Yolunu kaybetmiş 10 lejyoner

04 Temmuz of 2016

Yazar: Fırat Topal

mischtylerdurden@gmail.com | twitter.com/FlyngDtchmn

Malumunuz zamanında “Edgar Davids Kocaelispor’da”, “Denilson Vestel Manisasrpor’da” türü haberler çıkardı. Derdimiz Körfez’i veya Tarzanlar’ı asla küçümsemek değil lakin Davids o iddialar çıktığında sorsanız Türkiye haritasında İstanbul dışında bir ili gösterebilir miydi bilemeyiz… Hatta bu kulüplerin taraftarları o gün şehre inecek tüm uçak seferlerini kontrol edip havalimanına koşarlardı. Türk basını zaman zaman kariyerinin sonuna yaklaşan acayip adamları, ülke sınırları içerisine çekmiştir, çoğunluğu asparagas olacak şekilde. Yıllar önce Blackburn’le şampiyonluk yaşayıp Newcastle ile Manchester United arasında gidip gelirken “Shearer Trabzonspor’da” haberini bile gördük. Ha bazen de cidden “bu adamın ne işi var bu ülkede” dediğimiz adamlar da geldi tabi ülkeye. Genelde de gelmeden önce basında pek görünmediler zaten. Futbolcuların o güne kadar Türk basınında adının hiç başka takımlarla anılmaması, transferinin ani gelişmesi, kariyeriyle karşılaştırıldığında kendisine uymayan bir takıma gitmesi ve geldiği gibi sessiz sedasız ayrılması gibi ortak özellikleri var. İşte onlardan bazıları:

vassell

1- Darius Vassell

Ankaragücü’lü taraftarlar onu öyle karşıladılar ki, İngiliz taraftarlar internet üzerinde birbirlerine “neden hiçbir Türk iş yerinde değil?” diye soruyordu. Vassell belki de Türkiye’ye gelen yabancı futbolcular arasında taraftarla en fazla bütünleşendi. Yalnızlıktan sıkılan ve ülkesini özleyen oyuncuyu elinden tutup yemeğe götüren, arkadaşlık eden taraftarlar gerçekleşmesi rüya gibi gelen bir Türk filmine imza attılar. Sonuçta 20’den fazla İngiltere Milli Takımı formasını giymiş, Aston Villa ve Manchester City kariyerli bir oyuncudan bahsediyoruz. 1 sene kaldı, sonra da kimsenin haberi olmadan Türkiye’den ayrıldı.

2- Carlos – Éder – Serginho

1988/89 sezonunda Malatyaspor tarihinin en iyi kadrosunun şok eden 3 yabancısıydı Brezilyalı trio. Kaleci Carlos Roberto Gallo 34 kez Brezilya milli takımı formasını giymiş ve 1986 Dünya Kupası’nda milli takımın kalesini korumuştu. Éder Aleixo de Assisi Brezilya formasıyla 51 kez sahaya çıkmış ve 1982 Dünya Kupası’nda şampiyon olan İtalya’dan bile önde görülen hatta tüm zamanların en iyi Brezilya takımı olarak gösterilen Zico’lu, Falcao’lu, Socrates’li takımın bir parçasıydı. Serginho Chulapa aynı kupada takımının tüm maçlarında sahadaydı. Böyle bir kadronun 3 adamının Malatya’ya gelmesi büyük bir hadiseydi tabii. Sonuç; 30’lu yaşlarda Malatya’ya gelen bu 3 adam bir kaç maç oynayıp ülkelerine gittiler. Rio’dan sonra Malatya havası iyi gelmedi tabi. Bu oyuncularla ilgili akılda kalan en önemli ayrıntı TRT Spor Stüdyosu’na çıkmaları ve Hüseyin Başaran’ın ısrarıyla stüdyoda takım elbise ile top sektirmeleridir.

