Menemen sıcak yenen bir yemektir

19 Haziran of 2015

Her ne kadar Slaven Biliç sonrası dönem olarak atfedilse de bu dönemin ilk temelleri Samet Aybaba döneminde atıldı.  Maç sonlarına yıldırımlar düşüren Aybaba’nın hücum futbolu,  Slaven Bilic döneminde daha akıllı ve kolektif bir oyuna evrildi. Yolun sonunu bir türlü göremeyen Beşiktaş, bir performans ustasının ellerinde yükselecek; Şenol Güneş

Yazar: Bahadır Bozkurt

bahadirbozkurt@hayatimfutbol.com |twitter.com/luyisfanhaal

Futbolda yeni sezona ümitlenmek, adettendir. FEDA sezonu ile bir miladı başlatan Beşiktaş, camia olarak rejenerasyon içerisine girerek bir yenilenmenin son dönemecinde. Bu dönem içerisinde sportif anlamda elde edilemeyen başarıların yanı sıra statsız geçen iki yılın ardından kan değişimine giden Beşiktaş, Şenol Güneş ile sezona merhaba demeye hazırlanıyor. Genç ve potansiyeli yüksek kadrosuyla şu anda Şenol Güneş ideal bir seçim olacak gibi. Agresif bir hücum futbolunu tercih edecek olan tecrübeli hoca, hem kendisinin hem camianın özlenen şampiyonluğunu elde etmek için bu uzun maratonda mücadele edecek.

FEDA’dan vedaya ince çizgiler

Samet Aybaba döneminde Olcay Şahan, Oğuzhan Özyakup ve bir önceki sezon takıma katılan Veli Kavlak ile başlatılan gurbetçi oyuncu açılımına, Slaven Biliç döneminde Gökhan Töre, Günay Güvenç, Kerim Frei gibi isimlerle devam edilerek yeni kadronun iskeleti iki sezona yayılan transfer politikasıyla gerçekleştirildi. Aybaba döneminde inişli-çıkışlı oynanan kamikaze futbolunun ardından Önder Özen’in futbol direktörü olmasıyla değişim rüzgârları daha hissedilebilir hale dönüştü. Lucien Favre gibi birkaç teknik adamdan çeşitli nedenlerle olumsuz cevap alındıktan sonra süreç Slaven Bilic’le tamamlandı. Türk futbolunun gurbetteki yeteneklerinin Biliç ile iyi sinyaller verdiği düşünülerek ikinci sezona da devam kararı alan yönetim, gelmeyen başarının ardından Hırvat hocayla yollarını ayırdı. Bu dönem içerisinde Samet Aybaba altyapıdan bazı isimleri takıma kazandırmaya çalışırken herhangi bir somut başarı elde edemese de, Biliç’in ele tutulur olarak Atınç Nukan’ı şu anda takıma kazandırdı. Şenol Güneş döneminde bu isimlere yeni isimlerin katılması uzun vadede istenilen bir konu başlığı olacak.

İki teknik adamın da zor şartlar altında çalıştığı bir gerçek. Samet Aybaba’nın lig maratonu boyunca defansif kurgudaki aksaklıkları giderememesi, Slaven Bilic’in ise rakipleri iyi analiz etmesine rağmen maç içerisinde hamle yetersizlikleri iki teknik adamı yol ayrımına getiren en önemli unsurlardı.  Bilic dönemindeki en büyük eksilerden bir tanesi olarak hatırlanacak olan derbi sendromlarına, son dönemdeki serbest düşüşle beraber ligin zirvesinden kopup, sezon tamamlanmasına 2 hafta kala matematiksel olarak şansın yitirilmesi yönetimi yeni arayışlara itti. Performansların böylesine düştüğü bir dönemde formayı adaletli dağıtmadığına inanılan Hırvat hoca eleştiri oklarının hedefindeki isim oldu.

