Türk futbolunun en acı günlerinden: “Hasretinle yandı gönlüm”

19 Ocak of 2017

Yazar: Ekim Deniz Çiftçi

twitter.com/ekimdenizciftci

1980’li yıllarda futbolumuzun durumu pek iç açıcı değildi, gelişmeye çalışılıyordu ancak ileriye de pek umutla bakılamıyordu. Türk takımları katıldıkları her kura çekiminde kendisini 4. Torbada bulduktan sonra grup maçlarında büyük farklarla mağlup olmasına rağmen sokak aralarında futbolla büyüyen çocukların Prekazi, Metin-Ali-Feyyaz, Şeytan Rıdvan oldukları, ne kadar fark yenirse yensin taraftarların kulüplere küsmediği, taraftarın müşteri gibi görülmediği, kısacası Türk Futbolu’nun henüz endüstri batağına saplanmadan kendi yağında kavrulduğu yıllardı.

O dönemler de efsane sezonlar geçiren Samsunspor, 1985 yılında 2. Lig’de 25 maçlık bir yenilmezlik serisi sonrası şampiyon olarak 1. Lig’e yükselmişti. 1. Lig’e de hızlı başlayan kırmızı-beyazlı ekip ligi ardı ardına iki sezon üçüncü sırada bir sezonu da dördüncü sırada bitiyordu. Samsun şehri de bununla birlikte takıma daha fazla bağlanmaya başlıyordu ve çocuklara Samsunspor sevgisi öğretiliyordu. 1988/89 sezonunun öncesinde futbolculardan Mete, takım arkadaşı Fatih’e bir rüyasını şöyle anlatıyordu; “Ağabey, bir rüya gördüm. Ben ölüyordum sen ise kurtuluyordun. Çok korktum”bu rüya eşliğinde üst sıra hedefleriyle başlanan sezon pek iyi geçmiyor, ilk yarının ilk 16 maçında sadece 3 galibiyet ve 7 beraberlik alınınca da sezonun ilk devresinin bitmesine iki maç kala teknik direktör Şükrü Esat Goran’la yollar ayrılıyor ve yerine Samsunspor sevdasıyla yanıp tutuşan Nuri Asan getiriliyordu. Nuri Asan ilk maçında mağlup olsa da sezonun ilk yarısının son maçında Sakaryaspor’u deplasmanda 1-0 yenmenin rahatlığıyla devre arasına girerken bu galibiyetin Nuri Asan’ın son galibiyeti olacağı kimsenin aklına gelmiyordu.

Henüz Antalya’nın bu kadar popüleritesi olmayan yıllarda takımlarımız sıcak liman kentlerinden olan İskenderun ve Mersin gibi şehirlere kamp yapmaya gidiyordu. Samsunspor’da kendisine kamp yeri olarak kendisine İskenderun’u seçmiş, yapılan kamp sonrasında şehre dönen takım takvim yaprakları 1989 yılının 20 Ocak tarihini gösterdiğinde ligin ikinci yarısının ilk maçı olan Malatyaspor deplasmanı için yola koyulmuştu.

Hava tam bir kış havasıydı, yollar kar sebebiyetiyle buz tutmuştu. Otobüsün şoförü Asım Özkan, genelin aksine zincirlerini takmış ve güvenli bir şekilde kafileyi Malatya’ya götürürken takımın oyuncuları da kaptan Asım’a şaka yoluyla takılarak ‘Uçur bizi Asım ağabey’ diye takılıyordu. Asım Özkan’da bunlara cevaben hızlanıyor ve gülerek “Ben sizi uçurursam bir taneniz sağ çıkmaz”cevabını veriyordu. Kaleci Fatih Uraz her deplasman yolculuğu esnasında ön koltuğa hocasının yanına gidip sohbet ederken bu sefer içinden “Yol uzun be Fatih. Sonra gidersin”diye geçirip uykuya dalarken oyuncuların daha fazla ‘Hızlan be ağabey’ ısrarlarına dayanamayan Asım Özkan, aracı yolun kenarında ki benzinliğe çekerek tekerleğe takılan zincirleri otobüsü yavaşlattığı gerekçesiyleçıkartarakfaciaya doğru ilk adımı atmış bulunuyordu.Başka bir Samsun takımı olan Çarşambaspor da aynı gün Diyarbakır’a gitmek için yola çıkıyor ve Samsunspor kafilesini taşıyan otobüsle aynı güzergahı kullanıyordu. Hatta Havza’ya varmadan Samsunspor’u taşıyan otobüs, Çarşambaspor’u geçmişti.

