Sana söz yine baharlar gelecek

17 Nisan of 2015

2004 senesinden bu yana şampiyonluk hasreti çeken Arsenal, bu sezonun ikinci yarısında gösterdiği performansla gelecek adına umut vadediyor. Başrolde ise 1996’dan bu yana değişmeyen isim; Arsene Wenger

Yazar: Bahadır Bozkurt

bahadirbozkurt@hayatimfutbol.com | twitter.com/luyisfanhaal

Arsenal tarihini Henry’den önce ve Henry’den sonra olarak okumaya başlarsak, H.S. dönemi içerisinde Arsenal en heyecan verici sezonlardan bir tanesi yaşıyor. Halbuki sezon başında Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Beşiktaş’ın karşısına çıkan 6 harfliler, çok zorlanarak turu atlamış, Premier League’de üst üste yaptığı puan kayıplarıyla şampiyonluk yarışında geri kalmıştı.

Arsene Wenger son yıllarda gelmeyen başarılar, yapmadığı transferlerle taraftarlarca hedef tahtasına oturtulmuştu. Wenger, baskılara dayanamayıp geçen sezondan bu yana kesenin ağzını açmış, Real Madrid’den Mesut Özil, Barcelona’dan Alexis Sanchez gibi yıldızları kadrosuna katarak taraftarının şampiyonluk hayallerini tekrar canlandırmıştı. Yıldız transferlerinin yanı sıra Southampton’da parlayan Callum Chambers, Louis van Gaal’in göreve gelir gelmez kapıyı gösterdiği Manchester United’dan Danny Welbeck, Samet Aybaba’nın gözünün nuru kaleci David Ospina, Manchester City’e kaptırdığı bir başka beki Bacary Sagna’nın yerine Newcastle’da iyi bir sezon geçiren Mathieu Debuchy gibi isimler kadroya katılmıştı.

1324386

Sezon başına tekrar dönersek, defans kurgusunu tam olarak oturtamayan Fransız menajer; kalede Szczesney, stoperde Chambers-Kosicielny, ön liberoda Mikel Arteta ile sezona başlamıştı.  İlerleyen maçlarda stoper bölgesinde Mertesacker’i ve ön liberoda Mathieu Flamini’yi deneyen Wenger, kolay gol yeme hastalığının önüne geçemeyince taktiksel olarak değişikliğe giderek defansın önünde Flamini-Wilshere ikilisini denedi. Hücum bölgesinden alıp, defansif anlamda yararlanmak istediği Wilshere’den de umduğunu açıkçası bulamadı.

Wenger’in defansif arayışları devam ederken; Arteta, Mesut, Giroud, Debuchy, Chambers, Wilshere, Flamini, Ramsey gibi oyuncuların uzun süreli sakatlıkları kadro kurmaktaki zorlukları beraberinde getirdi.  Özellikle takımın iskeletinin en önemli parçalarından Kosiencly-Mesut-Giroud’dan aynı zaman dilimi içerisinde yaklaşık olarak üç ay yararlanamadı. Sezonun ortalarına doğru takıma monte edilen sağ bek Hector Bellerin (40 metrelik deparı Usain Bolt’un hızını geçmiş bir bekten bahsediyoruz) ve defansif orta saha Francis Coquelin (detayları Büyüteç köşesinde bulabilirsiniz) gibi genç isimlerin yanı sıra zamanla kaleyi devralan David Ospina’yla beraber takımın yeni iskeleti oluştu. Özellikle bu üç futbolcunun müthiş performansıyla beraber Arsenal bu zor dönemden yeni bir umutla çıkacak hale geldi. Sakatların iyileşmesiyle beraber ideal 11’ini sahaya süren Wenger, istediğini almış durumda.

bellerin

Her zaman topa sahip olan, kısa paslarla oyuna hükmeden Wenger’in Arsenal’i bu sezon topa sahip olma oranında ligin altıncısı konumunda. Özellikle City, United, Dortmund gibi önemli maçlarda rakibinden daha az süre topla oynayan ekibin başarısı da yeni Arsenal’in dikkat çeken işlerden bir tanesi. Rakiplerinden topa daha az sahip olduğu 10 maçtan 7 galibiyet çıkartan ekip, sadece bir kere sahadan boynu bükük ayrıldı. Wenger’in klasik oyun yapısına ters düşen durumda gelen başarıya rağmen Fransız menajer kendinden ödün vermiyor;

“Topa daha az sahip olduğumuz maçları kazandık diye topu rakibe teslim edemeyiz, sadece bu durumda daha iyi bir savunma yaptığımızı söyleyebilirim, fakat bizim için en önemli olgu maça hükmetmek.”

