Hurrikane!

20 Şubat of 2015

Yağmurun hiç eksik olmadığı Londra’da, bu sezon ortasından itibaren bir futbol kasırgası esiyor. Tüm İngiltere’yi saran kasırganın etkisi, tüm dünyada hissedilmeye başlandı; Harry Kane

 

Yazar :Bahadır Bozkurt

bahadirbozkurt@hayatımfutbol.com | twitter.com/luyisfanhaal | 20.02.2015

 

Yaklaşan Litvanya ve İtalya milli maçları öncesinde tüm basın mensupları İngiltere menajeri Roy Hodgson’a malum soruyu soruyordu. Hodgson umut dolu bir tebessümle mikrofonlara yaklaşıp şu cevabı veriyor, “Eğer 21 yaşında Tottenham gibi büyük bir takımın yıldızı oluyorsanız, bu her şeyi mükemmel yaptığınızı kanıtlar. Kadroda yer vermeye değer mi?  Şüphesiz.”

Bu sezon forma giydiği 35 resmi maçta 23 gol atan Harry Kane, başta Tottenhamlılar olmak üzere tüm İngiltere’yi saran bir fırtınaya dönmüş durumda. İsmine atıf yaparak İngilizler ona kasırga anlamına gelen “Hurrikane” lakabını taktılar. Her maçını yakından takip eden ve gelişimini gözlemleyen Roy Hodgson, milli takım kadrosunda Kane’i övgü dolu sözlerle açıkladığında İngiliz medyasında adeta bir bayram havası oluştu. Kane’in, Euro 96’nın efsane golcüsü Alan Shearer’ın yerini alabileceğini düşünen İngilizler pek de haksız sayılmaz. Kaleyi gördüğü anda kalecilerin dizlerini titreten genç golcü sadece Tottenham’ın değil tüm ülkenin umudu oldu. Taraftarı olduğu takıma verdiği katkılara kulüp yönetimi de kayıtsız kalmayarak 5,5 yıllık yeni bir kontrat imzaladılar.

Sezona “annesinin büyülerinden” kısmeti bağlanan Adebayor ve La Liga’da kendi çöplüğünün horozu olan Soldado’yla başlayan menajer Pochettino, golcülerinden istediği verimi alamadı. Tim Sherwood’un takımdan ayrılmasından önce maçlarda süre vermeye başladığı Kane’i ise yedek kulübesine oturtan Arjantinli teknik adam uzun süre bu iki oyuncudan verim almaya çalışarak günlerini heba etti. Adebayor artık eski günlerini mumla arıyor,  26 milyon pound karşılığında bir sezon önce kadroya katılan Soldado istenen katkıyı bir türlü veremiyordu.

chelsea - kaneHarry Kane görev aldığı kısa sürelerde takıma katkı sağlamaya çalışan bir isim olarak, sezonun başlarında Tottenham yedek kulübesinin X faktörü rolüne büründü.  Menajer Pochettino, dünyanın en önemli liglerinden biri olan Premier League’de Kane’e pek güvenmiyordu, fakat Avrupa Ligi’nde grup maçlarında Kane’den yararlanmayı, bu genç adamın neler yapabileceğini görmek istedi. Grubunda Beşiktaş’ın da bulunduğu Avrupa Ligi’nde 7 maçta 7 gol atmayı başaran genç golcü, teknik direktörünün aklını karıştırmayı başardı. Gol sıkıntısı çeken Kuzey Londra ekibi çareyi biraz da medya ve taraftar baskısıyla Kane’de buldu. 10. haftada Kane ilk kez onbirde forma giyene kadar Tottenham ligde sadece 3 galibiyet alıp, 9 gol atmıştı. Formayı kapan İngiliz golcü 15 maçta 13 gol atarak kendisine güvenenleri mahcup etmedi ve Londra temsilcisinin üst sıralara tırmanışında önemli bir görev aldı. Özellikle Londra derbilerinde oynadığı futbolla göz dolduran Kane, 5-3’lük Chelsea maçında 2 gol, 2 asist yaparken Tottenham’ın yeni bayrak adamı olduğunu ilan etti. Maç sonunda dünyanın en iyi defans yapan takımına 5 gol atmanın harika bir duygu olduğunu açıklayan Kane, aynı zamanda Tottenham’ın artık büyük maçlarda rakiplerinden korkmaması gerektiğini dile getirdi. Bu açıklama ile yıllardır özgüven eksiliği problemiyle boğuşan Kuzey Londra ekibi mental anlamda seviye atlayarak yeni bir döneme başladı. Pochettino, Kane hamlesinden feyz alıp, diğer bölgelerde de genç oyunculara şans vererek, takımın üzerindeki ölü toprağı atmasını sağladı.