Medya tarafında Samet Aybaba “gülümseterek”, Slaven Bilic “karizmasıyla” umut dağıttı. Samet Aybaba’nın nüktelerinin, Slaven Bilic’in karizma çabalarının belli zamanlarda dozunu fazlasıyla kaçırdığını söylesek abartmış olmayız. Bu dönemlerin bile takımı yıpratma payının olduğu aşikâr.

Özetle, değişimin başladığı süreçte Aybaba belli ölçülerde takıma katkı sundu, Bilic ise kendinden önceki takımın iskeletini tam anlamıyla oturtarak bayrağı bir adım daha öteye taşıdı. Bayrağı devralan Şenol Güneş de oyun planını daha hücum gücü yüksek olarak kurgulayıp, dalgalı performans gösteren isimlerden maksimum düzeyde verim almak için çalışmalarına başlayacak.

senol 2

Güneş doğdu, şimdi ne olacak?

Şenol Güneş’le beraber dünyanın bir tozpembe bulut haline gelmeyeceğini elbette çok iyi biliyoruz. Fakat Güneş’in bu ekiple beraber iyi bir sezona imza atabileceğini öngörenlerin sayısı oldukça fazla. Bunun için doneler yeterli olsa da, en arabesk sezonlardan birinin geride kaldığının unutulmaması gerekiyor. İlk olarak bu olguyu ele aldığımızda, Şenol Güneş’te bu baskının rahatlıkla altından kalkabileceğinin pırıltıları bulunuyor. Özellikle Trabzonspor’u çalıştırdığı dönemlerde yerel medyanın baskısıyla beraber tartışması hala bitmeyen sezonları geride bırakan Şenol Güneş, siyah-beyazlı ekibin bu seneki travmasının etkilerini kısa sürede silebilir. Takım, Türkiye’nin dinamiklerini farklı kulüplerde tecrübe eden ve Dünya Kupası’na katılan, milli takımın başında olan bir hocanın artılarını sezon içerisinde mental anlamda hissedecektir.

Şenol Güneş tercihinin asıl nedeni ise çalıştırdığı takımlardaki oyuncuların bireysel anlamda kariyerlerinin zirvelerine çıkmaları. Bu anlamda belki de Türkiye’deki açık ara en iyi hoca olarak düşünülebilir.  Hücum futbolunu benimseyen Şenol Güneş’in takımında son dönemlerde parlayan isimlere bakıldığında Burak Yılmaz, Fernandao gibi gol krallarına ve Selçuk İnan, Volkan Şen gibi ligin asist liderlerine rastlamak mümkün. Burada Ozan Tufan’dan, Egemen Korkmaz’a, Colman’dan Josue’ye kadar sayılabilecek geniş yelpaze içerisinde en dikkat çeken isimlerden bir tanesi de Engin Baytar olmuştu. Tanıl Bora’nın, Engin’e gösterdiği sabırla Nobel Barış Ödülü’ne adayı olarak sunduğu isim olan Şenol Güneş, inatla problemli futbolcusunun kariyerine yön veren isimdi.  Aynı inadı Volkan Şen’in kâbus gibi geçirdiği Trabzonspor döneminden sonra Bursaspor’da tekrar buluşarak, ligin en iyi kanat oyuncularından bir tanesi yaptığına da şahit olduk.   İşte tam bu noktada Beşiktaş’ın ümitleri yeşeriyor. Kadroda Gökhan Töre, Olcay Şahan, Tolgay Arslan, Veli Kavlak gibi önemli isimler potansiyellerini bu sezon ortaya koymuşlardı. Şimdi Güneş’in ellerinde bu isimler sürdürülebilir bir performansa imza atmaya çalışacaklar. Aslında bu konularda en fazla baskıyı görecek ismin Oğuzhan Özyakup olduğu aşikâr. Oğuzhan’ın aldığı altyapı eğitimi ve bugüne kadar koyduğu performansta istenilenin altında kaldığı ortak bir kanı. Şenol Güneş devriyle beraber daha önceki “adam olmaz”(bknz. Volkan, Engin, Burak) denilen profillerin nereye geldiklerine bakıldığında Oğuzhan’ın belki de kariyerinin en önemli fırsatı karşısına çıkmış olabilir. Bu fırsatın aynı zamanda Cenk Tosun’a da, potansiyeli yüksek Kerim Frei’a da geldiğini biliyoruz. Özellikle Demba Ba’nın olası transferinin Cenk’in yolunu açabileceğinin de altını çizebiliriz.

