Türk futbolunun elit kadını

10 Mart of 2015

Röportaj: Aslıhan Karlıdağ

twitter.com/aslihankarlidag | 06.03.2015

Orta okuldaydım… Lale Orta, o zamanlarki adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi’nde maç yöneten ilk ve tek kadın hakemdi. Zamanla ligdeki kadın hakem sayısının artacağını düşünmüştüm. Ama maalesef pek öyle olmadı. Türkiye bu konuda sınıfta kalmıştı ama Lale Hoca’nın başarıları Türkiye sınırını çokta aşmıştı. FIFA kokartı takan ilk kadın Türk hakemi oldu, UEFA elit hakemler kategorisine yükseldi. UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi final maçını yönetti. Biz de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ithafen Türk futbolundaki en başarılı kadınlardan biri olan Lale Orta’yla başarının sırlarını ve Türk futbolunu konuştuk.

Bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Biz sizi hep hakem olarak tanıdık.  Lale Orta kimdir, futbolla ilk tanışması ne zaman ve nasıl oldu?

Türkiye’de kadın futbolunun temellerini, 1973–1988 yılları arasında, Anadolu’yu adım adım dolaşıp maçlar yaparak attık.

1985 yılında Türkiye Futbol Federasyonu’nun açmış olduğu antrenörlük kurslarına (C Monitör, kaleci antrenörlüğü, B ve UEFA A) katılarak Türkiye’nin ilk kadın futbol antrenörü diplomalarına sahip oldum. Amatör futbol altyapılarından, kadın milli takım antrenörlüğüne kadar çeşitli görevlerde bulundum.

O günlerde spor akademilerinin futbol branşlarına kız öğrenciler alınmıyordu. Benim bu kurslarda gösterdiğim mücadele ve başarılardan sonra futbol branşlarına, kız öğrencileri almaya başladılar.

Hakemliğe 1986 yılında başladım ve tam 20 yıl boyunca bir kadın hakem olarak, Türk Futboluna ve hakemliğine hizmet ettim.

Marmara Üniversitesi’nin işletme bölümünü bitirerek, yüksek lisansımı ve doktoramı, Spor Yönetimi üzerine yaptım.

Lale Orta'nın yönettiği ilk Süper Lig maçı, Sakaryaspor ile Ankaragücü arasındaydı (1999)

Lale Orta’nın yönettiği ilk Süper Lig maçı, Sakaryaspor ile Ankaragücü arasındaydı (1999)

UEFA A lisansına sahip olmanıza rağmen teknik direktörlük yerine hakem olmayı tercih ettiniz. Hakemliği tercih etmenizdeki sebep neydi?

1986 yılında, antrenör olmak ve diplomayı almak için 3 maçta hakem,  5 maçta da yardımcı hakem olarak maç yönetmek gerekiyordu. Hakemliğe; yönetmelikler gereği zorunlu olarak başladım. Hatta;  8 maç için bu kadar masraf da yapılır mı diyerek, hakemlik kıyafetlerini de söylene söylene almıştım. Bu süreçte beni izleyen hakem ve gözlemci hocalarım hakem olarak çok başarılı olduğumu ve kesinlikle devam ettirmem gerektiğini söylediler. Hiç aklımdan geçmeyen bir durumla karşı karşıya kalmıştım… Kurallara bağlı olarak yönettiğim maçlar, dağıttığım adalet ve uygulamalarım, kişilik özelliklerim ve karakter yapımla özdeşleşmişti… Başarılı olacağıma olan inancım ve azmim beni daha büyük yönetsel bir organizasyona yönlendirmiş oldu…

O dönemki adıyla Türkiye Erkekler 1. Futbol Ligi’nde birçok maç yönettiniz. Oyuncuların ve kulüplerin sizi kabullenmesi zor olmadı mı?

