Kiminin parası, kiminin duası

22 Mart of 2013

Madonna’yı çok sevmek, onu cd’lerini satın almak ve her konserine gitmek bir insanı Madonna’nın kariyeri, hangi kostümü giyeceği, nerede konser vereceği, hangi şarkıları söyleyeceği, arkasında kimin dans edeceği ve gitar soloyu kimin yapacağı gibi konularda söz sahibi yapar mı? İşte futbol burada biraz ayrılıyor.

Yazarlar: Özgehan Şenyuva ve Borja Garcia-Garcia

senyuva@gmail.com | twitter.com/FREE_project_eu | 22.03.2013

Futbolun gerçek sahiplerinin taraftar olduğundan hareketle üretilmiş bir taraftar miti vardır. Futbolcular, başkanlar gelip geçicidir, aslolan cefakar taraftarlardır. Onlar değil midir yağmur demeden, çamur demeden maçlara giden, çoluğunun çocuğunun rızkından kesip forma alan? Bu durumda bir futbol takımının ve dahi kulübünün nasıl yönetilmesi konusunda taraftarların daha fazla söz sahibi olmasından doğal ne olabilir ki? Transferden formanın rengine, hangi oyuncunun hangi mevkide oynayacağından oyuncu değişikliğinin hangi dakikada olması gerektiğine kadar taraftarların söz hakkı olmasın mı? Zaten bu konuların hepsinde engin görüş ve bilgisi yok mu taraftarın? Bir adım öteye geçelim hatta, futbolun yönetiminde taraftarlar niye bu kadar dışlanıyor? Kurallar ve düzenlemeler ile ilgili niye kimse taraftarlara danışmıyor? Taraftara rağmen teknik direktör alınıyor veya kovuluyor, taraftara rağmen yasal düzenlemeler yapılıyor, taraftara rağmen play-off sistemi başlatılıyor ve gene taraftarlara sorulmadan aynı sistem ortadan kaldırılıyor. Yoksa taraftarların gerçekten hiç söz hakkı yok mu? Taraftarlar günümüz kirli oyununda sadece birer müşteri mi?

FREE araştırma projemizin temel konularından biri de taraftarlar ve futbolun yönetimi… Bu konuda İngiltere Loughbrough Üniversitesi’nden Borja Garcia-Garcia ile birlikte Avrupa’da futbolun yönetilmesi ve düzenlenmesi konusunda kapsamlı araştırma ve analizler yürütmekteyiz. Bu konudaki bazı temel bulgu ve sorularımızı bu hafta Hayatım Futbol okuyucuları ile paylaşmak istedik. Bu yazının bazı kısımları Borja Garcia-Garcia tarafından FREE projesinin blog sayfasında (İngilizce olarak) paylaşılmıştı.

Futbol yönetimi ve taraftarlar

Taraftarların futbolun yönetiminde söz sahibi olmasının ve görüşlerinin dikkate alınmasının önemi son yıllarda ağırlık kazanan bir konu haline gelmiş durumda. İngiltere hükümeti tarafından kurulan Supporters Direct (www.supporters-direct.org) bu tartışmaların sonucunda ortaya çıkan ve taraftarların daha fazla söz sahibi olmasını mümkün kılmayı amaçlayan bir yapı. 2006 yılında yayımlanan Bağımsız Avrupa Spor Gözden Geçirme Raporu (Independent European Sport Review of 2006) içindeki Avrupa futbolu detaylı incelemesinde de Avrupa’da hem ulusal hem de uluslararası düzeyde taraftarların futbolun dışına itildiği ve etkin futbol yönetiminin ancak ve ancak taraftarların daha fazla katılımı ile mümkün olabileceği savunulmuştur. UEFA bu yükselen dalgaya kayıtsız kalmamış ve taraftar ağlarının güçlendirilmesine destek verme kararı çıkarmış ve gene aynı nedenlerle UEFA Kulüp Lisans Sistemi içine her kulübün taraftarla ilişkilerden sorumlu bir yönetici belirlemesi koşulunu eklemiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu Kulüp Lisans ve Mali Fair Play Talimatı’nın 49. Maddesi uyarınca, lisans için başvuran her kulüp profesyonel kadrosu içinde bir Taraftar İrtibat Sorumlusu (TİS) çalıştırmak zorundadır. Aynı talimatnameye göre, taraftar irtibat sorumlularının görevleri şu şekilde belirlenmiştir (madde 49, Fıkra 4):