3- Jean Marie Pfaff

Bayern Münih ile 3 Bundesliga şampiyonluğu ve Belçika milli takımı ile 1980, 1982, 1984 ve 1986 turnuvalarının tümü. Pfaff 1986 Dünya Kupası’nda dördüncü olan Gerets, Scifo, Ceulemans, Grun gibi isimlerin bulunduğu efsane kadronun kaleciliğini yapıyordu ki o unvan bugün hala Belçika milli takımının uluslararası turnuvalarda aldığı en iyi derece. 37 yaşında Lierse kulübünü bırakıp Karadeniz’e yerleşmeye karar verdi. 1 sezon oynadı, sonra da gitti. Tabi Karadeniz ziyaretinin sebebi Trabzonspor’un başına geçerek ülkesinin dışına ilk kez çıkan Belçika’lı hoca Urbain Braems’di. Braems Trabzonspor’un Lyon destanını yaratmış ve Türkiye Kupası’nı kazandırmış bir isimdi. Bu arada onu izleyen hocalardan George Leekens’in de etkisiyle Trabzon’da bir ara Belçika rüzgarı esmiştir.

4- Peter van Vossen & John Van den Brom

Cem Uzan’ın Türk sporuna girdiği gibi yarattığı bizim coğrafyanın ilk “toplama bilgisayar” modundaki takımı İstanbulspor’un teknik direktör Leo Beenhakker ile birlikte Boğaz’a inen bu ikili, Ajax’ta forma giydikleri yıllarda Amsterdam kanallarında dolaşıp “spacecake” yerken bir anda kendilerini Bayrampaşa’da bulmuşlardı. Her ikisi de Türkiye’ye geldiklerinde 30 yaşın altındaydı ve Van Vossen bir önceki sezon Van Gaal ile Avrupa’nın zirvesine çıkan Ajax’ta ciddi sayıda maç oynamıştı. Sonuçta Türkiye’ye gelen Hollandalılar’ın makus talihinin ilk temsilcileri oldular. Hocalarıyla beraber yarım sezon sonra Türkiye’den ayrıldılar. Van Vossen, Rangers’daki bir oyuncu ile takas edildi. Zaten listenin bir sonraki numarası da o.

salenko

5- Oleg Salenko

Van Vossen gitti Salenko geldi. 1994 onun senesiydi. Önce Logrones’de çok iyi bir sezon geçirmiş sonra da Dünya Kupası’nda Rusya formasıyla Kamerun’a karşı 5 gol atarak bugün dahi hala kırılamayan bir rekora imza atmıştı. Gol krallığını kendisinden 4 maç daha fazla oynamasına rağmen Stoichkov ile paylaştı. İlginç olan o sezon La Liga’da da Stoichkov ile aynı sayıda gol atmıştı (16). Sadece 1 sene sonra İstanbulspor’a geldi. Yarım sezon oynadı ve hiç fena olmayan bir gol performansı yakaladı. Ancak Cem Uzan rüyası bittiğinde onun da kariyerinin son vurgun manevrası da sonuçsuz kaldı.

6- Ibrahim Ba

Bordeaux, Milan, Marseille, Bolton Wanderers ve Çaykur Rizespor (ki Milan’da oynadığı altı sezonda 56 kez forma giymiş bir oyuncudur). Rize’nin yolunu tutup iki maç oynadıktan sonra İsveç’in yolunu tutuyorsa, bu dikkate değer bir olay. Djurgarden takımında da aynen Rize kentinde olduğu gibi aradığını bulamayan Ba, 2006 yılı sonunda kulüpten ayrıldı. Zira takım şampiyon olurken yedek kulübesinde oturmuştu. Haziran 2007’de Atina’daki Şampiyonlar Ligi finaline Milan’ın gittiği uçağa atlayınca artık uçakta ne olduysa, 1 seneliğine Milan’a döndü. Böylece kariyerinde Milan-Çaykur Rizespor ve Milan gibi bir çizgi çizerek bilgisi olmayan bir adamın kafasında “vay be bu Çaykur Rizespor nasıl bir takım ola ki Milan’dan gelen topçuyu beğenmiyor geri yolluyor” gibi bir hezeyana yol açma ihtimalini doğurdu ama 2007/08 sezonunda sadece bir kez sahaya çıkıp futbolu bıraktı. Bugün Milan’ın Afrika scoutu olarak görev yapıyor.