Tamer Tuna, Gaziantepspor ve Sivasspor'da Sergen Yalçın ile birlikte çalışmıştı.

Tamer Tuna, Gaziantepspor ve Sivasspor’da Sergen Yalçın ile birlikte çalışmıştı.

Teknik heyet

Bilic’in ardından ayrılan bir isim de kaleci antrenörü Jose Sambade oldu. Önder Özen’in ısrarları sonucu teknik heyete dâhil edilen bir isimdi. Önder Özen’i referans olarak aldığımızda, dünyanın en iyi birkaç kaleci antrenörü arasında gösteriyordu. Sambade’nin iki yıllık çalışmasının kalecilerin performansına olumlu yönde etki ettiğini gördük. Beşiktaş sezonu Tolga’yla açtı, sakatlıklar nedeniyle Cenk ve Günay ile devam etti. Ortalama olarak kalecilerin performanslarının bu sezon itibariyle iyi olduğunu söylemek salt bir iyimserlik olmayacaktır. Sezonun sona ermesiyle beraber Kasımpaşa’ya transferi gündemde olan Sambade, Önder Hoca’yla tekrar çalışma fırsatını bulacak gibi.  Bu açıdan değerlendirdiğimizde Şenol Hoca’nın takımın başına geçmesi Beşiktaş için avantajlı bir nokta olacak. Son dönemini ele aldığımızda Şenol Hoca’nın lige armağan ettiği kaleciler arasında; Onur Kıvrak, Tolga Zengin ve Harun Tekin gibi isimleri bir çırpıda sayabiliyoruz. Eski bir kaleci olan Şenol Güneş çalıştırdığı takımlarda yeni isimlere eldiven teslim etmekten çekinmiyor. Özellikle Günay ve Cenk gelecek sezon içerisinde büyük çıkışa imza atabilirler. Şenol Güneş’in takımını kabaca tasvir edeceksek hep tutanı ve atanı iyi takımlar oluşturmuştur. Bu kadar tempolu oynayacak bir takımın olmazsa olmaz olan iki şartından bir tanesinde oluşacak aksaklık, işleri tersine döndürebilir. Özellikle önde kurulan defans dörtlüsünün bir anlamda anlamı, Günay ve Cenk’e daha fazla iş düşeceğidir.

Şenol Güneş’in ekibinde yer alacak isimlerden bir tanesinin de kondisyoner Miguel Peiro. Şenol Güneş, çok koşan ve agresif bir takım ortaya koymak adına beraber çalıştığı İspanyol kondisyonere heyetinde görev veriyor. Daha önce Atletico Madrid, Valencia gibi La Liga’nın önemli ekiplerinde görev alan İspanyol kondisyoner, Mustafa Reşit Akçay’ın isteği üzerine Trabzonspor’a transfer olmuştu. Geçtiğimiz sezon Bursaspor’da Şenol Güneş’in heyetinde görev alan Piero’nun, Beşiktaş’ta görev almasının gelecek sezon için artı bir değer olacağı aşikâr.

Son olarak yardımcı antrenör görevine Sergen Yalçın’ın teknik heyetinden transfer edilen Tamer Tuna Beşiktaş için önemli bir kazanım olacaktır. İki sezondur düşme hattındaki takımları (Gaziantepspor ve Sivasspor) kümede tutma mücadelesinde tecrübelenen Tamer Hoca, ligi iyi bilen antrenörlerden bir tanesi. Yönetim burada Biliç dönemindeki gibi bir hataya düşmeyerek kulübü daha yakından tanıyan bir ismi Şenol Hoca’ya eşlik ettirdiğini görüyoruz. Tamer Tuna’nın teknik direktör seçiminden önce açıklanması, kulübün Biliç döneminde istenmeyen yerli yardımcı antrenör adına günah çıkarttığını görüyoruz.

