Kötü kadro mühendisliğine tecrübe etkisi

24 Kasım of 2015

Galatasaray’da hiç beklenmeyen bir dönemde, hiç hesapta olmayan bir değişim süreci başladı. Gelen, gideni aratmayacak kadar tecrübeli olduğundan öngörüde bulunmak da nispeten daha kolay oluyor

Yazar: Egemen Yıldırım

egmnyldrm@gmail.com | twitter.com/egmnyildirim

Prandelli’nin İstanbul kariyerinin kısa süreceği, neredeyse çıktığı ilk resmi maçtan kendini belli etmişti; öyle de oldu. Bıraktığı enkazı toparlamak da ilk büyük takım tecrübesine başlayan fakat camianın dinamiklerini bilen Hamza Hamzaoğlu’na düştü. O da kendisinden beklenenin fazlasını yaptı ve 2015/16 sezonuna 3 kupayla başladı. Fakat onun da sonu nispeten Prandelli’ye benzedi ve görevini Mustafa Denizli’ye bir nevi devretti.

Futbolun psikoloji sanatçısı

Mustafa Denizli Türkiye’nin en büyük 3 futbol duayeninden bir tanesi. Muadili olduğu Fatih Terim ve Şenol Güneş kadar öğretici yönü olmasa da sahip olduğu tecrübeyi aksettirişi ve bunun sahada birçok detayıyla uygulanıyor olması onu özel kılan en önemli noktalardan bir tanesi. Tabii bir de psikoloji yönetme kabiliyeti var ki şu an özellikle Beşiktaş ve Fenerbahçe taraftarının en çok çekindiği Mustafa Denizli özelliği bu.

Bu çekincede haklılık payı hiç de az değil. Sonuçta başında bulunduğu takımın her maçtaki şansını %51 olduğunu söyleyecek, ’26. haftada lideriz’ diyerek bunu başarabilecek ve ‘maçı kafada oynama’ tabirini literatüre sokabilecek özgüvene sahip. Haliyle de bu tarz psikolojik etkenler, sahaya çıkmadan rakipleri belli etmese de baskı altına alabiliyor. Bunu Beşiktaş’ta da Fenerbahçe’de de çok iyi uyguladı.

Hem sıralama, hem psikoloji hem de performans olarak çok da kötü olmayan bir Galatasaray’ı devralan Mustafa Denizli’nin şu anki en büyük kozu da bu psikolojik etki. Dursun Özbek ile basının karşısına geçtiğinde sarf ettiği ve taraftarın yüreğine işleyebilecek sözlerle de henüz eşofmanı giymeden çalışmalarına başladığını gösterdi.

mustafa denizli

Saha içinde neler eksik?

Galatasaray şu an lider Beşiktaş’ın 7, ikinci Fenerbahçe’nin de 5 puan gerisinde; Medipol Başakşehir ile Akhisar Belediyespor ile de aynı puanda. Görüntü olarak aslına bakarsanız pek iç açıcı değil ama bu karamsarlık, kısa vadeyi kapsıyor. Ligin ikinci yarısında Galatasaray’ın fikstürü tüm rakiplerine göre avantajlı. En önemlisi de 3 büyük maçı kendi sahasında oynayacak.

Form konusu ise bireysel olarak incelenmeli. Takım oyununda yaşanan dalgalanma oyuncu bazında ise siyahla beyaz kadar fark ediyor. Takım bazında ise bundan 2 sezon önceki dominant oyundan örnekler neredeyse hiç görünmediğidir. Hamza Hamzaoğlu her ne kadar kendi oyunlarını rakibe kabul ettiren bir anlayışla sahada olacaklarını vaat etse de oynanan 20’ye yakın resmi maçta bunu neredeyse hiç göremedik. Bu yüzden Galatasaray’da bireysel performanslar daha çok ön plana çıkıyor.

Örneğin sezon başından bu yana belli bir standart yakalayan Selçuk, Carole, Hakan Balta gibi isimlere karşın Semih Kaya, Sabri, Umut Bulut ve Burak Yılmaz gibi isimlerin vasata bile ulaşamayan form durumları mevcut. Bu da takımın genel performansını doğrudan etkiliyor. Formsuz isimleri saha içerisinde itecek isimler de bekleneni veremeyince Galatasaray sahada bir şeyleri hep eksik yaptı sezon başından bu yana.

Takımın psikolojik durumu da son derece ilginç. Lig yarışından kopmayan, Avrupa’da Şubat ayını görme açısından avantajlı olan ve özellikle yerli milli oyuncuların EURO 2016 vizesiyle birlikte morallenmesi Galatasaray’a bir türlü yansımadı. Takım sahada birçok kez birbirinden kopuk görüntü sergiledi. Kazanılan maçlarda bunu tersine çeviren normalin üstüne çıkan hücum performansları oldu.

Bu saydıklarımızı Hamza Hamzaoğlu’nun eleştiri mahiyetinde de alabiliriz. Sonuçta bu eksiklikler onun takımının yaşadıkları. Peki, bunlar düzelmeyecek konular mıydı? Elbette düzelirdi. Geçtiğimiz sezon Hamzaoğlu’nun devraldığı Galatasaray, bu eksikliklerin çok daha fazlasına sahipti ancak sezonu 3 kupa ile noktalamıştı…

burak yılmaz

Denizli’nin Galatasaray’ı neye ihtiyaç duyar?

