Yarım Kalan Şarkı: Andres Fleurquin

20 Mart of 2015

2002 takımı Galatasaray’ın yarım kalan hikâyesi, şarkısıdır… O şarkının unutulmaz dizelerinden birisi de Andres Fleurquin’e ait… 13 yıl sonra, Uruguay’da hala top oynayan bir Galatasaraylı, Hayatım Futbol’a konuştu

Yazar: Uğur Karakullukçu

ugurkarakullukcu@hayatimfutbol.com | twitter.com/ukarakullukcu

Eğer bugün hala Galatasaray başı sıkıştığında ilk olarak Mircea Lucescu’nun kapısını çalıyorsa bunun sebebi Rumen hocanın teknik adamlığı kadar yarım kalmış, yarım bırakılmış bir hikâyenin Galatasaraylıların aklında hep duruyor olmasıdır. 2002 takımı harika bir hikâyenin yazarlarıydılar. Bugünlerde 4.sü yapılan yıldız savaşının bir önceki versiyonunda zaferi Ali Sami Yen’e getirenleriydiler. Aylarca para alamamasına karşın Şampiyonlar Ligi’nde tarihi bir sezona imza atıp Roma, Liverpool ve Barcelona arasından çeyrek finale bir ofsayt kararı kadar uzakta kalanlarıydılar. Lucescu’nun Galatasaray’daki şarkısı nasıl yarım kaldıysa o takımın simge isimlerinden Andres Fleurquin’inki de yarım bırakılmıştı. Tamam, Fleurquin o şarkının hiçbir zaman nakaratı olmayacaktı ama akılda kalan sözlerinden biri mutlaka oydu, hem de zihinlerde mutluluk izleri bırakan sözlerden biriydi şüphesiz…

Yarım kalan şarkıyı tekrardan çalmak mümkün değil belki ama o günleri yadetmek için Andres Fleurquin’le temasa geçtiğimizde sanki aradan 13 yıl geçmemiş, Galatasaray’dan ayrılalı 3-5 ay olmuş kadar sarı kırmızıya bağlı bir kişiyle karşılaştık. Fleurquin, 2002’de şampiyon olduktan sonra takımdan ayrıldığında zaten 27 yaşındaydı, genç sayılmazdı. Buna karşın aradan geçen 13 yıl onu futboldan koparmadı ve o, 40 yaşında bir kurt olarak Uruguay’ın önde kalan ekiplerinden Defensor Sporting’in formasını hala terletiyor. Geçen yıl Libertadores Kupası’nda yarı final oynayan takımın bir parçası olan Fleurquin’le Galatasaray günleri üzerine söyleştik. Eski arkadaşlarından unutulmaz Beşiktaş gollerine, Şampiyonlar Ligi’nden yarım kalan transferine, Abdurrahim Albayrak’a kadar uzanan sohbetimiz karşınızda, keyifli okumalar…

fleurquin2-2

“Galatasaray’a ihanet edemezdim”

Galatasaray için sadece bir sezon oynadın ama kulüpte herkes senden olumlu şekilde bahsediyor. Florya’nın duvarlarında hala şampiyon olduğunuz fotoğraf asılı. Diğer oynadığın kulüplerle karşılaştırırsan Galatasaray senin için ne ifade ediyor?

Galatasaray benim oynadığım en iyi takım ve en büyük kulüptü. Böylesi büyük bir kulüpte oynadığınızı saha içinde kesin bir şekilde hissediyorsunuz. Taraftarların 95 dakika boyunca durmadan bağırmasıyla birlikte olduğunuzdan bile daha iyi hissedersiniz.

-Mircea Lucescu’yla çalıştın. O dünya çapında bir hoca ama perde arkasında nasıl biriydi, ilişkiniz nasıldı? Onunla ilgili hatırladığın bir anı var mı?

Çok iyi bir hocaydı ve en önemlisi çok zekiydi. Onunla gayet iyi bir ilişkim vardı. Fransızca ve İtalyanca konuşuyordu ve ben de onunla zaman zaman sohbet ederdim. Bana her zaman nasıl olduğumu, ailemin durumunu sorardı.

Beşiktaş’a gittiği zaman beni arayıp orada kendisi için oynamamı istedi. Ona kalbimin Galatasaray’da olduğunu ve Türkiye’de Galatasaray’dan başka takımda oynamamın doğru olmayacağını söyleyip teklifi reddettim. Galatasaray’a ihanet edemezdim.

-Bildiğim kadarıyla Emre Aşık’la iyi arkadaştınız. O şimdi genç milli takımlarda antrenörlük yapıyor. Onunla ilgili ne söylersin?

Takımda benim en iyi arkadaşlarımdan biriydi. Onu seviyorum, hem çok güçlü bir karakteri vardı hem de saha içinde de gücüyle oynardı. Böyle oyuncuları severim. Bana karşı her zaman kibar olmuştur, ona tekrar teşekkür ederim.

