İspanya – SSCB

27 Şubat of 2015

kapak

Düşünsenize; son kez Dünya Kupası sahnesinde boy gösteren Pele, 1970’de İtalya ağlarını aslında havalandırmıyor ama 44 yıl boyunca insanlar montajlanmış görüntülerden o golü Pele’nin attığını sanıyor… Pele değil ama Euro 64’te Amancio’nun başına gelen tam da buydu

 

Yazar: Emre Çelik

emrecelik@hayatimfutbol.com | twitter.com/_ecelik | 27.02.2015

1960 senesinde Avrupa ülkelerinin katıldığı ilk organizasyon olan Euro 60, Fransa’da düzenlenirken turnuvanın prosedürüne göre yarı finale kadar oynanan maçlar iki ayaklı ve deplasmanlı, yarı finalden itibaren kürsüye çıkanları belirleyen son 4 maç ise ev sahibi ülkede oynanacaktı. O dönem Avrupa’yı kasıp kavuran, 1955-1960 yılları arasında 5 kez üst üste Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanmayı başaran Real Madrid takımı etrafında kurulan İspanya Milli Takımı da elbette Fransa’da düzenlenecek turnuvanın favorileri arasındaydı.

1İlk turda Polonya’yı 3-0 ve 2-4’lük skorlarla geçen İspanya’nın çeyrek finaldeki rakibi Macarları turnuva dışına iten Sovyetler Birliği olur. Bu maç Di Stefanolu, Gentolu, Suarezli İspanya ile Lev Yashinli, Igor Nettolu ve Valentin Ivanovlu Sovyetler Birliği’nin maçından ziyade Faşist İspanya – Komünist Sovyetler’in mücadelesi olarak görülür. Öyledir de zaten. Fakat bu maç hiçbir zaman oynanmaz. İspanyolların diktatörü Francisco Franco milli takımı Moskova’da oynanacak maça göndermez. Franco’ya göre İspanya İç Savaşı’nda kendisine en büyük zorluğu ülkesindeki komünistlere yardım eden Sovyetler Birliği çıkarmıştır ve ne pahasına olursa olsun Sovyetler’e takım göndererek onların varlığını tanımak istemez. İspanya’nın Sovyetler deplasmanına gitmeyi reddetmesi ile SSCB turnuvanın en zorlu ekiplerinden birini hükmen mağlubiyetle geçerek Fransa biletini cebine koyar. Sovyetler, Fransa’da da sırasıyla Çekoslavakya ve Yugoslavya’yı eleyerek tarihin ilk Avrupa Şampiyonası’nı müzesine götürmeyi başarır. Fakat Franco çabuk pes edecek biri değildir.

Euro 64’e ev sahipliği yapma hakkını İspanya elde eder. Birçoklarına göre bunun tek nedeni Franco’nun lobisi sayesindedir. Fakat o dönem ev sahiplerinin turnuvaya direkt olarak katılım hakkı olmadığı için eleme oynamak zorunda kalırlar. 1962’de başlayan elemelerde turnuvaya katılma hakkı alan 4 takım İspanya, Macaristan, Danimarka ve Sovyetler Birliği olurken finale Macarları eleyen İspanyollar ve Danimarkayı eleyen Sovyetler kalır. El Caudillo’nun korktuğu başına gelmiştir. İspanya’nın karşısında yine Sovyetler vardır. Ayrıca Franco bu sefer ev sahibi ülke olduğu için takımı da çekemez; finalde takımı çekmenin aptallık olacağının farkındadır ama danışmanlarına yine de sorar. Ardından da Sovyetler’in maçtan çekilmelerini sağlamanın yollarını arar. Maç öncesi seramonisinde Sovyetler bayrağını kaldırtmayı ve marşlarını çaldırtmamayı düşünür ama kendisine yakın isimlerden biri olan Bakan Jose Solis tarafından son anda vazgeçirilir. Kısaca Franco için tek çözüm yolu ne yapıp edip Komünistleri finalde bertaraf etmektir. Bernabeu’da oynanan final maçını İspanyollar 2-1 alır ve tarihindeki uluslararası ilk kupasını kaldırır.