Hesabı kapatması gereken bir başka Londra derbisi; Arsenal maçıyla beraber Kane formunun zirvesine ulaştı.  Maçta geriye düşen Tottenham, Kane’in önderliğinde geriden gelip maçı kazanmayı başardı. Topçulara karşı müthiş bir performans sergileyen Kane, attığı iki golle Arsene Wenger’in boynunu büküp,  bitiş düdüğü ile mutluluktan döktüğü gözyaşlarıyla kendini çimlere bıraktı. White Hart Lane’de o güne şahit olan binlerce taraftar Kane’i uzun süre ayakta alkışladı. Maç sonunda uzanan mikrofonlara ise “Bu gece uyuyamayacağım, çok mutluyum” demekle yetindi. Karşılaşma öncesinde “Harry de kim?” diye dalga geçen Arsenal taraftarlarına unutulmaz bir ders vermişti.  Tottenham taraftarı için cevap basitti; “İçimizden biri (he is one of our own)” Maçın başlama vuruşuyla beraber içinde fırtınalar kopan, ezeli rakiplerinin altyapısından bir sabah sessizce gönderilen Kane’in, dönüşü muhteşem olmuştu.

Medya ve taraftarlar Pochettino üzerinde kurduğu baskıda haklı çıkmış, sıra menajer Roy Hodgson’a gelmişti. Basın, Kane’e bir şans vermesi için Hodgson’ın üzerine gitmeye başladı. Arsenal maçı sona erdiğinde Arsene Wenger’e Harry Kane’in performansı sordulduğunda verdiği cevabın direkt muhattabı yine Hodgson olmuştu. Fransız menajer “12 gol atmış birine formayı vermezseniz, başka bir ülke ona yeni bir pasaport teklif edecektir” diye esprili bir yanıt verirken, basın mensupları istediğinden fazlasını elde etmişti. Wenger maçı değerlendirmeye devam ettiğinde “ucuz” goller yediklerini dile getirdi.  Bu sözler artık Kane’in kalbini kıramazdı. Henüz 8 yaşındayken Arsenal hocalarından duyduğu sözlerden sonra kulaklarını tıkamış, kariyerine kalbinin sesini dinleyerek devam etmişti. White Hart Lane, Kane’in yegane yuvasıydı.

13 yıl önce (foto: Arsenal-Kane, teddy-kane)

arsenal - kane2004 senesi Arsene Wenger’in son kez Premier League kazandığı seneydi. Bergkamp, Henry, Pires ve Ljunberg’li kadrosuyla yenilgisiz şampiyonluğu kucaklayan ekip unutulmaz bir servüvenin sonuna geliyordu. Londra kırmızıya boyanmış, şampiyonluğun coşkusunu yaşayan taraftarlar sokaklara dökülmüştü. Sokakta şampiyonluğu kutlayanlar arasında Arsenal’in genç takım kadrosunda yer alan Harry Kane de vardı. Kırmızı formasını giymiş, saçlarını takımın oyuncusu Ljunberg gibi kırmızıya boyamış,  arkadaşlarıyla gönlünce şampiyonluk şarkıları söylüyordu. Harry’nin babası ise eve kapanmış, White Hart Lane’de kopardığı beraberlikle şampiyonluğu ilan eden ezeli rakiplerinin bu başarısını görmemek için televizyonuna küsmüştü. Futbol, insanın en çocuksu anlarının bir bütünüdür.

