Hop hop altın top

29 Mart of 2013

Yazar: Özgehan Şenyuva
senyuva@metu.edu.tr | twitter.com/Free_project_eu | 29.03.2013

2012 FIFA Ballon d’Or Dünya’da Yılın Oyuncusu ödülünü Arjantinli Lionel Messi aldı. Messi’nin Cristiano Ronaldo ile olan amansız rekabetinden ödül gecesinde giydiği (Ankara ağzı ile söyleyecek olursam) denişik puantiyeli ceketine kadar ödülün farklı boyutları basın yayın camiasını hayli meşgul etti. Mart ayının sonunda ise, Jose Mourinho’nun ödül için kullanılan oylarla ilgili şüphelerini dile getirmesi ile Ballon d’Or tekrar gündeme geldi. Hazır konu hafızalarda taze iken, bu ödülün yarım asrı aşan tarihine ve Avrupa futbolu için temsil ettiklerine bir bakalım istedik.

20-22 Şubat 2013 tarihlerinde FREE projesi olarak Stuttgart Almanya’da futbol tarihi konferansımızı düzenledik. Aynı zamanda FREE projesi direktörü olan Prof. Albrecht Sonntag, bu konferansta Ballon d’Or tarihi ile ilgili kapsamlı araştırmasının ilk bulgularını sundu. Kendisine bu yazıyı için paylaştığı veriler ve notlar için buradan teşekkürlerimi iletmek isterim. Konferansın programı ve sunuş notlarına www.free-project.eu sayfasından ulaşabilirsiniz.

Messi hangi ödülü kazandı?

Dikkatli futbol takipçileri piyasada bir ödül-isim karışıklığı olduğunun farkına varmışlardır. 2012 yılında Messi dünyada yılın oyuncusuna verilen FIFA Ballon d’Or ödülünü kazandı. FIFA Ballon d’Or ödülünü Messi daha önce 2010 ve 2011 yıllarında da kazanmıştı. Peki haberlerde neden Messi’nin bu ödülü 4. kez kazandığı yazılmaktaydı? Her üniversitenin öğrenci topluluklarının yaptığı gibi kafasına göre ödül veren kurumlar mı söz konusuydu?

Durum gerçekte tam tersi: İki farklı geleneksel ödül, FIFA’nın 1991 yılından itibaren vermeye başladığı FIFA Dünyanın En İyi Oyuncusu Ödülü ile, Fransız spor gazetesi France Football’un 1956’da dağıtmaya başladığı Ballon d’Or (Altın Top) ödülleri 2010 yılında birleştirilmiş ve FIFA Ballon d’Or ismi ile dağıtılmaya başlanmıştır. Messi, 2012, 2011 ve 2010 yıllarında işte bu birleşmiş FIFA Ballon d’Or ödüllerini, 2009 yılında ise o yıl son kez verilen FIFA Yılın Oyuncusu ödülünü ve FIFA Ballon d’Or ödüllerini ayrı ayrı kazanma başarısını göstermiştir.

1956-2009: Bir Avrupa Geleneği Ballon d’Or 

stanley

Ballon d’Or ödülünü ilk kazanan 1956’da İngiliz Sir Stanley Matthews olmuştu.

2010 yılında birleştirilen iki ödülün daha köklü geçmişi olan ve daha tanınanı tabii ki Ballon d’Or idi. Zaman içinde şanlı geçmişi solan ve 2010 yılında daha zengin ve biraz da sonradan görme FIFA’nın kanatları altına girmesine rağmen asaletinden birşey kaybetmeyen bu ödül, yarım asır boyunca Avrupa futbol coğrafyasında tüm futbolcuların rüyalarını süslemiş ve her yıl kazananıyla kaybedeniyle futbol camiasını hakkında konuşturmayı başarmıştır.

1956 yılında Fransız gazeteci/yayıncı Gabriel Hanot’un fikir babası olduğu Ballon d’Or ödülü, Fransız haftalık spor gazetesi France Football tarafından verilmeye başlanmıştır. 1956 yılında Avrupa’nın en iyi futbolcusuna verilecek bir ödülün ortaya çıkması zamanlama açısından şaşırtıcı değildir; 1955/56 sezonu aynı zamanda ilk kulüpler arası Avrupa Şampiyonası’nın, yani günümüz Şampiyonlar Ligi’nin atasının oynandığı ilk sezon olmuştur. Bu Şampiyonlar Ligi fikrinin de Gabriel Hanot tarafından ortaya atıldığını ve bu fikri editörü olduğu France Football gazetesinin günlük kardeşi olan L’Equipe vasıtasıyla yaygınlaştırdığını söylersek, Ballon d’Or ödülünün ortaya çıkışının Avrupa futbol tarihindeki yerini vurgulamış oluruz herhalde.

