Ölür insan, Yaşar Kemal!

13 Mart of 2015

Yaşar Kemal’i anmak, yazan ve okuyan herkesin borcudur. Hangi alanda üretirsen üret; onun arkasından bir iki veda cümlesi kurmamak; bu eyleme ve ona ihanettir

Yazar: Serkan Akkoyun

serkanaakoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/azadgarazli | 13.03.2015

“Yazdığı kitap, yazarın ölümsüzlüğünü yaratır”
Richard de Bury

Yabancılık hissi çok zordur. Büyük ihtimalle öncesinde bir uzaklaşmanın sonucu olarak meydana gelmiştir ve panzehri sadece bu hissin bedeninizi sardığı yerde tanıdık bir şeye ulaşmaktır. Tanıdık bir ses, tanıdık bir görüntü; tanıdık bir şey işte. Kitap okumaya yeni başlayan bir çocuk olarak girdiğim o yenidünyada yaşadığım yabancılık hissini içimden söküp atmamı sağlayan, Adana’yı, Çukurova’yı, yaşadığım yerlerin belki onlarca yıl önceki hali de olsa isim isim tanımamı sağlayan satırların yazarıydı Yaşar Kemal. Eğer onunla başlamış olmasaydık okumaya, o dünyada yaşayacağımız yabancılık hissi ile 30. sayfada kitabı kapatıp tanıdık seslerin arasına karışacaktık. Yaşar Kemal kelimelerinden tuttu bizi, çekti yarattığı dünyanın içine. Şimdi o dünyadan birkaç satır, Yaşar Kemal’e seslenme sırası bizde.

Hayatı hikâye, hikâyesi hayat

Toprağı bol olsun Yaşar Kemal, ailesi Van’dan Adana’ya göç ettikten sonra doğmuş ve çok zorluklar yaşamış. Babası gözünün önünde öldürülmüş, peşine düştüğü ağıtları bulur da âşık olup aç kalır diye annesi sazı yasaklamış, Rus baskınından kaçıp geldikleri Adana’da dilencilik yapmış, daha da neler neler. Al Gözüm Seyreyle Salih kitabında anlattığı, Hacı Nusret’in dükkânında gördüğü mavi oyuncağın hayaliyle yanıp tutuşan Salih’ti belki onun çocukluğu. Belki de Kuşlar da Gitti kitabında azat kuşlarının hikayesine sığınıp özgürce yaşama hayali kuruyordu. Kim bilir belki de İnce Memed olmak istiyordu da Bir Ada Hikâyesi’nin serilerinin birinde yer alan herhangi bir kayığa atlayıp herkesten, her şeyden uzaklaşmak istiyordu. Bu kadar dert tasa, edebiyat, siyaset, hapis hayatı, baskılar arasında Yaşar Kemal’ın derdi futbol muydu peki? Onun derdi değilse de biz fakirlerin derdi bu oldu. Yaşar Kemal, futbolun neresinde duruyordu diye dert edinip, düştük yollara işte…

Fenerbahçeli Yaşar Kemal

aykutYaşar Kemal’in hayatını Türkiye’nin siyasi gündemi ve kendi sanatı oluşturuyordu diyebiliriz. Onun için siyaset ve edebiyat bir bütündü ve Anadolu’nun geçmişinden geleceğine kadar doğası, insanları, tarihi gibi konularda kafa yormak asıl görevdi. Bunu da yazarak insanlara naklediyordu. Bu çalışma sürecinde hiçbir kere dahi olsa futbol için kalem oynatmadı. En azından oynattıysa da bunu gün yüzüne çıkarmadı. Ancak futbolla alakası vardı ve o da bir futbol takımı taraftarıydı.

Sebebi bilinmemekle beraber Yaşar Kemal, Fenerbahçeliydi. Hatta son dönemde Fenerbahçe camiası ile bir arada görünmekten çekinmiyordu. 2011 yılında Fenerbahçe’nin takım halinde düzenlediği bir yemek sırasında aynı mekânda bulunan Yaşar Kemal, takımın ve o dönemki teknik direktör Aykut Kocaman’ın bulunduğu masaya giderek kısa bir sohbet dahi etmişti. Hatta o sohbeti sayfalarına taşıyan Fenerbahçe Dergisi, Yaşar Kemal’ın Aykut Kocaman’a “İnandığın yolda devam et. Şampiyon olacağız” dediğini satırlarına taşımıştı. Spor yorumcusu Mert Aydın da FourFourTwo dergisi için çalıştığı dönemde, Fenerbahçeli olduğunu bildikleri Yaşar Kemal’le futbol konuşmak için röportaj talep ettiklerini ancak eşinin kendilerine, Yaşar Kemal’ın Fenerbahçeli olduğunu doğrulayarak bu konularda mülakat vermek istemediğini söylediğini aktarmıştı. Diğer takım taraftarı okuyucularının ve insanların kırılıp, üzüleceği ihtimali dahi olan cümlelerin okunmasını istemiyordu, kendi dev ama yüreği minik efsane…

