Tribünde ağlayan kadın ve şairin geri pası

22 Ekim of 2015

Yazar: Serkan Akkoyun

serkanakkoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/sakkoyun_

Tarih 14 Nisan 2000. Dolmabahçe’de bulunan İnönü Stadyumu’nda, yüz yıllık maziyi geride bırakmalarına birinin 5 yılı, birinin 3 yılı kalmış; Galatasaray ve Beşiktaş takımları futbol maçı yapıyor. Yüz yıla yaklaşan geçmişlerinde defalarca böyle maçlar yapmışlardı. Bu da onlardan birisiydi. En azından ilk 80 boyunca…

Beşiktaş, ananeme tarifimle ‘şu üstleri beyaz olanlar’ 30. dakikada Belçikalı ünlü futbolcu Enzo Schifo’ya benzerliği nedeniyle ‘Şifo’ lakabını alan Mehmet Özdilek’in golüyle 1-0 öne geçmişti. Devre arasındaki 15 dakikalık su, muz, külota kaçmış çimleri temizleme, teknik direktörden azar işitme arasını da sayarsak; 65 dakika boyunca da maçı önde götürmüştü. Maç saati; 80. dakikayı gösterirken Galatasaray, ananeme tarifimle ‘sarılı kırmızılı üst giymiş olanlar nene, bizim Malatyaspor gibi’ Beşiktaş kalesine doğru bir atak geliştirdi. Dönemin siyasi ikliminin aksine Galatasaray forvetinde uyumlu bir koalisyon oluşturan Arif Erdem – Hakan Şükür ikilisi bu atağın odak noktasıydı. Arif, futbol tabiri ile ‘şık bir ara pası sonucu topu takım arkadaşı Hakan’a kazandırmak isterken…’ başaramadı. Hayatta her istediğimiz olmuyor. Top Hakan’ın uzağına, Beşiktaşlı defans oyuncusunun kontrol alanına girdi. Beşiktaşlı defans oyuncusu, topu sakin bir şekilde kalecisine doğru yönlendirdi. Çünkü arkasından Hakan baskı uyguluyordu ve futbolda ‘riske girmemek’ adına sorumluluğu (topu) başkasına (kaleciye) yüklemek (pas vermek) gayet normal sayılıyordu. Ama futbol ve hayat arasındaki ilişkiyi hesaba katmamıştı. Risk almamak; en büyük riskti.

Beşiktaşlı defansın geri pası, sahanın çim zeminindeki bir çıkıntıya takıldı ve topu uzaklaştırmak isteyen kalecinin ayağının üzerinden kaleye doğru gitti. Bu sefer ananemin tarifiyle, ‘tiin tiiin’ giden top gol oldu. Dakika 80, şampiyonluğa giden takım, 1-0 önde, ortada hiçbir şey yokken, sırf sahanın zemininden seken topa kaleci ıska geçti diye gol mü yer? Yer. Top, kale çizgisini geçtiği andan itibaren artık geri dönüş yoktur. Ağızdan çıkan bir söz gibi, nikâh masasında kesişen iki göz gibi, annenin mezarına atılan toprak gibi…

Beşiktaş kalecisi bu geri dönüşümsüz gol sonrası yere yığıldı. Bir anda gözyaşlarına boğuldu. Kameralar tribünde genç, bakımlı ancak yüzünde henüz birkaç dakika önce oluştuğu belli olan çizgilerle bir kadını yakaladı. Ağlıyordu. Birçok sınavdan geçip, tasdik edilmiş ve maaşa bağlanmış sesi ile bizi bilgilendirdi spiker: “Fevzi’nin eşi, o da şaşkın…” Kaleci ağlıyordu, sarışın eş ağlıyordu, Galatasaraylı oyuncular şaşkınca seviniyordu, Beşiktaş taraftarları sitemkârdı. Bir kişi, kaleciye o geri pası veren defans oyuncusu gitti, kaleciyi yerden kaldırdı. Yıllar önce Türkiye’ye ünlü bir futbolcu olmak için gelen Bosnalı genç Sead, az önce Türk futbol tarihine beraber geçtikleri takım arkadaşına ‘yalnız değilsin’ diyordu. Belki o an, yıllar önce yazdığı bir şiiri gelmişti aklına, “düşler için ölmeli/bunu şimdi anlıyorum”

