Rekabetin başka hali: Yayın gelirleri

26 Mayıs of 2016

 

Kulüplerin maddi kazançları da saha içerisindeki başarıya doğrudan etkileyen faktörler arasında. Bunun da başında yayın gelirleri geliyor. Peki Türkiye’de Avrupa’nın büyük liglerindeki yayın gelirlerini karşılaştırdığımız neler görüyoruz…

Yazar: Aslı Koç

twitter.com/asasinoykusu

 

Sportif başarıya çok fazla bağlı olan yayın gelirlerini tam olarak masa başı işi olarak adlandıramıyoruz. Global başarıya ulaşmış futbol liglerinin yayın gelirleri günümüzde astronomik rakamlara ulaşmıştır. Tam da bu noktada takımların ve Avrupa’nın 5 büyük ligindeki rekabet düzeyinin yayın gelirlerinden nasıl etkilendiğine bakmadan geçmek olmazdı. Aynı zamanda sportif başarıya göre değiştiklerini de düşündüğümüzde gelinen nokta tam bir yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan meselesi.

Yayın gelirleri endüstriyel futbolda 3 ana gelir kaleminden biri olarak yer alır.  Televizyon, bu noktada endüstriyel futbolun dağıtım kanalı gibi çalışırken aynı zamanda endüstriyel futbolun yaygınlaşmasına, gelişmesine ve kendini yeniden üretmesine olanak sağlayan gelir kaynağını yaratmasını ve gün geçtikçe artırmasını sağlamaktadır. Televizyonların yaygınlaşması ve kolay ulaşılabilir olması, dijital platformların ve kaliteli maç yayınlarının geldiği son teknoloji, bireylerin evlerinde ya da kendi konfor alanlarında rahatça maç izleme alışkanlıkları futbolun ana gelir kaynakları içerisinde yayın gelirlerini oldukça önemli bir noktaya getirmiştir.

Beş büyük ligin yayın gelirlerine bakıldığında ilk sırayı Premier League’in aldığı görülüyor. Yakın zamanda imzalanan 2016/2018 sezonları ulusal yayın hakları anlaşması 5.1 milyar euro değerinde. 4 Haziran 2015 tarihinde Independent gazetesinde yer alan bir makalede Deloittle rakamlarına  göre Premier League’de yer alan 20 takımın tamamı dünyanın en zengin 40 takımı listesinde yer almakta. Premier Legue bu rakamlarla diğer büyük Avrupa ligleri ile arasındaki uçurumu oldukça genişletmiş durumda.

premier ligde yayın gelirleri

Diğer Avrupa liglerine  baktığımızda Bundesliga 2.3 milyar euro’luk ulusal yayın geliri ile ikinci sırada yer alıyor. La Liga 1.9 milyar euro, Serie A 1.7 milyar euro, Ligue 1 1.5 milyar euro sıralamasında devam ediyor. (Deloittle, Annual Review of Football Finance 2015)

Türkiye’ye baktığımızda ise ulusal yayın hakları bedeli 450 milyon dolar’lık ihale ile 2016/17 sezonu sonuna kadar Digiturk’e ait. Son olarak TRT ile anlaşıp Euro 2016 maç yayınları hakkının da büyük bir kısmını alan Digiturk’ün bu anlaşma için ödediği rakam ise basına henüz yansımadı. Avrupa’da altıncı sırada yer aldığımız yayın geliri değerlerine baktığımızda ligimizdeki rekabet oranının oldukça düşük olması ve her sene şampiyon adayı yalnızca 3 kulübün telafuz edilmesi elbette nedensiz değil.

Avrupa’nın 5 büyük kulübünün yayın gelirlerinin tümü bir havuz sistemi içerisinde toplanıp buradan dağıtılmakta. İspanya bu sisteme henüz 2015 yılında geçti. La Liga’da her kulübün kendi yayın hakkını pazarladğı bugüne kadar olan dönemde yayın gelirleri, sportif başarı anlamında da önde gelen iki kulüp Real Madrid ve Barcelona ile “diğerleri” olarak ayrılmış durumdaydı. Bu takımların Avrupa kupalarındaki başarılarından dolayı da uluslararası yayın gelirleri ile birlikte düşünüldüğünde diğer takımlar ile aralarındaki finansal uçurumu anlamak kolaylaşacaktır. Valencia, Sevilla gibi köklü kulüpler oldukça düşüş yaşadı. Dolayısı ile yayın gelirlerinin bir havuzdan belli oranda tüm takımlara eşit olarak dağıtılacağı bir sistem ile Real Madrid, Barcelona ve diğer La Liga takımları arasında finansal,  buna bağlı olarak da sportif rekabet dengelenmeye çalışılacak.

