Yeşil sahaların gördüğü en iyi solak: Ferenc Puskas

18 Ocak of 2016

“Los Galacticos” isminin hakkını veren, Real Madrid’in FIFA tarafından 20’inci Yüzyılın En İyi Takımı seçilmesini sağlayan takımın en büyük yıldızlarından biri olan Macaristan efsanesi Ferenc Puskas, aramızdan ayrılalı tam 6 sene oldu.

Yazar: Emre Çelik

emrecelik@hayatimfutbol.com | twitter.com/prorroga_

“Charlton, Law ve Puskas ile beraber bir futbol akademisindeydik. Gençler Puskas’ın kilosu ve yaşıyla alay ettiler.  Sonra hocalardan biriyle iddiaya girmelerini önerdik. İddia aramızdan biri kalenin üst direğine arka arkaya 10 kez vurabilir mi diyeydi. Elbette en ihtiyar ve şişman olanımızı, Puskas’ı, seçtiler. Law onlara bu ihtiyar şişkonun kaç kere direğe vurabileceğini sordu. Çoğu beşten az derken ben ise 10 dedim. İhtiyar şişko hoca topun başına geldi. Ardı ardına 9 kez topu üst direğe yolladı. Onuncu atışta topu şöyle bir kepçeledi, iki omzunda ve başında sektirdi, sonra topuğuyla vurup üst direği vurdu. Çoçuklar şaşkın şaşkın bakıyordu. Sonunda biri ‘O kim?’ diye sormayı akıl edince siz ona “Bay Puskas” diyeceksiniz dedim” sözleriyle anlatıyor Avrupa futbolunun gördüğü en iyi oyunculardan biri olan Puskas’ı. İşte cumartesi günü, Best’in tabiriyle “Bay Puskas”ın aramızdan ayrılışının 6’ıncı seneyi devriyesi olacak. Peki kim bu göbekli yıldız?

Ferenc Puskas, 1 Nisan 1927’de Ferenc Purczeld olarak dünyaya gelir. En büyük şansı babasının bir futbolcu olması ve onun da bu yolda devam etmesini çok istemesidir. Hakeza öyle de olur. Puskas, yaşadığı bölgenin takımı olan Kispest’de 10 yaşında futbola başlar. 1943’te 15 yaşındayken de babasının çalıştırdığı Kispest’in bir parçası olarak as takımla sahaya çıkar. Fakat Puskas, kendisini bütün ülkeye tanıtması için Dünya Savaşı’nın sona ermesini bekleyecektir. Savaşın ardından Avusturya ile oynanan maç için milli takıma çağrılır ve 18’lik Puskas, henüz ilk milli maçında gol atmayı başarır.

İngiltere’yi Wembley’de 6-3 yendiği maçta Puskas 2 gol attı.

İngiltere’yi Wembley’de 6-3 yendiği maçta Puskas 2 gol attı.

Binbaşı Puskas

Puskas, Macaristan’da gollerine tüm hızıyla devam eder. Hem milli takımda hem de Kispest’te sergilediği performansla 20 yaşına gelmeden “Sihirli Macarlar” olarak dünyayı titretecek takımın kaptanlığına getirilir. 1947’de Torino’da oynanan İtalya maçıyla ünü Avrupa dışına da yayılır. Hatta Juventus, Puskas’ı kadrosunda görmek ister ama o, ailesinin yanında yaşamayı tercih eder. O sezon Macaristan’da 50 gol atan Puskas, aynı zamanda Avrupa’nın en golcü oyuncusu olur. 1949’da Komünist rejimin ele geçirdiği Macaristan’da Savunma Bakanlığı Kispest’e el koyarak takımı ordunun kulübü haline getirir. Adı Honved olarak değişen kulübün oyuncularına rütbe verilirken en yüksek rütbeye, binbaşılığa, gelen isim takımın en iyisi Puskas’tır.

Büyük bölümünü Honved oyuncularının oluşturduğu Macaristan, Mayıs 1950’den başlayarak inanılmaz bir seri yakalar. “Sihirli Macarlar”, 1952 Olimpiyat Finali’nde Yugoslavya ile karşılaşırken; Puskas skor 0-0 iken penaltı kaçırsa da skor perdesini açan isim olmayı başarır. Macaristan da altın madalyaya ulaşmayı… Fakat asıl sansasyon yaratacak galibiyet Wembley’de gelir. 25 Kasım 1953’te oynanan maçta Macaristan, İngiltere’yi Wembley’de ilk kez mağlup eden takım olmayı başarır. Puskas, 6-3 tamamlanan bu maçta 2 gol atarken İngilizlerin Kaptanı Billy Wright’ı deyim yerindeyse bakkala, hatta İrlanda’ya gönderir.

