Luis Suarez Türkiye yolunda!

24 Nisan of 2015

Dünyanın en etkili forvetlerinden birisi Luis Suarez yıllar önce iki defa Türkiye’nin kapısından döndü. Şimdi o hikâyeleri okuyacaksınız

Yazar: Serkan Akkoyun

serkanakkoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/azadgarazli

Mesai saati belli olmayan bir işte çalışıyorsanız, sizi bu işe bağlaması için bazı güçlü motivasyon kaynaklarına ihtiyaç duyarsınız. Kimisi iyi parası, kimisi şöhreti olabilir. Bizim işin en güçlü motivasyon kaynaklarından birisi de sürekli bir spor müsabakası takip etme gerekliliği. Hele günlerden Salı ya da Çarşamba ise o akşam hiçbir organizasyona katılamazsınız. Çünkü “akşam Şampiyonlar Ligi maçları var. Benim de mesaim var tabii doğal olarak” diyerek 21:45’e hazırlanırsınız. Bir de o akşam Luis Suarez gibi bir adamı izleyecekseniz; biranız soğuk, cipsiniz bol olsun. Tabii mesainizi aksatmadan…

Barcelona’nın Paris Saint-Germain ile oynadığı çeyrek final maçında Luis Suarez adeta şov yaptı. David Luiz’i madara etmesi bir yana günden güne gelişen vuruş tekniği ve öldürücü koşuları bu maçta doruk noktasına ulaştı. Hani bazen diyor ki insan keşke şu adamı kanlı canlı da izleyebilseydik… Peki, ben size bunun yıllar önce gerçek olabilme ihtimali bulunduğunu söylesem? Gelin de size bir hikâye anlatayım…

groningen

Birinci Bölüm “O Gece…”

Güzel bir İstanbul öğleniydi. Ntvspor’da Ali Ece, gündemi yorumluyor, sakin sakin onu dinliyordum. Programın kapanışı sırasında üstadın ağzından birkaç cümle çıktı. Oturduğum yerde doğruldum, hikâyeyi yakalamıştım. Program biter bitmez kendisiyle konuştum. “Abi, anlat şu olayın aslını. Ben de yazayım” dememle başladık sohbete.

Yıl 2006. Luis Suarez, o zaman Nacional’den henüz transfer edilmiş, Groningen taraftarları için de kapalı kutu. Yaşı da 19. Ama Nacional’de yapacağını yapmış, kumaşının kalitesini ortaya koymuştu. Zaten bir süre sonra Groningen’in çirkin yeşil tonuna sahip formasını giyiyor, başlıyordu şovuna. O sırada Hollanda’dan çok uzakta, İstanbul’da da bir futbol aşığı, küsüyordu medyaya. Müzik stüdyosunda umutlarını notalıyor, hayal kırıklıklarını besteliyor, kendisi gibi tadı damağında kalanların isyanlarını kayıt altına alıyordu. Bir yandan da vazgeçemiyordu tabii futbol sevdasından. İşte o ara vuruluyordu Groningen’in Uruguaylı genç golcüsüne. İşi de biliyor ya hani, “Bu Van Nistelrooy da Hollanda’nın baş altı takımında yıldızlaşmıştı.” diyerek daha bir alıcı gözüyle izliyor dişlek golcüyü artık. “Çok hırslı, dar alanda yılan gibi kıvraktı” sözleriyle anlatıyor o dönemin Suarez’ini. Ardından Hollanda’da yaşayan arkadaşına soruyor. Oradan da olur geliyor. Hollanda’da canlı izleyen arkadaş, “Buralarda kalmaz, Avrupa’nın en iyi takımlarına gider” diyerek yıllar sonrasını görüyor. O sırada Suarez’i Ajax da scout ediyor tabii ki. Ama ‘fırtınalı kişiliği’ nedeniyle kararsızlar. Günler böylece geçerken bir gün Ali Ece, bir davete katılıyor. Davet Galatasaray camiasının ve o da Galatasaray Üniversitesi mezunu olarak eski arkadaşları ile iştirak ediyor geceye. Rastlantı bu ya, o gece orada dönemin Galatasaraylı yöneticilerinden bir tanesi de yer alıyor. Bu kadar futbol merkezli insan bir araya gelince sohbet İtalyan modasının yükselen trendleri olmayacağı için başlıyor aralarında bir futbol muhabbeti…