FOTO 1

Samsun şehrinin Havza ilçesine yaklaşan kırmızı-beyazlıların otobüsü burada bir şeker fabrikasına ait kamyonla çarpışarak şarampole yuvarlanıyordu.Araçta bulunanların kimi sıkışmış, kimi cama yapışmış, kimi ise kendisini araçtan dışarı atmış yarı baygın halde yatarken Çarşambaspor kafilesini taşıyan otobüsün şoförü Samsunspor otobüsünün yolda kendisini geçmesinden bir süre sonra aniden ortalıktan kaybolmasına telaşlanıyorlardı ve Samsunspor otobüsüne yetişebilmek için hızlanınca acı tabloyla karşılaşılıyorlardı. Çarşambaspor Teknik Direktörü Cemil Cengiz o günleri daha sonrasında şöyle anlatıyor: “Yolculuğa beraber başlamıştık. Bir anda Samsunspor otobüsü kayboldu. Şoför, bana onlara yetişeceğini söyledi. Ben ise hava kötü, olmaz dedim. Havza’nın çıkışında şoka uğradık. Samsunspor otobüsü şarampole yuvarlanmıştı. Futbolcuların hepsi sağa sola yığılmıştı.”

Kısa süreli şokun ardından Çarşambaspor kafilesi hemen ambulans çağırıyor ve yaralılara ellerinden geldikçe Samsunspor kafilesine yardım etmeye çalışıyorlardı. Bütün bu yardım çabalarına rağmen çiçeği burnunda Samsunspor teknik direktörü Nuri Asan, şoför Asım Özkan ve futbolculardan Muzaffer Badalıoğlu’yla Mete Adanır olay yerinde hayatını kaybederken Zoran Tomiç komaya giriyordu. Tomiç bu kazadan altı ay kadar sonra ülkesi Yugoslavya’da hayata gözlerini yumuyordu.

Kaza haberi Samsun’a ulaştığı esnada şehrin üzerinde halihazırda var olan kara bulutlar adeta sokaklara, caddelere hatta evlerin içine kadar iniyordu. Kepenkler kapatılıyor ve geriye kalanlardan iyi bir haber beklenmeye başlanıyordu.Ancak gelen haberler meraklı halkı sevindireceğine daha da üzüyordu. Şehrin tamamı matem havasına büründü.

Samsunspor-20ocakFaciası-2

Türkiye Futbol Federasyonu da kazada 15 futbolcusu yaralanan bir kısmı malulen emekli edilen ve teknik direktörüyle birlikte üç futbolcusunu kaybeden Samsunspor’u “1988/89 Onur Şampiyonu” ilan ederken, sezonun ikinci yarısında oynayacağı bütün maçlarda 3-0 hükmen mağlup sayılacağını ve özel bir statü ile de ligden düşürülmeyeceğini açıklıyordu.

Bu acı olaydan bir süre sonra kırmızı ve beyaz renklerinin yanına siyahı da ekleyen Samsunspor’a destekler her yerden çığ gibi büyüyerek geliyordu. Eski Samsunsporlu futbolculardan Tanju Çolak,“Eğer Galatasaray izin verirse bir yıl Samsunspor için oynamak isterim”açıklaması yaparken dönemin Beşiktaş Teknik Direktörü Gordon Milne ise “Samsunspor’a her türlü yardımı yapmaya hazırız. Eğer isterlerse futbolcu dahi verebiliriz.” Demişti.Samsun şehri de takımına sahip çıkıyor ve şehrin her yerinde kulüp için yardım toplamaya başlanıyordu. Bu yardımlar dışarıdan gelen yardımlarla birleşince Samsunspor Kulübü’nün ve futbolcuların yaraları da bu sayede bir nebze olsun sarılmaya çalışıldı.

Samsunspor Kulübü, bu acı olaydan sonra bir daha eski parlak günlerine dönemedi ancak taraftarları gerek yaptığı anma törenleriyle, gerek ise “Hasretinle Yandı Gönlüm” koreografisiyle hiçbir zaman 20 Ocak’ta hayatını kaybedenleri unutturmayacağını ve unutturmaya da niyeti olmadığını tüm Türkiye’ye göstermiş oldu.

Samsunspor-20ocakFaciası-3

ŞİMDİ NEREDELER?

Emin Kar: Malulen emekli oldu. Bir süre Samsunspor’un idari menajerliğini yaptıktan sonra köşe yazarlığı yapmaya başladı.

Erol Dinler: Kaza sonrası futbolu bıraktı.

Şanver Göymen: Ağır yaralı olarak kurtulduğu kazadan sonra uzun süreler rehabilitasyon gördükten sonra futbola geri döndü ve 1996 yılında Türkiye Milli Takımı’yla beraber Avrupa Futbol Şampiyonası’na giden kafilede de yer almayı başardı.

Uğur Terzi: Kazadan sonra Samunspor’da oynamaya devam etti.

Burhanettin Bedaini: Kazadan sonra futbolu bıraktı ve antrenörlük yapmaya başladı.

Kasım Çıkla: Kazadan sonra Samsunspor ve başka takımlarda oynadıktan sonra futbolu bıraktıktan sonra on bir sene kadar bir süre Samsunspor’un altyapısında çalıştı.

Orhan Kılınç: Kazadan yaralı kurtuldu ve futbol yaşantısına devam etti.

Fatih Uraz: Kazadan sonra futbol yaşantısına devam etti. Beşiktaş başta olmak bir çok kulüpte daha oynadıktan sonra antrenörlük kariyerine başladı.

sergen

Previous:

Zifiri

You may also like

Yorum Yap