Bir işte başarılı olduğunuzu kanıtlayana kadar çevrenizle mücadele ederek kendinizi kanıtlamak zorunda kalabiliyorsunuz. Yaptığınız işi en iyi şekilde yapmaya çalıştığınızı anladıklarında ise, karşınızda yer alanlar yanınızda yer almaya başlayabiliyor. Özellikle 1990 yılı, Türkiye Birinci Ligi’nde (Süper Lig) Galatasaray-Sarıyer maçında görev yapmam, başarılı olmam, cinsiyetin hakemlik üzerinde etkisinin olmadığının anlaşılmasını ve de tüm kamuoyu tarafından kadın hakemliğin kabul görmesini sağladı. O maç; kadın hakemliğin kamuoyu tarafından fark edilmesini, kadınların en üst düzeyde hakemlik yapabilirliğini ve genç kızlarımızın hakemliğe yönelmesini sağlamıştır. Sahaya çıkarken arkadaşlarına dönerek “Maçta hakemlere karşı en ufak bir itiraz istemiyorum” diyen Galatasaray Spor Kulübü Kaptanı Sayın Cüneyt Tanman başta olmak üzere, o maçta görev alan her iki takım futbolcuları, teknik kadroları, seyirciler ve spor medyasının bana olan yaklaşımı, tüm Türkiye’de daha kolay kabul görmemi sağladı. Bana o maçta görev veren Türkiye Futbol Federasyon’u ve dönemin Merkez Hakem Kurulu’na, Sayın Güngör Tuncel’e ve maçın hakemi Sayın Ergül Yücedağ’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

403071_270172086379171_1289464949_nMHK için de maço tabirini kullansak sanırım yanılmış olmayız. MHK’nin size yaklaşımı nasıldı?

Yaşam felsefem, olimpiyatların mottosu gibi “Daha hızlı, daha yüksek ve daha güçlü” olduğu için, hakemlik yaptığım zaman da hep yukarıları hedefledim. Benimle düşünsel platformda aynı hızda koşamayan ve de içinde bulunduğumuz küresel dünyadaki gelişmelere ayak uyduramayan Merkez Hakem Kurulları oldu ne yazık ki. Bunun sonucu olarak da, hak ettiğim yere, beraber çalıştığım arkadaşlarımdan ancak yıllar sonra ulaşabildim. Beni değerlendirebilen, ayrımcılık yapmadan destek veren yöneticilerinizin az olması, en büyük engellerden biriydi. Kadın hakemliğin gelişiminden ve çoğalmasından öylesine rahatsız olanlar da oldu ki bir dönem kadın hakemlerin aday hakem kurslarına alınmasını yasakladılar. Kadın olduğum için benimle maça gitmeyi istemeyen erkek(!) hakemler de oldu. Bir maç tebligatımı aldıktan sonra, bir Merkez Hakem Kurulu üyesi “Maç çok zor olduğundan bu maçı sizden almak zorundayım” dedi. Hâlbuki o maçı veren de kendisiydi… Kadınlar için görünmeyen ‘cam tavanlar’ her yerde olduğu gibi, hakemlik müessesesinde de var ne yazık ki… Halbuki Ulu Önderimiz Atatürk: “Kadınlarına değer vermeyen hiçbir ulus kalkınamaz!…” demiştir.

Tüm bu zorluklara karşı, benim mücadelemi anlayan, destekleyen, yüreklendiren, kadın erkek eşitliğine inanan Merkez Hakem Kurulları ile de birçok ilkleri gerçekleştirmiş olduk.

Kadınları daha çok yan hakem olarak görüyoruz. Siz hem orta hakemlik hem de yan hakemlik yaptınız. Erkekler liginde orta hakem olarak sizden sonra başka kadın hakem göremedik. Siz bunu nasıl başardınız?

Hiç kolay olmadı… Hedeflerime ulaşabilmem için stratejik planlamamı yaparak, zihinsel, düşünsel, fiziksel, ruhsal ve eğitsel çalışmalarla mücadelemi bilinçli bir şekilde sürdürdüm. Yılmamak, vazgeçmemek, mücadele etmek, ayakta kalmak ve de ısrarcı olmak çok önemli.

Ne yazık ki Merkez Hakem Kurulları tarafından kadın hakemler için ayrımcı politikalar hala devam ediyor. Kadın hakemlerimiz verdikleri emeklerinin karşılığını alamadıkları için de umutlarını kaybediyorlar ve yavaş yavaş mücadelelerinden vaz geçebiliyorlar.

027Türkiye’de FIFA kokartı alan ilk kadın hakem siz oldunuz. Daha sonra UEFA Elit Hakemler kategorsine yükleldiniz. FIFA kokartına uzanan başarı hikâyenizi bize anlatır mısınız?

Size bir masal anlatmak istiyorum. Adı: Kurbağa Misali…

Günlerden bir gün kurbağa yarışı düzenlenmiş!!!