avrupada yayın gelirleri

Her yıl 20 takımın mücadele ettiği Avrupa’nın en zengin, en rekabetçi ve de en göze hoş gelen futbolun oynandığı Premier League her yıl farklı şampiyonlar çıkarabilmekte.  Kurulmuş olduğu 1992/93 sezonundan beri Manchester United, Chelsea, Manchester City, Arsenal ve Blackburn Rovers mutlu sona ulaşmış kulüpler. Bu yıl hepimizin bildiği gibi Leicester City’nin şampiyon olma ihtimali oldukça yüksek ki sezon sonunda şampiyon olmaları durumunda, geçtiğimiz yıla göre ikiye katlanan kulübün toplam değerinin yayın gelirlerinin artışı ile daha da değerleneceğini ön görebiliriz. Şampiyon olmadığı halde Premier League’in en başarılı kulübü Liverpool olması, dünyada en bilinen Premier League takımlarından Aston Villa’nın küme düşmesi rekabetin boyutlarını daha iyi anlatmaktadır. Aşağıdaki resimler Premier League yayınlarının Avrupa ve Dünyanın geri kalanında ne kadara pazarlandığını gösteriyor. Bundan daha önemlisi de Dünyanın her yerinde bu lig izleniyor. Dünyanın en zengin 40 takımı içerisinde Premier League ekiplerinin tamamının yer alması finansal rekabetin de üst düzeyde olduğunun altını çizmekte. Peki Premier League’de 20 kulübün finansal, buna bağlı olarak sportif rekabetinin bu kadar ön görülemez olmasındaki sır nedir?

dünyada yayın gelirleri

Premier League’de dağılım

Premier Lig’de yayın gelirleri 50:25:25 kuralına göre dağıtılmakta. Buna göre Federasyon bu gelirlerin %50’sini tüm Premier League ekiplerine eşit olarak, %25’i sportif performansa, kalan %25 ise kulüplerin haftalık yayınlanan maç sayılarına yani popülaritelerine göre dağıtıyor. Bu dağılıma göre zirvedeki takım şüphesiz Manchester United. Aslında bu noktada MANU için özel bir detay vermek isterim.  Dünyada neredeyse kendi alanında bir imparatorluk yaratan Rupert Murdoch MANU’yu satın alırken amacı bu takımın global popülaritesinden de faydalanarak Uzak Doğu’ya ve dünyanın her yerine Premier Leauge’in yayın haklarını satabilmekti; nitekim MANU’nun şu an dünyanın en değerli futbol markası olduğu gerçeğinden yola çıkarak bu amacın her iki tarafa da fayda sağladığı çok açık. Yayın gelirlerinin kulüp ya da liglerin markalaşmasına da katkısı büyük diyebiliriz. Bunun dışında Premier League’in kendi içinde rekabet oranının yüksek olmasında havuz sistemindeki adil dağıtımın payı büyük. Bugün bu rekabet düzeyi o kadar ileride ki İngiltere’de en son imzalanan maçların yayın hakkı anlaşmasına göre Premier League’de sonuncu olan takım dahi Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan takımdan fazla para alacak halde. Hatta bu sebeple son günlerde UEFA’nın Şampiyonlar Ligi formatını değiştirmesi gündemde. Bu şekilde kupa Avrupa’nın en büyük takımlarının birbirleri ile daha çok maç yaptığı şekle getirilerek yayın gelirlerinin artırılması hedefleniyor.

Bundesliga’da dağılım

Almanya’nın son dünya kupasını kazanması, BVB’nin kapalı gişe oynaması, Bayern Münih, Lewandovski gibi faktörlerle yayın gelirlerini oldukça artıran Bundesliga’ya baktığımızda da havuz siteminin adil olduğu görülüyor. Burada gelirin %50’si kulüplere eşit olarak dağıtılıyor. Kalan %50 nin %75’i takımların sportif başarısına göre, son kalan pay da kulüplerin sezon sonunda aldıkları puana göre dağıtılıyor. Bu sisteme göre Bayern Munih’in 2014/15 seonu yayın gelirlerinden kazandığı para yalnızca 47 milyon euro. Bu sebeple de sistemden memnun oldukları söylenemez. Yine de kurulduğu 1962/63 sezonundan beri Bundesliga tam 12 farklı şampiyon çıkarmış. Rekabet düzeyini adil havuz sistemine bağlayabileceğimiz başka bir örnek.