Eğitim hayatına Chingford okulunda başlayan pembe yanaklı şarışın çocuğun hayali iyi bir futbolcu olmaktı. Aynı ilkokuldan mezun olup dünya futbolunun ve magazininin fenomeni haline gelen Sir David Beckham’ın hayatı Harry için ilham kaynağı olmuştu. Onun okuduğu okulda olmak bile Harry’i mahallenin en havalı çocuklarından biri olmasına yetiyordu. Yine daha önce Beckham’ın oynadığı ilk takım olan Ridgeway Rovers’ta forma giyen Harry’i 8 yaşında Arsenal scoutları keşfetti.  Arsenal’in minik takımlarında işler yolunda gitmeyince Arsenal altyapı hocaları, Harry’e antremanlara gelmesinin pek önemi kalmadığını anlattılar. Büyük çaresizlik anlarında akla gelen ilk cümledir; “Hareket etmezsen acı üstünde birikir”. Harry önce Watford’un, ardından da 11 yaşında baba ocağı Tottenham’ın yolunu tuttu. Kısa sürede ayrıldığı Arsenal’in kendisine şans vermemesi moralini bozsa da Tottenham’da şans bulmak futbola yeniden konstantre olmasını sağladı. Genç takımlarda vazgeçilmezlerden biri olan Harry’nin yetenekleri o sıralar Tottenham altyapısında görev alan kulüp efsanelerinden Les Ferdinand’ın dikkatini çekmeyi başardı.  Tottenham’ın altyapı hocaları biraz hantal buldukları Harry’e özen göstermeye başladılar. Yaş grubuna göre muhteşem tekniğini fiziksel gücüyle birleştirip hızlanabilirse, iyi bir futbolcu olması için önünde hiçbir engel kalmayacaktı. Hocaları Harry’e hızlanması için ekstra antremanlar yapması gerektiğini belirttiklerinde, genç oyuncunun beklenen özveriyi fazlasıyla verdiğini gördüler.  İstenilen seviyeye gelene kadar Harry’i orta sahada kullandılar. Daha sonra teknik ekip Kane’i forvet pozisyonunda kullanmaya karar verdi. Eski bir golcü olan antrenörü Ferninand, Kane’e ekstra şut antrenmanları yaptırarak, bitirici vuruşta ustalaşmasını sağladı. Usta golcü onun oyun zekasını bir zamanlar beraber forma giydiği Teddy Sheringham’a, vuruş tekniğini ise Alan Shearer’e benzetiyordu. Ferdinand, takımın o günlerdeki menajeri Tim Sherwood’un kapısını çalarak, bu genç yeteneğe bir şans vermesini istedi. Sherwood, gelişmesi için Harry Kane’i birkaç takıma kiralık olarak gönderdi. Alt liglerde tecrübe kazanan Kane, Sherwood’un kadrosunda zaman zaman kendisine yer bulmaya başlasa da, işleri yolunda gitmeyen menajerin takımdaki vadesi çoktan dolmuştu. Yeni sezonda Pochettino’ya emanet edilen Tottenham, Sherwood’un stajyer prensinin ellerinde yüklesemeye başlayacaktı. Bu hikayenin zirveye ulaşması için Kane’nin bir Arsenal derbisi oynaması gerekiyordu. 13 yıllık bir hesabın faturası oldukça kabarmıştı.

Medya Kane’i seviyor 

kane 1Tottenham karşısına çıkan takımların menajerleri “Hurrikane” kasırgasına değinmeden geçemediler. Tottenham karşısında zafere ulaşan Crystal Palace menajeri Pardew, Kane’in gol atmasının gayet makul karşıladığı ve maçtan önce bunu düşündüğünü gizlemedi. West Bromwich Albion menajeri Tony Pulis, dillere destan defansif futbolunu darmadağın eden Kane’e mehtiyeler düzerek, bir genç futbolcunun sahip olması gereken tüm yetenekleri barındırdığını belirtti. Pulis maç sonrasında kendini tutamayarak kendi takımının genç yıldızı Berahino’ya Kane’i örnek almasını tavsiye etti.  Tüm bu övgüler yanında, bir İngiliz geleneği olarak, David Beckham’a da mikrofon uzatıldı;

Onun yeteneklerinin yanında gelişimini de görmek beni mutlu ediyor. Milli takımda sorumluluk almak için çok genç olduğu söyleniyor. 21 yaşında Makendonya maçıyla milli formayı giyen biri olarak bu görüşe katılmam mümkün değil!”