a) Düzenli olarak kulübün yönetimi ile toplantılara katılmak, emniyet ve güvenlikle ilgili konular hakkında güvenlik görevlileriyle işbirliği yapmak,
b) Taraftarlar ve kulüp arasında bir köprü olmak ve iki taraf arasındaki diyalogun geliştirilmesine yardımcı olmak,
c) Çalışmaları iki taraftan da aldıkları bilgiye ve itibara dayandırmak,
d) Kulüp yönetimi tarafından verilen kararlar hakkında taraftarları bilgilendirmek ve diğer bir yandan da taraftarların görüşlerini kulüp yönetimine aktarmak,
e) Sadece çeşitli taraftar grupları ve girişimler ile ilişki kurmakla kalmayıp, aynı zamanda polis ve güvenlik görevlileri ile de diyalog halinde olmak,
f) Taraftarların güvenlik talimatlarına uygun şekilde hareket etmelerini sağlamak için müsabakalardan önce diğer kulüplerin TİS’leri ile bağlantı kurmak,
g) Taraftarları kulübün birer parçası olmasını sağlayan projeler geliştirmek ve uygulamak olmalıdır.

Şu anda Türkiye Futbol Federasyonu’ndan lisans almış her kulübün bir Taraftar İrtibat Sorumlusu var. Sizin tuttuğunuz takımın da. Peki, bırakın toplantı yapıp görüş ve önerilerinizi yönetime bildirmeyi, gönül verdiğiniz kulübün Taraftar İrtibat Sorumlusu’nun adını bile biliyor musunuz?

FREE Projesi Soruyor: Taraftarların söz hakkı olmalı mı?

Taraftarların söz hakkı olması gerektiği kabul edilen ve savunulan bir konu haline gelmiş durumda, yapılan yasal düzenlemeler de bu konuda belirli bir aşama kat edildiğini gösteriyor. Ama biz bu konuyu bir kez daha tartışmaya açmak istiyoruz: Futbol taraftarları bu oyunun nasıl yönetileceği konusunda neden söz sahibi olmalılar ya da olmalılar mı? Bir kulübü çok sevmek, onun ürünlerini satın almak, onu izlemeye gitmek neden bir kişiyi o kulübün nasıl yönetileceği ve önemli kararlarının ne olacağı konusunda söz sahibi yapsın ki? 2008 yılında Avrupa Spor Forumu esnasında bir sohbet ortamında Borja Garcia-Garcia’nın biraz da provakatif olmak için sorduğu şekilde soracak olursak, Madonna’yı çok sevmek, onu cd’lerini satın almak ve her konserine gitmek bir insanı Madonna’nın kariyeri, hangi kostümü giyeceği, nerede konser vereceği, hangi şarkıları söyleyeceği, arkasında kimin dans edeceği ve gitar soloyu kimin yapacağı gibi konularda söz sahibi yapar mı? Borja’nın bu konuda görüşleri yazdığı kitaplar ve çalışmalarından zaten bellidir, taraftarların yılmaz bir savunucusudur. Bu soruyu sormasındaki amacı, taraftar-futbol ilişkisi tartışmasını derinleştirmek ve farklı kitleleri dahil etmekti. Başarıya da ulaştığı söylenebilir.

Borja’nın bu provakasyonuna kestirmeden gidip, “neden olmasın” cevabı vermek yerine, hem Supporters Direct hem de Avrupa Futbol Taraftarları Ağı (Footbal Supporters Europe) üyesi arkadaşlar uzun ve kapsamlı entellektüel ve tutarlı cevaplar verdiler.

Tüm cevapları detayları ile bir yazıya sığdırmamız mümkün değil, ama toplamda ortaya çok net ve güçlü bir argümanın çıktığını söyleyebiliriz: Bir takım taraftarı ile Madonna hayranı aynı değil. Futbol kulüpleri ile toplum arasındaki güçlü bağlardan ve aidiyet duygusundan hareketle, bir kulübün toplum tarafından inşası ve o topluluğu temsiliyetine kadar geniş argümanlar mevcut. Ayrıca taraftarların kulüp için karşılık beklemeden yapabileceklerinden (Gönüllü faaliyetlerden altyapı çalışmalarına), taraftarların sahip oldukları maddi ve manevi birikimlerini ve tecrübelerini kulüp ile paylaşma isteklerine kadar geniş bir yelpazede taraftarların katılımının önemi savunulabilir. Hepimizin böyle tanıdıkları vardır: Benim Beşiktaş için saha kenarında seve seve gönüllü sağlık görevlisi olabilecek beyin cerrahı profesör bir arkadaşım var mesela, ya da hukukçu kardeşim gene Beşiktaş için gönüllü olarak günlerce araştırma yapıp savunma hazırlayabilir.