Hiç futbol konuşmazdı

Yaşar Kemal sadece basın aracılığıyla değil, arkadaş ortamlarında da futbol konuşmayı pek sevmiyordu. Örneğin, Çiçek Bar ya da Park Cafe’de vakit geçirdiği dönemlerde arkadaşları ile hiç futbol konuştuğuna şahit olunmamıştı. Çoğunlukla siyaset ve edebiyat çevresinde geçen konuşmalarda konuyu ne kendisi ne de onu dinleyenler futbola getirmiyorlardı. Yaşar Kemal kimliğinde futbol yok denecek kadar azdı. Onun sayesinde çevirmenliğe başlayan ve bu alanda önemli isimler arasına giren Kayhan Yükseler, koyu bir Beşiktaş taraftarıydı ve Albay olarak görev yaptığı dönemlerde 15 günde bir maç izlemek için İstanbul’a gittiğini, maç çıkışı da Yaşar Kemal’e uğradığını anlatıyordu. Yükseler, “Saatlerce işçi sınıfı, sosyalizm, destanlar her şey hakkında konuşurduk. Rus yazarlardan Çehov ve Gogol’u çok beğenirdi. Maçtan geldiğimi bilirdi ama hiç futbol sohbeti yapmazdı” diyerek bizlere önemli bir bilgi veriyordu. Yine Yaşar Kemal’in çok yakın dostlarından olan Orhan Kemal’in futbol merakını göz önüne aldığımızda ikisinin ortak hatıraları arasında hiçbir şekilde futbolun f’sinin dahi kaleme alınmadığı sonucuna ulaşıyoruz. Sadece sohbetlerinde değil, yazılarında da futbola dair bir detaya ulaşmak güç. Sadece Peri Bacaları: Bu Diyar Baştan Başa 3 adlı eserinde, Adana’daki değişime dair gözlemlerini anlattığı satırlarda şunları söylüyor bize: “Değişen de var: İstasyonla Atatürk parkı arası villalarla dolmuş. Kumluk derdik, çocuklar futbol oynarlardı. Oraları da villalarla doldurmuşlar. Görülmeye değer.

Onu okuyan futbolcular

Tek gözünü çocukken bir tarla yangınında kaybeden, kalan gözüyle dünyayı bütün insanlardan daha güzel gören Yaşar Kemal, yazdıkları ile iki gözü olanların çoğunun görmediklerini de görmelerini sağladı. Bunlar arasında futbolcular da vardı. Ekseri tamamının okumakla işi olmadığı futbol tayfasından iki isim, Yaşar Kemal’in adını zikrederek kayıtlara girmişlerdi. Sahip olduğu arşivle özellikle Türk futbolunun kara kutusu olan gazeteci Coşkun Çelik, Kaçak Yayın dergisi için 2007 Haziran ayında kaleme aldığı yazıda, Trabzonsporlu İskender Günen’in şu sözlerine yer vermişti: “Dostoyevski’yi severim. Özellikle Suç ve Ceza’sı benim hayatımda önemli bir yere sahiptir. Defalarca okumuşumdur. Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir ve Yakup Kadri gibi yazarları da okudum.” İskender’in dışında Beşiktaş, Gençlerbirliği, Manisaspor gibi takımların formasını giyen Ümit Bozkurt da aynı dergide Aslan Özdemir’e Yaşar Kemal’le olan ilişkisini şu şekilde anlatmıştı: “Okuduğum ilk kitap olarak Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini hatırlıyorum şimdi. Kim tavsiye etti bilmiyorum, belki de kendim keşfetmişimdir. “ Ümit ayrıca, edebiyatçılardan bir ilk 11 yapması istendiğinde de ‘orta sahayı iyi tutmak lazım’ diyerek Yaşar Kemal’in ismini orta sahanın ortasına yazmıştı.

Ne mutlu bana onu yazdım!

İnsan güzelden pay çıkarmaya çalışır ya; ben de onunla aynı topraklarda doğup büyümüş birisi olarak kendime bundan ne güzel paylar çıkarıyorum ve onu okuyan bir yazar aday adayı olarak bir vesileyle onu bu satırlarda anma şerefine erişiyorum. Toprak olmayı öğütlemişti, demir olursanız çürürsünüz derdi çünkü. İnsan gövdesi kadar değil yüreği kadar yer kaplar bu dünyada diye de eklerdi. Tüm dünya toprakları Yaşar Kemal’dir o zaman. Bir daktilonun tuşlarına basarak atılabilecek en güzel golleri attı, skoru belirledi ve gitti.

Ölür insan, Yaşar Kemal.

kapak

Previous:

Asla yalnız yürümeyecek

kapak

Next:

Ben Zlatan Ibrahimovic

You may also like

Yorum Yap