Trabzonspor-Fenerbahçe rekabeti

10 Nisan of 2015

40 yılı bulan Trabzonspor-Fenerbahçe rekabetinde tansiyon hiçbir zaman düşmüyor. Gün geliyor taş atılıyor, gün geliyor silah çekiliyor!

Yazar: İlker Yılmaz

ilkeryilmaz@hayatimfutbol.com | twitter.com/ilkeryilmazz

Liderin 2 puan gerisinde bulunan Fenerbahçe Çaykur Rizespor’u yenerek ligde maç fazlasıyla zirveye yerleşmişti. Takım otobüsünde zorlu deplasmandan alınan 3 puanla beraber rakibe atılan beş golün de morali vardı. Caner Erkin kızının yolladığı sesli mesajları dinliyor, Mehmet Topuz da Fenerbahçe Televizyonu’nun kendisine uzattığı mikrofona “Mehmet Can (oğlu) şu an uyumaz, bekliyordur beni. Kamplardayken iki gün beni göremeyince küsüyor” diyordu. Günün kahramanlarından Mehmet Topuz’un golü otobüsün içinde maçın en güzel golü seçiliyor, Topuz da golünü annesine armağan ediyordu.

Fenerbahçe otobüsün içerisindeki mutluluk havası ise kısa süre sonra bozulacaktı. Rize’den Trabzon Havalimanı’na yaklaşık 120 km hızla giden otobüs Sürmene yakınlarındaki viyadükten geçerken birden silah sesleri duyuldu. Şoför mahallindeki sol cam patladı, otobüsün kontrolünü yanındaki Fenerbahçe kulübünün koruması zar zor sağladı. Koruma, otobüsü durduramasa Fenerbahçe kafilesi şarampole yuvarlanabilirdi. Kısacası ölümden dönülmüştü.

***

“Hava açık, güneşli, ısı 8 derece… Saha toprak, fakat son derece düzgün ve futbola elverişli… Fenerbahçe’nin tarihinde ilk kez Trabzon’a gelmesi nedeni ile seyirci ve hasılat rekoru kırıldı. Maçı 15 binden fazla seyirci izledi, 180.000 lira civarında hasılat elde edildi…”

Bu sözler Rahmetli İlker Ateş’in 14 Şubat 1974 yılında Milliyet Gazetesine yazdığı maç haberinden alıntı. Karşılaşma golsüz bitmiş, o dönem ikinci ligde bulunan Trabzonspor, Türkiye Kupası mücadelesinde Fenerbahçe’yi sahasında ilk kez ağırlamıştı. Bugünlerde nasıl sarı-lacivertliler Tokat’a, Bayburt’a gittiğinde şehirde bir heyecan, bir hareketlilik yaşanıyorsa o gün de aynı heyecan ve hareketlilik Trabzon’da yaşanmıştı. Stadyum hınca hınç dolmuş, taraftarlar müthiş bir futbol ziyafeti yaşamıştı. Gol atamamıştı ama ikinci lig ekibi Trabzonspor Fenerbahçe’ye kök söktürmüştü. Bordo-mavililer gelecekte lige vuracağı damganın işaretlerini vermişti.

ilk-mac

Yaklaşık 7 ay sonra, 8 Eylül 1974’te ise Trabzonspor ilk kez çıktığı 1. Lig’deki ilk sınavını evinde Fenerbahçe’ye karşı verecekti. Yine tribünler hınca hınç dolmuş ve yeni bir rekor elde edilmişti: 12 bine yakın seyirci 350 bin lira ödemişti. Buna karşın ilk taş da atılmıştı: “Sinirli bir havada geçen karşılaşmada Niyazi bir seyircinin attığı şişe ile başından yaralandı” (Milliyet Gazetesi). Maçın kritiğini yapan Kenan Şengül son cümlelerini ise şöyle kaleme almıştı:

“Seyirciye de bir çift sözümüz olacak:

Kesin olarak inanıyoruz ki, kendini bilmez bir-iki seyircinin dünkü davranışları gerçek Trabzonlu ve Trabzonsporluları çok üzmüş olmalıdır… Bu çok az sayıdaki spor alanlarında yeri olmaması gereken kişileri centilmen Trabzon seyircisi yola getirecektir…”