İspanya, Sovyetleri; Franco, Komünistleri alt etmiştir fakat bu maçın efsane statüsüne girmesini sağlayan asıl hikâye burada başlıyor. Final maçında İspanya’nın ilk golünü atan isim Chus Pereda’dır. Ayrıca maçın bitimine 6 dakika kala Marcelino’nun attığı golün de asistini Chus Pereda yapmıştır. Bir nevi maçın adamı. İspanya’nın şampiyonluğunda en büyük rolü oynayan oyuncu olan Chus Pereda, Real Madrid’de tutmayan ve dönüp dolaşıp Barcelona’da parlayan biridir. Fakat o gün Santiago Bernabeu’da maçı izleyen 120 bin kişi hariç Chus Pereda’nın asistinden kimsenin haberi olmayacaktır..

macelino

Marcelino’nun gol vuruşu.

Franco’nun rejimini istediği gibi dikte ettiği o dönemde final maçının televizyondan canlı yayını yoktur ve  maçın ardından özet görüntüleri direkt olarak devlete -yani Franco’ya- bağlı No-Do (Noticiarios & Documentales) tarafından hazırlanıp dağıtılır. Maçı kaydedenler arasında Sovyet Merkez Televizyonu da vardır ama Macaristan, Polonya gibi komünist ülkeler hariç bütün Avrupa doğal olarak özetleri Sovyetler’den değil İspanyollar’dan alır. Franco o dönem ne düşündü bilinmez ama özet hazırlanırken Marcelino’nun golünün öncesindeki kareye sağdan başka bir ortayı montajlatır. No-Do’nun hazırlayıp devlet televizyonu TVE aracılığı ile bütün Dünya’da yayınlanan görüntüde İspanya’nın ikinci golünün asistini 8 numaralı formasıyla Amancio yapmıştır. Kimilerine göre tek sebep, Pereda’nın İspanyol hükümetinin en iyi elçisi olan Real Madrid’de oynamamasıdır. Pereda’nın rejime karşı mesafeli oluşunu öne sürenler de vardır. Kimilerine ve No-Do’ya göre ise tek sebep kameramanın hatasıdır. Kameraman pozisyonu yakalayamamış, maçın ardından da bu hata bir şekilde telafi edilmiştir. Aslında canlı radyo yayınında İspanya’nın en efsane seslerinden, bir nevi İspanyolların Halit Kıvanç’ı olan Matias Prats ortanın Pereda tarafından yapıldığını söylemiştir ama sonuçta insanlar gördüklerine inanır. Pereda birkaç kez dile getirir ama baskıcı rejimden dolayı olayın çok da üstüne gidemez. Sonra da asistinden vazgeçer! Tıpkı gelen talimat üzerine çıkıp anlatımda hata yapmışım diyen Matias Prats gibi.

Montajlanmış video Franco rejiminin sona erdiği 1975’ten sonra da düzeltilmez. Yıllar sonra da unutulur. Ta ki olayın üzerinden 44 yıl geçene kadar. 2008’in Şubat ayında Canal +’ta Fiebre Maldini programında hata dile getirilir. Üzerine Tele 5’te de aynı şey dile getirilince TVE kayıtsız kalamaz ve 27 Şubat 2008 günü yaptığı açıklamada yıllar önce montajlama sırasında hata yapıldığını açıklar. Doğu Almanya’dan arşive kalan Sovyet kaynaklı görüntülere bakılır asisti gerçekten de Chus Pereda’nın yaptığı ortaya çıkar. No&Do’nun bildirisinde tüm dünyanın asisti farklı kişiye ait sanmasının sebebi “basit bir hatadır.” Pereda ise El Pais’e “O dönem golü izlemeden önce aileme asistimi söyledim. Fakat görüntüleri izledikten sonra bana “hani golü sen attırmıştın?” dediler. Görüntüler değiştirilmişti ama benim için çok da önemli değildi” der. Sonra da bu konunun üzerine çok gitmemesi gerektiği talimatını aldığını da ekler. İşin özeti Amancio, 44 sene sonra asistini kaybeder.

Gerçeğin ortaya çıkmasıyla bütün bu süreci Amancio’nun sözleri özetlemektedir. “Hey Pereda… Senin olanı  sana geri veriyorum, aslında hiç sahip olmadığım bir şeyi…”

2

 

You may also like

  • kapak
    27 Şub

    İspanya – SSCB

    Efsane Maçlar

    Düşünsenize; son kez Dünya Kupası sahnesinde boy gösteren Pele, 1970’de İtalya ağlarını aslında havalandırmıyor ama ...

Yorum Yap