Sıra dışı Viking

17 Haziran of 2015

Fenerbahçe transferdeki ilk somut adımını Kjaer ile atıyor. Peki Danimarkalı oyuncu sarı-lacivertlilere neler katabilir?

Yazar: Ceyhun Kaplan

kaplan.ceyhun@gmail.com | twitter.com/_Jyoun

Fransa’da oyuncu ihracatı konusundaki liderlik tahtını Lyon’dan devralan Lille kulübü, bu seneki kötü sonuçlara rağmen oyuncu pazarlamaya devam ediyor. Moussa Sow’un eski kulübü, geçen sezon Origi’yi 14 milyon euro’ya Liverpool’a satma başarısı göstermişti. Bu seneki piyango da Kjaer olacak gibi gözüküyor.

Simon Kjaer’nin kariyeri ne kadar sıra dışı bir oyuncu olduğunu gösteriyor. Genç yaşlarda Palermo’da büyük sorumluklar altında ezildi. İyi başlangıç sonrası ondan liderlik vasıfları beklendi ve gelişimini tamamlamadan kişiliği ön plana atıldı. Elbette Vikinglere benzeyen, lider özellikleri olan bir futbolcu bu role layık görülebilir, fakat performansı inişli çıkışlı olan ve oyun stili henüz oturmamış bir gençten burolü doldurmasını beklemek gelişimi kısıtlayabilir. Wolfsburg’da aradığını bulamayan Kjaer, Roma’da tekrar şansını denedi. Palermo’daki ilk dönemleri ve ardından Wolfsburg’daki ilk senesinde ulaştığı istikrarı dominant bir takım olmaya çalışan Roma’da gösteremedi.

İki sezon önce Lille’e imza atmasıyla kariyerinde en akıllı kararı almış oldu. Rudi Garcia döneminin aksine oyunu daha geride başlatan, topu rakibe bırakmayı seçen ve hızlı ataklarla dengeleri bozan bir takımda parlamaya başladı. René Girard, rakibi bozmak için plan yapmayı seven, bu anlamda oyuncularına her maç özel görevler veren profilde bir hoca olunca Kjaer de oyunu dar alanda oynamayı bilen ve rakibini kompakt bir şekilde karşılayan bir kurguda savunma yönünü epey geliştirdi.

İtalya ve Almanya’daki Simon Kjaer topu sevdiği için önce savunmacı olduğunu unutan stoper profili çiziyordu. Lille’deki iki sezon boyunca ise asıl görevini hatırladı. Atletizim konusunda üst düzey stoperlerin seviyesinde olmasa da oldukça hızlı ve hamleleri çabuk bir isim. Dahası İtalya ve bilhassa Fransa’da sertlik ve pozisyon alma konusunda gözle görülür ilerleme de kaydetti. Rakibini boş bıraktığı anlarsa yetersiz pozisyon bilgisinden ziyade konsantrasyon eksikliklerinden kaynaklanıyor, ama bu umursamaz hallerinin de son 1 senedir minimuma indiği söylenebilir.

simon-kjaer

Fenerbahçe’ye transferi

Kjaer transferi, Fenerbahçe yönetimi ve teknik kadrosu açısından oldukça beklenmedik bir hamle oldu. Menajeri Mikkel Beck, İngiltere’de çok sağlam ilişkilere sahip bir isim. Adı Southampton ve West Ham ile bir çok kez anılan Kjaer, Fransa’da Lyon’un da radarına girdi. Yüksek bonservisi bir yana, Lyon’un hocası daha teknik ve oyun kurma becerisi daha yüksek bir stopere yönelmeyi tercih etti. Finsansal sorunlar yaşayan Lille’nin Kjaer’i satması uzun zamandır bekleniliyordu.

Avrupa karnesi çok kötü olan (Avrupa Ligi’nde maç kazanamadan grubu sonuncu bitirdiler), ligde bekleneni veremeyen LOSC’un parlayan ender oyunculardan biriydi Kjaer. Soru işareti asıl burada; kötü giden takımda parlayan oyuncu mu tercih edilmeli, yoksa işleyen bir düzenin gizli kahramanı mı?

Fenerbahçe’de ne yapar?

Kjaer bu anlamda kesinlikle dominant bir takımda parlamamış oyuncu etiketi ile geliyor Fenerbahçe’ye. Hatta onu parlatan, tıpkı geçmış yıllarda Chedjou’yu parlatan gibi Marko Basa oldu. Basa için John Terry’nin Ricardo Carvalho’su diyebiliriz. Kjaer geçtigimiz sezon yaşadıgı çıkışı Basa ile kurduğu tandeme borçlu. Fenerbahçe’de aynı bağı Bruno Alves’den ziyade Egemen’le kurabilir fakat onun da takımdaki geleceği şimdilik muamma.

Kjaer’nin oyun kurma becerisi yıllardır tartışılıyor fakat oyun kurma çabası her zaman gözlemlenen bir oyuncu. Bu anlamda tekniğinin geliştiğini söylemek pek de mümkün değil ama  ne zaman uzun veya ara pas atılıp atılmayacagını yavaş yavaş kavramaya başladığı söylenebilir.

Simon Kjaer bu sezon gördüğü kartların çoğunu oyun dışı agresifliği yüzünden değil sertliğinden dolayı gördü. Bu anlamda yine Bruno Alves’ten ziyade Egemen’e benziyor, rakiple didişmekten uzak durup, birebir pozisyonlarda aşırı sertlikle cezalandırılıyor.

Bruno Alves’e benzeyen yönleri de var. Savunmada topla buluştuğunda sağ çizgiye yanaşmayı seviyor, rakipleri orta sahaya kadar takip etmeyi ihmal etmiyor. Hocanin vereceği göreve dayalı bu huyundan vazgeçmesi de mümkün keza René Girard yıllardır iki stoperinden birini bu şekilde kullanan bir isim.

Kariyerinin en iyi dönemine giren Kjaer, tarz olarak Fenerbahçe’nin aradığı stoper olabilir fakat kariyeri boyunca sadece geçtiğimiz yıl istikrar sağlayabilen bir oyuncunun vereceği katkı her zaman tartışmaya açıktır. Mevcut stoperler Bruno Alves ve Egemen Korkmaz’ın aksine, Simon Kjaer’nin artıları da eksileri de az diyebiliriz. Topsuz alandakı oyununu geliştirmesi zaman aldı ve tam kıvama geldiği dönemde dominant bir takımda boy gösterecek. Bir üst seviye oyuncu klasmanına girmek için eline geçen fırsatı iyi kullanırsa uzun yıllar Fenerbahçe’nin stoper sorununu giderir, aksi taktirde Roma’da yasadığı zor döneminin aynısını Türkiye’de yaşar. Kendisi için verilen bonservis rakamının getireceği baskının altında ezilirse kariyerindeki çıkışının Fenerbahçe ile son bulması fazlasıyla ihtimal dahilinde.

tema

Previous:

U20 Dünya Kupası’nda izlemeniz gereken 4 oyuncu

vietto 1

Next:

Borcunu ödemeye geldi: Vietto

You may also like

Yorum Yap