Trabzonspor 1. Lig’de ikinci sezonunu geçiriyordu. Muhteşemdiler. Lakin o zamana kadar profesyonel lig kurulduktan sonra İstanbul kulüpleri dışında Türkiye şampiyonu olabilen yoktu. Eskişehirspor, Göztepe ve Altay bu başarıya yaklaşmış ama lig sonunda ipi göğüsleyememişti. Dönemin gazeteleri bir yandan Trabzonspor’u övüyordu ama diğer yandan da bu örnekleri vermekten geri kalmıyordu. Bitime sekiz hafta kalmıştı, Fenerbahçe 31 puanla liderdi. Trabzonspor ise 30 puanla ikinci. O dönemde galibiyete iki puan verildiğini de hatırlatalım. O zamanki adıyla Trabzon Şehir Stadı’nda ilk düdük çaldı ve şampiyonluğun en kritik mücadelesi başladı. Bordo-mavililer Hüseyin Tok’un tek golüyle sarı-lacivertlileri devirdi. Milliyet’teki alıntıyla devam edelim:

“Maça ilgi çok büyüktü. Öyle ki, bilet almak için maçtan tam 18 saat önce kuyruğa girildi. Trabzonspor taraftarları bilet almak için geceyi stadın önünde geçirdiler. Tribünler de sabahın erken saatlerinde doldu ve kapılar kapatıldı. Bu arada maçı, civardaki evlerin balkonlarından ve tepelerden de izleyen binlerce seyirci vardı. Bir Trabzonsporlu bu manzara karşısında şöyle seviniyordu; “Bu kadar senedir Trabzon’dayım daha böyle bir gün yaşamadım.”

Trabzonspor 1975/76 sezonunu bitime bir hafta kala şampiyon tamamladı. Ahmet Suat Özyazıcı ve futbolcuları İstanbul hükümranlığını yıkmıştı. Bir şeyler değişiyordu artık Türk futbolunda. İstanbul dışından bir takım, parası olmasa da, altyapıdan yetiştirdiği oyuncularla şampiyon olunabileceğini kanıtlamıştı. Ligin hemen ardından, ara verilmeden oynanan Başbakanlık Kupası’nda da Fenerbahçe’yi devirdiler. Üç gün sonra da Cumhurbaşkanlığı Kupası Galatasaray’la oynanacaktı. Ahmet Suat Özyazıcı “İstanbul’un prestijini Fenerbahçe kurtaramadı. Bakalım Galatasaray kurtarabilecek mi? Hiç sanmıyorum…” diyerek meydan okuyordu ki bunu da başardı. Trabzonspor İstanbul büyüklerini eze eze yenerek sezonu üç kupa ile tamamlamıştı. İstanbul takımları artık Trabzonlular için şehre gelen büyük takım değildi. Rekabet çok başka bir boyuta gidiyordu. Trabzon, amiyane tabirle İstanbul’a kafa tutuyordu.

1976

***

Fenerbahçe 1974’te büyük takım olarak geldiği Trabzon’da belki rakibini çok da ciddiye almadı. O günden sonra oynanan birçok maçta da almamış olabilir. Bordo-mavililerin şampiyon olduğu sezona kadar oynanan maçlarda Fenerbahçe içeride dışarıda kötü oynuyordu ama ya kazanıyordu ya da berabere kalıyordu. Trabzonspor’a ilk yenildiklerinde şampiyonluğu kaybettiler. İkinci kez yenildiklerinde Başbakanlık Kupası’nı kaybettiler. Üç, dört, beş derken sarı-lacivertliler 20 maçtır Trabzonspor’u yenemez oldu. Bordo-mavililer 1975’ten 1984’e kadar olan dokuz sezonluk süreçte altı kez şampiyonluğu elde etti. Bu dönemde, kaybettiği iki şampiyonlukta zafere Fenerbahçe ulaşırken, sarı-lacivertliler de dört kez Trabzonspor’un ardından ikinci olabildi. İki takım arasında sahada kıyasıya süren rekabet 90 dakika ile sınırlı kalmıyordu.

1977/78’de Trabzonspor’un önünde ligi şampiyon bitiren Fenerbahçe, ertesi sezonun dördüncü haftasında rakibine konuk olmuştu. Sezona fırtına gibi giren sarı-lacivertliler ilk üç maçını kazanmıştı. Trabzonspor mücadelesinde de 80. dakikada attığı golle eşitliği bozmayı başarmıştı. Golden sonra ise olaylar patladı. Sahaya taşlar atıldı, elinde silahlıyla bir taraftar sahaya girdi. Hakem iki kere oyunu durdurdu, anons istedi.

17.08.1978

Altı yıl sonra daha kötüsü oldu. Ligin bitimine yedi hafta kalmıştı, Trabzonspor, lider Beşiktaş’ın 4, Fenerbahçe ise 2 puan gerisindeydi. Kaybeden yarıştan kopabilirdi. Bu gerginlikte başlayan mücadeleyi bordo-mavililer tek farklı önce götürürken 88. dakikada İlyas Tüfekçi’den gelen beraberlik golüyle artık alıştığımız görüntüler sahnelenmeye başladı: Taş yağmuru! Öyle veya böyle maç bitti, sarı-lacivertli kafile stant otele dönüyordu ki bu kez silah sesleri duyuldu. Fenerbahçe otobüsü yolda taşlanmakla kalmamış silahların da hedefi halin gelmişti. Şükür yaralanan olmadı. İki yıl sonra, 8 Şubat 1987’de oynanan mücadelede de sahadaki futbolcular taşlardan nasibini almıştı.