İkinci perde bambaşka

İskeletin yeni yüzleriyle beraber Wenger, tekrar benimsediği 4-1-4-1 formatına geçiş yapmayı başardı. Türkçe küfür edebilen Alman oyuncu Özil’in ve Lewandowski’den sonra hücumu en iyi genişleten Fransız forvet Giroud’nun geri dönüşüyle beraber Arsenal başka bir takım hüviyetine büründü. Sezon başında takımı tek başına omuzlayan Alexis Sanchez de bu oyuncuların takıma dönüşüyle beraber sorumluluk paylaşmanın keyfini çıkartıyor.  Altıncı sırada girdikleri Noel’den bu yana sadece Southampton ve Tottenham deplasmanlarında puan kaybeden Arsenal, 18 maçta 16 galibiyet aldığı dönemde ardı ardına aldığı 7 galibiyetle ligin ikinciliğine yükseldi. Giroud, Mart ayında dört maçta attığı beş golle Premier League’te ayın en değerli oyuncusu olurken, oynadığı tüm maçları kazanan Arsene Wenger de ayın menajeri olarak ödüllerde duble yapmayı başardılar.

Sezon başında işler tam yolunda gitmese de Arsene Wenger’in pragmatik taktik anlayışı sonucunda takım rotasını buldu. Bu ivme döneminde soğuk duş etkisi yaratan olay ise Monaco’ya Şampiyonlar Ligi ikinci turunda elenmeleri oldu. Deplasman gol kuralıyla elenen Arsenal (iç sahada 3-1 kaybedip,  Fransa’da 2-0 kazanmışlardı) ligde işleri yoluna koymasaydı belki de Arsene Wenger için en zor sezonlardan bir tanesi olacaktı. Buna benzer bir senaryo, Arsenal ‘in 2012 senesinde Milan eşleşmesinde de karşısına çıkmıştı. San Siro’da bozguna uğrayan Topçular, ilk maçta 4-0 gibi ağır bir hezimetle karşılaşmıştı, Londra’da ise Arsenal rakibine ilk yarıda bulduğu üç golle ecel terleri döktürmüştü. Fakat ikinci yarıda gelmeyen gol Arsene Wenger’in sonunu hazırlayacak gibi duruyordu. Wenger düştüğü gibi kalkmasını en iyi bilen hocalardan bir tanesiydi.

Monaco’ya karşı kaybedilen tur sonrasında, geçmiş yılların birikimiyle eski defterlerin tekrar açılacağı tahmin ediliyordu. Baskı altında kalan Fransız menajer yine zarifliğinden ödün vermeyerek, eski Arsenal’inden izler bırakarak, taraftarların hatırlarını canlandıracak bir lig performansına imza atmayı başardı. Ligde ikinciliğe tırmanan Topçular, bu hafta sonu lig şampiyonluğundan sonra İngilizler için en özel kupa olan FA Cup’ta Reading karşısında yarı final oynamaya hazırlanıyorlar.

Arsenal v Stoke City - Premier League

Transfer oyunları

Arsenal bu ivmeyi devam ettirse de, bu sezon için şampiyonluk hayalleri kurmak, biraz romantizme kaçacaktır. Şampiyonluk için Mesut, Giroud, Alexis, Cazorla gibi oyunculara sahip olmak, dünyanın bütün liglerinde yeterli olabilir, fakat Premier League için bundan daha fazlası gerektiği kesin. Her sene olduğu gibi bu senenin sonunda da Arsene Wenger’den taraftarların  “şampiyonluk için transfer” isteyeceği de aşikâr.