Her ne kadar ilk Şampiyonlar Kupasını Real Madrid, Stade de Reims Champagne karşısında 4-3’lük zaferi ile kazanmış olsa da, tarihin ilk Ballon d’Or ödülü bir İngiliz efsanesine, ’e veriliyordu. İngiltere şampiyonunun düzenlenen ilk Şampiyonlar Kupasına katılmadığını düşünürsek, Sir Stanley Matthews’un bu ödüle sadece o yıl gösterdiği performanstan ötürü değil, uzun futbol kariyerini taçlandırmak amacıyla layık görüldüğünü söyleyebiliriz. Zaten Stanley Matthews ödülü aldığında 41 yaşındaydı ve ödülü alan en yaşlı oyuncu ünvanını hala elinde tutmakta.

Ballon d’Or ödüllerini, France Football gazetesi yazarları kendi aralarında kafalarına göre vermiyor, ödülü alacak oyuncu Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen spor yazarlarından oluşan bir jüri tarafından belirleniyordu. Bu jüri ile ilgili iki konu bizim için önemli: Birincisi, her ülkeden sadece bir gazeteci sadece bir oy verebiliyordu. Büyük veya küçük ülke ayrımı böylece ortadan kalkıyor ve her ülkenin sesi, en azından futbol alanında, eşit biçimde çıkıyordu. İkinci önemli konu ise, 1950’lerin ortasından itibaren Avrupa’yı etkisi altına alan Soğuk Savaş bu ödülü etkilemiyor ve Demir Perde en azından futbol alanında Doğu ile Batıyı bölemiyordu. Futbolun siyaset üstü birleştiriciliği ortaya çıkıyor ve jüri üyeleri hem Doğu hem de Batı bloğunun temsilcilerinden oluşuyor ve Ballon d’Or hem Doğu hem Batı bloğundan futbolculara veriliyordu.

Siz Avrupalılar hepiniz, biz Latinler tek!

Alfredo Di Stefano

Alfredo Di Stefano, aynı zamanda İspanya Milli Takımı’nın da formasını giymesi nedeniyle Ballon d’Or’u kazanan ilk Avrupalı olmayan oyuncuydu.

Ballon d’Or bir Avrupa ödülü olarak tasarlanmıştı. 1956-1994 yılları arasında bu ödüle sadece Avrupa Ligleri’nde oynayan Avrupalı oyuncular aday olabiliyordu. Bu nedenle, Pele’nin ismi bu ödülle hiç anılmadı, hem Avrupalı değildi, hem de Avrupa’da oynamıyordu. Diego Maradona ise, Avrupa’da uzun yıllar oynamasına rağmen, Latin Amerika kontenjanına takılıyor ve hayatında eksik kalan çok ender başarılardan biri Ballon d’Or oluyordu. 1994 öncesi Avrupalı olmayan hiçbir oyuncuya bu ödülün verilmediğini unutan (ya da hiç bilmeyen) bazıları ise Messi-Maradona karşılaştırması yaparken utanmadan Maradona’nın bu ödülü hiç almamış olmasını bir kanıt olarak sunmaya çalışmaya devam ediyorlar.

İşin aslında Latin Amerikalı futbolcular bu ödüle çok uzun süre yabancı kalmıyorlardı. Real Madrid’in efsane oyuncusu Alfredo Di Stefano, Arjantin doğumlu olmasına ve 6 kez Arjantin Milli Takımı formasını giymesine rağmen, aynı zamanda İspanya vatandaşı da olması nedeniyle 1957 yılında Ballon d’Or ile ödüllendiriliyor ve bu ödüle 1959 yılında tekrar layık görülüyordu. Arjantin doğumlu ve Arjantin vatandaşı olan bir futbolcunun bu ödülü kazanması ise ancak 2009 yılında Lionel Messi ile oluyordu.

Futbol camiası yaşanan coğrafi genişlemeye ve farklı kıtalardan gelen yetenek abidesi oyunculara ise daha fazla kayıtsız kalamıyor ve 1994 yılında Ballon d’Or kuralları değiştiriliyordu. Yeni kurallara göre, Avrupa Ligleri’nde oynayan herhangi bir futbolcu, hangi ülkenin vatandaşı olduğuna bakılmaksızın ödüle aday gösterilebiliyordu. Zaten bu kural değişikliğini takip eden ilk yıl olan 1995’de ödülü Liberyalı George Weah alıyordu. George Weah’ın bu ödülü, Avrupa ve hatta Dünya futbolunu derinden etkileyecek olan Bosman kararının Avrupa Adalet Divanı’ndan çıktığı ayda almış olması ise kaderin garip bir cilvesi olsa gerek. Bosman kararını takiben Avrupa’da serbest bırakılan oyuncu hareketliliği futbolun sınırlarını geri dönmemecesine yıkıyordu, tıpkı Weah’ın bir Avrupa geleneği olan Ballon d’Or alan ilk Avrupa dışı futbolcu olması gibi.