7- Youssouf Falikou Fofana

Fildişi Kıyısı’nın futbolcu fabrikası ASEC Abidjan kulübünün akademisinden çıkmış bir adam Fofana. 1989 yılında Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Galatasaray, Monaco ile eşleştiğinde bizim gözümüzü en çok korkutan adamdı zira o yıllarda takımda Weah’tan da önde gelen bir adamdı. Bir tur önce Club Brugge’a 6 gol atan takımının çok önemli bir ismiydi. Cüneyt – İsmail – Yusuf – Semih savunması iki maçta da geçit vermedi Fofana’ya. Yıllar geçti Fildişi’li; Cannes, Monaco ve Bordeaux maceralarından sonra 1995 yılında, üstelik 29 gibi çok da yaşlı sayılmayacak dönemde Karşıyaka kulübüne geldi. 7 maça çıktı, 3 gol attı. Hatta ayrılmadan önceki son 2 maçında boş geçmemişti. Ama bir anda bıçak gibi kesip Suudi Arabistan’ın Al-Nassr takımına transfer oldu. Nasıl geldi, neden ayrıldı bir dolu söylentiyi de arkasında bıraktı.

8- Jorge Rinaldi

Önce Boca Juniors, sonra River Plate, sonra Gençlerbirliği. İlhan Cavcav onu 1989 yılında transfer ettiğinde Rinaldi 14 kez Arjantin Milli Takımı’nın formasını giymiş bir isimdi ki o yıllarda Arjantin, Maradona’nın Arjantini’ydi. Vatandaşı Hugo Zacarias ile birlikte ülkeye getirildi ama 10 golü dahi bulamadı. Sezon daha sonra ermeden de bavulunu toplayıp ülkeden ayrıldı. Futbola başladığı San Lorenzo’ya dönüşü de pek şans getirmedi ve henüz 28 yaşında futbol kariyerine nokta koydu.

lars olsen

9- Lars Olsen

Gösterişsiz, sakin, sağlam, ülkesinde saygı duyulan, milli takım formasını 84 kez giymiş bir adam. 1991-92 sezonunda sadece 1 yıllığına Trabzonspor’a geldi, Türkiye Kupası’nı kaldırdı ve gitti. Ama gittiği takım Belçika’nın sıradan takımlarından birisi, bugün kapanmış olan R.F.C. Seraing olunca ve ayrıldığı sezon Danimarka ile dünya futbol tarihine geçen bir Avrupa Şampiyonluğu kazanmış olunca insan “Trabzonspor bu adam neden elinde tutamadı?” diye düşünmüyor değil. Üstelik 30 yaşında Türkiye’ye gelmişti, zira Karadeniz ekibi kendisinden 3-4 sene daha faydalanabilirdi ama olmadı. Bugün Faroe Adaları’nın teknik direktörü.

10- Thomas Berthold

Yukarıdaki adamların hepsinin kariyerlerinde Türkiye yolculukları acaip bir yer tutar ama hiçbirisi Thomas Berthold’unki kadar olamaz. 2001 yılında ülkeden “stajyer” damgasıyla kovalanan Joachim Löw, Uzan grubunun hamlesiyle Adanaspor’un başına getirildiğinde defansı toparlayacak bir adama ihtiyaç duyar. Ne varsa eskilerde var diyip Stuttgart’tan eski öğrencisi Thomas Berthold’u arar. 37 yaşındaki Berthold valizi toplar Çukurova’ya gelir. Geldiğinde apoletlerinde 1 Dünya Kupası şampiyonluğu, 1 Dünya Kupası ikinciliği, İtalya Kupası, Almanya Kupası, UEFA Kupası finalleri yer almaktadır. Gelir 5 maç oynar. Önce kendisi kaçar ardından da Löw gönderilir. Böylece Türkiye’ye gelmiş geçmiş en kariyerli adamlardan birisinin kaderi sadece 5 maç olarak kalır. Adanaspor ona olan borçlarını ödemekle uzun süre uğraşır.

futbol faciaları

Previous:

Futbol tarihindeki unutulmaz stadyum faciaları

You may also like

Yorum Yap