Üç Maradona

24 Nisan of 2015

Arjantin’in en yoksul mahallerinden birinde, derme çatma bir evde 3 erkek çocuğu dünyaya geliyor. Birini hepiniz biliyorsunuz Diego Maradona. Peki ya diğer ikisi?

 

Yazar: Mert Sarıbaş

mertsaribas@hayatimfutbol.com | twitter.com/mertsrbs

 

Çoğu başarılı insanın öyküsünde olduğu gibi Maradona kardeşlerin öyküsü de yoksul bir evde başlıyor. Her ne kadar klişe olsa da gerçekten Arjantin’in en yoksul yerleşim yerlerinden biri Villa Fiorito. Buradaki bir evde üç kız çocuğun ardından dünyaya gelen bir erkek çocuğu dünya futboluna damgasını vuracak, ardından dünyaya gelen iki erkek çocuğu ise onun gölgesinde kalacaktı. İlk olarak tüm dünyanın hakkında güzellemeler yaptığı Diego Maradona dünyaya geldi. Onun hikâyesini zaten herkes biliyor, en azından bu yazıda ana karakterler; Hugo ve Raul Maradona.

Raul Maradona

Diego Maradona’nın futbola yeni yeni başladığı yaşlarda, 1966 yılında Raul Maradona dünyaya geliyor. Nam-ı diğer Lalo Maradona. Ailenin futbol anlamında en yeteneksiz erkek çocuğu olsa da “Maradona” kimliği onu yeşil sahalar ile buluşturuyor. 1986 yılında abisi Diego’nun Meksika’da destan yazmasının ardından profesyonel olarak futbola adım atıyor. Bir dönem abisinin de forma giydiği Boca Juniors’ta futbola başlayan Raul, burada yeteneklerinin sınırlı olduğu anlaşıldığı için pek forma şansı bulamıyor. Abisinin sahip olduğu ün Raul’a İspanya kapısını açıyor. Diego’nun kariyerinin en parlak olduğu yıllarda İspanya 2. Lig’inde mücadele eden Granada “abisini getiremeyiz belki ama Maradona Maradona’dır” düşüncesi ile Raul Maradona’yı kadrosuna katıyor. Yetenek konusunda pek beklentisi olmayan Granada yönetimi Raul’un reklam yönünden yeterince faydalanıyor ve o sezon adını dünyaya duyurmayı başarıyor. Sezonu 19 maça çıkarak tamamlayan Raul iki kez de rakip fileleri havalandırıyor. Oldukça vasat bir performans sergileyen ortanca kardeş ile sezon sonunda küme düşen Granada’nın yolları ligin bitimiyle ayrılıyor. Bundan sonrası tam bir gezelim görelim tadında.  Japonya, Kanada, Peru, Venezuela ve Arjantin. Bu ülkelerde belirli aralıklarla futbol oynayan Raul’un herhangi bir başarısı ise bulunmuyor. Gittiği her kulüpte “Maradona” etiketi beklenti yaratsa da Raul bunları boşa çıkarıyor. Hatta öyle ki transferinin ardından “takıma Maradona’yı getirdik”açıklaması yapan Deportivo Municipal takımının başkanı Luis Saettone, Raul’un takıma katkısı üzerine gelen bir soruya “Maradona’nın takıma katkısı mı? Yoktu öyle bir şey. Maradona ile takım adeta 10 kişi oynuyordu” cevabını verir.

raulmaradona

Raul yeşil sahalarda kazanamadığı ünü saha dışında kazanıyor. İtalya’da düzenlenen 1990 Dünya Kupası’nda Almanya-Arjantin finali öncesi abisi Diego’nun Ferrarisi ile gezerken İtalyan bir polis tarafından durdurulan Raul’un ehliyetsiz olduğu ortaya çıkar. Bunun üzerine soluğu Arjantin kampında alan İtalyan polis beklemediği bir tepki ile karşılaşır. Almanya finaline hazırlanan Diego Maradona, gelen polisin gerçek polis olduğuna inanmaz ve tepki gösterir. Dünya Kupası finali öncesinde kendisine düzenlenen bir suikast olduğunu savunan Diego, ülkeler arasında kısa çaplı bir krize yol açar.

Raul’un saha dışındaki marifetleri bununla sınırlı değil. 2005 yılında Biri Bizi Gözetliyor tadındaki bir televizyon programına katılan Raul orada da bir başarı elde edemez. Fakat ülkenin en çok izlenen programlarından biri olması sebebiyle uzun süre ülke gündeminde yer alır.