Latin Amerikalı oyuncular da 1995 sonrasında varlıklarını ispat ediyorlardı. Brezilyalı 4 oyuncu bu ödülü 5 kez alırken (Ronaldo 1997 ve 2002, Rivaldo 1999, Ronaldinho 2005, Kaká 2007), Arjantinli Messi 2009 yılından itibaren adı değişse bile bu ödüle abone oluyordu.

2007 yılında ise ödül artık tüm dünya liglerine ve oyuncularına açılıyor ve jüri sayısı ise tüm dünyadan gazetecilerin katılımı ile 96’ya çıkıyordu.

Kimler geldi kimler geçti: Ödüle adını yazdıranlar

Johan

Johan Cruyff Ballon d’Or’u üç kez kazanmayı başardı.

Her ne kadar bir Fransız gazetesi tarafından verilse ve adı Fransızca olsa da Fransız oyuncuların bu ödülde avantajlı olduklarını iddia etmek mümkün değil. 1956-2009 yılları arasında bu ödül 4 Fransız oyuncuya 6 kez veriliyordu (Kopa 1958, Platini 1983, 1984 ve 1985, Papin 1991, Zidane 1998). Bu ödüle ambargo koyanlar ise 7 ödülle Batı Alman ve Hollandalı futbolcular oluyordu (Almanya: G. Müller 1970, Beckenbauer 1972 ve 1976, Rummenigge 1980 ve 1981, Matthäus 1990, Sammer 1996) (Hollanda: Cruyff 1971, 1973 ve 1974, Gullit 1987, Van Basten 1988, 1989 ve 1992).

Doğu Bloğu futbol efsaneleri de bu ödülü zaman zaman ülkelerine götürüyor ve Soğuk Savaş’ın en şiddetli yıllarında siyasi olarak bölünmüş Avrupa’nın ortak kültürel hafızasına adlarını yazdırıyorlardı. Baskıcı rejimlerin her türlü toplumsal ilişkiyi engellemeye çalıştığı dönemlerde bile, Lev Yaşin (SSCB-Rusya), Albert (Macaristan), Masopust (Çekoslovakya), Blokhine, Belanov (SSCB-Ukrayna) gibi isimler oynadıkları güzel futbol ile Ballon d’Or ödülünü kazanıyor ve hayatın Demir Perde’nin her iki tarafında da devam ettiğini hatırlatıyorlardı.

Her ne kadar oyuncuların ülkeleri farklı olsa da, aynı çeşitliliğin kulüp düzeyinde de olduğunu söylemek mümkün değil. Ballon d’Or kazanan futbolcuların ödülü aldıkları yıl oynadıkları takımlar sıralandığında belirli takımların tartışılmaz bir üstünlüğü söz konusu. Barcelona, Juventus ve Milan kulüplerinde oynayan futbolculara 8’er Altın Top ödülü giderken, onları 6 ödül ile Real Madrid ve 5 ödülle Bayern Münih takip etmekte.

2010: Yeni kurallar yeni bir başlangıç

George Weah Avrupalı olmayıp Ballon d'Or'u kazanan tek kişi.

George Weah Avrupalı olmayıp Ballon d’Or’u kazanan tek kişi.

2010 yılında, France Football gazetesinin sahibi Amaury grubu, FIFA ile imzaladığı protokol ile Ballon d’Or ödülünü ve tüm isim haklarını oluşturulan yeni ödüle devrediyordu. FIFA’nın 1991 yılından itibaren vermekte olduğu FIFA Dünyanın En İyi Oyuncusu Ödülü ile birleştirilen Ballon d’Or, FIFA Ballon d’Or ismi ile tüm dünyaya açılıyor ve kadın futbolcular da Ballon d’Or eksenine dahil ediliyordu, ancak önemli bir ayrıntı ile. Erkek oyuncular FIFA Ballon d’Or ödülü alırken, kadın futbolcular FIFA Dünya’da Yılın Kadın Oyuncusu ödülünü alıyorlar.