Bursaspor Teknik Direktoru Senol Gunes (sagda), sabah antrenmaninda futbolcularla yakindan ilgilendi.

Başarıya açlık

Şenol Güneş’in kariyerinde resmi olarak henüz bir şampiyonluğu bulunmuyor. Kariyerinde Dünya Kupası üçüncülüğü bulunan teknik direktör Türkiye Ligi’nde hâlâ tartışılan şampiyonlukları içinde bulunduran bir özgeçmişe sahip. Şu ana kadar (3 büyük İstanbul kulübünü çalıştırmadan) lig tarihinde aldığı 255 galibiyetle ligin en çok maç kazanan hocası konumunda.  Şenol Güneş artık bu kariyerini şampiyonlukla taçlandırmak için kendi motivasyonunu üst seviyeye getirdiğini imza töreninde de gözler önüne serdi. Bu isteğini ortaya koyarken ilk basın toplantısında “çalışmayacak” futbolcularına aba altından sopasını gösterdi. Uzun yıllar verilen aradan sonra deneyimi ve motivasyonu en yüksek isim Mustafa Denizli müthiş bir yönetim göstererek mutlu sona ulaştırmayı başarmıştı. Denizli’nin Galatasaray ve Fenerbahçe’den sonra tuttuğu takımda şans bulup şampiyon olma arzusunun, bugün Şenol Güneş’in ruh halinden farksız. Denizli o dönem içerisinde sadece takımı değil adeta kulübü yöneten isim olmuştu. Yaptığı basın toplantıları ve kehanetleri ülke futbolunun dinamiklerini belirleyici unsurdu. Şenol Güneş’in de aynı şekilde basın yoluyla ülke futbolunu belirleyici aktörlerden bir tanesi olacağını daha önceki sezonlarından görebiliyoruz.

Menemen, bu hikâyenin asıl kahramanlarından birisidir. Samet Aybaba döneminde mikro harcamalarla makro başarıları hedefleyen camianın bir metaforu haline gelmişti. Taraflı tarafsız sempatiyle bakılan günleri Slaven Biliç’in mutfağında harmanlayan siyah-beyazlılar, şimdi deneyimli Şenol Güneş’in ellerinde pişirilecek bir yemeği uzun süre sonra tatmak istiyor. Menemen neydi? Menemen umuttu, emekti.

Porto's coach Vitor Pereira celebrates after Porto's forward Silvestre Varela scored during the Portuguese league football match FC Porto vs SL Benfica at Dragao stadium in Porto on May 11, 2013.   AFP PHOTO/ MIGUEL RIOPA

Previous:

Adil, çalışkan ve şampiyon

01_Hauptmotiv_Mario_Gomez

Next:

Willkommen Super Mario!

You may also like

  • 1450416-31005246-1600-900
    08 May

    Altın sezon

    Analiz

    Birçok soru işareti ile sezona giren Göztepe hepsini bertaraf etmeyi başararak şampiyon ünvanıyla PTT 1. ...

  • 01_Hauptmotiv_Mario_Gomez
    31 Tem

    Willkommen Super Mario!

    Analiz

    Ardında unutulmaz bir miras bırakan Demba Ba’nın yerine Almanların matadoru geliyor.  Şansız iki sezon geçiren ...

  • kapak
    03 Nis

    ‘1-0 olsun bizim olsun’dan fazlası

    Analiz

    Ligin kadro açısından yetersiz takımlarından Gaziantepspor, maçlarını 1-0 da olsa kazanmayı başarıyor. ‘1-0’ların hikmeti ve ...

  • akademi sanpiyonu
    19 Ara

    Genç Timsahlar avlanıyor

    Analiz

    Sessiz, gösterişsiz, abartısız hizmete yönelik bir Akademi…    Yazar: Serkan Akkoyun serkanakkoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/sakkoyun_   ...

Yorum Yap