1985 - 1

***

Trabzonspor – Fenerbahçe rekabetinde gerginlik hep vardı, dönem dönem de kırmızı çizgi sık sık geçildi. 1996 ilkbaharında ise rekabetin en çetin mücadelesi oynanacaktı. Fenerbahçe 6, Trabzonspor 11 yıldır şampiyon olamamıştı. Bordo-mavililer 70’li yıllara ambargo koyan kadroya yakın bir jenerasyon yakalamış, önceki sezonu da Beşiktaş’ın ardından ikinci bitirmişti. Olaylar daha maç başlamadan vuku bulmuştu. Fenerbahçe kafilesi uçaktan inerken Trabzonsporlu yöneticiler kendilerini çiçekle karşılaşa da kamp için otobüsle Rize’ye giden kafileye taraftarlar taş ve yumurta atarak merhaba demişti. İddiaya göre Aygün Taşkıran’ın kafası yarılmış ve sargıya alınmıştı. Yıllar sonra Tarık Daşgün bunun bir düzmece olduğunu itiraf edecekti. Böylesine bir gerginlikle başlayan maçı sarı-lacivertliler unutulmaz bir zaferle 2-1 kazanmıştı. Tarık maç sonrasını şöyle anlatıyor: “Maç bittikten sonra 3 saat sahada ve soyunma odasında mahsur kaldık. Polis panzerleriyle havalimanına gittik ve askeri bir tesiste uyuyarak sabah uçağıyla İstanbul’a döndük.” Şota Arveladze ise o günkü Trabzon’un havasını her zamanki esprili tavrından farklı olarak anlattı: “Fenerbahçe maçından sonra şehre çıkmaya mecbur kaldım. Milli takıma çağırılmıştım ve bilet almam gerekiyordu. Meydanda Türk Hava Yolları’nın ofisi vardı, mecbur gittim. İnanın bana şehir durmuş gibiydi. Sessiz, hareketsiz, ruhsuz, renksiz… Bu şehri böyle hiç hatırlamıyorum. Ben savaşı gördüm geldim, Gürcistan bile böyle değildi. Trabzon’da ise Fenerbahçe maçından sonra hayat yoktu.”

1996

İki yıl sonra oynanan Türkiye Kupası mücadelesinde bu kez taşlardan nasibini Fenerbahçe Teknik Direktörü Otto Bariç almıştı. Hırvat hoca maç sırasında beline taşla yere yığılmış ve bir daha da ayaktan kalkmamıştı. Başkan Ali Şen takımı sahadan çekti. Federasyon 3-0 Trabzonspor lehine mücadeleyi tescillerken Fenerbahçe de 2 yıl Türkiye Kupası’na katılamama cezası aldı.

1998

3 Temmuz süreci ve Emre ile Zokora arasında yaşanan ırkçılık polemiği yeniden alevli bir Trabzonspor-Fenerbahçe dönemi başlattı. Neticesinde büyük bir felakete dönüşecek kadar ciddi bir boyuta ulaştı. Sorumlular veya suçlular kim olursa olsun, çözüm için neler yapılırsa yapılsın 40 yıllık rekabetin Hüseyin Avni Aker Stadı’nda tansiyonu pek değişmiyor. Belki de bu havayı yine en güzel Şota Arveladze anlatıyor:

“İlk yarı 4-0 öndeydik, ikinci yarı 4-3 oldu. O maçta seyirciyi durduramadık. Kaç tane ayakkabı varsa herkes sahaya attı. Soyunma odası ölmüş vaziyetteydi. 4-3 yendik daha ne yapacağız yani. Sonra Lemi kalktı dedi ki ‘Beyler kalkın ya ne oldu, niye mutsuz herkes? Fenerbahçe’yi yendik üç puan değil mi? Üç puan işte, bu kadar’. İlk yarıda maç oynanırken seyirci bizi tribüne çağırıyordu. Çağırılan gidiyor tribüne. 2 numarayı çağırdı seyirci, geçti bütün sahayı, gitti tribünü selamladı. Şenol Hoca çıldırdı, ‘durun pozisyonunuzu koruyun’ diyordu.”

GOR-MAHIA-FANS

Previous:

Nairobi Derbisi: Büyü, safari, kabileler ve futbol

You may also like

Yorum Yap