Hayat onlara ‘Adil’ davrandı!

03 Nisan of 2015

Fransız Alplerinde yaşanan uçak faciası tüm dünyayı yasa boğdu. 150 kişi feci şekilde can verdi. Bir futbol takımı ise bu faciadan son anda kurtuldu. Bu hafta onları ağırlıyoruz

 

Yazar: Serkan Akkoyun

serkanakkoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/azadgarazli | 03.04.2015

 

Kaza diye bir şey yoktur. Olsa olsa kader vardır
Napoleon Bonaparte

Kendi geleceklerimizi kendimiz hazırlar, sonra da kader deriz
Benjamin Disraeli

24 Mart Salı günü tarihin en trajedi dolu uçak kazalarından birisi yaşandı. Alman, Germanwings adlı firmaya ait bir uçak, Barcelona-Düsseldorf seferini yaparken, Fransız Alplerindeki dağlardan birine çakıldı. Kimilerine göre kaza, kimilerine göre psikolojik sorunlu pilotun intihar girişimiydi. Neticesinde 150 yolcu ve mürettebatın tamamı bu kaza sonucu hayata gözlerini yumdu. Ancak bir de bu kazadan kıl payı kurtulanlar vardı. Mesele İsveç’in bir futbol takımı gibi…

İsveç’in bizde 2. ligine tekabül eden liginin Kuzey grubunda Dalkurd isimli bir takım yer alıyor. Bu takım adından ve yazının çeşitli yerlerine serpiştirilmiş olması muhtemel fotoğraflarından da anlayacağınız üzere İsveç’te yer alan Kürtleri temsil eden bir takım. Başkan ve yöneticileri Türkiye’de yetişen isimlerden oluşuyor. Oyuncuları arasında Mardin ağırlıklı Türkiye kökenli isimler de var; İsveçli ya da Kuzey Iraklı isimler de… Özetle; İsveç’in Kürt takımı Dalkurd. İşte bu Dalkurd, eğer Genel Menajerleri Adil Kızıl -ki kendisi başkan Ramazan Kızıl’ın oğlu- olmasaydı şu anda büyük bir trajedinin mağduru olacaktı. Belki de böyle bir takım artık olmayacaktı. Hikâyeyi biraz başa saralım…

Yeni sezonu Nisan’da başlayacak lig öncesinde Dalkurd kamp yapmak üzere Barcelona’yı seçmişti. Geçtiğimiz sene Kuzey Irak’ın Süleymaniye şehri ile Türkiye’de Diyarbakır’a kamp yapmak için gelen Dalkurd, bu sefer Barcelona’yı tercih etmişti. Kamp yapıldı, oyunculara izinler verildi, oyuncuların bireysel Barcelona turu da bittikten sonra artık dönüş günü gelmişti. 24 Mart Salı sabahı Dalkurd kafilesi Barcelona’dan kalkacak ilk uçakla İsveç’e doğru yola çıkacaktı. Adil Kızıl uçuşla ilgili planlarını hazırladı. Kızıl yola çıkmadan yaptığı son kontrolünde kendilerini kısa yoldan İsveç’e götürecek güzergâhı çıkarmıştı. Önce Düsseldorf’a gidecekler oradan da aktarmalı olarak Stockholm’e geçeceklerdi. Ardından da kara yoluyla takımın şehri olan Borlange’ye.