Arsenal için transfer döneminde bir başka sorun ise gitmek isteyecek futbolcular. Arsenal’in son yıllardaki kara yazgısı haline gelen durumda kendini ispat eden oyuncular bu takımda kupa kaldıramayacaklarına inandıkları için takımı tek tek terk ettiler. Son dönemde Robin van Persie,  Samir Nasri, Gael Clinchy, Bacary Sagna, Cesc Fabregas, Emanuel Adebayor… gibi birçok isim kendini Arsenal’de kanıtladıktan sonra kimisine göre başarı için, kimisine göre para için takım değiştirdiler. Wenger içerisinde çıkılması güç bir paradoksla karşı karşıya kaldı; kupalar kaldırmak için emek sarf ettiği oyuncular, kupalar kaldırmak için başka takımların yollarını tuttu. Gidenlerden birçoğu ise kupalara dokunan figüranlardan öteye gidemediler.

Tabi bir yandan da gelmeyen şampiyonlukları tamamen Arsene Wenger’e fatura etmek isteyenlerin sayısı da hayli fazla. Wenger’in para harcamamasından dert yananlar bir teoride hemfikirdi. Buna göre Wenger’in egosu o kadar büyümüştü ki, yıldız futbolcuların kaprisleriyle uğraşmak istemiyor, bunun için tüyü bitmemiş çocuklarla yola çıkıyordu. Wenger ise basın toplantılarında ısrarla anti-tez üretip, para vermenin önemli olmadığını belirterek, sisteme uygun yıldız bulamadığından dert yanıyordu. Son dönemde yaptığı iki transferle (Özil ve Sanchez) Fransız menajer bir nebze olsun nefes almayı başardı.

Yine bir transfer dönemi yaklaşırken ve takım da gelecek sezon için umut vaad ederken, Wenger’in katı kurallarının yumuşayıp yumuşamadığını hep birlikte göreceğiz.

Olivier Giroud scores his second goal to complete Arsenal's FA Cup victory over Middlesbrough.

Bahar gelecek

Geçtiğimiz sezonun en flaş transferlerinden bir tanesi şüphesiz Jose Mourinho’nun Real Madrid’in ardından tekrar Chelsea’ye dönmesiydi. Mourinho basının karşısına çıktığında şunları söyledi: “Bu sezon elimizden geleni yapacağız, şampiyon olamayabiliriz. Fakat gelecek sezonun temellerini şu andan itibaren atmaya başlıyoruz, asıl hedefimiz gelecek sezonu şampiyon olarak bitirmek.” Mourinho ayakları yere basarak, kimseye mavi boncuk dağıtmayarak başladığı ikinci Chelsea döneminde ilk sezonu üçüncü olarak tamamladı. Mourinho’nun geçen seneden işaret ettiği bu sezon ise ligde yanına yaklaşabilen dahi pek olmadı. Ada basınında da kimse Mourinho’yu “kâhin” olarak ilan etmedi.

Arsene Wenger de alınan iyi sonuçların ardından ayakları daha sağlam yere basanlardan. Ne kimseye Chelsea’nin ardı ardına puan kayıpları yaşayabileceğinden bahsetti, ne de önümüzdeki haftalarda Emirates Stadyumunda konuk edecekleri Chelsea ile şampiyonluk maçına çıkmayı planladıklarından. Fransız menajer en büyük rakiplerinden biri olan Jose Mourinho’nun stratejisinden ilerlediğini göstererek, sadece gelecek sezonun temellerinden bahsetti. Şimdiden konuşmak belki bizler için erken olsa da Wenger, gelecek sezon baharın yeniden gelebileceğini, bunun için iyi bir takımın omurgasını ortaya çıkarttığını belirtiyor. 11 yıllık hasret geride bırakılırken, Wenger’in baharı müjdelemesi Arsenal kırmızısına düşen ilk cemre.

Arsenal v Leicester City

Previous:

Arsenal’in şampiyonluk reçetesi

kayseri

Next:

Adım adım kazanmaya

You may also like

Yorum Yap