AFC Ajax v AJ Auxerre - UEFA Champions League

Kendisi bizim sohbetimiz sırasında yönetici tarafından ciddiyetle dinlenmesini “Arkadaşlar yönetici abimize benim futbol bilgimi abartarak anlatmış sanırım” diyerek ifade etse de anladığım kadarıyla o bilinen yüksek dinleti gücüyle etkiliyor karşısındakini. Sohbet sırasında laf lafı açıyor, Galatasaraylı yönetici “Aydın Yılmaz kendi yaş grubunun en iyi kanat hücumcusu” deyiveriyor. O günlerde Aydın da yeni yeni takıma adapte oluyor, hakkını da yememek lazım umut saçıyordu. Fakat Ali Ece, Luis Suarez’den bahsediyor, Galatasaray’ın mutlaka almasını salık veriyor. O anlattıkça yönetici abimiz de ciddiyetle dinliyor. Gecenin sonunda telefonlar alınıp veriliyor ve ‘görüşmek üzere’ ayrılıyorlar. İş bu ya, Aydın Yılmaz birkaç hafta sonra müthiş bir maç çıkarıyor. Yönetici abimiz, telefonu eline alıyor, mesajlara giriyor, mesajını yazıyor, gönderilecek kişiye gelip seçiyor:

Kişi: Ali Ece

Mesaj: “Bak ben haklıyım, Aydın senin Suarez’den daha iyi…”

Daha sonrasını biliyorsunuz. Luis Suarez o sezonun sonunda Ajax’a transfer oluyor. Ajax’ta 4 yıl oynayıp, 100’ün üzerinde gol atarak Liverpool’a geçiyor. İngiltere’de bir efsaneye dönüşünce de soluğu Barcelona’da alıyor ve bugün izlediğimiz bir fenomen haline geliyor. Farazi konuşmak futbolda çok doğru olmasa da, bu hikâyeler de işin tuzu biberi. Suarez, Galatasaray’a o sezon gelmiş olsaydı acaba neler olurdu? O da sizin hayal dünyanızın uçsuz bucaksız tarlalarında yeşillenecek artık. Ama fazla kaptırmayın kendinizi, çünkü yazının ikinci bölümünde bir de Suarez-Beşiktaş hikâyesi okuyacaksınız…

liverpool

İkinci Bölüm “Uruguay’dan yıldız mı çıkar?”

Beyoğlu’nda Aydın Yılmaz engeline takılan Luis Suarez’in adı aynı dönem bir şekilde Beşiktaş yönetiminin de kulağına gidiyor. Beşiktaş’ın o dönem henüz ne kadar kötü yönetildiği bu kadar gün yüzüne çıkmamış, yeni bir şampiyonluk hasreti ile yanıp tutuşan taraftarlarına Delgado ve Kleberson gibi yıldızlarla gövde gösterisi yapıyor.

Aynı zamanda genç oyunculara da önem veriyorlar, 17-18 yaşında oyuncuları altyapıya transfer ediyorlar ancak kulaklarına gelen Luis Suarez ismine pek sıcak bakmıyorlar. Dönemin Beşiktaş yöneticilerinden birisi, “Uruguay’dan yıldız mı çıkar?” diyerek alaycı bir yaklaşıma bile bürünüyor; Zidane’ın oğluna adını verdiği Enzo Francescoli’yi tanımadığını böylesine belli edercesine.  19 yaşında, Hollanda’nın Groningen takımında oynayan Uruguaylı bir oyuncu? Gerçeklerle yüzleşmemiz lazım; bizim ülkemizin şampiyonluğa oynayan takımlarının futbol yöneticileri için hiçbir transfer edilebilir tarafı yok!

İşte Suarez, Galatasaray’daki gibi en azından bir süre beklenmeden, kimseyle kıyasa dahi sokulmadan, Beşiktaş’ın gündemine dâhi alınmıyor. Eh, aynı Beşiktaş değil miydi Ibrahimovic’i beğenmeyen? Oluyor işte arada böyle şeyler…

21.04

Previous:

İnsanlık kaybedince Altay da kaybetmiş sayıldı

loladiegoraul

Next:

Üç Maradona

You may also like

Yorum Yap