Adil Kızıl’ın amacı takımını olabildiğince az yorarak, havaalanlarında bekletmeden seri bir şekilde İsveç’e götürmekti. Ancak planladığı güzergâha uygun hareket ederse plan onun bu düşüncesinin tam tersi şekilde işleyecekti. Çünkü Düsseldorf’ta aktarma yapacakları uçağın bekleme süresi çok fazlaydı. Bu durum pek aklına yatmadı. Ancak planlanan saatte kalkacak uçak dışında 3 uçuş daha vardı ve hiçbirinde 29 kişilik kafileyi alacak kadar yer yoktu. Orada bir karar vermesi gerekiyordu Adil Kızıl’ın. Ve Kızıl belki de o anda farkında olmadan futbolcularının hayatını kurtaran bir karar verdi: Dalkurd kafilesini 3’e böldü ve Düsseldorf’a gidecek olan dışındaki 3 uçağa yerleştirdi. Bir grup Zürich’e bir grup Münich’e diğer grup ise Stockholm’e gidecekti. Dördüncü, yani Düsseldorf’a gidecek, yani Fransız Alplerinde dağlara çakılarak içindekiler de dâhil en büyük parçası bir bavul boyutunda kalacak şekilde parçalanacak uçağa ise hiçbir Dalkurdlu oyuncu binmeyecekti. Adil Kızıl, adının hakkını vermişti.

dalkurd 1

Dalkurdlu oyuncular uçaklarına binmişler ve telefonlarını uçuş moduna alıp, Alplerin fotoğraflarını çeke çeke gidiyorlardı. O sırada yaşanan faciadan da onların o uçağa bindiğini düşünen yakınlarının çırpınışlarından da haberleri yoktu. Her şey uçaklarından indikten sonra ortaya çıktı. Adil Kızıl’ın telefonunda 200 cevapsız arama vardı. Binlerce mesaj almışlardı. Facebook, Twitter hesapları mesaj yağmuruna tutulmuştu. Aileleri Barcelona’daki havaalanını arıyor, haklarında bilgi almaya çalışıyorlardı. Adil Kızıl uçaktan indikten sonra yaşadıklarını anlatırken, “Uçaktan inince büyük bir şeyler olduğunu anladık. 200 cevapsız aramam vardı. 30-40 dakika arayla diğer ekipler de inmişti. O zamana kadar diğerleri ile biz de bağlantı kuramadık çünkü telefonları kapalıydı. Acaba diğer gruplara bir şey oldu mu diye çok korktuk” diyordu.

Adil Kızıl ve ekibi düşen uçağın yolcuları ile beraber check-in yapmışlardı. Beraber aynı alanda bulunan belki de kendi almadıkları biletleri alarak uçağa binen ve sonunda feci şekilde hayatını kaybeden yolcular aklına geldikçe Kızıl büyük sıkıntılar yaşadığını söylüyordu: “Bu tatlı bir hatıra değil. Bu çılgınca bir şey. Çok ama çok şanslıyız. Bu tamamen kader.” Ekibin diğer parçaları da ondan farklı değil. Kaleci Frank Petersen ‘verilmiş sadakamız varmış’ diyordu. Forvet Erik Törnros ise olayın ciddiyetini en iyi şekilde anlatan sözlerin sahibi oluyordu: “Allah kahretsin ki hala çok gerginim. İnsanlar bizim öldüğümüzü düşünüyordu çünkü onlara saat 9’da uçağa bineceğimizi söyledik. Akıl alır gibi değil.

Hepimizin hayatında kendini şanslı hissettiği dönemler olmuştur. Cebimizi elimize attığımızda hiç orada olduğunu düşünmediğiniz bir kâğıt paranın çıkması ya da halı saha maçında denediğiniz röveşatanın golle sonuçlanması… Ama ölümün, hem de facia şeklinde bir ölümün kıyısından dönmek pek de sık karşılaşılan bir şans olayı değildir herhalde… İsveç’in Dalkurd takımı belki de takım oyununu en iyi sergilediği bu ölüm-kalım maçında sahadan 3 puanla ayrıldı. Adil bir oyundu; kazandılar.

Hayatınızı sonuna kadar yaşamadıkça, talihinizden şikâyet etmeyin
Anton Pavlovich Chekhov

kapak

Previous:

Ben Zlatan Ibrahimovic

kapak

Next:

Müslüman takımın hristiyan kaptanı!

You may also like

Yorum Yap