Macarlar önüne gelen herkesi devirirken, 1954 Dünya Kupası’nın da en büyük favorisidir. Hakeza bunu da grupta karşılaştıkları Güney Kore ve Batı Almanya karşısında aldıkları sırasıyla 9-0 ve 8-3’lük galibiyetlerle herkese gösterirler. Lâkin Almanya maçında Werner Liebrich, Puskas’ı sakatlayarak turnuvanın kaderini değiştirir. Puskas, çeyrek ve yarı finallerde görev yapamazken final öncesi Macaristan’da yapılan en büyük tartışma Puskas’ın oynayıp oynamaması yönündedir. Yıldız oyuncu henüz iyileşmemiştir fakat Puskas’ı kenarda bırakmak da büyük risktir. Ayrıca o dönem oyuncu değişikliği olmadığı için sonradan girme şansı da yoktur. Sonunda kendi isteğiyle maçta yer alır. Hatta finalin gol perdesini de açar. Ama Almanlar 2-0 geriden 3-2 öne geçmeyi başarır. Son dakikalarda Puskas’ın attığı gol, ofsayt gerekçesiyle sayılmayınca Macaristan, 4 sene sürdürdüğü 31 maçlık serisine en önemli maçta veda eder. Puskas da kupaya.

Kaçak yıllar

Puskas, hayal kırıklığı ile sonuçlanan Dünya Kupası Finali’nin ardından Honved’deki başarılı kariyerine devam eder fakat 1956’da işler bir anda değişir. Halk, rejime karşı ayaklanırken;  Budapeşte sokaklarının her köşesini komünist tankları ele geçirir. Hatta ilk haberlere göre Puskas ölü bulunmuştur. Fakat sonradan yaşadığı ortaya çıkar. Puskas, Honved ile beraber Athletic ile oynanacak Şampiyon Kulüpler Kupası 1’inci turu maçı için Bilbao’ya gider. Honved oyuncularının birçoğu rövanşı Budapeşte’de oynamak istemez ve maçı Heysel’e aldırır. Honved turnuvaya veda eder ama futbolcular için daha önemli olan dönüp dönmeme kararıdır. Puskas, gerek medyada Macaristan hakkında yer alan haberler gerekse 1951’de ülkeden kaçmak isterken yakalanan ve idam edilen Sandor Szucs’tan etkilenerek Macaristan’a dönmez. Bu kararla birlikte Puskas’ın 11 sene süren Macaristan Milli Takımı kariyeri de sona erer. Yıllar sonra sadece Ali Daei tarafından geçilecek olan,  85 maça 84 gol sığdırdığı efsane bir kariyer…

1960 final puskas

Milan kaçırdı, Real kaptı

Puskas,  Kocsis ve Czibor’un başını çektiği grup, Barcelona efsanesi Kubala’nın 1950’de yaptığını yapar ve Honved adı ile resmi olmayan bir takım kurarak İspanya ve İtalya gibi ülkelerde hazırlık maçları düzenler. Fakat FIFA bu isimleri de, tıpkı Kubala gibi, 2 yıl futboldan men eder. Puskas, bu periyodun ilk 15 ay futbol oynamaz. Doğal olarak da yaklaşık 15 kilo alır. Daha sonra ise yaklaşık 8 ay Milan ile antrenmanlara katılır. Beğenilir de ama Milan, Puskas’ın kilolarından ve politik sebeplerden dolayı vazgeçer.  Bu arada devreye Honved’den bir dönem takım arkadaşlığını yapmış, Real Madrid için çalışan Emil Östreicher girer ve yıldız oyuncuyu Santiago Bernabeu’nun kafasına sokar. Barcelona, Kubala’nın çabalarıyla Kocsis ve Czibor’u ikna etmişken; Santiago Bernabeu, Puskas’ı kaçırmak istemez. Puskas’ın başkana yanıtı hayır olur ama 31 yaşında Real’e imzayı atar.