Taraftarlar ve ticaret: Kiminin parası kiminin duası

Taraftarların kulüpleri ile olan duygusal, psikolojik, sosyolojik bağları ve futbolun romantik yüzü taraftarları futbolun söz sahibi olarak görmek için kimilerine yeterli gelebilir. Günümüz modern futbolunda ise ekonomik boyutun ağırlığı bu kadar hissedilirken bu tür mahalle takımı söylemleri ekşi sözlükte batiatus mahlaslı yazarın ‘ağlak blog yazarının osuruktan futbol romantizmi’ başlığına yazdığı gibi “futbola haddinden fazla kıymet yükleyen insanlar”a mahsus görülüp eleştirilebilir. Peki taraftarlar ve futbol arasında ekonomik ilişkinin taraftarların futbolda daha fazla söz sahibi olmasına etkisi nasıl incelenmeli?

Hayatım Futbol dergisinin 67. sayısında kulüplerin maddi durumları ve özellikle Avrupa futbol devlerinin maddi güçleri ile Türkiye takımlarının borçları detaylı ve güzel bir şekilde incelenmişti. Bu analizlerin ortaya çıkardığı bir çarpıcı sonuç ise, takımların taraftarlarının kulüplerin en önemli aktif mal varlıklarından olduğudur. Bu konuda en detaylı analizlerden birini yazan ve bu yaklaşımı tanıtan Sean Halim, taraftarların günümüz ticari futbolunda önemlerini incelediği çalışmaları ile geleneksel-romantik toplumcu yaklaşım ile ticari-ekonomik yaklaşım arasında bir köprü kurmuş ve taraftarların her iki açıdan da vazgeçilmez olduğunu savunmuştur. Halim ve diğerlerinin görüşlerini özetleyecek olursak, günümüz ticari futbol yapısında taraftarlar bir kulübün en önemli aktif mal varlıklarını oluşturmaktadır. Bu mal varlığı kulübe hem sosyal bir güç kazandırmakta hem de çok önemli maddi gelir getirme potansiyelini taşımaktadır. Bu maddi gelir sadece taraftarların kulüp için yaptıkları harcamaları değil, maçlara alınan reklam ve yayın gelirleri, kulüp üzerinden taraftarlara ulaşmaya çalışan sponsor ve markaları da kapsamaktadır. Bu nedenle, taraftarların kulüp hakkındaki önemli konularda söz sahibi olmaları, kulübün kaynaklarını korumak ve geliştirmek için hayati önem taşımaktadır.

Müşteri mi taraftar mı?

Yukarıda sunulan şekli ile taraftarların bir kulübün mal varlığı olarak görülmesine itirazların, özellikle geleneksel-romantik kanattan, yükselmesi doğal. Futbolun gittikçe ticarileşmesi ve ekonominin temel belirleyici olması bir çok taraftar için rahatsız edici bir durum. Katılımcı ve taraftar temelli Avrupa modelinden uzaklaşıp, seyirci-müşteri temelli Amerikan spor modeline bir kayma söz konusu. Kulüpler, müşteri-seyircilerini tatmin etmek zorundalar ama bu onları yönetim işlerine dahil etmelerini gerektirmez, bkz. Madonna sorunsalı.

Her türlü yönetim, iktidar ve ekonomi sorununda olduğu gibi futbolun nasıl yönetilmesi konusunda da mutlak bir doğru yok. FREE projesinde bizim bu konuyu araştırmamızdaki amacımız farklı doğruları ortaya çıkarmak ve futbolun nasıl yönetilmesi ve taraftarların tam olarak kendilerini nasıl gördüklerini araştırmak. Bu kapsamda çok yakında Türkiye dahil sekiz Avrupa ülkesinde çok kapsamlı bir taraftar araştırması başlatıyoruz. Bu araştırmayı FREE projesi iletişim kanalları (internet sayfası, twitter, facebook) ve Hayatım Futbol aracılığı ile takip edebilir, kendi görüş ve tutumlarınızı paylaşabilirsiniz.

Futbol taraftarları konusuna bir sonraki yazımızda devam edeceğiz.

LogoFreeFondCouleur

Football Research in an Enlarged Europe – FREE, Avrupa Komisyonu 7. Çerçeve Programı tarafından desteklenen bir Avrupa araştırma projesidir. 8 ülkeden 10 üniversitenin yürüttüğü FREE projesine Türkiye’den ODTÜ Avrupa Çalışmaları Merkezi’nden (www.ces.metu.edu.tr) Y.Doç.Dr. Özgehan Şenyuva ve Y. Doç. Dr. Başak Z. Alpan katılmaktadır. Proje hakkında daha fazla bilgiye www.free-project.eu sayfasından ve @Free_project_eu twitter hesabından ulaşabilirsiniz.

8-higuita-getty

Previous:

Kalecilere bir övgü: Oyunbozanlar

Barcelona FC v Malaga CF - Copa del Rey Quarter Final

Next:

Hop hop altın top

You may also like

Yorum Yap