Hugo Maradona

Diego’dan dokuz, Raul’dan üç yıl sonra dünyaya gelen Hugo ise futbol yetenekleri açısından “yeterli” bir seviyede olsa da “Maradona” soyadı beklentileri yükseğe çekiyordu. El Turco lakaplı Hugo futbola Argentinos Juniors’ta başlıyor. Raul’un aksine burada başarılı olan Hugo, Arjantin Milli Takımı’nın genç kategorilerinde milli olma şansını da elde ediyor. 1986 Meksika’da Diego’nun dünya gündemine oturmasının ardından İtalyan ekibi Ascoli, İtalya’ya ikinci Maradona’yı da getirir ve Hugo’nun İtalya macerası başlar. Fakat bu macera kısa sürer ve sezon sonunda Hugo ile Ascoli’nin yolları ayrılır. Geriye kalan en büyük hatıra ise Napoli-Ascoli maçında Diego ve Hugo kardeşlerin karşı karşıya gelmesi olur. Karşılaşmaya yedek kulübesinde başlayan Hugo, 58. dakikada oyuna dahil olur ve kalan 32 dakikada sahada iki Maradona birden yer alır. Karşılaşmayı Diegolu Napoli 2-1 kazanırken Ascoli de yaptığı reklam ile yetinir.

diego-hugo

13 maçlık İtalya macerasından sonra soluğu İspanya’da alan Hugo, Rayo Vallecano’da spekülasyonlardan uzak, kendi halinde iki sezon geçirir. Bundan sonra ise Avusturya, Uruguay ve Venezuela’da kısa süreli maceralara atılır. Hugo’nun futbol kariyerinin en verimli dönemi ise Japonya’da geçiyor. Kariyerinin son altı yılında Japonya’da top koşturan Hugo, burada 100’ü aşkın gol kaydediyor. Adeta Maradona ailesinin Asya temsilcisi haline gelen Hugo, burada saygı duyulan altı yıl geçirdikten sonra 1998 yılında emekli oluyor. Şu sıralar ise Amerika’da eşiyle birlikte bir fırın işletiyor.

5 yıl önce verdiği röportajda kendisi için “Hugo hiçbir zaman abisinin seviyesine gelemedi, ama zaten bunu başarabilen tek futbolcu Pele” ifadelerini kullanıyor ve ekliyor “Futbol oynadığım için çok mutluyum, eğer futbol olmasaydı şu an olduğum yerde olamazdım.”

granada maçı

Los Maradona

Aynı evden çıkan üç kardeş, tarihler 15 Kasım 1987’yi gösterdiğinde ise aynı soyunma odasından çıkıyordu. Raul Maradona’yı kadrosuna katan Granada bir süre sonra bu transferdeki asıl amacını ortaya koyar. O dönem fırtınalar estiren Diego ve Ascoli’ye yeni transfer olmuş Hugo’yu bir maçlığına Granada forması ile sahaya çıkmak için ikna ederler ve dünya futbolunun gündemine oturacak hazırlık maçı için çalışmalara başlarlar. Rakip olarak dönemin İsveç şampiyonu Malmö seçilir, o dönemde Malmö’nün başında da yakından tanıdığımız bir isim vardır; Roy Hodgson.

Tüm hazırlıklar yapılır ve 15 Kasım 1987 günü Diego, Raul ve Hugo Maradona kardeşler Granada forması ile sahaya çıkarlar. Tüm dünyanın gözü bu maçtadır ve herkes sahada aynı anda forma giyecek üç Maradona kardeşi merak etmektedir. 90 dakikanın sonucunda maç Granada’nın 3-2’lik galibiyeti ile sonuçlanır. Granada’nın ilk golü abisinin al da at pasında fileleri havalandıran Raul’dan gelirken, maçın son anlarında Diego’nun frikikten bulduğu gol ise Granada’ya galibiyeti getiren gol olur. Granada sadece hazırlık maçını kazanmakla kalmaz, yüklü bir miktarda reklam gelirinin de sahibi olur. Diego Maradona ise maçtan sonra yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanır

“Granada bana harika bir fikirle geldi ve ben de kabul ettim. Her zaman hayalim kardeşlerim ile birlikte oynamaktı ve bugün bunu gerçekleştirebildim.”

barcelona

Previous:

Luis Suarez Türkiye yolunda!

deniz1

Next:

Beşiktaşlı Deniz Gezmiş

You may also like

Yorum Yap