Hedef yüksek bir kulenin tepesiymiş…

Kalabalık onları görmek ve alkışlamak için toplanmış.

Yarış başlamış. Aslında kimse onların tepeye varacaklarına inanmıyormuş…

Ve şöyle konuşuyorlarmış aralarında ;

« boşuna !!! nasıl olsa başaramayacaklar… »

 Kurbağalar yavaş yavaş cesaretlerini kaybetmeye başlamışlar

Yalnız bir tanesi bütün gücüyle tırmanmaya devam ediyormuş…

« Hakikaten yazık!!! Nasıl olsa tepeye varamayacaklar!.. »

Ve kurbağalar yenilgiyi kabullenmek zorunda kalmışlar… Bir tanesi hariç! O, bütün koşullara rağmen devam ediyormuş…

Sonuçta, o bir tanesi hariç,  hepsi yarışı terk etmişler… O ise kulenin tepesine tek başına çıkabilmiş…

Herkes şaşkınlık içinde bunu nasıl başardığını merak etmiş!

 İçlerinden bir tanesi ona yaklaşıp bu yarışı nasıl tamamladığını sormuş…

 Ve görmüş ki…….

O sağırmış!!!

İşte bu benim hakemlik masalım. Negatif duygu, düşünce ve uygulama içinde olanlarla yaşamım boyunca mücadele ederek, yüreğimde taşıdığım en güzel umutlarımı hiçbir zaman yok ettirmedim ve her zaman pozitif düşünerek amaçlarıma ilerledim ve de çok çalışarak onları gerçekleştirdim…

Kadınlar Şampiyonlar Ligi finali yönettiniz. Sanırım bir hakemin kariyerindeki en özel maçlardan biridir Şampiyonlar Ligi finali. O maçın atmosferini bize anlatır mısınız?

2005 yılında Almanya’nın Turbine Potsdam ile İsveç’in Djurgarden takımları arasında oynanan UEFA Kupası Kadınlar Final maçını yöneterek, hakemlik hizmetimi onur ve gururunu yaşadım. Yardımcı hakemlerim Seçim Demirel ve Kadriye Gökçek’ti. O gün arkadaşlarımla birlikte tarih yazdığımızın farkındaydık. Başımız dik sahaya çıktık ve çok başarılı bir performans sergiledik. O maç, uluslararası arenada verilen 11 yılın çabanın sonunda elde edilmiş çok büyük bir başarıydı…

026TFF delege olma talebinizi Şampiyonlar Ligi maçı yönetmediğiniz gerekçesiyle reddetmişti. Oysa ki final dahil toplamd 15 Şampiyonlar Ligi maçı yönetmiştiniz. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim?

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ilk maddesinde; tüm insanların cins farkı gözetilmeksizin eşit olduğu belirtilir. Aynı şekilde 1982 Anayasası’nın 10. maddesinde de herkesin cins farkı olmaksızın yasa önünde eşit olduğunu hükme bağlamıştır.

Türkiye Futbol Federasyonu ’da kendi yönetmeliğine uygun davranmamaktadır. TFF, yönetmeliğinin 3. maddesine göre: “her konuda tarafsız olmalı ve cinsler arasında ayrımcılık yapmamalıdır”. Önümüzdeki TFF seçimlerinde haksızlık düzeltilmezse, hakkımı Anayasa Mahkemesi’nde arayacağım.

Tüm karar alıcıları erkek olan ataerkilliğin köklerine işlemiş küfürlerin bağlaç olarak lanse edildiği bu toplumda sadece kadınların yer aldığı bir yönetime ne derdiniz? Sizce sadece kadınlar futbolu yönetebilir mi, buna gönülden inanıyor musunuz?

Kadınlar her alanda çok başarılı olurlar ama benim felsefem kadın ve erkek eşitliği üzerine kurulmuştur. Kadın-erkek eşitliği herkes için temel bir hak ve demokrasi için gerekli bir değer niteliğindedir. Bu hakkın hayata geçirilmesi için kanunen tanınmasının yanı sıra yaşamın her alanında -politik, ekonomik, sosyal, kültürel ve sporda- etkili uygulanmasına ihtiyaç vardır. Bu hakkın resmen tanındığı sayısız örneğe ve kaydedilen ilerlemeye rağmen günlük yaşamda kadın erkek eşitliği halen gerçekleşmemiştir. Kadınlar ve erkekler uygulamada aynı haklardan yararlanamamaktadır. Sosyal, politik, ekonomik, kültürel ve spordaki eşitsizlikler devam etmektedir.

