyoruz. Tabi Türk futbolcular için de durum aynıydı. Leeds deplasmanında ve Parken’de ayakları titreyen futbolcuları cesaretlendiren bir adam vardı! Hagi!

Öyle ki, bu iki maçta adeta topu alan kafasını kaldırıp Hagi’yi arıyor ve topu ona atıp kurtuluyordu. Dönemin futbolcusu Suat Kaya’nın bu durumla ilgili bir ifadesi var. “Hagi fırtınalı havada sığınabileceğimiz bir liman gibiydi. Topu ona attığımızda, ya çalım atar, ya faul alır bizi dinlendirirdi.” Leeds deplasmanında Hagi maça çok bariz bir üstünlük kurmuş ve attığı çalımlarla öfkeli İngilizleri dizginlemişti. Arsenal finali ve Real Madrid finali de yine aynıydı. Takım arkadaşlarına adeta “Bunlar da senin gibi futbolcu, bak nasıl çalım delisi yapıyorum” diye güven veriyordu.

 9-90 dakikalık Hagi özeti

Galatasaray – Monaco | 12 Eylül 2000

UEFA Kupası ve Süper Kupa alınmış. Fatih Terim ve Hakan Şükür gidip, Jardel ve Lucescu Galatasaray’a gelmiş. Ertesi sezonun Şampiyonlar Ligi maçında Galatasaray Monaco ile karşılaşıyor. Bu maç adeta Hagi’nin kariyer özeti oluyor. Şampiyonlar Ligi tarihinin en güzel gollerinden birini bu maçta atan Hagi takımının devre arasına 2-0 önde girmesini sağlıyor. İkinci yarıda Hagi, yine ‘hep daha fazlasını yapma’ isteği yüzünden sağ bek pozisyonunda topu kaptırıyor ve gole sebebiyet veriyor. Ardından Capone’nin hatası sonucu maç birden 2-2’ye dönüyor. Sonrasında Galatasaray’ın nizami bir golünü de hakem vermeyince ortam geriliyor. Hagi bir kafa topunda rakibine dirsek attığı gerekçesiyle kırmızı kart görüyor. Ardından bir de Monaco’lu oyuncu kırmızı görüyor ve son olarak bu tenis maçı gibi sürekli gelip giden maç penaltıyı yaptıran Capone’nin arka direkte attığı son dakika golüyle 3-2 Galatasaray’ın oluyor.

10-Son maç ve jübile

26 Mayıs 2001 Galatasaray – Trabzonspor ve

24 Nisan 2001 Romanya – Dünya Karması

Ali Sami Yen’deki ilk maçında Trabzonspor’a karşı golünü atan Hagi, son maçında da Trabzonspor’a iki gol birden attı, biri 25-30 metreden, diğeri de penaltından… Ve futbolu bıraktı. Onu anlatan en iyi örneklerden biri bu maçtır. Hagi son maçında bile sahanın en iyi oyuncusuydu. Ona “Neden bırakıyorsun? Hala en iyisi sensin. Son yarım saat oyna, bir frikik, bir şutla maçı alırsın!” dediklerinde şöyle demişti. “Ben maçlardan değil, antremanlardan çok yoruldum. Eğer sahada iyi olmak istiyorsan, antremanlarda da iyi olmak zorundasın! Belki yarım saat, 45 dakika daha zorlanmadan oynarım ama kendimi yetersiz görmek, her geçen gün düştüğümü görmek istemiyorum! Zirvede bırakmasını bilmeliyim, insanlar beni böyle hatırlamalı.” Ve Hagi son maçına kadar bir idman bile kaçırmadı. Herkes onun bırakacağını biliyordu, ona karşı sonsuz bir kredi vardı ama o bu krediyi kullanıp son günlerinde bile kaytarmadı. Son idmana kadar hep çalıştı. Biz böyle büyük sanatçıların, sporcuların değerini bilen bir toplum olamadığımız için onu iyi bir şekilde uğurlayamadık ama Romanya’da yapılan jübile görülmeye değerdi. 60 bin kişi stadı tıklım tıklım doldurmuştu. Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil herkes oradaydı. Binlerce insan, onun için stada akın etmişti. Ellerinde meşaleler ve binlercesi ağlıyordu. Yıllar sonra bu görüntüleri bir belgeselde izlediğimde tüylerim diken diken olmuştu. Yaşayan bir adama böyle içten, böyle sevgi dolu bir uğurlama hiç görmemiştim, kolay kolay görebileceğimi de sanmıyorum. Binlerce insanın gözyaşları arasında mikrofon elindeki Hagi de dayanamamış ağlamaya başlamıştı.

Sahi maçta ne mi oldu? Hagi tabi ki kazanmak için mücadele etti. İki asist yaptı ve maç 2-2 bitti. Jübile maçını bile kazanmak için hırs yapan, sinirlenen bir çılgındı o…

galatasaray___fenerbahce_by_konuralpleventart-d5b5y3b

Previous:

Değeri bilinmeyen 10 Galatasaray-Fenerbahçe maçı

kapak

Next:

Göztepe’yi şampiyon yapan 5 madde

You may also like

Yorum Yap