0514SK

“Barcelona maçı unutulmaz”

-Galatasaray için birçok önemli maça çıktın, özellikle Avrupa’da. Şampiyonlar Ligi’nde oynamak nasıl bir histi, hangi maç senin için özeldi?

Benim oynadığım sezon Şampiyonlar Ligi’nde çok başarılı işler yaptık. Camp Nou’da oynadığımız Barcelona maçı kariyerimin en iyi maçları arasındadır. Ayrıca Türkiye’de Beşiktaş maçlarında epey iyiydim.

-Beşiktaş demişken, Türkiye’de hala senin adını anınca Beşiktaş’a attığın goller akla gelir. Beşiktaş maçlarının sırrı neydi?

Derbi maçlara her zaman özel olarak konsantre olurum. Emin değilim ama bir gazeteci bana Galatasaray’ın Beşiktaş’a attığı 100. golü benim attığımı söylemişti. Bu anıyı hiçbir zaman unutmadım, adımı Galatasaray tarihine kazımak güzel.

-Galatasaray’da başına gelen en ilginç an neydi, seni hala güldüren bir anın var mı?

Evet, Türkiye Ligi’nde şampiyon olduğumuzda çok eğlenmiştik. Takım otobüsüne gittiğimizde dayanamadık ve zıplamaya başladık. İnanılmazdı, böyle bir şeyi dünyanın başka bir yerinde yaşayamazsınız.

-Abdurrahim Albayrak senin döneminde de görev yapıyordu, şimdi tekrar Galatasaray yönetiminde. Şahsına münasır bir karakter, onun hakkında bizlere ne söylersin?

O çok iyi bir insan ve kulüpteki herkesi çok eğlendirirdi. Galatasaray onun kanında var! Bana karşı çok inceydi ve aynı şekilde eşime de çok kibar davranırdı. Ona her şeyin en güzelini diliyorum çünkü bunu hak ediyor.

“3 sene daha kalmak istiyordum”

-Yönetim değişince o dönem Galatasaray’dan ayrılmak zorunda kaldın. Kalmak istemiş miydin, ayrılığın nasıl gelişti?

Galatasaray’dan ayrılırken çok üzüldüm. O dönem büyük ekonomik problemlerimiz vardı. Buna rağmen ben Galatasaray’da 3 sene daha kalmak istiyordum. Kontratımın sonunda kalmam için görüşmeleri yaparken yönetimde değişiklik oldu ve ayrılmak zorunda kaldım.

-Uruguay’da Türk kulüpleri nasıl görülüyor?

Galatasaray ve Fenerbahçe burada tanınan, bilinen kulüpler ama Galatasaray’ın yeri ayrı tabii! (Gülüyor)

-Galatasaray’ın şimdiki kalecisi Fernando Muslera senin vatandaşın… Onunla hiç konuşma şansın oldu mu?

Maalesef hayır, onunla hiç tanışmadık ama Galatasaray’ı çok sevdiğini duyuyorum. Çok iyi bir kaleci ve karakteri çok düzgün bir insan… Galatasaray’a yakışıyor.

-Örnek bir profesyonel olduğunu biliyoruz ve 40 yaşında olmana rağmen hala futbol oynuyorsun. Takımın Defensor Sporting’le Libertadores Kupası’nda geçen yıl yarı final oynadınız. Şimdi neler yapıyorsun?

Dediğin gibi 40 yaşındayım ve sona yaklaşıyoruz. Şu sıralar dizimden bir sakatlığım var, ağrılarım oluyor ama birkaç hafta içinde tekrar oynayabileceğim. Sanırım kariyerimi Haziran’da bitireceğim ama kesin değil, belki de devam ederim!

O bir ekonomist

-Futbolu bıraktıktan sonra planın ne? Bildiğim kadarıyla ekonomi mezunusun. Futbolda kalacak mısın yoksa futbol dışı bir kariyer mi düşünüyorsun?

Evet, ekonomi mezunuyum ve futbol dışında şu anda ilgilendiğim bazı işletmeler var. Yine de bir futbolcunun emekli olduğundan sonra bile futboldan kopması imkânsızdır. Öyle ya da böyle futbolun içinde olacağım.

-Seni hala kendilerinden biri olarak gören Galatasaray taraftarlarına ne söylemek istersin?

Dünyanın en iyi taraftarları onlar! Sahaya çıktığımızda onlar için nefes alıyordum. Şarkı söyleyip bağırıyorlar, tezahürat yapıyorlar ve bilsinler ki onlar bizler için düşündüklerinden çok daha önemliler. Onları saha içinde hissedebiliyorsunuz.

kapak 1-2

Previous:

İlklerin kadını

GOZTEPE - MKE ANKARAGUCU MACINI GOZTEPE 2 - 1 KAZANDI. MAC SONUNDA BUYUK SEVINC YASADI. (FOTOGRAF: MUSTAFA KOPRULU / IZMIR DHA)

Next:

Tİ-MUR KOSOVALIII

You may also like

Yorum Yap