Gerçek kadın-erkek eşitliği spor için de temel bir meseledir. Yalnızca kadınların yer aldığı yönetimler yerine, karar alma süreçlerinin tüm aşamalarında kadınların ve erkeklerin dengeli katılımını ve temsilini sağlamak isterim.

Türkiye liglerinde bugüne kadar verilen hangi tartışmalı kararı kesinlikle kaçırmazdınız?

Futbolda gol yemeyen kaleci nasıl yoksa hatalı karar vermeyen hakem de yoktur :)

Ülke futbolunda elinizde olsa hangi uygulamayı değiştirirdiniz?

Öncelikli olarak Türkiye Futbol Federasyonu’nun Genel Kurul Delege yapısını değiştirmek isterdim. Delegelerin yüzde 87’sini kulüp yöneticileri oluşturmaktadır. Türkiye’de spor kulüplerinin yönetici profilleri tartışılırken ve kulüplere yönetici olmak için hiçbir ölçüt getirilmezken Türk futbolunu temsil etme hakkının yüzde 87’si bu gruba verilmiştir. Futbolun en önemli unsurları olan futbolcuların, hakemlerin ve antrenörlerin Genel Kurul’da yalnızca 18 oy hakları bulunmaktadır. Bu da delege sayısının yüzde 6’sına denk gelmektedir. Futbolcu olmadan bir futbol maçının oynanması, hakem olmadan da bir futbol maçının resmiyet kazanması mümkün değilken, futbolun gerçek emekçisi antrenörleriyle birlikte, Türk futbolunun en üst yönetim organında yalnızca yüzde 6 oranında temsil hakkının verilmesi Türk futbolunun çelişkisidir.

Dünya futbolundaki 3 kuralı değiştirmek istese neyi değiştirirdiniz?

Amatör futbolun ve profesyonel futbolun kurallarını ayrı yazardım.

Amatör futbolu daha eğlenceli hale getirirdim.

Kadın ve erkek karma takımlardan oluşan bir lig kurardım.

025

CHP’den milletvekili adayı oldunuz. Futbolun içinden gelip politikaya atılan ilk kadın ünvanı da sizde sanırım. Politikayı atılmayı neden tercih ettiniz?

Ülkemizde kadın sporunun erkek sporu ile paralel şekilde gelişiminin sağlanması için öncelikle spor kültürünü topluma yaymak, sporu temel eğitimin vazgeçilmez parçası haline getirmek, spor yapmanın her Türk vatandaşının temel bir hakkı olduğunu vurgulamak ve en önemlisi de erkekler için yapılan her türlü spor aktivitesi, organizasyonu ve etkinliğini kadınlar için de yapılmasını sağlayabilmek, sporu, yaşayarak yaşatacak olan ve gelecek sağlıklı kuşakları yetiştirecek olan kadınlarımızın topluma katacağı tüm değer ve katkılarının anlaşılması ve anlatılması gerekmektedir.

Hem spordan gelen hem de Akademisyen biri olarak tüm bu sorunları çözebilecek projeleri uygulamak için politikaya atılmak istedim.

Son olarak 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Kadınlar, tarih boyunca cinsiyet ayırımcılığı ve eşitsizliklerle karşılaşmışlar, erkeklere göre daha az hakka sahip olmuşlar ve erkeklerden daha düşük statüde görülmüşlerdir. Birleşmiş Milletlerce 1979’da kabul edilen “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi CEDAW’a göre; kadınlara, spor ve beden eğitimi faaliyetlerine aktif olarak katılmaları için erkeklerle eşit fırsatlar tanınması şeklinde düzenlenmiştir.

Çağdaş yaşamın gereği olarak bilimde, sanatta, eğitimde, sağlıkta, sporda vb. yaşamı kucaklayan her alanda,   toplumu daha bilgili, daha medeni, daha sağlıklı bir şekilde ileriye götürecek olanlar bu ülkenin kadınları ve erkekleridir.

Kadınına gerekli ve yeterli önemi vermeyen hiçbir ülke ne yazık ki uygar dünyada yerini alamamıştır.

IMG_0511

Previous:

Futbolun batıya açılan yüzü

kapak 1-2

Next:

İlklerin kadını

You may also like

Yorum Yap