FIFA Ballon d’Or ödülünün jürisi de küreselleşmeye uygun bir hale geliyor ve spor gazetecilerinin tekelinden çıkarılıyordu. FIFA Ballon d’Or jürisi üçlü bir yapıdan oluşmakta: FIFA üyesi her federasyona (Bağımsız ülke olmadan da UEFA ve FIFA üyesi olmak mümkün. Kafası karışanlar gene bu köşede daha önce yayınlanan FIFA, Birleşmiş Milletler ve Kosova Cumhuriyeti yazısına bakabilirler) bağlı milli takım teknik direktörleri bir oy; milli takım kaptanları bir oy ve spor yazarlarından bir gazeteci de bir oy kullanma hakkına sahipler. Lionel Messi’nin kazandığı 2012 oylamasında Türkiye A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü sıfatı ile Abdullah Avcı, Türkiye A Milli Futbol Takımı kaptanı olarak Emre Belözoğlu ve gazeteci Selçuk Manav (France Football gazetesinin Türkiye temsilcisi olması nedeniyle) oy kullanmışlardır. İlginç bir not verelim, bu üç ismin de ilk tercihi Lionel Messi değildir.

Avrupa eksenli dünya kapsamlı

Avrupa ortak kültür hafızasında önemli bir yeri olan Ballon d’Or ödülü yeni formatıyla yeni efsaneler yaratmaya ve konuşulmaya devam ediyor. FIFA’nın sahip olduğu geniş ağlar, hemen her maçın ve oyuncunun yeni teknolojiler sayesinde geniş kitlelere ulaşması ve küresel oyuncu hareketliliği bu ödüle duyulan ilgiyi arttırmış durumda. Eskiden insanların ancak radyodan dinleyebildikleri veya bir gün sonra gazeteden okuyabildikleri goller ve oyuncular artık milyarlara canlı ulaşmakta. Youtube oyunculara adanmış video kliplerle dolup taşmakta ve takım tutar gibi oyuncu tutanlar çoğalmakta. Messi-Cristiano Ronaldo tarzı kapışmalar ise ilgiyi daha da arttırmakta.

Ancak gerçek olan, bu ödülün hala Avrupa temelli olması… Özellikle Şampiyonlar Ligi performansının temel alındığı ise saklanmayan bir sır. Milli takımı ile henüz bir başarıya ulaşamamış Messi’nin bu ödüle ambargo koyması bu açıdan bakıldığında bir tesadüf değil. Oyuncular ve jüri dünyanın farklı köşelerinden gelseler de, ana sahne hala Avrupa…

Sonuç yerine bir bilgi notu ile bitirelim: tarih boyunca bu ödül genellikle ileri uçta oynayan ve gol atan oyunculara verilmiş. Oyunbozan kalecilerden bu ödülü alan tek kişi ise Lev Yaşin, o da 1963 yılında.

France Football Ballon d’Or Kazanan Futbolcular

2009 – Lionel Messi
2008 – C. Ronaldo
2007 – Kaka
2006 – F.Cannavaro
2005 – Ronaldinho
2004 – A. Shevchenko
2003 – P. Nedved
2002 – Ronaldo
2001 – M.Owen
2000 – L. Figo
1999 – Rivaldo
1998 – Z. Zidane
1997 – Ronaldo
1996 – M. Sammer
1995 – G. Weah
1994 – H. Stoitchkov
1993 – R. Baggio
1992 – M. Van Basten
1991 – J-P. Papin
1990 – L. Matthaeus
1989 – M. Van Basten
1988 – M. Van Basten
1987 – R. Gullit
1986 – I. Belanov
1985 – M. Platini
1984 – M. Platini
1983 – M. Platini
1982 – P. Rossi
1981 – K-H. Rummenigge
1980 – K-H. Rummenigge
1979 – K. Keegan
1978 – K. Keegan
1977 – A. Simonsen
1976 – F. Beckenbauer
1975 – O. Blokhin
1974 – J. Cruyff
1973 – J. Cruyff
1972 – F. Beckenbauer
1971 – J. Cruyff
1970 – G. Müller
1969 – G. Rivera
1968 – G. Best
1967 – F. Albert
1966 – B.Charlton
1965 – Eusebio
1964 – D. Law
1963 – L. Yaşin
1962 – J. Masopust
1961 – O. Sivori
1960 – L. Suarez
1959 – A. Di Stefano
1958 – R. Kopa
1957 – A. Di Stefano
1956 – S. Matthews

LogoFreeFondCouleur

Football Research in an Enlarged Europe – FREE, Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı tarafından desteklenen bir Avrupa araştırma projesidir. 8 ülkeden 10 üniversitenin yürüttüğü FREE projesine Türkiye’den ODTÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi’nden (www.ces.metu.edu.tr) Y.Doç.Dr. Özgehan Şenyuva ve Y. Doç. Dr. Başak Z. Alpan katılmaktadır. Proje hakkında daha fazla bilgiye www.free-project.eu sayfasından ve @Free_project_eu twitter hesabından ulaşabilirsiniz.

7fc4e3_9022ed2e0afd7c525571a5485952a640

Previous:

Kiminin parası, kiminin duası

LogoFreeFonfCouleur

Next:

İyi, daha iyi ve en iyi: Futbol taraftarları ve kimlik inşaası

You may also like

Yorum Yap