İspanya’da dağılım

İspanya Ligi ise havuz sistemin henüz 2015 yılında geçti. Bundan önce Barcelona ve Real Madrid ülkede yayın gelirlerinin %50 sini almaktaydılar. Burada havuz sistemi olmadığından kulüpler kendileri yayın haklarını pazarlayabildikleri için sportif anlamda başarılı, bu şekilde de dünyanın her yerinde sadık taraftar kitleleri olan bu iki kulüp diğer La Liga kulüplerinin oldukça önündeydi. Öyle ki Avrupa’da yayın gelirinde İngiliz kulüplerinden daha çok kazanan yalnızca Real Madrid ve Barcelona bulunuyor. Kurulduğu zamandan bugüne kadar toplamda 10 farklı takımın şampiyon olduğu La Liga’yı Real Madrid, son yıllarda Barcelona domine etmiş vaziyette. Yeni havuz sistemine geçişle gelirlerin adil düzeye gelmesi sayesinde rekabetin de artacağı bekleniyor. Belki de önümüzdeki yıllarda La Liga’da farklı şampiyonlar görebiliriz.

büyük kulüplerin yayın gelirleri

Serie A’da dağılım

2010 yılından beri havuz sisteminde olan Serie A’da gelirlerin %40’ı kulüplere eşit oranda dağıtılmakta. %30’u kulüplerin sportif performansına, %30‘u ise kulüplerin maç performansına göre dağıtılıyor. 2006 yılında şike skandalı ile oldukça prestij kaybeden ve izlenme oranları düşen İtalya ligini son yıllarda Juventus domine etse de toplamda 16 farklı şampiyon çıkmıştır. Eski parıltılı günlerine henüz dönemeyen Serie A’da  2015/16 sezonunda kulüplere paylaştırılacak toplam rakam olan 965 milyon euro, Premier League ile karşılaştırıldığında oldukça küçük kalıyor.

Ligue 1’de dağılım

Son yıllarda PSG ve Ibrahimovic ile daha poüler hale gelen Fransa Lig’inde 600 milyon euro olan yayın gelirler son anlaşma ile 2016/17 sezonu için 750 milyon euro’ya yükselmiştir. Detayına baktığımızda havuzun çok daha katı ve belki de en adil olduğunu görüyoruz. Lig 1’de gelirlerin %83ü “Dayanışma Primi” adı altında tüm kulüplere eşit olarak dağıtılmakta, %10 kulüplerin lig sıralamasına, geri kalan %7 ise her hafta yayınlanan maçlarda en çok reytingi alan 3 kulübe paylaştırılıyor. Bu yıl değil ancak geçtiğimiz yıl son haftalarda yaşanan çekişme bu adil dağılımın bir sonucu olarak değerlendirirlebilir.

Türkiye’de yayın gelirleri

Türkiye havuz sistemine 1996 yılında geçti. Ancak dağıtım şampiyonluk yaşamış kulüpleri kollayan nitelikte. Türkiye’de yayın gelirlerinin yalnızca %35’i tüm kulüplere eşit olarak dağıtılıyor. %11’i 1. Futbol liginde şampiyon olmuş takımların şampiyonluk sayılarına göre, %45i performansa bağlı başarı primi olarak, %9’u ise ilk 6’ya giren takımlara başarı primi olarak dağıtılıyor.

türkiye'de yayın gelirleri

Son yıllarda Bursaspor şampiyonluk ipini bir kez göğüslese de bu, kuruluşundan beri yalnızca 5 şampiyon çıkaran (3 tanesi İstanbul takımı) Türkiye 1. Futbol liginde rekabet anlamında adaletli olmadığının kanıtı niteliğinde. Her sezon yalnızca 3 takımın ismi şampiyonluk yarışında geçmekte. İçinde bulunulan şartlarda havuz sistemi Anadolu kulüplerinin yayın gelirleri anlamında yalnızken sağlayamayacakları faydayı sunan en efektif sistem. Yalnızca dağıtım oranlarında daha adil olmak iyileşmeyi sağlayacaktır. Ayrıca dünyanın hiç bir liginde %10 Federasyon payı bulunmuyor. Süper Lig A.Ş. nin kurulması federasyon adına bu avantajı ortadan kadıracak gibi görünüyor. Ancak olumlu ya da olumsuz yorum yapmadan önce Süper Lig A.Ş. içerisindeki dinamikleri iyice anlamak ve görmek gerek.

CebfM95WAAA_VaT

Previous:

Türkiye Milli Takımı’nın Euro 2016 formaları nasıl tasarlandı?

picture

Next:

Paranın satın alabileceği en iyi turnuva

You may also like

Yorum Yap