bjk-gs-2000

Beşiktaş kalecisi Fevzi Tuncay’a o geri pası veren, Sead Halilagic’ti. 1997 yılında Türkiye’ye gelen, Galatasaray tarafından denenmek üzere Florya Tesislerinde idmanlara çıkartılırken bir yandan da kalacak yeri olmadığı için tesislerin kapısında gece bekçiliği yapan Halilagic… Kalacak yeri yoktu ama umutları vardı. Bir de o bekçilik gecelerinde yazdığı şiirleri! Bir futbol anısı yazısından; sürprizlerle dolu bir futbolcu profili yazısına doğru gidiyoruz gördüğünüz gibi. Bazı şeyleri hesap edemiyorsunuz işte; Halilagic de o geri pasını kalecisinin ıskalayacağını hesap edememişti.

Ama hesap ettiği bir şey vardı; büyük bir futbolcu olacaktı. Galatasaray onu beğenmedi. Aynı şehirde İstanbulspor ise kapısını açtı. Hem bu takımın bekçisi de vardı. İki sene burada futbol oynadı ve malum golün yaşandığı sezonun başında Beşiktaş’a transfer oldu. 2000 yılında sakatlanıp 18 ay futboldan uzak kalana kadar da uzun saçlarını toplaması için alnından kafasına doladığı ‘kravat’ ile yeşil sahalarda boy gösterdi. O maçta o pası veren kişinin Sead olması tesadüf değildi. Zaten bilen bilir, tesadüf de Titanik’in kalktığı limandı.

maxresdefault

“Bana hayatın ne olduğunu şairler öğretti.” diyor, De Stael.  Madam’a katılıyorum. 13 yaşında o maçı izlediğimde ben de bir şeyler öğrenmişim, şimdi anlıyorum.  3 seri halde yayınlanan Olgunlaşma ve ardından serinin final edisyonu; Dans isimli şiir kitaplarını yayınladı Halilagic. 2003’ün ödüllü Orta Avrupa filmi ‘Countdown’ın senaristi de oydu; Sahil Melodisi isimli öykü kitabını da yine o kaleme aldı. Futbolu bıraktıktan sonra İstanbul’da ve Bosna’da, yaptığı resimlerden oluşan sergiler açtı. Çektiği fotoğraflar sanat galerilerinde yayınlandı. Kızılderililer, Tasavvuf, Balkan müzikleri konularında yazılar yazdı, seminerlere konuşmacı olarak katıldı. “Gidecek yerim yoktu ve yazıyordum. Bu benim için bir terapi gibiydi.” diyen Halilagic, şu sıralarda ülkesinde minik futbolcuların gelişimi için kurduğu eğitim merkezi ile ilgileniyor. Bir dönem karşımıza Hacı Sinan Tekkesi’nin postnişi olarak çıktı. Yine Bosna’da sufi derneklerinin konuşmacısı olarak da gördük onu. Belki de bir şiirinde dediği gibi, ‘kendi şehrinde yabancıydı…’

Tarih 14 Nisan 2000. Beşiktaş ve Galatasaray 1-1 berabere kaldı. O sezon şampiyon Galatasaray, ikinci Beşiktaş oldu. Fevzi o maçtan 2 yıl sonra Beşiktaş’tan ayrıldı. Fevzi ve eşi o maçtan 2 yıl sonra boşandılar. Halilagic o maçtan 1 yıl sonra Beşiktaş’tan ayrıldı. Galatasaray o maçtan 33 gün sonra UEFA şampiyonu oldu. Ben o maçtan birkaç ay sonra Vitiligo hastalığına yakalandım. Ananem… Aslında onun konuyla hiç alakası olmadı. Sadece yazıya renk katması için aramızda hayali bir diyalog oluşturdum.

*Bu yazı Kafasına Göre Derginin Ağutos-Eylül sayısında yer almıştır.

Hungary's Nyilasi (middle) makes his way past the two El Salvador players Ventura (no 6) and Rivas (no 13) during the 1982 FIFA World Cup match Hungary vs El Salvador on June 14th 1982 in Elche. The Central Americans lost almost every tackle against the Magyars. Hungary won big-time with 10:1.

Previous:

Macarların Platini’si

fussball-skandal-phantomtor-helmer-100-_v-img__16__9__xl_-d31c35f8186ebeb80b0cd843a7c267a0e0c81647

Next:

Phantomtor

You may also like

Yorum Yap