Puskas, bu transferini yıllar sonra biyografisinde “Çok kilolu olduğumu, bu halimle oynayamayacağımı söyledim ve kilo vermek için zaman istedim. Fakat Kendimi hemen ertesi gün Santiago Bernabeu ile Madrid’de bir odada transferi konuşurken buldum. Garip bir görüşmeydi, odada çevirmen yoktu. O İspanyolca ben ise Macarca konuşmaya çalışıyordum. En sonunda ayağa kalkıp kendimi göstererek ‘Bak, bu teklif çok iyi ama görmüyor musun? 18 kilo fazlam var.’ dedim. Bernabeu ise ‘O senin problemin’ deyince artık Real Madrid’in oyuncusuydum” sözleriyle anlatır.

Puskas, La Liga’ya fırtına gibi bir başlangıç yapar. 24 maçta 4’ü hat-trickten olmak üzere 21 gol atmayı başarır fakat o sene Barcelona’nın senesidir. Real Madrid için daha önemli olan, 3 senedir kaldırdığı Şampiyon Kulüpler Kupası’nı tekrar kazanmaktır ve bu başarıda Puskas, yarı final play-off maçında Atletico Madrid’e attığı golle takımının finale yükselmesinde çok büyük rol oynar. O sene turnuvayla ilgili ilginç bir anektod da Real Madrid’in resmi olarak ilk kez bir Türk takımıyla eşleşmesi ve Puskas’ın İnönü Stadyumu’nda Beşiktaş’a karşı forma giymesidir.

Muhteşem üçlü: Di Stefano, Gento, Puskas

Muhteşem üçlü: Di Stefano, Gento, Puskas

Macar efsane ikinci sezonunda 25 gol atsa da şampiyonluğa Barça ulaşır. Fakat bu sefer Puskaslı Real Madrid’in intikamı çok ağır olur. Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı finalde Barça ile Real eşleşir. Puskas’ın 3 gol attığı eşlemede gülen taraf 3-1’lik skorlarla Real Madrid olur. Lâkin başarı hikayesi daha bitmemiştir. Final maçı Hampden Park’ta Eintracht Frankfurt’a karşıdır. Fakat 18 Mayıs 1960 tarihinde sahada iki takım değil sadece iki oyuncu vardır: Puskas ve en iyi arkadaşı Di Stefano. Arjantinli, Alman rakibe karşı hat-tricke imza atarken; Puskas, 25 dakika içerisinde rakip filelere 4 gol göndererek imkânsızı yapar. Bu iki yıldız sayesinde belki de “Los Galacticos” isminin hakkını veren tarihin en iyi Real Madrid’i, rakibini 7-3 ile geçerek 5’inci kez üst üste kupaya uzanır. Puskas da 12 golle gol krallığına.

Takribi yıllarda La Liga’daki tablo tersine döner ve Real art arda şampiyonluklar kazanır. Puskas, 5 sene üst üste La Liga şampiyonu olan takımında yaşına rağmen gollerini sıralamaya devam eder. Her sene %60’ın üzerindedir. Hatta futbolu bırakacağı son sezonda bile, 39 yaşındaki hâliyle %50’yi yakalar. Fakat Real Madrid, Avrupa’daki başarılarını bir daha yakalayamaz. 1962’de Benfica ile oynanan finalde Puskas’ın Benfica ağlarına gönderdiği 3 gol bile kupa için yeterli olmaz. 1962/63 sezonunda Puskas, 7 golle krallığa ulaşır ve takımının finale yükselmesinde büyük rol oynar fakat bu sefer de Madrid temsilcisi Inter’e takılır. Real Madrid, 1965/66 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası’nı tekrar kaldırsa da; Puskas sadece bir maçta forma giyer.

39 yaşında veda

Artık Macar efsanesi için kramponları asma zamanı gelmiştir. Puskas, 39’unda yeşil sahalara veda ederken Real Madrid formasıyla sahaya çıktığı 528 maçta 512 gol atarak inanılmaz bir kariyeri geride bırakır. Puskas, teknik direktörlüğe adım atar. Amerika’da piştikten sonra 2 sene Alaves’i çalıştırır ama teknik direktörlükteki asıl patlamayı Panathinaikos’ta yapar. Puskas, Yoncalar’ı 1971’te Şampiyon Kulüpler Kupası finaline taşır. Panathinaikos, “Kupa 1″de finale yükselen ilk Yunan kulübü olmuştur, hatta bu başarı bir daha tekrarlanamaz da. Fakat Puskas’ın takımı tıpkı kendisi gibi futbolun en şansız isimlerinden biri olan, Dünya Kupası’nın kulpundan tutmasına rağmen kaldıramayan Cruijff’un yer aldığı Rinus Michels’in Ajax’ına mağlup olur.