Hamza Hamzaoğlu, kendisi dışında çok az teknik adamın verim alabileceği bir kadro oluşturdu sezon öncesinde. Özünde kötü mühendisliği olan bir kadro… Onun görevden alınmasının ardından düşünüldüğünde Galatasaray, eğer başarıya ulaşmak istiyorsa en büyük ihtiyacı tecrübe olacaktı. Bunu da yerli bir teknik adamın verebileceği de kaçınılmaz. Piyasa koşullarına bakıldığında 2 ismi ön plana çıkarmak çok da zor olmadı: Mustafa Denizli ve Ersun Yanal…

Ersun Yanal’ın Galatasaray camiasına özellikle uzak oluşu Mustafa Denizli’yi onun önünde hep avantajlı kıldı. Dursun Özbek ve yönetiminin de Ersun Yanal’ı istemediklerini birkaç kez dile getirmeleri de dümenin başına Denizli’nin geçeceğini neredeyse kesinleştirdi.

Galatasaray’ın mevcut şartlarında ihtiyaç duyduğu tecrübe Denizli’de hiç kimsede olmadığı kadar mevcut. Hatta sadece muadilleri Fatih Terim ve Şenol Güneş’te var. Teknik adam olarak gözünü Galatasaray’da açışı, camianın birçok dinamiğine hakim oluşu da düşünülünce Denizli’nin Galatasaray’ından ümit olmamak için bir neden yok.

Gerçekler göz ardı edilmemeli

Tabi bazı gerçekleri de görmezden gelmek olmaz. Hamza Hamzaoğlu döneminde bile şu anki kadronun şampiyonluğu kazanması rakiplerine göre biraz daha zorken yaşanan kan değişimi ve bu değişime ayak uyduruş süresi de düşünülünce Mustafa Denizli’nin de işi hiç mi hiç kolay değil.

Öncelikle Mustafa Denizli’nin bir Ernst ve Yusuf Şimşek’e ihtiyacı var. 2008/09 sezonunda Ertuğrul Sağlam’dan aldığı Beşiktaş’ı ikinci yarıdaki Ernst ve Yusuf Şimşek etkisiyle şampiyonluğa taşıyan Denizli, Galatasaray’da da tam olarak bu tarz 2 isme ihtiyaç duyuyor. Hamza Hamzaoğlu, takım içerisinden çözüm bulacağına inansa da Melo’nun boşluğunu bir türlü dolduramadı. Denizli, en azından ligin ikinci yarısına kadar bu boşluğu Selçuk’un yanına Chedjou’yu çekerek doldurabilir ama devre arası mutlaka yeni bir Ernst isteyecektir. Ayrıca Burak ve Umut’un çok kötü form durumları da bir forvet transferini zaruri kılıyor. Eğer bu eksikler tamamlanırsa işte o zaman Galatasaray için daha iyi şeyler söylemek mümkün.

Bir diğer önemli nokta takımın genel performansını dengelemek. Bir oyuncunun çok iyi, diğerinin ise çok kötü form durumuna sahip olarak devam etmesi, Hamzaoğlu dönemindeki sorunları devam ettirir. Denizli bu eksiği de önce psikolojik olarak kısa süreli devre arasında da kondisyon yüklemesi yaparak kapatmaya çalışacaktır. Daha önce başarmışlığı var ne de olsa.

Saha dışı açıklamalar da Mustafa Denizli’nin Galatasaray’ı için son derece kritik. Beşiktaş döneminde olduğu gibi ’26. haftada lideriz’ tarzı hem takımına özgüven hem de rakiplerini tedirgin edecek açıklamalar, yani klasik Mustafa Denizli hamleleri, böylesine tecrübeli bir kadroyu da uyuduğu uykudan uyandırabilir. Zaten Denizli takımla bir araya geldiğinde, hatta ilk antrenmanda bunun ihtiyaç vesikasını çıkaracaktır.

Tecrübe kadar maharet

Mustafa Denizli, rakipleri Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın kendilerinden hem form hem de oyun olarak kendilerinden bir adım önde olduğunu sezon sonuna kadar aklından hiç çıkarmayacaktır. Özellikle bu sezonun Beşiktaş’ı Şenol Güneş ile birlikte hakikaten tüm lig için korkutucu bir tehlike haline dönüşmek üzere. İşte buraları oynamak da tecrübe kadar maharet de ister. Denizli’nin de Güneş’e karşı bunu nasıl kullanacağını hep beraber göreceğiz.

Galatasaray’da zorla oluşturulmaya çalışılan kötü havayı bahara döndürmek için Mustafa Denizli’nin sadece kritik 1-2 nüansa ihtiyacı var. Onu devreye sokarsa, sahadan önce psikolojik olarak ligin kaderine direkt etki eder. Bu da unutulmamalı…

ozan

Previous:

Josef de Souza neden alındı?

Riyad Mahrez

Next:

Centilmen Claudio Ranieri’nin zerafet sezonu

You may also like

Yorum Yap