Bir zamanlar Beckham’ın okuduğu okula gitmek bile Kane için yeterliyken, futbol idölünün onunla ilgili olumlu açıklamalar yaparak kendi futbolculuk kariyerinden örnekler vermesi, genç futbolcunun gönlünde ayrı bir tutuyor olsa gerek.

Forma giydiği andan itibaren sezonun en iyi performansını sergileyen Kane’i, henüz Diego Costa, Agüero, Alexis Sanchez gibi ligin elit oyuncularıyla karşılaştırmak için erken olsa da, İngiliz olması nedeniyle medya tarafından daha fazla desteklendiğini söylemek yanlış olmayacak. Yıllardır Rooney’e milli takımda partner arayan İngiliz medyası, Andy Carroll, Darren Bent, Jermanie Defoe, Peter Crouch gibi oyuncularda aradığını bulamadı. Post-Shearer dönemi sonrasında “beklenen 9 numarayı” bir türlü bulamayan İngilizlerin şişirdiği balonlar arka arkaya patlamaya başladı. Kane’in yeni Shearer olarak görülmesinin ardında yatan başlıca neden, onu diğer oyunculardan ayıran en büyük özelliği liderlik vasfını taşıması. Şu sıralar milli takımda forma savaşı verdiği Danny Welbeck, Daniel Sturridge gibi oyunculardan şimdilik gösterdiği performansla bir adım önde. Liverpool menajeri Brendan Rogers da medyada Kane kasırgasına karşı önlem almış, -oyuncusunun milli takımdaki yerini kaybetmemesi için -Sturridge’ın Kane’den daha iyi oyuncu olduğunu birkaç kez dile getirmişti. Fakat medyanın gözünde uzun süren sakatlığı nedeniyle bu sene pek forma şansı bulamayan Sturridge’ın ışıltısı kaybolmuş, Rodgers’ın açıklamaları da kasırga ile birlikte uçup gitmişti. Rogers’ın söylemi Liverpool medyasında yankı buldu ve hangisi daha iyi sorusu tartışıldığı sırada Tottenham, Liverpool deplasmanına geldi. Kane büyük maçlardaki iyi performansını sürdürdü, maçı bir gol bir asistle tamamlayıp puanla Londra’yı dönmeyi düşündü. Ancak  maçta pek etkili olamayan Sturridge’in yerine giren süper arıza Balotelli Premier League’deki ilk golünü atarak, kasırgayı Liverpool limanında dindirmeyi başardı.

Bayrak adam vs Transfer

Bu sezon attığı gollerle sadece İngilizlerin değil, dünya futbolunun transfer gözdeleri arasına giren Kane’in adı ara transferde Real Madrid ile ciddi bir şekilde anıldı. Bale’i birkaç sezon önce astronomik bir ücretle Madrid ekibine yollayan Tottenham bu transfere pek sıcak bakmadı. Taraftarların “içimizden biri” olarak tezahüratlar yazdığı Kane de taraftarı olduğu kulüpte Ledley King gibi uzun yıllar forma giyerek bu kulübün bir efsanesi olmak istediğini belirtti. Bayrak adam olmak için yolun henüz başında olsa da İngilizlerin en sevdiği oyuncu prototipine uygun söylemleriyle medya ve taraftar kredisini şimdiden yükseltmişe benziyor. 2015 yılına kaldığı yerden devam eden İngiliz santrafor yeni yılda attığı 8 golle Avrupa’da 11 gollü Messi’nin en yakın takipçisi konumunda. Artık İngiliz milli takımında da forma giyecek yeni 9 numara adayı Kane için medya Hodgson’a malum soruyu soruyor; “Ona bir şans verecek misiniz?”

o_f_c_barcelona_la_historia-4093495

Previous:

Siyah

ASS.HLN. : Cercle Brugge vs Club Brugge - Jupiler League

Next:

Brugge kanallarını temizleyen adam

You may also like

Yorum Yap