Puskas, ülkesini terk ettikten tam 25 sene sonra, 1981’de, Macaristan’a gitme kararı alır. Havaalanında binlerce insan Puskas’ı karşılarken, Gösteri maçının biletleri anında tükenir. Aynı zamanda teknik direktörlük kariyerini sürdürür Puskas. Yaklaşık 26 yıl sürdürdüğü teknik direktörlük kariyerinde  5 kıta gezer ve 1993’te futbola başladığı topraklarda, Macaristan Milli Takımı’nın başında emeklilik kararı alır.

puskas 6

Kahreden hastalık

Macaristan maçının ardından ülkesinde kalmaya devam etmeye karar verir ama 2000 yılında tedavisi olmayan dementia teşhisi konur. Bu arada ayrıca 2002 senesinde Budapeşte Halk Stadyumu’nun adı, Ferenc Puskas Stadyumu olarak değiştirilir. Kısacası ölmeden efsaneleştirilir. Efsanevi oyuncu ömrünün geri kalanını bu hastalıkla savaşarak geçirir. Hatta 1954 Dünya Kupası’nda kazandığı altın top başta olmak üzere birçok ödülünü tedavi masrafları için satmak zorunda kalır. FIFA, sonradan bu durumu öğrenir ve bütün tedavi masraflarını üstlenir. Fakat Puskas Eylül 2006’da bir daha çıkmamak üzere hastaneye kaldırılır.

İşte bu efsane, Ferenc Puskas, 17 Kasım 2006’da sayısız başarı ve ödülü gerisinde bırakarak alzheimera yenik düşer. L’equipe tarafından yüzyılın en iyisi seçilen, her daim çalışmayı seven, son derece mütevazi bir insan olan Puskas’ın bu başarıları nasıl elde ettiğini; kırılmaz rekorların altına nasıl imza attığını ise en güzel kendisi özetliyor:

“Futbolda iyi oynadığın sürece yaşarsın. Seyirci iyi oynadığın sürece alkışlar. Alkışlara aldanmayacaksın ve iyi oynayıp sahada ter dökeceksin. Futbolcunun başka çaresi yoktur. Eğer kötü oynarsan o alkışlayan ellerin bir anda sana doğru sıkılan yumruklara dönüştüğünü görürsün. Kesinlikle kızmayacaksın, gücenmeyeceksin ve yılmayacaksın. Yapacağın tek şey var. Daha çok çalışacaksın ve o yumrukların alkışa dönüşmesini sağlayacaksın. Futbolun değişmez yasasıdır bu.”

poves 2

Previous:

Ne sağcı ne solcu, Javi Poves her şeye karşı!

futbol faciaları

Next:

Futbol tarihindeki unutulmaz stadyum faciaları

You may also like

  • Andre Schubert kapak
    02 Ara

    Andre Schubert’in beslediği canavar

    Profil

    Borussia Mönchengladbach’ta Lucien Favre’nin istifasıyla, geçici teknik direktör olarak işe başlayan , aldığı galibiyetlerle lige ...

  • Spor Toto Süper Lig takımlarından Gaziantepspor, ligin ikinci yarısının hazırlıklarına Belek'te devam etti. Gaziantepspor teknik direktörü Sergen Yalçın. (Hakan Burak Altunöz - Anadolu Ajansı)
    15 Ağu

    Futbolun Clark Kent’i: Sergen Yalçın

    Profil

    Her dönemin sansasyonel ismi olan Sergen Yalçın, futbolculuğunda üzerine yapıştırılan ’çalışmayı sevmeyen’, ’disiplinsiz’ ve ‘vurdumduymaz’ ...

  • guardiola 2
    01 May

    Mes Que Un Entrenador*

    Profil

    Çağının bir tık ötesinde, muadillerinden çok farklı… Onu farklı yapan ise daima mükemmeli araması  *: ...

  • 2638031_m1t1w800q75v32191_xio-fcmsimage-20130809143838-006094-5204e2ce23ede-.photo_1376037581833-2-HD
    24 Nis

    Tahtın yeni varisi

    Profil

    Sezonun sonuna yaklaşırken, Jürgen Klopp Borussia Dortmund macerasının sonuna geldiğimizi bir basın toplantısıyla açıkladı. Dortmund ...

Yorum Yap