Yaşamak Bu Değil

06 Ağustos of 2015

“Sus devam etme, o benim anam…”
“Anan demek… Anam diyebilmek ne güzel şey…”
“Güzel mi?”
“Güzel ya… Ben hiç tanımadım ki, hiç görmedim. Anasız büyüdüm ben.”

Yazar: Serkan Akkoyun

serkanaakoyun@hayatimfutbol.com | twitter.com/sakkoyun_

İbrahim Tatlıses’in Yaşamak Bu Değil filminde, Emine ile İbrahim’in ilk karşılaştıkları sahnede aralarında geçer bu konuşma. Yılmaz Tatlıses’in sözlerini yazdığı, Burhan Bayar’ın bestelediği aynı adlı şarkının filmidir. Anlamını şarkının bile kaldıramadığı, tüm şarkı boyunca sadece bir kez geçtiği; Yaşamak Bu Değil.

Galatasaray’ın UEFA Kupasını kaldırmasına 33 gün vardı. İnönü Stadı sanki Müslüm Gürses, Gülhane’de halk konseri veriyormuş gibi bir kalabalığı ağırlıyordu. Hangisi sevmemişti çılgınlar gibi? Sahada Galatasaray ve Beşiktaş vardı. İlk 80 dakika çabuk geçti. Beşiktaş o arada Şifo Mehmet ile bir de gol bulmuştu. Bu 1999/2000 sezonu için Beşiktaş’ı şampiyonluğa doğru götürecek önemli bir galibiyet olacaktı. Olmadı. Sesi birçok sınavdan geçmiş ve sonunda onaylanarak maaşa bağlanmış spiker, Beşiktaş’ın şair stoperi Halilagiç’in geri pasında topun Fevzi’nin ayağının üstünden geçerek gol olduğunu ilan etmişti. Fevzi bunu beklemiyordu. Halilagiç’in geri pası, yerdeki çimden sekmiş ve Fevzi’nin şut için salladığı ayağının üzerinden gol olmuştu. Fevzi yıkıldı, ağlıyordu. Ona tribünde, yüzünde henüz oluştuğu belli olan çizgileriyle sarışın bir kadın eşlik ediyordu. Diplomalı ses bizi bilgilendirdi: “Fevzi’nin eşi, o da şaşkın…”

Beşiktaşlı Fevzi Tuncay o maçtan iki yıl sonra Beşiktaş’tan ayrıldı. Tribünde gözyaşları döken eşiyle o maçtan 2 yıl sonra boşandılar. Ben o maçtan birkaç ay sonra Vitiligo oldum. İbrahim Tatlıses ise o sıralarda ertesi yıl çıkacak olan Yetmez mi albümüne çalışıyordu.

Fevzi o gün sadece bir topu ıskalamadı. Vuramadığı, uzaklaştıramadığı topla beraber kendini de bir boşluğa savurdu. Çok değil birkaç ay sonra, 2000 Avrupa Şampiyonası geride kalmış ve yeni sezon başlamıştı. Fevzi yine Beşiktaş kalesindeydi. Ekim ayında yine İnönü Stadında ancak bu sefer malum golü yediği kalede değil, diğer kaledeydi. Rakip Çaykur Rizespor’du. Ümit Ozan Kazmaz, ceza alanı dışından cılız bir şut çekti. Fevzi üzerine doğru, ancak biraz havadan gelen bu topu rahat bir şekilde tutacaktı. Tutamadı. Spiker, yıllar sonrasına bir mesaj bırakır gibi şu cümleleri kurdu: “Sanki geçen haftanın aynısı…”

Bir hafta öncesindeyiz. Denizlispor, Beşiktaş’ı konuk eder. Beşiktaş kalecisi Fevzi, ilk yarıda iki hatalı gol yer. Kafasını direklere vurur. Devre arasında İlhan Mansız, Fevzi’nin yedek formasını giyerek sahaya çıkar, golünü atar ve içinden Fevzi formasını gösterir tribünlere; Fevzi’nin kaderine İlhan isyan eder. Ama kader, Voltaire’in de dediği gibi, sürükler bizi, isteklerimize aldırmaz.

Spiker, yıllar sonrasına bir mesaj bırakır gibi şu cümleleri kurmuştur: “Sanki geçen haftanın aynısı…” Fevzi yüzünü ellerinin arasına alır. Bir çocuk gibi yüzünü gizleyerek hiç orada olmadığına kendini inandırmak ister. Bir çocuk kadar yalnızdır İnönü’de ve bir çocuk gibi ağlamaya başlar. Daha sonra o sıralar 14 yaşındaki bir çocuk olan bu satırların yazarının hayatı boyunca unutamayacağı üç, kesik, kısa ses duyulur: TAK, TAK, TAK! Fevzi kafasını direklere vurur.

Futbol hani fena halde hayat benzerdi ya, Nisan 2000-Ekim 2001 arasında yeşil sahalarda yaşadıkları Fevzi’nin hayatının trailerıydı işte.

fevzi

Kötü giden evlilik, Fevzi’nin ailesi ile arasını da bozmuştu. Babası oğlunun yaşadıklarının da etkisi ile dünyaya bir kalp krizi ile veda etti. İlk evliliğinde beklediği mutluluğu yakalayamayan Fevzi bir daha denedi; bir daha yenildi. Bu seferki daha da kötü bir darbe vurmuştu. Eşine olan nafaka borcunu ödeyemeyince, hapis cezası aldı. Hapse girdi. 1998 yılında dönemin Türkiye’de oynayan en iyi futbolcusu Hagi’nin penaltısını, Türkiye Kupası finalinde, henüz 21 yaşında, meşhur ‘Kartal duruşu’nun ardından kurtaran Fevzi, 2013 yılında hapisteydi. Yaşamak gerçekten bu değildi.

Neyse ki, Fevzi’nin İlhan Mansız’dan başka dostları da vardı. Borcu ödendi, mesleğe dönmesi sağlandı. Toparladı Fevzi. Ya da biz öyle zannettik. 2015 yılının Ağustos ayında, Fevzi Tuncay’ın annesi bir trafik kazası sonucu aracının içinde yanarak can verdi. Kimlik tespiti DNA testi ile yapıldı. Yıllarca oğlunun derdine gözyaşı döken, Beşiktaş’a transfer olduğunda oğlunun aldığı Manisa’daki evin içinde gururla oturan anne Tuncay, oğlunun gözyaşlarına binip, gitti.

Coşkun Çelik ne zaman Yaşamak Bu Değil şarkısını dinlese aklına, sarı Opel arabaları ile 83 yazındaki Almanya’dan Türkiye’ye dönüşleri gelir. Benimse Fevzi Tuncay…

“Gözler yol gösterir, gönül hükmeder. İnsanoğludur bu hep hata eder…”
Yılmaz Tatlıses

1c1cedb09d538bad0253d286e96b7432

Previous:

Dikkat! Burası Vodafone Arena

eto

Next:

Eto’o’nun volesi

You may also like

Yorum Yap